Bu Blogda Ara

13 Haz 2024

ŞİİRİN RAHATLATICI GÜCÜ: C. S. Tarancı 'dan Şiirler.

 


DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır

Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini

Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm

Sende tattım yemişlerin cümlesini

Desem ki sen benim için, 

Hava kadar lazım,

Ekmek kadar mübarek, 

Su gibi aziz bir şeysin;

Nimettensin, nimettensin.

Desem ki... 

İnan bana sevgilim inan

Sen bende hüküm sürmektesin. 

Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, 

Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi fark edemezsen

Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme müsterih ol

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini

Ve neden sonra

Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede

Hatırla ki mahşer günüdür

Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum

Cahit Sıtkı TARANCI



BİR UMUT

Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin;

Yitirmişsin neyin varsa birer birer.

Bir sağlık bir sevinç bir umut...

Onlar da neredeyse  gitti gider.


Dost bildiğin insanların yüzleri

Aynalar gibi kapkara.

Suyu mu çekilmiş bulutların?

Dönmüşsün kuruyan ırmaklara 


Taşlara düşen saat gibi 

Ne artı, ne eksi. 

Bir sağlık, bir sevinç, bir umut

Hikaye hepsi


Cahit Sıtkı TARANCI 



MEMLEKET  İSTERİM 

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.


Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun,

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. 


Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.


Memleket isterim 

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikayet ölümden olsun. 


Cahit Sıtkı TARANCI



Her mevsimde, her iklimde  şiir dilinin canlılar üzerinde rahatlatıcı, sakinleştirici etkisi var. Ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri bu sıcak günlerde umarım hepimize iyi gelecektir. 

M. Abalı 

13 Haziran 2024 Urla





10 Haz 2024

YAŞAMIN İÇİNDE DRAM DA VARDIR. BİR KİTAP- ACI YORULDU -BCP (Mayıs Ayı )

 Unutmak insanın özünde var. Ama pek çoğumuz unutulmaması  gereken öyle çok şeyi unutuyoruz ki sonuçta hep birlikte acı çekiyor, büyük kayıplar yaşıyoruz. Toplumsal belleğimizin zayıf olduğu bir gerçek. Ancak aynı olayları giderek daha kötü biçimde yaşasak da sorgulamıyor, önlem almıyoruz. Yaşamın içinde her zaman her durumda dram da vardır elbette ama dramları trajediye dönüştürmekte adeta toplum olarak ustalaştık. İnsan yoruluyor, bedenler yıpranıyor, yürekler acı çekiyor, duygular duyarsızlaşıyor. Sonuçta acıya yenik düşüyoruz... 





Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı "Acı Yoruldu" Erteledim; 6 Şubat büyük depreminin içinde olmasak da içimizde tüm şiddetiyle yaşadık, belleklerimizde, yüreklerimizde onulmaz izler, yaralar bıraktı. Fay hatları kırılırken ruhsal anlamda biz de paramparça olduk,  Stres sonucu oluşan hastalıklar, içimizde oluşan isyanlar, tahammülsüz, öfkeli, sinirli, kırılgan acılı insanlar giderek çoğaldı. İNSAN'la ilgili uzmanlar büyük acılardan sonra kişinin kendini toparlaması için en az 6 aylık bir süre öneriyorlar. Ah sonra unutmasak, ders alabilsek, olayları akıl ve mantık süzgecinden geçirerek yeni kararlar alabilsek... Yıllardır bu konuda pek başarılı olamamışız ne yazık. 

Serhan Asker  bellekleri tazelemek, büyük acıları unutturmamak adına cesaretle zor bir işe girişmiş. Her Cumartesi Pazar severek, bilgilenerek , duygulanarak izlenen "Görkemli Hatıralar" Programında olduğu gibi konuyu gündemde tutarak, çokça bam telimizi titreterek yaşadıklarını aktarıyor. Her programda özellikle çocuklarla çok güzel bir iletişim kurarak kitap okuma ve şiir sevgisini vurguluyor. " Boş çuval dik durmaz." diyerek kitaplar armağan ediyor Rahmetli Barış Manço da  programlarında çocukları ne güzel yönlendirirdi.  Unutamadıklarımızdan... 



Kitabı İzmir'de bir kitapçıdan aldım. 160 sayfa. ALFA Şirketi tarafından basım, yayım ve dağıtımı yapılmış. Aldığım kitabın üzerinde "45. Baskı" yazıyordu. 

Serhan Asker 1974'te Hatay'da doğmuş, ilk, orta ve lise eğitimini Gaziantep'te tamamlamış. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik  Bölümünü bitirdikten sonra Almanya'da siyaset muhabirliği dalında eğitim almış.

