Sayfalar

Mart 16, 2026

BİR ANMA PROGRAMI: SÜREYYA BERFE

 


Yazmayı, yapmayı düşündüğü şeyleri ertelememeli insan. Zaman öylesine çabuk geçiyor ki, günbegün anlatmak istediğiniz konular güncelliğini kaybediyor. Sondan başa giderek anlatacağım  bu kez.

İzmir Urla'da TOHUM Sanat Alanı ve İlkdördün Kültür ve Sanat Vakfı işbirliği ile şair Süreyya Berfe'yi anma ile ilgili bir dizi etkinlikler planlanmıştı. Küratörlüğünü Hakan Kırdar'ın üstlendiği, 18 sanatçının yer aldığı serginin açılışı 4 Mart günü gerçekleşti. 

Tüm çalışmalar; Hayatının 15 yılını İzmir yöresinde (Foça ve Urla'da) geçiren, 9 Ocak 2024'de Urla'da vefat eden şair Süreyya Berfe ile ilgiliydi. Yaşamında sayısız edebiyat ödülleri alan, şiirleri 18 dile çevrilen, insanlar, doğa, çocuklarla ilgili felsefi, edebi yüzlerce şiir yazan ama pek çok sanatçı gibi yaşarken yeterince tanınmayan, anlaşılmayan bir şairimiz.

4 Mart- 8Nisan tarihleri arasında belli bir program doğrultusunda düzenlenen etkinlikler, Şair Berfe'ye bir vefa borcunu ödemekle kalmadı. Çalışmalar aynı zamanda toplumun farkındalığını ve duyarlılığını arttırarak sanata, sanatçıya bakış açısını geliştirmek amacını da taşıyordu. Urla; güzel doğası, kadim tarihi ve kültürlü insanlarıyla pek çok şair, yazar ve sanatçının tercih ettiği bir belde olmuş.


 

Bu programın içinde en son düzenlenen etkinlik; Urla İskelede Tanju Okan Parkı'nda "Süreyya Berfe Şiir Günü" adıyla "Urla Açık Hava Şiir Antolojisi" oldu. Böyle bir düzenlemeyi yaşadığı günlerde hep hayal edermiş Süreyya Berfe. Gerçekleşmesi ne iyi oldu.

Sanırım her şey, O'nun istediği gibi oldu. Güneşli ama biraz serin bir günde 7' den 77'ye  hatta 90 yaşına kadar şiir severler bir araya geldiler. Yapı Kredi Yayınları arasında yayımlanmış Berfe şiir kitapları elden ele aktarıldı. Berfe'nin şiirlerinden dizelerle sesler açık havada yankılandı. Mikrofon elden ele dolaştı. Şiire tutkun insanlar açık hava şiir antolojisinde heyecanla yer aldılar.

Sevda şiirleri, doğa şiirleri, çocuk şiirleri, toplum şiirleri adeta bir şiir sepetinden tek tek ayıklanarak sunuldu. Aramızda; bastonuyla yaş almış insanlar, gençler, pusette bebekler, okumayı yeni kavramış çocuklar da vardı. Varsın heceleyerek okusun, şiir okumanın , dinlemenin, düşünmenin, hayal etmenin hazzına vardı insanlar. Heyecan dalga dalga yayıldı,  kuşlar, ağaçlar, gökyüzündeki bulutlar tanıklık ettiler bu güzel dinletiye...

Bu güzel günden bir gün önce (14 Mart Cumartesi Günü)  Tohum Sanat Alanı üst katında 7-10 yaş arası ilkokul öğrencileriyle bir etkinlik gerçekleştirdik. Günün duyurusu önceden yapılmıştı. Son zamanlarda bulunduğum en güzel etkinlikti diyebilirim. Süreyya Berfe çocuk kitapları (Çocukça, Eksik Alfabe) üzerinden hayatı anlama, algılama ve anlamlandırma çalışmaları yaptık.

