9 Nis 2021

YALNIZ İNSAN

 Günler, aylar, yıllar, mevsimler geçiyor,

Dünya durmadan dönüyor, dönüyordu.

Önceki yıllar gibi, yüzyıllar gibi

İzler kaldı geride...

Hastalıklar azalmadı, çoğaldı;

Alzheimer, aids, kanser, korona...

Her şeyi unutmak istedi insanoğlu

Kaygılanmadı önceleri, önlem almadı,


Hastalıklar arttı aile boyu,

ve sonra ülkelere yayıldı...

Nice canlar gitti, nice canlar yandı,

Yaş çok ilerlemeden unutmalar çoğaldı.

Zaman, mekan, kişiler ayırt edilemedi,

Kimlik, kişilik, muhakeme karıştı,

Karmakarışık bir dünyada insan yapayalnız,

Belki tek sevdiğiydi yanında kalan...

***************************************

Sağlıkla hastalık arasında gidiş gelişlerimiz var. İnsanız. Zor günlerimiz de var, güzel günlerimiz de. Bu aralar zona geçiriyorum. Çok zor bir hastalık. Hangi hastalık kolay ki...

İki yıl önce yazdığım bu şiir, bugünkü duygularıma tercüman oluyor. Bir nostalji yazısı bu. 

Makbule ABALI




1 Nis 2021

ÇİÇEKLER DE DUYGULUDUR...

CAN BULMAK

 Bitkilerin de canı var,

Duyguları var,

Onların da gözyaşları var

Kah küser, solar bütünüyle,

Bazen canlanır yeniden

Can bulur...

KAR

Kar ağaçların dallarını kırdı,

İncindi iki yıllık gencecik ağaç,

İnledi, ancak sesi duyulmadı

Gövde sağlamdı ama

Dayanamadı...


KAKTÜSLER

Kaktüsler kış boyu kapandılar,

Dikenleri savunmaya hazır,

Sonra çiçekleri açıldı birer ikişer...

Kaktüsler de iyileşti,

Kaktüsler de çiçek açtı

Rengarenk...

Makbule ABALI




24 Mar 2021

HOŞGÖRÜ...


Hoşgörü, adı üstünde olayları, kişileri hoş görmektir, bağışlayabilmektir. Kin tutmadan affedebilmektir. Ünlü Şair Martha Medcirosa şöyle diyor: Ağır ağır ölürler okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar.

Hoşgörü, karşımızdaki bir çocuk bile olsa hata yaptıysak ondan özür dilemesini bilme sanatıdır. Yüzyıllardır hoşgörü hakkında ne güzel sözler söylenmiş:

Cemil Meriç "En büyük ihtiyacımız hoşgörü, en büyük düşmanımız önyargıdır" diyor.

Yunus Emre "Adımız miskinlik bizim. Biz kimseye kin tutmayız kamu alem birdir bize" der.

Tolstoy" Acı duyabiliyorsan canlısın, başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın" diyor.

Dostoyevski " Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir" diye ekliyor.

Ve gene Dostoyevski " Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatan dosttur" diyor.

Voltaire "Fikirlerine katılmıyorum ama fikirlerini özgürce söyleme özgürlüğünü sonuna dek savunacağım" der. 

Toplumun bireylerini dini, dili, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun "insan" olarak kabul edebilsek, hoşgörüyle yaklaşabilsek...

Haklıyı, haksızı, suçluyu suçsuzu ayırt ederek gerçekten yasal yollar uygulanabilse...



22 Mar 2021

NE GÜZEL BAHAR GELDİ...


İnce ince yağan bir yağmurun ardından
 

Toprak kokusuyla bahar geldi.

Havaya, suya, toprağa cemreler düşmüş çoktan.

Güneşe bakınca içi ısınıyor insanın

Yaylalarda kar suları çağlayarak akıyor,

Rengarenk çiçekler baş vermiş toprak altından

Ağaçların kuru dalları yeşeriyor,

Tomurcuklar açıyor her birinde

Erikler, bademler, kayısılar çiçek açmaya hazırlanıyor

soğuklar vurmadan...

Piknik zamanı geldi çocuklar,

Çağırın tüm dostları,

Yakın ateşleri,

Kurun sofraları,

Bugün gece gündüz bile eşit

Barış günü, Kardeşlik günü,

Bahar günü, İnsanlık Günü...

Makbule ABALI



21 Mart Dünya Şiir Günü kutlu olsun.




20 Mar 2021

SİYAH BEYAZ FOTOĞRAFLARDAKİ KADINLAR...




Kadın cinayetleri 2002-2009 yılları arasında yüzde 1400 arttı.
2014'ün ilk 10 ayında 255 kadın cinayeti işlendi. (Gazeteler)



Sayıları azalacağına giderek kabarıyordu,
İstatistiklere her gün yeniden bir kişi ekleniyordu
Bir kadın cinayeti daha, bir daha, bir daha...
Bazen bıçak, bazen silah, bazen sopalarla.
Sığınma evine yetişemeden baba evine sığındığında,
Bazen kocası, bazen babası, bazen kardeşi, bir yakını.
Kadınlar hep aynı; ezik, güçsüz, çekingen,
Kadınlar naif, hassas, kırılgan...
Karşı taraf güçlü, kaba, acımasız.
Her şey bir anda olup bitti, birkaç saniyede,
Bir öfke patlaması, bir duygu boşalması...
----------------------------
Bir ömür daha tükendi,
Bir kadın daha konu oldu haberlere,
Cansız bedenlere bir tane daha eklendi.
Kadınlar teker teker yerlerini aldılar,
Siyah-beyaz soluk fotoğraflarda...