 *Kitabın önsözünde Zülfü Livaneli'nin bir değerlendirmesi var: 

" Serhan Asker, bu kitapta depremin trajik boyutunu ve insanların bu felaketle başa çıkma çabalarını ustalıkla işliyor. Trajedi ile dram arasındaki farkı göz önünde bulundurarak, okuyucuları depremin soğuk ve acımasız gerçekliği ile insanların duygusal tepkileri arasındaki ince çizgiye davet ediyor. 

Trajedi,  olayın trajik boyutunu vurgulayan ve okuyucuyu ürperten bir üsluba sahip. Dram ise duygu yoğunluğu taşıyan cümlelerle okuru etkilemeyi hedefler. Acı Yoruldu kitabı. bu iki anlatım tarzını ustalıkla bir araya getiriyor. Yazar, depremin yarattığı acıları ve trajediyi gerçeklikle anlatırken, aynı zamanda insanların iç dünyalarına ve duygusal deneyimlerine derinlemesine nüfuz ediyor. Yazar depremin getirdiği trajediyi anlatırken insanlığın gücünü ve umudu da kutluyor.

Serhan Asker'in bu etkileyici eseri, depremin yarattığı acıları ve insanların bu trajediye nasıl yanıt verdiğini anlatarak, trajedi ile drama arasındaki farkı büyük bir ustalıkla ayırıyor ve okuyucuları bu derin ve etkileyici yolculuğa davet ediyor." Z. Livaneli


 *Ardından Nebil Özgentürk'ün "Bir Belgeselcinin Gözüyle" adlı yazısı:

" Ekran ve sanat insanının hazinesi ve sermayesi söz söylemek, söz söyleyeni dinleyip aktarmaktır. 

Öyle ya... Babası, annesi, aile yakınları, çocukluk arkadaşları da deprem bölgesindeydi, mağdurdu. Paniği, acıyı, çabayı, umudu, yalnızlığı, gözyaşını, teselliyi, kısacası insanlığın pek çok halini yaşadı, gördü, tanıklık etti, en içinden, en derininden. Deprem gerçeğini hissederek, acı çekerek ve çözüm önererek yaşayanlardandı. 

Sonra, kendi acı gerçeğini yaşamayı sürdürürken, hazin bir insan yolculuğuna başladı, deprem insanlarının orta yerinde kaldı. "Acının yorulduğu zamanlar" ın sahici tanığıydı artık.  Hem mağdur, hem yurttaş, hem aktarıcı oluverdi; tanıklıklarını saat saat ileten, Örneğine az rastlanan cinsten!.  İşte bu yüzden, "aktarıcılığı" değerli ve anlamlı! İbret ve ders niyetine. Tarihe kalsın diye..." N. Özgentürk

Arka kapakta üç ünlü şairimizin  kısa değerlendirmeleri var: 

 *Ataol Behramoğlu "Elinizdeki kitap acıya tanıklığın, onu teninde yaşamanın benzersiz ürünüdür. 

Tıpkı bir savaş güncesi gibi. Doğanın acımasızlığına karşı insanca duruşun, direnişin güncesi."

 *Ahmet Ümit: " Acıların değil bir yüzleşmenin kitabı bu. Korkunç yıkımlarla, travmalarla, kayıplarla karşı karşıya gelen insanların çaresizliğinin, direncinin, yaşamı yeniden öğrenmeye çalışmanın kitabı. Geçip giden bir afeti değil, her an,  her dakika kapımızı çalabilecek bir tehdidi anlatmış Serhan Asker. hep aklımızda tutmamız, hep hazırlıklı olmamız gerektiğini anlatan bir kitap bu.  Yani tam da ihtiyacımız olan bir kitap."

    *Ahmet Telli; "Acı yoruldu diyor Serhan Asker; Acının sürüp gittiğinin bir ifadesidir bu. 6 Şubat depremiyle içimizde kopan çığlığın, hafızamızın duvarlarındaki yankısı diye de okunabilir." 


 "ACI YORULDU " insanı derinden sarsan, farkındalığa davet eden, sorgulayan, düşündüren, bellekleri yeniden, yeniden tazeleyen önemli bir kitap. Empati her insanda olması beklenen bir anlayış ama nedense pek çoğumuz ondan yoksunuz. "Erkekler ağlamaz" denen bir toplumda yetişmiş Serhan Asker olaylara tanıklık ederken sık sık hüngür hüngür ağladığını dile getiriyor. Depremi çok uzaklardan izlerken hissettiklerinizi yeniden düşündürüyor; Kazazedelerle birlikte uykusuz geceler yaşıyor, üşüyor, titriyorsunuz. Boğazınızdaki lokmaları zor yutuyor, içinizin yanmasını suyla söndüremiyorsunuz. Dünyanın her yerinde acının dili aynı... Bazen bir dokunuş, bir bakış, bir el uzatma, yürekten gelen birkaç söz , yaralı insana nasıl da iyi gelir. 

