Sayfalar

▼

Eylül 30, 2026

EYLÜL BİTERKEN...

 

2026 yılının Eylül ayının da son günündeyiz. Çabuk unutuyoruz, sıcaklardan yakınırken  sonbaharın ilk ayını da biraz yaz, biraz sonbahar esintileriyle tamamladık.  Aylardır yağmayan, iyice özlenen yağmur Eylülün son günlerinde, bir hafta sonu ince ince, kimseye zarar vermeden yağdı. Tüm çiçekler, bitkiler, ağaçlar saf yağmur suyuyla yıkandı. Yağmur sonrası harika bir kokunun yayıldığı havada derin derin soluk aldık. Odun ateşinde pişen ekmek kokusu ile yağmur sonrası suya doymuş toprak kokusu, bence dünyanın en güzel, en rahatlatıcı, iki saf kokusudur. Doğanın sunduğu %100 doğal olan bu kokuları hiçbir yapay üründe bulamazsınız.

Her zaman olduğu gibi bu ay da, yaşantımızda etkili olan olumlu-olumsuz pek çok olayla dopdolu geçti. Konuşmak biz insanlar için nasıl vazgeçilmez bir ihtiyaç ise, yazmak da öyle diye düşünürüm. Bir başkası ile konuşmak diyalog ise yazmak monolog sayılabilir belki. İkisi de uygun zamanda, doğru biçimde kullanıldığında terapi etkisi yaratıyor. "Yalnız insan" konuşacak, güvenecek bir dost bulamadığında kendi kendine konuşmayı tercih ediyor. İç sesler bazen çok yorucu ve yıpratıcı olabiliyor. Uykusuz geceler yaşamın törpüsü gibi. Beden yorgun düşerse ruh da kolay kolay kendini onaramıyor. 

İnsan günlük tutmaya başladığında beyin daha az yoruluyor, her şey çok daha planlı ve düzenli gelişiyor. Yazmak, anlatmak istediğim öyle çok konu var ki. Eskiden taslak hazırlardım. Bugünlerde taslak hazırlamadan dizüstü bilgisayarımın karşısına geçip içimden geldiği gibi yazmaya başlıyorum. Gündüzleri saatler hızla akıp geçiyor, bizi yalnız bırakmayan konuklarımız oluyor. Yağmur yağmazsa küçük bahçemizdeki bitkileri susuz bırakmaya gönlüm razı olmuyor. Bahçe, çiçekler, küçük-büyük canlılar, kırılgan insanın kendini toparlamasına çok yardımcı oluyor... 

Eylül'den geriye kalan öyle çok şey var ki. Ancak bugün uzun anlatımlara dalmak istemiyorum. Görsellerin de dinlendirici özelliği var elbette.  Bakarak, görerek, anlayarak, algılayarak, hayal ederek yaşamı anlamlandırmaya çalışan duyarlı insanlara saygı duyuyorum. Sadece hayaller, sadece umut insana yeter mi? Beklemek, sabretmek, sindirmek de hayatın içinde. Her yeni gün, yeniden doğan güneşle, yeni güzelliklerle başlıyor. Küçük şeylerle mutluluğun tadına varamazsak, tonlarca yükün altında eziliriz... 

Makbule ABALI-Eğitimci 

30 Eylül 2026 Urla-Türkiye 


Kaktüsler bile çiçek açıyor...

Kuşlar ve deniz kabukları 



Komşumuzun nar ağacı


SEZGİ-AHMET-MAKBULE


İzmir-Urla'da bir kitapçı dükkânı.
Keşke bu uygulama yaygınlaşsa... 


Lotüs çiçeği yetiştirme denemesi.


                                          Müzik her zaman ruha iyi geliyor. Teşekkürler.





16 yorum:

  1. Çiçekleriniz de sizin gibi narin narin.. Çok sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sade'Ce insanlara değil, doğanın biz insanlara sunduğu tüm güzelliklere özenle, sevgiyle bakmaya, korumaya çalışıyorum canım. Sabırla Lotüs çiçeği yetiştirmeye çalışıyorum. Ancak ilkbaharda açarmış.
      Sevgilerimi iletiyorum.

      Sil
  2. Yağmur kokusu gibisi var mı? Odun ateşinde pişen ekmek kokusu da çocukluğuma, annemin soba üstünde ekmek kızartıp üstüne yağ sürdüğü günlere götürdü beni.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Urla'da sonbahar güneşi yağmurdan daha güçlü çıktı. Bulutlar yağmura göz kırpıyor ama güneş kendini gösterince ancak usul usul birkaç damla düşüyor.
      Sele dönüşmeyen bereketli yağmurları özledik.
      Kızarmış ekmek üstüne azıcık tereyağı ya da zeytinyağı nefistir gerçekten.

      Sil
  3. Askıda kitap. Ne güzel bir uygulama.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu uygulamayı Urla merkezde bir kitapçıda gördüm sevgili Gürizân. Benim de çok hoşuma gitti.
      "Askıda ekmek mideleri doyuruyor, askıda kitap da beyinleri" diye düşündüm. Keşke daha çok kitapçı bu uygulamayı sürdürse...
      Açıklama fırsatı verdiğin için teşekkürler.

      Sil
  4. Merhaba,

    Yine yaşamın içinden, sakin ama insanı durup düşünmeye çağıran çok güzel bir yazı olmuş.

    Yağmurun ve toprağın kokusundan başlayıp insanın iç sesine, yalnızlığa, yazmanın iyileştirici gücüne ve küçük şeylerle hayata tutunabilmeye uzanan satırlarınızı büyük bir keyifle okudum.