Bu şiiri 2Şubat  2015 yılında yazmıştım. "Kadınlar Yaşasın" diyerek...
Daha sonra İstanbul Sözleşmesi bir umut olmuştu. Oysa...

Makbule ABALI



17 Mar 2021

HAYAT AKIP GİDERKEN...


 Yaşam günlere, anlara bölünmüş olarak devam ederken insanda da değişimler sürüyor. Hastalıklar, kazalar, sağlıkta kayıplar da akıp gidiyor yaşam çizgimizde. Er veya geç yaşama yenik düşüyor insanoğlu.

Çok sevdiğimiz, saydığımız bir eğitimcimizi kaybettik iki gün önce.

Tanıdığımız en saygın kişilerden biriydi. "Öğretmenlerin Öğretmeni" diye anılırdı. Önce ilköğretim müfettişi olarak çalışmış, sonra Mersin Öğretmen Okulu'nda Meslek Dersleri Öğretmeni olarak görev yapmıştı. Daha sonra Mersin'de 5 şubeli büyük bir özel öğre


tim kurumunda birlikte çalıştık. 100 öğretmenli dershanede 8 Rehber Öğretmen birlikte çalıştığımız zamanlar oldu. Mustafa Bey aramızda tek erkek Rehber Öğretmendi. 

Yoğun tercih zamanları çok geç ayrıldığımız  saatler oldu. Bazı günler yemeğimizi kurumda yerdik. Güzel, neşeli günlerdi. Zamanı ayarlayarak doğum günü pastaları kesmemiz, küçük hediyelerimiz nasıl unutulur? Hiçbir zaman kırmadık, kırılmadık. Yaşı hepimizden büyüktü ama bir gün bile kapıdan çıkarken bizden önce çıkmadı. her zaman yol verirdi, en son çıkardı. Adeta sessiz bir saygınlık abidesiydi. Bilgili, ölçülü, güvenilir idi. 

Eşi Emel Öğretmenle gece toplantılarında yaptıkları valsler hayranlıkla izlenirdi. Önce Emel Öğretmen'i ağır bir hastalık sonucu 2017 yılında kaybettik. 2 yıl önce Mersin Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği'nin sabah kahvaltısında eşim ve Mustafa Beyle birlikte olmuştuk.


Ve yıllar önce bir 24 Kasım Öğretmenler Gününde Celal Temel Öğretmenimizle bana çiçek verirlerken. Nasıl da mutlu olmuştum.



Hep telefonla konuşurken son günlerde rahatsızlığı nedeniyle yoğun bakıma kaldırılınca konuşamaz olmuştuk. Hayatın akışı içinde bir güzel insan tanımıştık, kaybettik. .. 

Saygıyla, rahmetle anıyoruz. 

14 Mar 2021

BEKLENEN BAHAR...


Bir yıl dört mevsime bölündü önce,

Dört mevsim on iki ayı  barındırdı içinde

Baharı beklediler hep soğukların, yağmurların ardından

Kuşlar dört bir yanda uçuşurken,

Ağaçlar gönenip yeşillere bürünürken 

Bahar geldi sessizce

Nereden girdi habersizce,

Yağmurlu bir günde sezdirmeden,

Bazen karın ardına gizlenerek,

Çuha çiçekleri, nergisler, siklamenler, arpa zambakları...

Hangi günde açtılar?

Sessizce, usulca, yavaşça

Kasımpatılar soldu önce. sonra diğerleri

Bahara hazırlık yaptı kır çiçekleri,

Papatyalar, menekşeler

Yağmur suyunu görünce canlandı hepsi

Çiçeklere toprak eklendi,

İnsanlara korona aşısı yapıldı.

Çiçekler tomurcuk verirken,

İnsanları kaybettik birer ikişer,

Baharın ardından, yazı bekleyemeden...

Makbule ABALI



TÜM TIP DOKTORLARIMIZ VE TIP ÇALIŞANLARIMIZIN 14 MART TIP BAYRAMINI daha iyi koşullarda kutlayabilmeyi diliyoruz.


8 Mar 2021

KADININ COĞRAFYASI

 


"Kendin için ne  isterdin?" diye sordular:

"Nerede dünyaya geleceğimi seçmek" dedi.

Bir başka coğrafyada doğmak, yaşamak.

Onun yöresinde böyle yaşamak kaderdi.

Annesiyle  aynı kaderi paylaşmak,

Erkek kardeşi gibi vatandaş sayılmadan,

Haklarını bilmeden.

Yaşamındaki ilk çiçeği bir kadınlar günü almıştı

Bir markette herkese verirlerken.

Şaşırmıştı, neden verdiklerine

Son çiçeği de bu oldu.

Onun yaşadığı coğrafyada kadınlar çiçek almazdı.

Emeğinin karşılığını bile alamazdı.