Kitabı okurken ara verdiğim zamanlar oldu. Bir anda her şeyini kaybetmiş insanların yaşam öykülerini okurken altını çizdiğim pek çok cümle oldu. Kitabın ikinci bölümündeki görsellere bakarken düşlerde yolculuklar yaptım, bazen gözlerimde yaşlarla, bazen içimdeki sesin isyanını bastırarak okumaya çalıştım. Alıntılar ne kadar bu büyük faciayı aktarabilir bilemiyorum, ama deneyeceğim... M.A 



KİTAPTAN ALINTILAR: 


"İnsanlar balık istifi halinde  yerlerde battaniyelerin üstünde korkuyla bekliyordu. Yüzlerce insan. Tanıdığım birçok yüz vardı. Bir toplama kampı gibiydi... Kıyameti görmüş insanlar... " 

"Her yazdığım öyküyle hüngür hüngür ağladım. Biliyorum ki siz de gözyaşı dökeceksiniz okurken. Onları unutmamamız, unutturmamamız gerekiyor.  Ben bunu yazarak yerine getiriyorum. Onlar bir rakam değil, hepsi birer can, hayalleri olan, gelecek planları yapan talihsiz insanlar. Hepsi can... can... can... "

"Arama kurtarma ekiplerinin, özellikle de madencilerin gözlemleri çok değerliydi. Onları dinledim. On beş milyon insan bizzat yaşadı depremi. Geciken yardımlardan dolayı bağıra bağıra can verdiler. Teknolojimiz sınıfta kaldı. GSM operatörleri tarihe bu alandaki beceriksizlikleriyle geçti." 

"Mezarlıktan çıkarken kapısında bir elinde bir kol, diğer elinde bağırsaklarla gelen bir gence rastladım. Dayanamadım. sordum. "Babam. Gömmeye geldim..." Buz gibi oldum." 

"Önemli olan deprem olduktan, o canlar gittikten sonra yapılan konutlar değil. Bağıra bağıra gelen depremden önce yapılması gerekenler."

"Unutmayın, sorgulamaz, merak etmezsek hesap da soramayız."  Serhan ASKER 




 NOT: Bu yazıyı BCP ( Blogları Canlandırma Projesi) ile ilgili olarak yazdım. Her ay belirlenen temalardan birini seçerek yazıyorsunuz. Mayıs Ayının temaları Dram, Gotik, Tarihi, İrlanda idi. Ben DRAM'I seçtim. Duyarlılığınız ve farkındalığınız için teşekkürler. Benzer acılar yaşanmasın, içten dileğimizdir...

DRAMLAR TRAJEDİYE DÖNÜŞMESİN... 

Makbule Abalı. Urla 

10 Haziran 2024



7 Haz 2024

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI SINAVI (2024 )

 


"GENÇLİĞİ YETİŞTİRİNİZ. ONLARA İLİM VE İRFANIN MÜSPET FİKİRLERİNİ VERİNİZ. GELECEĞİN AYDINLIĞINA ONLARLA KAVUŞACAKSINIZ." M.K. ATATÜRK 


Sevgili Gençler!

Birey olma çabanızda yarın yeni bir gün. Hayat boyu seçimlerinizi yaparken, tercihlerinizi belirlerken yolunuzu çizecek, yönünüzü netleştirecek sınavlardan biri:

 *YKS  (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) 8 Haziran 2024 tarihinde uygulanacak.

 *2024 YKS 1. Oturum Temel Yetenek Testi (TYT)  Saat 10.15- 13.00  saatleri arasında. 

Saat 10.00 da sınav salonuna alınıyorsunuz. 


  *2024 YKS ( Yükseköğretim Kurumları Sınavı) 2. Oturum  Alan Yeterlilik Testi

  (AYT) 9 Haziran 2024 tarihinde Saat 10.15-13.15 saatleri arasında uygulanacak.

                                                           

  *2024 YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı ) YDT (Yabancı Dil Testi) 

Saat 15.45- 1745 saatleri arasında uygulanacak. Salona giriş:15.30



KÜÇÜK HATIRLATMALAR :

Sınav yerine geç kalmayınız.

Gerekli belgeleri yanınıza almayı unutmayın.

Normal bir kahvaltı yaparak sınava gidin.

Zamanı iyi kullanın. 

Cevapları rastgele işaretlemeyi düşünmeyin. 

