1 May 2014

MEVSİMLİK ÇOCUK İŞÇİ OLMAK...


(Türkiye İstatistik Kurumu 2012 Çocuk İş gücü Anketine göre 6-17 yaş arası çocukların 900 bine yakını çocuk işçi olarak çalışıyor.)

ÖYKÜ

"Okullar henüz kapanmadı. Ama bugünden itibaren ben artık okullu değilim. Ben bir işçiyim. Çocuk işçi. Çocuk muyum, işçi miyim onu da bilmiyorum. Ama annem babam öyle diyorlar".Mevsimlik çocuk işçi" olmuşum. Ben hiç çocuk olmadım ki; Kardeşime baktım, ev işlerine yardım ettim, yemek bile yaptım. Bazen büyük, bazen çocuk sayıldım. Öyle çok kılık değiştiririm ki, sorarım kendi kendime; Çocuk muyum, büyük müyüm, öğrenci miyim, işçi miyim... Ben neyim? "

"Okulda öğretmen yoklama yapacak şimdi. Ayşe deyince -yok- diyecekler. Ben artık sınıfta yokum. "Nerede?" diyecek öğretmen ." -Okul açılana kadar gelmeyecek, yok." Onlar için ha var ha yok, ne fark eder?
Ama ben... Ben hala alışamadım mevsimler arası geçişe. Bahar, yaz gelirken herkes sevinir, ben üzülürüm. 
Her yıl bir başka diyara göç ederiz annem-babamla. Ekim'e kadar hatta bazen Kasım'a kadar küçük işçi olurum ben. Gittiğimiz yere göre tarlalarda pamuk toplarız, pancar toplarız, fındık toplarız, nohut toplarız. 

Bazen parmaklarım acır, başım ağrır, yüzüm ateş gibi yanar. Yorulurum, biraz dinlenesim gelir. Ama işi bırakamazsın. O zaman hayal ederim.; Balonlarla dolu bir tarla ya da deniz. Balonların arasında koşuyorum, zıplıyorum. balon topluyorum-kucak dolusu- Sonra öğretmenin sesi geliyor kulağıma:" Ayşe"  -"Buradayım" diyorum, "Artık hep buradayım öğretmenim." 

Bazen başka hayaller de kurarım; Keşke derim, gittiğimiz yerde kocaman bir ağaç olsa, dalları kalın, gövdesi sağlam. Çocuk işçiler için bir salıncak kursalar. Öğle molasında herkes yemek yerken biz yemesek, hiç durmadan sallansak... Gökyüzüne erişse bacaklarımız, kollarımız dallara yetişse, oradan toplasak meyveleri. 
Hayal bu ya, neden olmasın? 
Mevsimler hızla geçerken sonbahar gelse, ben okulumda, sıramda olsam, "Artık hep buradayım öğretmenim. Okul kapanıncaya dek buradayım" desem... Dünyalar benim olur....

12 yorum:

  1. Ülkemizin en acı gerçeği, çocuk istismarı :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha iyi koşullarda yaşamak hakları varken, en zor durumlarda, eğitimden yoksun kalarak aile bütçesine katkıda bulunmaya çalışmak... Her şeyi eğitime bağlıyoruz ama eğitimi bile yarım bırakıyoruz.

      Sil
  2. Çok ciddi ele alınması gerekn bir konu bu çocuk işçi isdihdamı, kaleminize sağlık, sevgiler ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklarla ilgili pek çok konu öylesine yüzeysel ele alınıyor ki, yıllar sonra da çözümsüz konularla mücadeleye güç yetmiyor. Yetişkinlerdeki çoğu sorunun kaynağında da çocukluktaki yanlışlıklar yatıyor. Çocukların sorunlarına onların açısından bakmak bana daha ilginç geliyor.

      Sil
  3. Karadeniz'de hiçbir güvencesi olmayan ne kadar çok çocuk ve mevsimlik işçi vardır. Genelde G.Doğu Anadolu'dan getirilip, sağlıksız koşullarda fındık toplama çalışmalarını çok izledim. Örneğin bir dereyi (etrafını örttükleri çadır beziyle) tuvalet olarak kullanırlar, 50 metre aşağıda başka bir çalışma kampı vardır. Ayrıca, her yıl istiap haddini aşmış kaçak kamyonlarda geçirdikleri kazalar ve ölümler... içler acısıdır.

    Güzel bir hafta dilerim size ve aileye...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkenin çeşitli yörelerinde yerinden, yurdundan uzakta çok zor koşullarda, neredeyse karın tokluğuna çalışmak zorunda kalanlar... Hele eğitimini tamamlamamış çocuklar, çocuk işçiler. Güneyde daha çok pamuk işçileri, meyve toplayıcılar, sepet örücüler vardır. Güneş aynı yakıcı güneş, gecenin ayazı aynı titretici ayazdır. Yıllar keşke koşulları biraz değiştirse. Dediğiniz gibi kazalar bile aynı umursamazlığın sonucudur. İnsanca yaşamaktır özlemleri...
      Esenlikler dilerim.

      Sil
  4. Bu ülkede büyük olmakta zor da çocuk olmak daha da bir zor :((

    YanıtlaSil
  5. Belki duyarsız, umarsız, aldırmaz olunduğunda, görmeyip, konuşmayıp, kulaklarımızı tıkadığımızda hayat daha kolaylaşacak ve "yaşanabilir" olacak. Ama ona "yaşamak" denebilirse...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Büyük bir adaletsizlik, dengesiz bir istihdam yaşanmakta ülkemizde.. Tüm yatırımlar İstanbul'a yapılırken.. Anadolu göz ardı edilmekte.. Kadınlarımız ve çocuklarımız ne kadar zorlu bir yaşam mücadelesinin içinde.. İstanbul'un göbeğinde dahi çocuklar istismar ediliyorken.. Ücra köşelerimizde!. Ama diğer yandan çocukların, büyüklerin gökdelenlerin içinde fare gibi yaşamaları da yaşamak değil.. Paylaşımdan ve insandan uzak!..
    Bu bozuk düzen ve bu gidişata dur demek hepimizin görevi.

    Size ve ailenize güzel bir hafta dilerim..
    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı arkadaşların yorumlarını sayfada görünce, okuyunca mutlu oluyorum. Ve okurken biliyorum ki; yazdıklarım, düşündüklerim o yorumlarla bütünlük kazanıyor.
      Gazetelere, ekranlara yansımayan, duymadığımız, haberdar olmadığımız , bilmediğimiz,
      gözlerden uzak ne çok kadın, ne çok çocuk, ne çok insan var. Kişisel çabalar çoğu kez ses getirmiyor. İyi bir şekilde bütünleşmiş, planlı, yararlı etkinlikler yapan , bir çatı altında toplanmış sosyal kulüplere nasıl da ihtiyaç var. Bazen onlara dahi ulaşmak öylesine zor ki...
      Ben de size ve ailenize sağlıklı, güzel günler diliyorum.

      Sil
  7. Ülkemizin acı bir gerçeği, sadece doğuda değil ne yazık ki her yerde var.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki evet. Bazen Karadeniz'de fındık, çay,güneyde pamuk, sera bitkileri, İç Anadolu'da pancar, pamuk, meyveler... Her yerde o küçücük bedenler emek harcayarak aile bütçesine katkıda bulunuyorlar.
      Keşke daha sağlıklı koşullarda daha uygun zamanlarda çalışabilseler.
      Selam-sevgiler.

      Sil