Dövülür, hırpalanır, iş yaparlardı

Erkek güçlü, kadın zayıftı, güçsüzdü

Bir kadınlar gününde anladı;

Kadının toplumdaki yerini, ailedeki rolünü,

Üretimdeki  gücünü...

Biraz geç kalmıştı ama, hayat devam ediyordu...

Makbule ABALI





8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü- Tüm Dünya insanları için 

daha güzel, daha yaşanabilir bir dünya özlemiyle...




7 Mar 2021

ÜRETİCİ KADINLAR PAZARI...


Bazen kötü haberler alınca nasıl da içimiz kararır, hüzünleniriz. İnsanca düşünüyorsak, hassas ve duyarlı isek sadece çevremizdekiler için değil, uzaktakiler için de aynı duyguları yaşarız. Öte yanda mutluluk veren haberler,olaylar vardır. İnsanı coşkuya yöneltir, mutlu eder.

Mersin Mezitli Üretici Kadınlar Pazarı'ndaki kadınlar yüzümüzü güldüren bir habere imza attılar. Mezitli Belediye Başkanı Satın Neşet Tarhan'ın önderliğinde Çin'de katıldıkları bir yarışmada Dünya birincisi oldular. 300'e yakın ülkenin katıldığı bir yarışmada önce ilk 15'e kaldılar, sonra ilk 5 ve ardından harika bir sonuç alıp son elemede dünya birincisi oldular.

Çok yerde haber olarak yer almasa da Mersin'e mutluluk taşıdılar, coşku yarattılar. Cumartesi-Pazar günleri sabah erkenden kalkıp pazarda yer almanın, emek harcayıp üretmenin, aile bütçesine katkıda bulunmanın ödülünü kazandılar.

Bazen bez bebek üretmenin, bazen yufka ekmek , sac böreği, katmer hazırlamanın karşılığını adılar. Bazen ev yemekleri, çeşitli tatlılar, börekler hazırlamanın, bazen iğne oyası, dantel, örgüler, takılar yapmanın hazzını duydular.

Bir avuç üretici kadın, dünya çapında bir sonuç aldı.Kendi küçük dünyalarından dünyaya kocaman bir pencere açtılar. Çin'de 300'e yakın ülkenin katıldığı Guangzhou Kentsel İnovasyon Ödülü artık Mersin. Mezitli Belediyesi Kadın Üretici Pazarı'na ait. İnsanca, gönül vererek yapılan güzel işler mucizevi sonuçlar yaratabiliyor. Bu güzel sonuçta emeği olan herkesi yürekten kutluyoruz.

Makbule ABALI
Not: Üretici Kadınlar Pazarını "Uçun Kuşlar" adlı bloğumda 12 Kasım 2017 ve 12 Kasım 2018 tarihlerinde konu ettim www.ucunkuslar.blogspot.com

İnstagramda 12 Kasım 2018 ve 21 Aralık 2018 tarihlerinde yazdım. İstenirse okunabilir.

Bu yazıyı ilk kez 2018 yılında yayınladım. Çalışmalar aynı güzellikte devam ediyor. Sadece Korona biraz engelledi.
8Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tüm kadınlar ve insanlara daha güzel, daha yaşanabilir bir dünya sağlasın... M.A

3 Mar 2021

BİR MASAL GİBİ...


Gazete okurken, televizyon izlerken onca olumsuz haberin arasında farklı bir haber görürsünüz. Gözleriniz parlar, içiniz aydınlanır, sevinirsiniz. Mutlay Sayan'ın öyküsü uzun, ince, dolambaçlı, zor bir yol öyküsü. Sonuçta mutlu son'la noktalanan mucize gibi bir öykü. Okudukça, dinledikçe hayranlık duymamak elde değil. 

Mutlay Sayan Iğdır'ın bir köyünde yoksul bir çiftçi ailesinin oğlu. 1988 yılında doğmuş. Babasına yardımcı olmak için tarlada hayvanlara baktığından zamanında ilkokula gidemiyor. 11 yaşında İstanbul'a göç ediyorlar. Bir tekstil atölyesinde çalışmaya başlıyor. 13 yaşında ilkokula başlıyor. İlkokul öğretmeni Semra Ünal'ın üzerinde büyük emeği olduğunu söylüyor. Çok  çalışkan ve istekli olarak bütün sınıflarını ve daha sonra liseyi birincilikle bitiriyor.

Lisede bir matematik projesi geliştirip Amerika'da Vermont Üniversitesi'nde tam burs kazanıyor. Tıp Fakültesini birincilikle bitirip doktor oluyor. 100.000 genç bilim insanı arasında "harika çocuk" seçiliyor. Genç yaşında altmışın üzerinde bilimsel makalesi var. Temmuz Ayında dünyanın en saygın üniversitelerinden Harvard'da göreve başlayacak. 

İmkansızlıklar içinde imkan yaratmanın, bir mucizenin öyküsü bu. Bir masal gibi. Keşke bu mucizevi masalları çoğaltabilsek...

Makbule ABALI.