Duyguların dışa vurumu, merak, sorma, sorgulama, kendini ifade etme, paylaşım konularında bulmacalar, masallar, el becerileri  yoluyla çalışmalar yaptık. Sevgi ve ilgi ile güven vererek, uygun yaklaşımlarla çocuklar harikalar yaratıyor, kalıcı izler bırakıyorlar. Hepsi o kadar içten, doğal, yapmacıksız, abartısız. Berfe de çocukları çok severmiş.


Bütün bu yapılanları görse Süreyya Berfe de çok mutlu olurdu eminim. Her çalışmada O'nun ruhsal ve zihinsel dünyasından esintiler, anılar ve yaşanmışlıklar yansıtılmaya çalışıldı. Açılışta düzenlenen sergi çok daha geniş kapsamlıydı. Grafik çalışmaları, yazı ve fotoğraflar, küçük heykelcikler, kullandığı eşyalardan özenle saklananlar... Çalışmaların bir bölümü İstanbul'da Yapı Kredi Sanat Galerisi'nde sergilenecek.

Sergi kapsamında ben, şiirlerinden, deyişlerinden yola çıkarak, Süreyya Berfe ile söyleşiyi seçtim. Nostaljik anlamda siyah-beyaz eski fotoğraflar eşlik etti bu hayali sohbete. Onunla tanışma-görüşme şansım olmadı. Zaman tünelinde yolculuk beni heyecanlandırdı, çok mutlu etti. Ekipte yer alan arkadaşların her biri çok değerliydi. Yardımlaşma ve paylaşım örnek olacak ölçüdeydi.


Kültür ve bilim insanlarımıza, sanata ve sanatçılara gösterilen ilginin, duyarlılık ve farkındalığın artması, toplumsal bilincin sağlanması içten dileğimizdir. Kaybettiğimiz tüm değerlerimizi rahmetle, saygı ve özlemle anıyoruz. Yaşayan tüm değerli insanlarımızın hak ettikleri biçimde yaşatılmaları, değerlerinin fark edilmesi görüş ve beklentisiyle... 

Makbule ABALI-Eğitimci

16 Mart 2026 Urla-İzmir


SEVGİLİ ARKADAŞIM adlı şiirinin ilk dizeleri;

Gözlerinin rengi gibi

yüreğinin rengi gibi

saçların da kendi renginde

Ama ben ellerini gördüm önce

toplayan, düzelten, onaran ellerini...

Dokunduğuna soluk aldıran 

telaşlı, usta, sevecen ellerini... 

Geç anladım ve inandım.

Her gün daha çok inanıyorum.

Ellerin, güzel işlerin karıncası.

Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak.

Süreyya BERFE








Mart 13, 2026

ÖZLENEN BAHARLAR

 


Kıştan sonra baharın geldiğini bugün tam anlamıyla hissettik. Gökyüzü açık, güneş pırıl pırıl. Kuşların ötüşü bile değişti. Aralıksız yağan yağmurlar sonrası ağaçlar ve çiçekler de bahar temizliği yapılmış evler gibi tertemiz. Hele öğle güneşinde etraf bir ışık bombardımanına uğramış gibi. (Savaşların hüküm sürdüğü dünyamızda dilimiz de "savaşça" kullanıyor sanki.

Aldırmazlık postuna bürünürseniz hiçbir şeyi umursamıyorsunuz. Bu, işin kolayına kaçmak elbette. İçinizde coşku olmadan,  yapay kahkaha efektleri takılmışçasına çevrenize gülücükler yağdırmak, olan bitenin farkına varmadan alkışlamak, görünmeyen birinden komut almışçasına beden konumunu ayarlamak... Çok kolay olmasa gerek.

Yüzünüzü, gözlerinizi, bedeninizi doğaya çevirirseniz hiçbir şey sizi rahatsız etmiyor. Her şey sade, yalın, abartısız. Olduğu gibi, içten, duru, gürültüsüz. Kentlerden, araçların kirli dumanından uzaklaştıkça ciğerleriniz de bayram ediyor. Kuru gürültüye alışkın kulaklar kuş sesleriyle huzur buluyor. Gözler farklı renkler gördükçe rahatlıyor.