Kendinizi daha güçlü gördüğünüz testlerde kontrol etmeyi unutmayın. 

Zorlandığınız sorularda çok zaman kaybetmeyin.

Çok heyecanlanmanın sizi geride bırakıp başkalarına yer açmak olduğunu unutmayın. 

Sınav başlamadan yapılan açıklamaları iyi dinleyin. 



Sınava girecek tüm adaylara başarılar diliyoruz. Unutmayın, hayat sınavlarla doludur.

Kendine güvenen, ne istediğini iyi bilen, emek harcayan, çalışan  adaylar  daha başarılı sonuçlara ulaşacaklardır. Umutla, özgüvenle aydınlık yarınlara.. Hak eden kazansın. M. ABALI



Başöğretmen ATATÜRK'ÜN deyişleri çağdaş bilimin ışığında yol göstericiniz olsun:

" Gençler!

Cesaretimizi kuvvetlendiren ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız. "

 "Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; Onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz."

M. K. ATATÜRK










31 May 2024

ÇOCUK VE GENÇLERE BİR MEKTUP...

 


Sevgili Gençler 

Yüzyıllar öncesinden ünlü bir Çin Düşünürü şöyle diyor: "Bir yıl sonrasıysa düşündüğün, tohum ek, ağaç dik on yıl sonrasıysa tasarladığın. Ama düşünüyorsan yüz yıl ötesini, halkı eğit o zaman.  Bir kez tohum ekersen , bir kez ürün alırsın, bir kez ağaç dikersen on kez ürün alırsın, yüz kez olur bu ürün, eğitirsen toplumu. " 

Yarın yeni bir gün. Yeni bir Eğitim- Öğretim Döneminin ilk günü. Bir yaz  tatilini ardımızda bıraktık.  Her yeni başlangıç biraz heyecan, biraz merak, çokça umutla beraber gelir.  Beklentileriniz var elbette.  hatta aranızda okulla, öğretmenle yeni tanışacak kardeşleriniz var. Yürekleri kıpır kıpır.  Pek çoğunuz onlara göre daha tecrübelisiniz. Uyulması gerekli kuralları, görev ve sorumluluklarınızı biliyorsunuz. 

Her yaş, her sınıf size farklı konular, farklı uygulamalar sunacak elbette. Bazen taklit yoluyla, bazen sınama-yanılma  ya da muhakeme yoluyla yeni şetler öğreneceksiniz. Kazanacağınız her yeni bilgi, sizi daha farklı bir birikimle hayata hazırlayacaktır. Öğrenmeye hazır olun. Ezberleyerek değil, kavrayarak, anlayarak, sorarak, sorgulayarak değişime hazır olun. Öğrencilerin aktif olduğu bir sınıfta öğretmen de daha büyük istekle,  motive olarak ders işleyecektir.  Karşılıklı etkileşim dersi de daha verimli hale getirir. 

Sınıftaki her öğrenci bedensel, zihinsel, ruhsal yapısıyla ayrı bir dünyadır. Herkesin okuma hızı, yetenekleri, zihinsel ve sosyal özellikleri farklı olabilir. Sınıftaki diğer arkadaşlarınızla kendinizi kıyaslamayın. Önce kendinizi, yeteneklerinizi, kuvvetli ve zayıf yönlerinizi tanımaya çalışın.  Elbette farklılıklarınız olduğu kadar benzerlikleriniz de olacaktır. Ancak özellikle kendinizle yarışın, kendinizi aşmaya çalışın. 

Sözelde, sayısalda, dilde, el becerilerinde, sanatta, veya sporda daha güçlü olabilirsiniz.  Unutmayın hangi alanda olursanız olun, gelecekte yöneleceğiniz alan, seçeceğiniz meslek ne olursa olsun, yapacağınız işi en iyi biçimde, severek yaparsanız ,  özgüveniniz artar.  Çevrenizde daha saygın bir yer edinirsiniz. Çevrenizde, yörenizde başarıya ulaşmış insanların hayat hikâyelerini dinleyin, onları örnek alın. Ülkemizde gazetelere,  televizyon ekranlarına yansımayan ne çok adsız kahraman, idealist insan var. Kendilerinden hoşnut, vicdanları rahat, çevrelerine adeta ışık saçıyorlar. 