 

1 Mar 2021

SUSKUNLUK


Suskunluk güzeldi önce

Sakinlik, sessizlik, sükunet,

Denizin yumuşak çırpınışları,

Kuş sesleri, dalların hışırtısı,

Ta uzaklardan gelen şarkı ezgileri

Dakikalar, saatler, günler

Sessiz sedasız geçti 

Hiç ses duyulmadan,

Hiçbir belirti olmadan.

Beklemek zordu, beklemek azaptı.

Bütün virgüller, noktalı virgüller kondu

Noktalar kalmadı, üç nokta bile bitti.

Şimşekler çaktı ardı ardına 

Doğa bile dayanamamıştı

Bu kadar uzun sessizliğe

Gök gürledi, yağmur indirdi 

Sessizlik seslere karıştı,

İç sesler dış seslerle buluştu

Her yer sese büründü,

Karıştı gene dünya.


Makbule ABALI



24 Şub 2021

ÇOCUKLAR CUMHURİYETİ


Çocukların el ele verdiği bir dünyada

Büyükler neden sırt sırta döner?

Çocuklar anlık küs- barış oynarken,

Büyükler neden yıllarca dargın kalır?

Çocukların şarkı sesleri ovalara yayılırken 

Neden büyüklerin silah sesleri dağlarda yankılanır?

Bir çocuklar Cumhuriyeti kurulsa 

Büyüklerin saltanatı sona erer mi acaba?

Makbule ABALI



 

19 Şub 2021

DOĞAN CÜCELOĞLU ANISINA...


16 Şubat Salı günü yitirdiğimiz ünlü psikolog  Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu  "İnsan İnsana " adlı kitabının sunuş yazısında 
 Boğaziçi ve Hacettepe Üniversitelerinden öğrencilerine teşekkür ederken öğrencisi Üstün  Dökmen'in bir şiirini de alır: 

Yola çıkınca her sabah,

Bulutlara selam ver,

Taşlara, kuşlara,

Atlara, otlara,

İnsanlara selam ver.

Ne görürsen selam ver,

Sonra çıkarıp cebinden aynanı

Bir selam da kendine ver. 

Hatırın kalmasın el gün yanında.

Bu dünyada sen de varsın!

Üleşti dostluğunu varlığa

Bir kısmı seni de sarsın.

Üstün Dökmen

 DOĞAN   CÜCELOĞLU' ndan DEYİŞLER:

Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. 

Etrafında kimseyi bulamamak zor, içinde kimseyi bulamamak ise daha zor.

Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin; Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar .

 

Hayır demesini bilmeyen kişi güçsüz kişidir. Hayır demesini bilmeyen kişinin evet'inin de anlamı yoktur.

İnsanın gerçek gücü sevgisinde açığa çıkar.

Yalan, insanın ruhunu öldürür.

Dil ne kadar yetersiz kalıyor, insanın düşündüklerini anlatmada.

İnsanın kaçamayacağı en büyük otorite kendi vicdanıdır. 

Mutlu olmak istiyorsan , mutlu etmesini bilmelisin. 

Mükemmel değil, iyi insan yetiştirmeyi hedefleyin. 

Aklını gönlünün değerleriyle yöneten insan, yaşamın efendisidir.


Yaşamında pek çok kişiye yön veren, eğiten bu değerli insanı saygı ve şükranla anıyoruz.



 






17 Şub 2021

HAYAT DERSİ - (Kelime Oyunu-12 )

Her hafta bloglarda bir arkadaş 5 kelime belirliyor , o kelimelerle ilgili bir öykü veya şiir, makale yazılıyor. Bu hafta kelimeleri ben belirledim. (Saygın, sakin, güvence, çaresiz. sade )


HAYAT DERSİ

Anadolu'nun küçük bir kasabasından gelmişti. Sade giysileri , çekingen tavırları ,farklı bir çevreden olduğunu belli ediyordu. Çiftçilikle geçimini  sağlayan bir Orta Anadolu Kasabası. Kendinden büyük bir abla ve bir abisi vardı. Ailenin son umudu, bütün beklentisi oydu. Üniversite sınavlarına hazırlanırken bir dershaneye gitme şansı olmamıştı. O yüzden çok ama çok çalışmıştı. Okul başarısı sayesinde son sınıfta iyi bir lisede burslu okumuştu. 

Türkiye'nin saygın bir üniversitesinden iyi bir mühendis olarak mezun olabilmek artık tek amacıydı. Kılık kıyafeti pek önemsememişti. Ablasından kalan, rengi solmuş, biraz modası geçmiş giysilerdi giydikleri. O sonraya hedefini saklıyordu. Hırslıydı ama rekabeti kendisiyle idi.

 Onun sağlam kişiliğini tanıdıkça çevresindeki arkadaşlar çoğaldı. Sakin, yumuşak tavırları, kırıcı olmayan davranışları onun daha çok sevilmesini sağladı. Yurtta kalıyordu. Burs almak için başvurmuştu. İlk burs parasından bir çift bot almayı düşünüyordu. Mutluydu; Evden gelen harçlık çok yeterli değildi ama olsun, idare ediyordu. Üç yıl sonra amacına ulaşacak, mezun olacaktı.