Kupkuru dallarda tomurcuklar açarken, taşların arasından bile renkli çiçekler baş gösterirken, budanmış ağaçlar tablo gibi görüntüler sunarken, her tür börtü böcek kış uykusundan uyanırken, insanlar da iç seslerine kulak vererek dünyayı daha anlamlı kılma çabasına katılıyorlar; Bencilce değil, el ele, omuz omuza yürek yüreğe, insanca...

Makbule ABALI- Eğitimci
13 Mart 2026 İzmir-Urla














Mart 11, 2026

YAŞAMI ŞİİRLERLE ÇOCUKLAR GİBİ ALGILAMAK-YORUMLAMAK...



 






GÜZ GÜNEŞİ 

Bu sabah erken uyandım;

Çiy damlacıklarını silkeledim

Çiçeklerin üzerinden.

Ilık rüzgârlar esti,

Güneş bile gülümsedi,

Bembeyaz bulutların arasından

Çiy taneleri umursamadı bile... 

Makbule ABALI

2023



ÇOCUKÇA

Kuş dili bilir misiniz ?

Çocukça, dostça, safça, 

Ya da işaret dili .

Diliniz  lâl olursa;

Gözlerinizle konuşabilir misiniz ,

Ya da beden dilinizle...?

İnsanca bilmeyen birine 

Bir dil öğretebilir misiniz?

İlle de uzlaşmak için değil, 

Belki insanca yaşamak, 

Yaşatmak için;

İnsanlık adına...İnsan adına...

Makbule ABALI

2023



İNSAN İNSANA SAVAŞ

Dağla ova,

Güneşle ay,

Bulutla yağmur, 

Fırtına ile bahar, 

Yaz ile kış,

Kedi ile köpek,

Tavşanla kaplumbağa,

Kedi ile fare 

Arkadaş olmuşlar canciğer.

Ama insanoğlu inatlaşmış; 

Arkadaş olamamış İNSAN İNSANA

Savaşlar o yüzden hep var olmuş...


Makbule ABALI-Eğitimci 

İzmir-Urla. 17.11.2023

Güncelleme:11 Mart 2026






ÇOCUKLAR GİBİ: Sabahattin ALİ'nin şiiri, Ali KOCATEPE'nin müziği ve Sezen AKSU yorumuyla. 

TEŞEKKÜRLER. 


Mart 07, 2026

SAVAŞLAR VE KADINLAR

 


Kadınlar gördüm bir kent meydanında 

Kadınlar;

Uzun saçlı, kısa saçlı, kara gözlü, ela gözlü, yeşil gözlü

Kadınlar;

İnce, toplu, kısa boylu, uzun boylu 

Uzun etekli, pantolonlu, kabanlı, rengarenk hırkalarla 

Her tipten kadınlar... 

Güçlü, dirençli, emeğe saygılı, çalışkan kadınlar

Ana gibi yürekli, sevgi dolu, içli, sevdalı kadınlar... 

Ellerinde kır  çiçekleri, dillerinde türkülerle 

Bazen yavaş, bazen hızlı, bazen koşar adım 

Yürüdüler... yürüdüler... yürüdüler...

Kim komut verdi bilinmez 

Birden karıştı dünya!

Gökten bombalar yağdı, 

barışı özleyen kadınlar üstüne. 

Türküler, şarkılar ağıtlara dönüştü

Gülüşler dondu, gözlerden yaşlar boşaldı 

Savaşa dahil edildi,  barışsever kadınlar...

Makbule ABALI-Eğitimci

7 Mart 2026 İzmir-Türkiye





BARIŞ İÇİNDE BİR DÜNYA ÖZLEMİYLE EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.

Mart 05, 2026

BAHAR MEVSİMİNİ YAŞARKEN

 


Günlük hava tahminleri yanıltmadı. Urla'da öğleden sonra fırtına ile karışık sağanak yağış bekleniyordu. Günlük işlerimizi hava durumuna göre belirledik. Öğleden sonra hava birden karardı, Yazıma başladığımda dışarıda insanın içini titreten bir yağış vardı. Yağmur, kar hep beklenir, bereket sayılır. Ancak düşünmekten kendimi alamam; Kimler ıslandı, kimler zarar gördü, kimler yağışların keyfini sürüyor. Karda-yağmurda yollarda kalanlar, ailece perişan olanlar adına içim yanar.

