01 Nisan 2025

Çocuklara Bir Bayram Armağanı: HAYATIN İÇİNDEN ÜÇ MASAL

 




Çocukların dünyası adeta bir başka dünya. Yetişkinlerde olduğu gibi onlarda da her yüz bir hikâye yazıyor. 7 yaşına kadar çocukların temel kişilik özelliklerini kazandığı kabul ediliyor. O yüzden dünyanın her yerinde çocukların okul öncesi anaokulu eğitimi alması çok önemseniyor. Ailelerin sosyo- ekonomik ve kültürel durumuna göre ailede kazanılamayan davranışlar okulda  alanında yeterli bilgileri kazanmış bir öğretmence tamamlanıyor. 

Çocuklar saf, masum ve doğallar. Çevrelerinde rol-model olabilecek insanlar varsa , yeterince sevgi ve ilgiyle yaklaşılırsa, gelişimleri için gerekli olan besinlerden yararlanırlarsa geleceğe daha güvenli ve sağlıklı hazırlanabiliyorlar. Çocuk içtenliğini, doğallığını, olduğu gibi, içinden geldiği gibi davranmasını yetişkinlerde görebilmek çok kolay değildir. Çocuklukta yanlış eğitilen çocuklar gün geçtikçe sorunlu davranışlar geliştirebilirler. 

Zekâ testleri, kişilik testleri, performans testleri, çocukları tanıma teknikleri profesyonelce  uygulanması gereken tekniklerdir. Ancak  çocukların iç dünyalarını  tanımak, ruhsal değişimlerini gözlemek amacıyla, onları tedirgin etmeden, korkutmadan,  sakin bir ses tonuyla sorular yöneltilebilir, resimler çizdirilebilir, yarım kalmış cümleleri tamamlama,  masal tamamlama, oyunlar, uygun davranışlarla, önyargılı  davranmadan sonuçlara ulaşılabilir. Tabii ki sonuçta bir uzmana danışmak en sağlıklı yol olur. 

Dinlediklerimden, okuduklarımdan; İz bırakan, çok sevdiğim 3 hikâye var:

* 1- Eski çağlarda varlıklı bir ev sahibi,  evine gelen konuklarına çok lezzetli yemeklerle birlikte, uzun saplı, normalden farklı kaşıklar verir.  İlk gelen 10 kişilik gruptakilerden biri  şaşkınlıkla sorar: "Bu uzun kaşıklarla mı yiyeceğiz?"  "Evet" der ev sahibi. Konuklar kaşıkları ağızlarına götüremeden, yemekleri  döke saça sofradan kalkarlar.

Bir başka gün,  ikinci grupta köyün yaşlı bilgeleri vardır. Gene aynı güzel yemekleri tatmak için masaya otururlar. 

Uzun saplı  kaşıklarla karşılıklı birbirlerini doyururlar Kimse sofradan aç kalkmadan, hiçbir yemek israf edilmeden, dökülmeden tüketilmiş. 
Paylaşmak güzeldir, insan sadece kendini değil, karşısındakileri de düşünmelidir. 

* 2- Bir zamanlar bir kasabada ev yapımında, inşaat işlerinde çalışan çok ünlü bir usta varmış. Herkes onu tanır, iş yaptırmak için adeta yalvarırlarmış. Ama o, her yere gitmez, en çok parayı veren kasabanın en zenginine taş ya da ahşap evler yapar, çok para kazanırmış. 
Bir gün ustanın aklına farklı bir fikir gelmiş; Kendi kendine şöyle düşünmüş: "Bu güne kadar hep ben çalıştım, didindim, yoruldum.  Bundan sonra emekli olmak istiyorum, evimde dinleneceğim artık. Son yapacağım eve diğerleri kadar emek harcamadan, fazla yorulmadan özen gösterip titiz davranmayacağım. Bu kadar yeter."