O sabah gürültülerle uyandılar. İlk sözü:" Eyvah okula geç kaldım." oldu. Arkadaşını uyandırdı, hemen giyinip yurttan okula geçtiler. Her zaman sakin olan okul bahçesi , gürültülü, karmaşık bir yer haline gelmişti. Birden kendilerini kalabalığın ortasında buldular. Sevdikleri hocalar da oradaydı. Rahatladılar, onlarla birlikte olmak güvenceliydi. Ama birden sürüklenerek kendilerini kalabalığın ortasında buldular. Çevresinde sıralanmış onlarca polisi görünce çok sevdiği amcasını hatırladı. Ne kadar sakin ve güler yüzlüdür , adildir diye düşündü.

Babasını hatırladı: "Haklıyken kendinizi haksız duruma düşürmeyin." derdi. Ansızın sırtında derin bir acı hissetti. Yere düşerken gözünün önünden  bir kısa film şeridi geçti. Umutla ondan sınav sonuçlarını bekleyen ailesi, yakınları. Neye göre suçlu ya da suçsuz, neye göre başarılı ya da başarısız? Gözünden sicim gibi yaşlar akarken kime ne soracaktı, bilmiyordu. Bilmiyordu ki bu onun ilk "Hayat Sınavıydı."

Her soruyu bilen o , şu anda ne sorulsa bilemeyecek haldeydi; Şaşkın, çaresiz, umutsuz, güvencesiz...

Makbule Abalı ( ucunkuslar.blogspot.com )




14 Şub 2021

SEVMEK BİR ÖMÜR BOYU...


Doğal olmayan şeyleri hayatım boyunca bir türlü benimseyemedim; Yapay çiçekleri, yapay davranışları, yapay gülücükleri, yapay insanları, yapay günleri... Zorla yaptırılmaya çalışılan göstermelik davranışlar da nasıl da rahatsız edicidir. Belki o yüzdendir, yaklaşan 14 Şubat'ı da bir türlü benimseyemedim. Tutucu olduğumdan ya da sevgiye, aşka inanmadığımdan değil, abartılmasına, adeta değerinin düşürülmesine karşıyım.

Herkes için tabii ki öyle olmayabilir, ama bana günlük,
göstermelik, alelacele programlanmış, pahalı tüketim ürünlerinin sergilendiği bir gün gibi geliyor; Büyük kentlerde bütün alışveriş merkezleri ışıklarla donatılmış, lokantalar, kafeler, oteller günler öncesinden indirimlerini duyuruyorlar. Çiçeklerin en güzelleri  demet demet satışa sunuluyor. Yemeklerin, tatlıların adı bile aşk kokuyor. 

Belediyelerde evlendirme memurluklarında pek çok kişi gün almak için sıraya girmiş; Nikah ya da düğün 14 Şubat'ta yapılmalı düşüncesindeler. Birkaç yıl öncesine kadar önemsenmeyen bir tarih şimdi baş tacı yapılmış. Mutluluk mu dalga dalga yayılan, yoksa göstermelik olarak bir "topluma uyma süreci" mi ...?
Ekonomiyi canlandırmak güzel elbette. Günler mutlaka anmak, söylemek istediklerimize vesile oluyor. Ama SEVGİ bu. İçeriği yoğun duygular barındırıyor. Yüzyıllardır kimlere tercüman olmuş...

Bir günde sevginizi gösterip içtenliğinizi kanıtlayabilir misiniz ? Mutlu olmak ama aynı zamanda mutlu etmek. Tek taraflı mutluluk bencillik sayılmaz mı? Karşınızdaki insanı yeterince tanıyor musunuz ?
Mutluluğun ölçüsü nedir? Çok pahalı bir hediye mi ? (Televizyon reklamlarındaki çok pahalı mücevher ya da araba reklamları kaç kişinin ilgisini çekiyor acaba?)
Sürpriz bir hediye mi, bir demet kır çiçeği mi, içten bir sarılma mı, bir günlüğüne farklı bir yemek hazırlamak veya ev işlerinde eşine yardımcı olmak ...

Peki ya sonraki günler... Bir günlük şişirilmiş mutluluk koca bir balon gibi sönmeyecek mi ? Sevgi çok yıpratılmadan, harcanmadan, sıradanlaştırılmadan dile getirilmeli.Değerbilir olmak nasıl da önemli. Sevgi hırçınlıktan hoşlanmaz, sakinlik ister, şefkate çok yakındır. Bazen düşünürüm; Sevgililer günü neden sevgi günü değil. Sevme alanımız öylesine geniş ki...
Pek çok şeyi sevmeye, kabullenmeye, benimsemeye hazırız. 

Benzerlikleri olmasına rağmen sevgi aşktan farklıdır. Aşk zamanla şiddetini kaybedip sevgiye dönüşebilir. Bir süre sonra coşku yerini dinginliğe bırakır. Oysa sevginin kalıcı olması ne kadar önemlidir. Sevgi daha sakindir, daha ılımlı, daha insancıldır sanki. Aşk; yoğun,  karmaşık duygularla yüklüdür, kırılgandır, çabuk öfkelenebilir, temelinde kıskançlık vardır. Henüz duygular tam oturmamıştır.