Okulda veya yakın çevrenizde soru sormaktan asla vazgeçmeyin. Tanınmış bir kişi şöyle diyor: "Başarılı olmamda annemin katkısı büyüktür. Her gün okul dönüşü, Bugün öğretmene ne sordun? derdi. O sorularla ben bugünlere geldim." Etrafınıza gören gözlerle bakın, değişimlerin farkında olun. Günlük tutun, not alın.  Okumak, yazmak, güzel alışkanlıklar edinmek, çok yönlü düşünmek,  sanatla, sporla ilgilenmek insanı  güzel insan yapan çok önemli etkinliklerdir. Yaş aldıkça, kişiliğinizdeki değişimleri gözledikçe zamanla hayatınızdaki yararlı uğraşıları çoğaltacaksınız. 

Doğayı kolladığınız, koruduğunuz sürece o da size tüm güzelliklerini, imkânlarını sunacaktır. Unutmayın her canlının, her ağacın, her çiçeğin ayrı bir öyküsü vardır. Yaşadıkça, yıllar geçtikçe bu gerçeği çok daha iyi anlayacaksınız.  Neden siz de bir resim, bir şiir, bir öykü denemesiyle doğaya bir armağan sunmayasınız?  İz bırakan her güzel sonuç, atılan bir ilk adımla, ekilen bir tohumla başlamıştır. Çabalarınız mükemmelliğe ulaşmak için değil,  doğruyu, güzeli, daha iyiyi bulmak için olsun. Hedefleriniz geleceğe yönelik olacak elbette ancak geçmişin deneyimlerinden de yararlanın. Gören gözleriniz,  duyan kulaklarınız , doğruyu yanlıştan ayırt eden aklınız olsun. Beyniniz, yüreğiniz farkındalıklarınızla işlerlik kazanacaktır. 

Hayattaki seçimleriniz sizi daha farklı kılacaktır elbette. Anne babanızı, doğduğunuz yeri seçmek elinizde olmasa da ; arkadaş seçimi, ders seçimi, okul seçimi,  daha sonraları iş ve eş seçimleri...  Her seçim geleceğe açılan bir başka penceredir. Karanlığı değil, ışığı, aydınlığı tercih edin, yolunuz aydınlansın. Duygularınızı köreltmeyin; Sevgi, saygı, vefa, dürüstlük, nezaket ölçülü ve yerinde, zamanında kullanılırsa sizi geliştirir. Kin ve öfkeden uzak durun. Bu duygularla önce kendinize zarar vereceğinizi unutmayın. Haklıyken haksız duruma düşmeyin.  Umudunuzu yitirmeyin, kendinize güvenin, adalet er  geç  yerini bulacaktır.

Bu mektubu bir öğüt ya da nasihat sıralaması olarak kabul etmeyin lütfen. Bir zamanlar işini çok severek, benimseyerek yapmaya çalışmış Emekli bir Rehber Öğretmenin deneyimlerinden süzülenler olarak algılayın.  "İyi İNSAN,  iyi vatandaş , çağdaş ve uygar bir  BİREY olabilme yolunda emekleriniz, çabalarınız boşa gitmesin, doğrularla, iyiliklerle, güzelliklerle karşılaşın.  Sizler; bugünün çocuk ve gençleri, yarının akıl ve ruh sağlığı yerinde bireyleri olarak hazırlanırken Öğretmenlerinizden aklın ve bilimin ışığında en iyi şekilde yararlanın. 

Başöğretmen ATATÜRK'ÜN özdeyişleri yol göstericiniz olsun : "Yokluk ve sefaleti yenmek için önce cehaleti yenmek gerekir."  


Makbule Abalı 

Emekli Rehber Öğretmen

10 Eylül 2023 Urla 

NOT: BU yazımı 10 Eylül 2023 tarihinde okullar açılırken yazmıştım. Bir sınav öncesi de  öğrencilere seslenirken güncelliğini yitirmediğini düşünüyorum. 

2 Haziran 2024 Pazar Günü LGS ( Lise Giriş Sınavları ) var. Sınava girecek tüm
 gençlere BAŞARILAR diliyorum. Zihniniz açık, enerjiniz yüksek, özgüveniniz tam olsun.  Unutmayın; Hayatın kendisi de bir sınav değil midir? M.A 









FOTOĞRAFLAR:

Başöğretmen Atatürk ve Çocuklar

Isparta Doğa Koleji öğrencileri ,Öğretmenleri eski Öğrencim Zafer Eryılmaz ile birlikte.

Yıllar önce bir Öğretmenler Günü'nde Celâl  Temel ve rahmetli Mustafa Kocabaş Öğretmenlerimiz ile.

Mersin 'de bir dağ köyünde öğretmen Songül Abalı ve öğrencileri.

Okula hazırlık :  Kardeşler Rüya ve Lina 

Urla'da evimizde geçmiş yıllardan öğrencim Çağrı (İngilizce Öğretmeni) 2023




27 May 2024

ÜNLÜ ŞAİRLERİN DİZELERİYLE HAYATI ANLAMAK; YAŞAM ve ÖLÜM...