Ev bitmiş, usta anahtarı evin sahibine  teslim ederken, ev sahibi: " Emeklilik öncesi yaptığın bu son evi ben senin için düşünmüştüm. Benim armağanım" deyince usta çok şaşırmış. Utanç içinde, başı öne eğik, yavaşça mırıldanmış. "Teşekkür ederim. Böyle bir şeyi hiç düşünmemiştim." 

* 3- Büyük bir hastanenin zeminden sonra üçüncü katında, penceresi dışarıya   bakan, iki yataklı küçük bir oda düşünün. Çok sade döşenmiş bu odada iki yatakta iki hasta yatmaktadır. İki farklı kişilik yapısı, iki farklı karakter, çok değişik beklentileri-hayal ve umutları olan iki hasta. 
 
Pencere kenarındaki yatakta yatan hasta, her şeye rağmen çok dirençli ve konuşkandır.  Durmadan bahçeyi gözlemekte ve konuşmaktadır: "Baharın ilk çiçekleri açmış bile. Köşede mor menekşeler, hemen yanında bir sarı çiçek. Bir de begonvil var. Dikenli haliyle bile güzel. Papatyalar biraz susuz kalmış, yazık olmuş. Köşedeki mimozanın kokusunu duyuyorum. Yaşamak güzel...

İkinci yataktaki hasta "Yeter artık anlatma. Anladık !" dedikçe diğeri sadece gülümseyip susuyormuş. Birkaç gün sonra pencere kenarında yatan hasta taburcu olmuş. Kalan hasta hemen görevlilere seslenmiş: "Yatağımı pencere kenarına taşıyın!" Taşımışlar. 

Karşıda sadece boyası gitmiş bir taş duvar ve birikmiş çöp yığınları varmış.
 
İyi şeyler düşünmek, çok yönlü hayaller kurmak, beyne olumlu mesajlar göndermek, umudunu yitirmemek hayata anlam katar, insana ilâç gibi gelir. 

Makbule ABALI-Eğitimci 
1 .04. 2025

                          Ney Sesi Otistik çocuklarda bir terapi yoludur.
 


Sanata ve Sanatçılara saygıyla 


7 yorum:

  1. C.ciğimin önerisi ile okuduğum "masal terapi"deki masallar gibi, iyi geldi bana bu 3 masal da, teşekkürler Makbule öğretmenim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevindim sevgili Şule. Hayallerin, insana dair öykü ve masalların; yerine-duruma zamana göre hepimize iyi geldiğini biliyorum. Kişilik testleri uygularken çocuklardan çok farklı cevaplar aldığımı hatırlıyorum. Seçici olabilmek çok önemli elbette. Çocukları çok kötü etkileyen, korkutan, tedirgin eden masallar da var. Kırmızı şapkalı kız, Kül kedisi bazı çocukları ağlatır.
      Sadece güzel görüşüne değil, her zaman motive eden-yönlendiren nazik yorumlarına da çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. Masallar çok güzelmiş. Hem çocuklara hem büyüklere okunmalı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Masallar, efsaneler, sanat eserleri, türküler, şarkılar, yaşamın özünden kaynak bulmuş, zamanla gelişmiş temel kültür taşıyıcıları gibi gelir bana.
      Çocuklar, yağmurdan sonra çıkan ebem kuşağına bakarak öyle hayaller üretirler ki, şaşırmamak mümkün değildir.
      Sevgiyle.

      Sil
  3. Üç kısacık masal birbirinden değerli ve anlamlı. Hatırlattığınız için elleriniz dert görmesin Sevgili Makbule Hocam. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişten bugüne, gerçek tanıklarla aktarılan her şey, bana farklı geliyor Sezer. Anadolu'da hiç öğrenim görmemiş, çile çekmiş , ancak fikirleri, davranışlarıyla, sözüyle- sohbetiyle öyle insanlar var ki... Okuma imkânı bulsalardı, kim bilir ülkeye ne çok katkıları olurdu. Aklıma geldikçe yüreğim yanıyor.

      Sil