Sevgi içinde çok şey barındırır. Dayanıklıdır, tahammüllüdür. Merhametlidir, şefkatlidir, naiftir, sağlam duygularla örülmüştür. "Seni seviyorum" demenin hiçbir bedeli yok. Tabii söyleyeceğiniz kişi önemli, seçici olmanız gerekir; gerçekten sevdiğiniz, güvendiğiniz bir insan, eşiniz, çocuğunuz, yaşlı bir insan, bir dost, arkadaş, sevgiye ihtiyacı olan bir çocuk...

Sadece iki kelime... Bedeli yok. Belki yalnızca bir tebessüm eklenerek... Neden ille 14 Şubat'ı beklemek?  14 Şubat, 24 saat. Oysa sevgi bir ömür boyu...



ÜÇ YIL ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZI. AYNI FİKİRLERİ TAŞIYORUM. HAYATIMIZDAN SEVGİ HİÇ EKSİK OLMASIN.AMA GÜNLERE BÖLÜNMESİN...









10 Şub 2021

IHLAMUR ÇİÇEKLERİ...(Kelime Oyunu 11)


Uzun bir yoldan gelmişlerdi. Bir ön gezi idi bu. Yazın evin onarımından sonra buraya temelli yerleşeceklerdi.
 içindeki heyecanı bastıramıyordu. Yıllar önce çocukluğunun geçtiği bu ev artık temelli onlarındı. Hayallerinde ne planlar vardı. Altı taş, üstü kargir, küçük bahçeli bir ev... Trafik kazasında çocuklarını kaybettikten sonra tekrar kasabaya dönüş planları yapılmıştı. 

Gözlerinden inen iki damla yaş mutluluk- mutsuzluk karışımı gibiydi. Eşine "Yorgun musun?" diye sordu. "Uzun zamandır  araba  yolculuğu yapmadık. Ben bile yoruldum.  " Yağmurdan etkilendim, bir ara silecekler bile çalışmadı" dedi eşi. "Sel olur diye endişelendim" dedi kadın. Ardından ekledi:" Yolda küçük oteller var, birinde kalabilirdik." "Yolcu yolunda gerek , yolda durmayı sevmem bilirsin." Bu keskin konuşma biraz canını sıktı kadının, ama yol yorgunluğuna bağladı.

Arabayı park edip eve girdiler.. Yılların birikimiyle toz kokuyordu üst kat. "Ah dedi annem zamanında temizlik kokardı burası. Yastıklarda lavanta kesecikleri, beyaz çarşaflar..." Birden pencereden görünen ıhlamur ağacını fark etti. Gözleri parladı. Kış nedeniyle yapraklarını dökmüştü. Haziran- Temmuzda çiçekleri açtığında nasıl da güzel kokardı. Yasemin ve hanımeli ile yarışırlardı. Annesi koruyucu olarak kuru ıhlamur çiçeği, tarçın, elma kabuğu ve zencefili birlikte kaynatıp onlara içirirdi. Doğal ürünlere nasıl da meraklıydı. 

Derin bir nefes aldı. Sanki ıhlamur çiçeğinin kokusunu içine çekti.  Eşi onun yüzündeki mutluluğu fark etti. Üst katta komodinin üzerinde bir günlük görmüştü. Sararmış sayfalar arasında kurutulmuş ıhlamur çiçekleri...Yılların ardından gülümsüyor gibiydiler. Kadın :" Burada yeni bir dünya kuracağız" dedi.  Eşinin gözlerinin ta içine baktı: "Yeni bir sayfa açacağız" dedi fısıldayarak... 

Makbule ABALI

Kelime Oyunu 11 sözcükleri (Ihlamur, sayfa, çocuk, yağmur, yolcu) Sevgili Ebemkuşağı verdi.

Gelecek Çarşambanın kelimeleri:( Saygın, sakin, güvence, çaresiz, sade ) Kelimeleri ben belirledim.




8 Şub 2021

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 77 ÇOCUKLARA VE GENÇLERE KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI


 Çok  kitap okudum. Ama gençliğimde çok severek okuduğum 2 kitabın yeri bir başkadır bende :Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu ve Louisa M. Alcott'un Küçük Kadınlar romanları. Defalarca okumuş ve çok etkilenmişimdir. Bir zamanlar Köy Enstitülerinde öğrenciler Batı klasiklerinde belli sayıda kitap okuyarak mezun oluyorlardı. Okulların çok zengin bir kitaplıkları bulunurdu. Yüzyıllar öncesinden Seneca ne güzel söylemiş: "Her kitaplık bir cezaevi kapatır."

Sorularla düşünmek bana daha sağlıklı geliyor. Hem beyin jimnastiği sağlıyor, hem belleklerimizi tazeliyor: Okuma yazma öğrendikten sonra okuduğunuz ilk kitabı hatırlıyor musunuz?

Uykuya geçmeden önce masallar dinlediniz mi? Size de bir kitap okuyan oldu mu, şimdi siz çocuklarınıza okuyor musunuz?

Sizi en çok etkileyen çocuk kitabı ve gençlik kitabı hangileriydi?

Bir doğum gününüzde size kitap hediye edildi mi, ne hissettiniz? Siz sevdiklerinizin doğum gününde kitap armağan ettiniz mi?

İlkokul veya ortaokulda eğitsel kol çalışmalarınız oldu mu Örneğin sınıfınızda kitaplık kolu kuruldu mu?