 

İnsan hayatında başlangıç ve son arasındaki gizemli yola ömür diyoruz.  Hepimiz için farklı bir yol bu; bazen uzun, bazen kısa, bazen inişli çıkışlı, bazen kesintisiz. Ne zaman başlar, ne zaman son bulur, bilinmez. Erken ya da geç, hastalık veya kaza, evinde yatağında, dışarıda, bebek, çocuk, genç, yaşlı... Bir gün hayat son buluyor. Duygular dile gelince sözcüklerde , dizelerde anlam buluyor yaşam. Ünlü şairlerin dizelerinde hayatı bir başka pencereden izliyoruz. 



*TARANTA BABU'YA MEKTUPLAR

Yaşamak ne güzel şey Taranta Babu

Yaşamak ne güzel şey...

Anlayarak bir usta kitap gibi

Bir sevda şarkısı gibi duyup 

Bir çocuk gibi şaşarak YAŞAMAK

Yaşamak;

Birer birer ve hep beraber

İpekli bir kumaş dokur gibi...

Hep bir ağızdan

Sevinçli bir destan 

Okur gibi YAŞAMAK...

Nazım Hikmet RAN

**********


GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN

Seher yeli çık dağlara 

Güneş topla benim için 

Haber ilet dört bir yana canım

Güneş topla benim için

Umutların arasından 

Kirpiklerin karasından

Döşte bıçak yarasından canım

Güneş topla benim için 

Seher yeli yar gözünden 

Havadaki kuş izinden

Geceleyin gök yüzünden canım

Güneş topla benim için. 

Ülkü TAMER 


* AYRILIŞ

Bakakalırım giden geminin ardından

Atamam kendime denize, dünya güzel,

Serde erkeklik var , ağlayamam 

*************

Deli eder insanı bu dünya,

Bu gece, bu yıldızlar, bu koku,

Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç

Orhan Veli KANIK 



*GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN

Ne  doğan  güne hükmüm geçer,

Ne halden anlayan  bulunur;

Ah aklımdan ölümüm geçer;

Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki;

Pervam yok verdiğin elemden,

Her mihnet kabulüm, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı TARANCI 


* 35 YAŞ ŞİİRİ

Neylersin ölüm herkesin başında

Uyudun uyanamadın olacak 

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında

Bir namazlık saltanatın olacak

Taht misali o musalla taşında

Cahit Sıtkı TARANCI


* RİNDLER'İN ÖLÜMÜ

Hafızın kabri olan bahçede bir gül varmış;

Yeniden her gün  açarmış kanayan rengiyle.

Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış

Eski Şiraz'ı  hayal ettiren ahengiyle

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter

Ve serin serviler altında yatan kabrinde

Her seher bir gül açar;

Her gece bir bülbül öter.

Yahya Kemal BEYATLI


* BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU

Yorgun gözümün halkalarında, 

Güller gibi fecr oldu nümâyân,

Güller gibi... Sonsuz iri güller...

Güller ki kamıştan daha nâlân,

Gün doğdu yazık arkalarında!

Altın kulelerden yine kuşlar

Tekrarını ömrün eder ilân

Kuşlar mıdır onlar ki her akşam

Âlemlerimizden sefer eyler?

Ahmet HAŞİM


*SEVGİLERDE

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi ...

Behçet NECATİGİL



*YAŞADIKLARIMDAN ĞRENDİĞİMBİR ŞEY VAR

Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu 

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı...

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat,  sunulmuş bir armağandır insana 

Ataol BEHRAMOĞLU


Derleyen: Makbule Abalı

08.04. 2023 


https://youtu.be/Y-XaQEmeYeA?si=LhOcdnG6Jd-enEP_










19 May 2024

ÇELİŞKİLER YUMAĞI...

 


Yeni bir gün doğumunu

Karşılamaya hazırlandı doğa ;

Sabahın ilk ışıklarıyla

Taptaze umutlar gibi...

Güller açmaya hazır taze tomurcuklarıyla,

Çiy tanecikleri yapraklar üzerinde henüz.

Dünya seslerle uyanıyor;

Kimler nerede, nasıl kim bilir?

Aynı anda kaç doğum, 

Kaç ölüm yaşanmakta ?

Uzak kentlerde, dağlarda, ovalarda

Kimler hazır yaşamın sürprizlerine,

Kimler her şeyden uzak, habersiz...

Kimler tanık, kimler sanık

Kim gerçekten suçlu, kim suçsuz

Bilinmezlikler, belirsizlikler

İnsanı kahreden... 

