TORTU BIRAKAN ANILAR
"Geçmişe Mektuplar" etkinliği Bloglar arası bir etkinlik olarak29 Haziran'da başlayıp 24 Temmuz'sa sona ermek üzere başlamıştı. Yazın bu sıcak günlerinde yine yayla anılarımızdan söz etmek istiyorum.
Yaylaların temiz havası ve doğal ortamında gün erken başlar, erken biter. Günün yorgunluğuyla akşamları erken yatılır. Kaç saat uyursanız uyuyun. uykunuzu almış olarak dinç bir şekilde uyanırsınız. Tertemiz kokuları solursunuz, sanayileşmenin getirdiği kötü kokular yoktur çevrenizde. Yaylalarda burnunuza gelebilecek en güzel koku, odun ateşinde sacda pişirilen ekmek kokusudur.
Bürücekteki yayla evimizin yan tarafına babam, annem için bir taş fırın yaptırmıştı. Zaman zaman o fırından mis gibi kokular yükselirdi. Cevizli ekmekler, vanilyalı, tarçınlı kurabiyeler, kıymalı, peynirli börekler. Çocuklar o tür atıştırmalıklara bayılırlar. Bence taş bir binaya "Yuva" denmesi için o evde yaşayan birilerinin varlığının kanıtlanması, kokuların duyulması gerekiyor. Taş fırında pişen o ürünlerin lezzetini hiçbir şeye değişmem.
Çocuklar her zaman komşulardan gelen yemekleri iştahla yerler. Eskiden "Komşu hakkı" denen bir şey vardı. Az ya da çok komşulara da birer tabak çocuklarla gönderilirdi. Giden tabak boş dönmez, içine mutlaka bir şeyler eklenirdi. Komşulardan gelen bir zeytin salatasını hatırlarım, taze kekik, nane, yeşil soğan, domates, sarımsak, zeytinyağı eklenmesiyle yapılmış , tadı damağınızda kalacak bir zeytin salatası. En basit yemeği bile sevginizi katarak daha lezzetli hale getirmek mümkün.
Yayla kadınları, kısıtlı imkânlar içinde akıllarını ve becerilerini kullanarak harika sofralar düzenlerlerdi. Kalori değerlerini hesaplamadan, otlarla, tahılları buluşturarak ne lezzetli yemekler çıkarırlar. O sofraları dayanılmaz kılan; tertemiz yayla havasında topluca, iştahla kaşık sallamak mıydı, sohbetlerin güzelliği miydi, bilinmez. Eşimin doğum yeri Arslanköy'de de, Toros Yaylalarında da,konuk olduğumuz Karadeniz Yaylalarında da hep aynı tadı bulmuşumdur.
Makbule ABALI
15 Temmuz 2026 Urla- İzmir


Yaylaların kokusu burnuma geldi, Canım Öğretmenim💗 Yüreğinize, emeğinize sağlık💐🌟🙏
YanıtlaSilKeşke zamanında, biz oralardayken konuğumuz olsaydın sevgili Feray.
SilSevgiyle kucaklıyorum.
Hocam bütün güzel şeyler geride kaldı, iyi ki dünyaya erken gelmişiz, yoksa bahsettiğiniz güzel şeyleri kaçırmış olurduk.
YanıtlaSilAslında güzel şeyler her zaman vardı. Ancak bazen dünyanın dengesi bozuluyor galiba. Yanı başımızda olan ince ayrıntıları, küçük detayları bile fark edemeyecek halde oluyoruz.
SilBöyle bir ortamda büyüyen sizlere ne mutlu hocam :)
YanıtlaSilİnandığım bir şey var Cem; Karşılıklı sevgi saygı alışverişinin olduğu bir ortamda büyüyen çocuklar, kendileri mutlu oldukları gibi hoşgörüyü, paylaşmayı, dayanışmayı da öğreniyorlar.
SilMerhaba🌺
YanıtlaSilHer satırınız, insanın yüreğine sessizce dokunuyor.
İyiliği fark etmeyi, teşekkür etmeyi ve birbirimizi incitmeden yaşamayı ne güzel hatırlatmışsınız yine😊
Kaleminiz hep umut veriyor🎈🎈🎈
Sevgilerimle🥰
Gülnur Vural
Güzel yorumların her zaman motivasyon kaynağı oluyor Gülnurcuğum. Senin gibi can dostlar ve umut,
Silhep yanımızda, yakınımızda olsun
Sevgiyle kucaklıyorum.
Tertemiz havanın içinde yemek yemenin keyfi bir başka oluyor. Taze kekikli zeytin salatasını denemeli, emeğinize sağlık:)
YanıtlaSilAçık hava iştahı arttırıyor gerçekten. Hep kırmızı kareli bir örtü üzerinde piknik yapma hayali vardır zihnimde.
SilO günün koşullarında tadına doyulmaz bir salataydı. Yufka ekmekle ya da bazlamayla tadı bir başka olur.
“Bence taş bir binaya ‘Yuva’ denmesi için o evde yaşayan birilerinin varlığının kanıtlanması, kokuların duyulması gerekiyor.”
YanıtlaSilcümleniz yazının en etkileyici bölümü olmuş. Gerçekten de bir evi yuva yapan sadece taş duvarlar değil; içinden yükselen ekmek kokusu, paylaşılan sofralar ve komşuluk sevgisidir. Yayla yaşamını anlatırken doğallığı, dayanışmayı ve emeğin değerini çok güzel yansıtmışsınız. Günümüzde özlemini duyduğumuz komşu hakkını, paylaşmanın bereketini ve sade yaşamın huzurunu satırlarınıza samimiyetle taşımışsınız. Bu güzel anılar, geçmişin yalnızca hatırlanacak değil, gelecek kuşaklara aktarılacak önemli bir kültürel miras olduğunu da hatırlatıyor. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Yazımı ne güzel sindirerek okumuşsunuz Novabro. Doğal olan her şeyi seviyorum. Yaylalarda, köylerimizde, küçük yerleşim birimlerinde bazen öyle bilge insanlarla tanışıyoruz ki, bilgisiyle, yaşamıyla nice okulludan daha üstün.
Sil"Kültürel Miras" deyişinize yürekten katılıyorum. Keşke gençler nitelikli değerlerimizi geleceğe taşısalar, sahiplenseler.
Katkınıza çok teşekkür ederim.