Gençlik çağında hiç kütüphaneye gittiniz mi, ya da eski Halk Evleri gibi küçük kitaplıklardan yararlandınız mı? Bir Kitap Fuarını ziyaret ettiniz mi?

Şimdiye kadar toplu taşıma araçlarında kitap okuyan kaç kişiye rastladınız? Tatile çıkarken yanınıza kitap alma ihtiyacı duyar mısınız?

Yetişkinler çocukların önünde rol modeldirler. Anne- baba kitap okumuyorsa çocuk da okuma isteği duymayacaktır. Bu konuda ısrar, inatlaşma, öfkelenme ters tepkiler doğuracaktır.

Çocuk ve gençlerin günlük tutması, öykü yazma girişimlerinde bulunmaları birbirleriyle kitap değişimleri  yapmaları, onları kitaplara da yönlendirecektir.

Bu konularda öğretmenler çok etkili  olacaktır. Bir köy okuluna kitap bağışı yapılarak  paylaşma duygusu teşvik edilebilir. Sürprizlerle, çekilişlerle, kompozisyon yarışmaları, şiir günleri düzenlenerek ilgi, istek, özgüven yaratılabilir.

Dünyanın pek çok ülkesinde cehalet arttıkça, okullar zayıfladıkça nefret, öfke, kavga ve saldırganlık da artıyor . Cehalet arttıkça okuma oranı düşüyor, suç oranı artıyor. Okulların eğitim kalitesi düştükçe gelecek beklentisi de düşüyor. Okuma oranı okul başarısını, sınav sonuçlarını da etkiliyor. 

Üniversite sınavlarında üst düzeyde puanlar alan öğrenciler ; okuduğunu rahatça anlayabilen, muhakeme yapabilen, düşünen öğrenciler. Ve bu gençler de genellikle  zamanında kitap okuma alışkanlığını kazanmış olanlar.

Makbule Abalı.




4 Şub 2021

DOĞAYLA DOST OLMAK...


Kendisiyle barışık olmalı insan,

Doğayla dost, çocuklarla arkadaş 

Kuşlarla birlikte uçmalı düşler ülkesine,

Çiçekler açınca rengarenk,

Ağaçlar gönenince baharda

Nasıl da mutlu olur insan

Birimizin sevinci hepimize yansır...

Gün doğumu, gün batımı

Bir heyecandır karmaşık dünyamızda

Bir farklılıktır, bir başkalıktır yaşamda

Doğayla dost olmak güvendir,

Sevgidir, vefadır, farkındalıktır

Soluk almaktır, doyasıya yaşamaktır.

Makbule ABALI



4 ŞUBAT DÜNYA KANSER GÜNÜ.

Yaşama sevinciniz, dayanma gücünüz hiç eksilmesin.



29 Oca 2021

ANNABEL LEE


 Senelerce senelerce evveldi

Bir deniz ülkesinde

Yaşayan bir kız vardi, bileceksiniz

İsmi;  Annabel Lee

Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten

Sevmekten başka beni

O çocuk, ben çocuk, memleketimiz

O deniz ülkesiydi

Sevdalı değil karasevdalıydık

Ben ve Annabel Lee

Göklerde uçan melekler 

Kıskanırlardı bizi

Bir gün işte bu yüzden göze geldi

Üşüdü bir rüzgarından bulutun

Güzelim Annabel Lee

Götürdüler el üstünde

Koyup gittiler beni

Mezarı oradadır şimdi

O deniz ülkesinde 

Biz daha bahtiyardık meleklerden

Onlar kıskanırdı bizi

Evet bu yüzden şahidimdir herkes

Ve o deniz ülkesi

Bir gece rüzgarından bulutun 

Üşüdü gitti Annabel Lee

Sevdadan yana kim olursa olsun

Yaşça başça ileri

Geçemezlerdi bizi

Ne yedi kat göklerdeki melekler

Ne deniz dibi cinleri

Hiç biri ayıramaz beni senden

Güzelim Annabel Lee

Ay gelir ışır, hayalin erişir

Güzelim Annabel Lee

Orda gecelerim uzanır beklerim

Sevgilim sevgilim hayatım gelinim

O azgın sahildeki

Yattığın yerde seni.

Edgar Allan POE

Çeviri: Melih Cevdet ANDAY



21 Oca 2021

BİR DOĞUM GÜNÜ...


 20 Ocağa rastlayan o gün de soğuk bir kış günüydü. Mersin soğuğu nemlidir, üşütür. Dağlarda kar görmeye gider insanlar. Ocak'ta doğanlar genellikle sıcak kanlı insanlar oluyorlar. Doğumdan hemen sonra seni gören yakınlarımızın hep söyledikleri bir şey vardı: "Mavi mavi dünyaya bakan bir çift göz gördük" Dedenin, babaannenin gözleri maviydi. Babanın, benim yeşil ela. "Mavi gözlü bir bebeğimiz dünyaya geldi" diyerek deden nasıl da mutlu olmuştu. 