    Özellikle “kırılgan insanın kendini toparlaması” düşüncesi çok dokundu bana.

    Belki de hayat gerçekten büyük mutlulukların peşinde koşmaktan çok;

    bir yağmurun kokusunu duyabilmekte, bir çiçeğe bakabilmekte, dostlarla konuşabilmekte ve hâlâ yeni bir güne merakla uyanabilmekte saklı ❤️
    Gülnur Vural

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba çok sevgili Gülnur.
      Yorumların ta derinden içime öylesine işliyor ki, yine onayını alarak, WhatsApp'tan bloğa aktarıyorum. Bloglar daha kalıcı, daha güvenilir bir sosyal alan olma özelliğini sürdürüyor. Yazımı yoğun duygular altında olduğum bir akşam yazdım.
      Urla'daki en iyi dostlarımızdan biri olarak bilirsin; Gördüğümüz her iyi ve güzel şey bizleri umutlandırıyor, yaşama daha sıkı bağlarla tutunmamızı sağlıyor.
      Beynimiz ve yüreğimiz işlerliğini yitirmediği sürece duyarlılık ve farkındalığımızı da kaybetmeyeceğiz umarım.
      İYİ Kİ VARSIN, İyi ki can dostlarımızdan birisin...

      Sil
  5. Merhabalar Makbule Öğretmenim.
    Eylül tüm gücüyle yüklendi üzerimize. Eylülü ayının sonlarına doğru birden havalar soğudu ve yağışlar başladı. Eylül ayı kış mevsimine hazırlıklar ayıdır. Salça kaynattık, pekmez kaynattık. Eylül ayının ilk haftası içinde ablamın kocası olan eniştemi kaybettik. Akşamları havalar serinlemeye başlamıştı. Üzerimizde yazlık kıyafetler ile dışarıdayken üşümüştük.
    İzmir güzel yer. Ben İzmir'i sevdim ama, bundan sonra İzmir'e yerleşmemiz mümkün görünmüyor. Çünkü tedavilerimize başladığımız ve devam ettiğimiz hastanelerden kopamayız.
    Sayın öğretmenim, güzel ve keyifli bir paylaşımdı;kKaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
    Selam ve saygılarımla birlikte sizlere sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim. Esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Recep Öğretmenim.
      Blog dostları arasında yokluğunuz belli oluyor. Uzun zamandır paylaşım yapmıyorsunuz. Oysa ne güzel araştırmalar yaparak bizleri de bilgilendirirdiniz.
      Ben ünlü gazeteci- yazar Oktay Akbal'ın "Yazmak-yaşamak" deyişine uygun olarak amatörce yazmaya devam ediyorum.
      Mersin'de yaşarken yazın yaylada çokça kışlık ürün hazırlıklarımız olurdu. Şairin dediği gibi "Zamanla nasıl değişiyor insan." Zaman elimizden kayıp gidiyor sanki.
      Eniştenizi rahmet ve saygıyla anıyor, ablanıza ve sizlere sabır ve baş sağlığı diliyorum.
      Geri bildiriminize ve güzel dileklerinize çok teşekkür ederim.
      Urla'dan selamlarımızla birlikte sağlıklı, huzurlu, güzel günler diliyoruz.

      Sil
  6. Hocaların hocası İonna Kuçuradi'nin dediği gibi : inadına umut ediyorum ben de.

    En azından Türkiye'de hayat başka türlü çekilir gibi değil ha Eylül ha Temmuz...

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevgili Mai, yorumunu görünce nasıl mutlu oldum bilsen. Çok uzun zaman oldu değil mi? Armağanın olan şiir kitabı her an elimin altında. Değeri benim için paha biçilmez inan!
      Hocaların hocası İonna Kuçuradi'yi sonsuz sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Adana Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nde çalıştığım yıllarda Hacettepe Üniversitesi-Psikoloji Yüksek Lisans Sınavını kazanmıştım. Tam gün devam zorunluluğu olduğunu öğrenince, ne yazık ki kayıt için hazırladığım belgelerle birlikte Adana'ya dönmüştüm. Hayatta en büyük pişmanlıklarımdan biridir.
      İstanbul Üniversitesi'nde Pedagoji-Psikoloji öğrenimi görürken de İonna Kuçuradi Hocamız'ı dinleyemedim...
      "İnadına Yaşamak" ne güzel bir oyundu.
      "İnadına Umut" olmadan da yaşanır mı sevgili Mai...?

      Sil
  7. Datça' ya yerleşmiş İstanbullu bir karı koca da aynı şeyi evlerinin önüne yağmurdan ıslanmaz bir kutu koyup içine bedava kitap etiketiyle yerleşmişler okuduklarını. Paylaşmak güzel bir şey. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşmayı seven insanlar, çıkar ilişkilerini gözetmeden iyi ve güzel alışkanlıklarını sürdürüyorlar sevgili Momentos.
      Esenlikler diliyor, ailece selam sevgilerimizi iletiyoruz.

      Sil
  8. yaz sıcağından bir anda soğuğa geçtik sanki. eylül yapış yapış nem vardı şimdi bu haftasonu sanki kış geldi :) sabah bir çiçek veya ağaç görmek neşelenmeye yetiyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Havalar da ruhumuz gibi değişken. Mevsimlere uyum sağlamakta zorlanır olduk. Sakinliğe, dinginliğe ihtiyacımız var.
      Doğaya çok şey borçluyuz. Senin gibi çiçekleri, ağaçları, canlıları sevenler çoğalsa keşke.

      Sil