Hangi evde doğum şenliği,

Hangi evde cenaze ağıtı var, 

Bilinmiyor...

Bir çelişkiler yumağı ki ,

Hiç çözülemiyor...


Makbule ABALI

Urla 19 Mayıs 2024




18 May 2024

EĞİTİMDE YENİ MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİMİZ- TÜRKÂN SAYLAN'I ANMAK...

 

Yıllarca eğitime gönül  verdiyseniz eğitim- Öğretim alanındaki her yenilik, her değişim ilginizi çekiyor. Yeni  yapılaşmayı  okumaya,  izlemeye çalışıyorsunuz. İnsan isterse hayat boyu öğrenme hiç bitmiyor. Çocuklar  ve gençler adına yapılan her değişiklik zihinlerde  soru yaratıyor, merakla bekleme dönemine giriliyor. 


Her alanda değişim ve gelişim sözcükleri olumlu anlamlar çağrıştırır. Ancak uzun zamanlı inceleme ve araştırmalara dayanmayan, ihtiyaçlara cevap vermeyen , kabul görmeyen uygulamalar ne yazık, süreklilik sağlayamamış. hayal kırıklıkları yaratmıştır. Gelişmekte olan canlılar üzerinde yapılan çalışmalar yorucu ve yıpratıcı da olabiliyor.

Köklü bir değişim yapılacaksa o konuyla ilgili herkesin fikrinin sorulması, öneri ve dileklerin dikkate alınması gerekir elbette. Başlangıçta böyle bir izlenim edinince mutlu da olmuştuk doğrusu. Ancak Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan yeni düzenleme "Yeni Maarif Sistemimiz" adıyla yayınlandı. İncelemek için sadece bir hafta süre verildi. Öyle uzun yazılmış ki ben bitiremedim.

Okuduklarım bana çok ümit vermedi doğrusu. Uygulamalardan çok teorik anlatımlara yer verilmiş. Anlaşılması güç oldukça uzun anlatımlarla devam ediyor. Bir deneme süresi yok, başlangıç için pilot bölgeler seçilmemiş. Bazı derslerde seçilen konuların programdan çıkarılması Uluslararası sınavlarda büyük eksiklik yaratabilir. 

Her proje sadece görüntüsüyle değil, uygulamalardaki başarısıyla öne çıkar doğal olarak. Uzun zamanlı, köklü değişikliklere ihtiyaç olan bir sistemde sınama yanılmalara değil, kalıcı programlara ihtiyaç olacaktır. 

Yarın 19 Mayıs Atatürk'ü Anma gençlik ve Spor Bayramı. Gençler geleceğin umudu, güvencesi. Son yıllarda yapılan araştırmalar başarı ortalamalarında büyük düşüşler gösteriyor. Gelecek güvenceleri yok. Kararsız ve kaygılılar. Ruh sağlıklarına zarar vermeden sağlıklı yönlendirmelere ihtiyaçları var.

Ülkemizin Eğitim ve Öğretim programlarında çok yönlü düşünebilen,  çağdaş, deneyimli danışmanlara, eğitimcilere çok ihtiyaç var. Gençleri zararlı yönelişlerden , tuzaklardan korumak gerek. Son yıllarda özellikle kız çocuklarıyla ilgili yayınlanan istatistik sonuçları  ürkütücü. İlkokul sonrası okula gönderilmeyen, çok küçük yaşta evliliğe zorlanan, şiddet gören çocukların sayısı oldukça fazla. 

Bir Tıp Doktoru olarak ülkemizde  Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte Eğitim hizmetlerine çok büyük katkılarda bulunan Sn. Prof. Dr. Türkân Saylan'ın bugün ölüm yıldönümü. Programlı , bilinçli bir ekip çalışmasıyla yoksul çocuklara burslarla okuma imkânı sağlayarak meslek sahibi olmalarını sağlamak... Keşke bu tür girişimler çoğalsa, gençlerin yolları sağlıklı olarak belirlenebilse. 

Türkân Saylan topluma şöyle sesleniyor: "Bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa, sevgi ve şefkate aç bir çocuk bir yerlerde senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur, ışıyacaksın. Ölüme saniyeler kalmış olsa bile. " 

Son söz Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün : "Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleridir onlar. " 

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. 

Makbule ABALI
18 Mayıs 2024 Urla.





15 May 2024

ÜNLÜ ŞAİRLERİN DİZELERİNDE SEVGİ- KADINLAR...

