Sayfalar

Doğa-insan etkileşimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğa-insan etkileşimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haziran 11, 2015

KELEBEK İZİ...



Her şeye yeniden başlamayı düşündüğünüz bir anda... Mutluluk Yanı başınızda, elinizde, avucunuzun içindeyken kelebek gibi uçuverir birden. Kelebeğe dokunmak istemezsiniz incinir diye, kısacık ömrünü tamamlasın, biraz daha uçabilsin  derken... Kırılan, incinen, kanatları kopan, koparılan belki de siz olursunuz birdenbire. İncecik pullar elinizde kalmıştır. 

Tavus kuşunu hatırlarsınız; parlak tüylerini, kabarmasını, kibirlenmesini. Birden kelebek gelir aklınıza... Oysa kelebek gitmiştir artık. Kalan cansız bir bedende incinmiş kanatlar, dökülmüş pullardan arta kalan izlerdir. Tavus kuşu gezinir bütün ihtişamıyla... Salınır... Poz verir... Görkemine, görüntüsüne şaşar herkes. Deve kuşu gibi kuma gömülür başlar. Renkli, pırıltılı görüntüden başka şey görülmez olur...

Ansızın kararan gökyüzünde atmacalar uçuşur. alıcı kuşlar gibi...
Oysa çölde canlı- cansız insan, hayvan yoktur. Kelebeğin izleri de kaybolmuştur kumlar arasında... Kasırga kopar birden... Havada uçar her şey. Tüm izler silinir gider... Geride belleklerde birikenler, yaşananlar, yaşatılanlar kalır. Ya da ödüller... cezalar... suçlar... suçlular...insanlar... insancıklar...Nefret, öfke, kin...

Uzak bir yerlerde güvercinler havalanır gökyüzüne... Geride yaşanmış ya da yaşanacak izler kalır. Koca bir ömür kalır. Gün ışığı aydınlatırken her şeyi, gece başlar zamanı gelince. Ay henüz ışımamışsa, yıldızlar da yoksa yürekteki ışık kalır. Gözlerin feri kaçmışsa bile bir küçük tünelden sızan cılız bir gün ışığı kalır...Bir umut ışığı gibi, bir kanat çırpma gibi... Yetmez mi...?