Günler, aylar, yıllar öyle çabuk geçiyor ki. Bütün bebekler güzeldir ama sen bir başka güzeldin. Anneannen beni övünce biraz canın sıkılırdı. Kuzguna yavrusu anka görünür. Ama ailede güzellik hiç ön planda olmadı. İyi ahlak, insanlık, sevgi, saygı, güven hep ilklerdendi. Sen 3,5 yaşında iken babanın Mersin'den Burdur'a tayini ile ılıman Akdeniz ikliminden soğuk kara iklimine geçtik. O yıl tüm yurtta en soğuk kış ortalamaları yaşandı

Karlı yollarda kucağımda anaokuluna gidiş gelişler... Baban haftanın 3 günü il dışında teftişlerde olurdu. Anaokulunda kazandığın güzel arkadaşlıklar bugünlere damgasını vurdu. Vefalısındır, onlar da seni unutmadılar. Anneannenin diktiği beyaz uzun tuvaletle okul flamasını 23 Nisanlarda nasıl güzel, nasıl vakur taşımıştın. Ben Eğitim Fakültesi'ndeki  yoğun okul tempomda, gece derslerinin telaşında seni biraz ihmal ettiğimi itiraf etmeliyim. Buna rağmen Burdur Anadolu Lisesi Hazırlık bölümünde okul birincisi olmuştun.

Evde öğrencilerin yazılı kağıtlarını okurken "Anne ben öğretmen olmayacağım" deyişini nasıl unuturum. 9 yıl sonra Burdur'dan Mersin'e dönmüştük. Okul bitiminde üniversite dönemi, sonra çalışma hayatı , yıllarla gelen yeni uğraşılar...  Şimdi iki kızın ve sevgili eşinle bizden kilometrelerce uzaktasın. Özlüyoruz tabii. Ama mutlu olduğunuzu bilmek rahatlatıcı. Özlemek daima kavuşmayla eşdeğer. Adını içimden gelerek Sezgi  koymuştum. Sezgilerin öyle güçlü ki, iyi ki öyle koymuşum.

Büyük kızın aynı sen: Merhametli, nazik, hümanist. Küçük kızın rahat, özgür, kendinden emin. Bir rüya gibi, akıp giden coşkulu yıllar gibi. Yeni yaşın kutlu olsun canım. Mavilerle, yeşillerle karışan güzel bir dünya özlemimiz hep sürsün.



20 Oca 2021

BARIŞ GÜVERCİNLERİ

 


Güvercinler gökyüzüne havalandılar

Dünyanın herhangi bir yerinden

Barış güvercinleri

Her ülkeden, her yerden, her cinsten

Barışı taşıdılar özenle

Kanat gerdiler yeryüzüne

İçlerinden birinin kanadı kırıldı önce 

Tüyleri döküldü sonra 

Barışı göremedi güvercinler 

Kin, öfke, düşmanlığa tanık oldular

Çocuklar bile onları kurtaramadı

Makbule ABALI

(Ülkemizde ve dünyada ırk, din, dil, renk ve cinsiyet ayrımı yüzünden pisi pisine öldürülen insanları saygıyla anarak...)




16 Oca 2021

NAZIM HİKMET RAN



 DÜNYAYI  VERELİM ÇOCUKLARA

Dünyayı  verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında

Dünyayı çocuklara verelim

Kocaman bir elma gibi verelim

Sıcacık bir ekmek somunu gibi

Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

Bir günlüğüne de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

Çocuklar dünyayı alacak elimizden

Ölümsüz ağaçlar dikecekler.

Nazım Hikmet RAN

Doğum yıldönümünde saygıyla anıyoruz.



15 Oca 2021

UNUTMAK İNSANA ÖZGÜ...ALZHEİMER...





Günler, aylar,yıllar rüzgar gibi geçti,
Unuttuğunu anlamadan unuttu pek çok şeyi.
Bir gün aradığında bulamadı ama soramadı da;
Mahallesini, sokağını, evini ,
Yalnız kaldığında, ağladığında 
Unuttuğunu bile anlamadı evinin anahtarını.
Herşeyini yitirmişti, boşluğa düşmüş gibiydi.
Ama en kötüsü, sorduklarında hatırlayamadı 
en sevdiğinin adını bile ...
Oysa bir zamanlar "her şeyi unutursan beni sakın unutma" diyen de oydu.
Kayıplar zinciri uzadıkça uzuyordu,
Bellek adeta iflas etmişti.
İnsan tekrar çocukluğa dönmüştü.
Sonun başlangıcındaydı.
Unutmak da insana özgüydü.
Bir gün ;Unutabilirim, unutabilirsin, unutabiliriz
Çünkü insanız...

Makbule ABALI

Blogda Alzheimer ile ilgili yayınlarım:
17 ŞUBAT 2011 Yeniden Çocuk Olmak
8Aralık 2017 Bir Dünya Masalı
9Ekim 2014 Anlar mı Anılar mı Geriye Kalan?




Blogda Alzheimer ile ilgili yayınlarım:
17 Şubat 2011 Yeniden çocuk olmak
8Mart 2013 Anarken
19 Eylül 2013 Alzheimer Birer birer unutmak her şeyi. 
21 Eylül 2013 Bir Alzheimer hastasıyla komşu olmak.
9 Ekim 2014 Anlar mı anılar mı Geriye Kalan
8 Aralık 2017 Bir Dünya Masalı
21 Eylül 2018  Unutmak unutmamak  Alzheimer
7 Mayıs 2010  Bir Dünya Masalı Alzheimer