 


Yüzyıllardır romanlarda, hikâyelerde, şiirlerde, şarkılarda, türkülerde, sanat eserlerinde, tablolarda, heykellerde dilden dile, yürekten yüreğe hep anlatılmış, aktarılmış sevgi. Bazen ad değiştirmiş, sevda denmiş, aşk denmiş, renk değiştirmiş, karasevda denmiş, beyaza, maviye, yeşile bürünmüş, kılık değiştirmiş... Ama SEVGİ denince insanın içini sıcacık duygular kaplamış, çoğu zaman gözler dünyayı toz pembe görmüş, mavinin her tonunda, beyazın saf duruluğunda, sarının hüznünde aramış. Sevgi üstüne, sevda ve aşk üzerine çok şey söylenmiş...

Ya Şairler... ? Sarıp sarmalamışlar, yeniden üretmişler, beslemişler bu güzel duyguyu ve dillendirmişler. Sevgi her yerde, her konuda , her canlıda varlığını kanıtlamış. Duygularını; coşkusunu, sevgisini, hüznünü, acısını  doya doya yaşamak isteyen bir toplumda şairlerimiz de çok değerli eserler bırakmışlar.  Eklenmesi gereken daha nice güzel şiir var. 

 *ÇOCUKLAR GİBİ

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı

Kırlara yayılan ilkbahar gibi

Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı

Göğsümün içinde ateş var gibi

Bazı nur içinde bazı sisteyim

Bazı beni seven bir göğüsteyim

Kâh el üstündeydim,  kâh hapisteydim

Her yere sokulan bir rüzgar gibi 

Aşkım iki günlük iptilalardı

Hayatım tükenmez maceralardı

İçimde binlerce istekler vardı

Bir şair yahut bir hükümdar gibi

Hissedince sana vurulduğumu 

Anladım ne kadar yorulduğumu

Sakinleştiğimi, durulduğumu

Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür

Şimdi benim tahtım senin dizindir 

Sevgilim, saadet ikimizindir

Göklerden gelen bir yadigar gibi

Sözün şiirlerin mükemmelidir

Senden başkasını seven delidir

Yüzün çiçeklerin en güzelidir

Gözlerin bilinmez bir diyar gibi

Başını göğsüme sakla sevgilim 

Güzel saçlarında dolaşsın elim

Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim

Sabahattin EYÜBOĞLU



 *SENİ SEVDİM

Seni sevdim,

Seni birdenbire değil usul usul sevdim.

'Uyandım bir sabah' gibi değil,

Öyle değil nasıl yürür özsu dal uçlarına

Ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara...

Seni sevdim...

Artık tek mümkünüm sensin...

Gülten AKIN



 *SON

İçimden hep iyilik geliyor

Yaşadığımız dünyayı seviyorum

Kin tutmak benim harcım değil

Çektiğim bütün sıkıntıları unuttum

Parasız pulsuzum ne çıkar

Gelecek güzel günlere inanıyorum

Gelecek güzel günlere

Sonunda galip geleceğine eminim

İyiliğin, zekanın ve cesaretin

İmanım var zaferine

Aşkın, adaletin ve hürriyetin 

Necati CUMALI 



 *ESKİDEN

Ne güzel insanlar vardı eskiden 

Çocukluğumuzu kaplamışlardı.

Bize masal anlatırlardı

Cinlerden, perilerden.

Büyük anneler, büyük babalar vardı.

O zaman hepsi uzaktı ölümden.

Hem sevdirir hem korkuturlardı.

Acı hikayeleri bile tatlı başlardı.

Demek bunun için gittiler hikayelerden.

Ne güzel insanlar vardı eskiden. 

Ne güzel şarkılar vardı eskiden.

Gençliğimizi donatırlardı.

Hep iyi şeyler hatırlatırlardı

Geçip gitmiş devirlerden.

Sevgi ve ümit yaratırlardı.

O zaman her şey uzaktı ölümden.

Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.

İster istemez saadet taşardı

Gamsız günlerimizden.

Ne güzel zamanlar vardı eskiden.

Hayal içinde yaşatırlardı.

Güldürür ağlatırlardı

Özdemir ASAF



 *SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı. 

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.


Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz.)


Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi 

Kalbinizi dolduran duygular 

Kalbinizde kaldı.


Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.


Gizli bahçenizde 

Açan çiçekler vardı.

Gecelerde ve yalnız

Vermeye az buldunuz

Yahut vakit olmadı 

Behçet NECATİGİL



 *TERK ETMEDİ SEVDAN BENİ

Terk etmedi sevdan beni,

Aç kaldım, susuz kaldım,

Hayın, karanlıktı gece,

Can garip, can suskun,

Ve ellerim kelepçede,

Tütünsüz, uykusuz kaldım,

Terk etmedi sevdan beni...

Ahmed ARİF




Derleyen: Makbule ABALI 

Urla. 15 Mayıs 2024