Yıllar öncesi canlandı  anılarımda. 1978 Yılı 23 Nisan'da eşimin yeni ehliyetiyle kullandığı, Anadol marka arabayla Mersin'de Arslanköy Beldesine büyükleri ziyarete gitmiştik. O yıllarda deniz seviyesinden 1500 m. yükseklikte , virajlı daracık yolları (henüz asfaltlanmamış) yol üstünde içilebilir doğal kaynak suları yol boyunca el değmemiş çam ,ardıç, katran (sedir) ağaçları  ile ünlü bir yayla.

Çocukluk anılarımın toplandığı Adana-Bürücek Yaylasından sonra  gördüğüm ikinci yayla, eşimin doğduğu, 14 yaşına kadar yaşadığı, dağlarında hayvan otlattığı, 4. erkek çocuk olarak annesine -ailesine hamur yoğurduğu, beş şişle yün çorap ördüğü, babasına tarlada yardım ettiği , okuma oranı yüksek bir büyük köy, belde. 

O yıllarda yol boyunca tek bir kahvede (kafe değil) nefis kekik çayı içilirdi. Gerçek kekik tadı ve kokusu unutulmaz. Bugünlerde kaç durak yeri vardır bilmiyorum. Geçmişten söz ederken, mevsimler gibi zaman da iç içe yaşanıyor. Dün başladığım yazımı -rahatsızlık ve yorgunluk  nedeni ile- bugüne  ertelediğime üzülmüştüm. Yanlış düşünmüşüm. İnsan isterse;  emek ve çaba verdiği, sevdiği işi-ertelese bile- kolay kolay bırakamıyor. 

Yıllar öncesinde de sürprizlerle dolu bir Nisan ayı yaşamıştık. 1978 yılında eşimle birlikte Arslanköy'de Baba Evinde rahmetli anneyi ziyaret  etikten sonra yola çıkmadan, eşimin halası Emine  Hala ve eşi Mustafa Amca'yı köy merkezinde,  kirada oturdukları evde ziyaret ettik. Beklenen ama ansızın başlayan ve giderek artan kar yağışı, o gece orada kalmayı zorunlu kıldı. 

Gerçek bir Anadolu kadını olan rahmetli Emine Halanın yer sofrasında hazırladığı muhteşem kahvaltının lezzetini, nice konforlu sofrada bulamadım. Karın bereketi miydi o sofraya yansıyan, onların derya gibi sohbetleri miydi tadı damağımızda kalan... Halâ düşünürüm...

Makbule ABALI- Eğitimci 

13 Nisan 2025 İzmir-Urla 

Güncelleme: 5 Mart 2026










Mart 01, 2026

BİR YANDA KIŞ, ÖTE YANDA BAHAR

 


Kışı henüz bitirmemişken cemreler teker teker düşüp ilkbahar mevsimini başlatıyorlar. Doğa baharı karşılamaya hazırlansa da dünya henüz hazır değil. Asıl bahar içimizde yaşanmalı. Meyve veren ağaçlarda kupkuru dallar birden çiçeklerle donanıyor. Yaprakları beklemeye tahammülleri yok, aceleciler.

Her ülkede bahar farklı yaşansa da uzun yağmurlardan sonra bir şiirle Mart Ayına hoş geldin desek... 

                                               BİR UMUT

Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin;

Yitirmişsin nen varsa birer birer.

Bir sağlık, bir sevinç, bir umut

Onlar da nerdeyse gitti gider.

Dost bildiğin insanların yüzleri

Aynalar gibi kapkara.

Suyu mu çekilmiş bulutların

Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

Taşlara düşen saat gibi 

Ne artı, ne eksi,

Bir sağlık, bir sevinç, bir umut

Hikâye hepsi...

Cahit KÜLEBİ


NİCE BAHARLARA SAĞLIKLA, SEVİNÇLE, UMUTLA... 

Makbule Abalı-Eğitimci

1 Mart 2026 İzmir-Urla

Şubat 25, 2026

AYDINLIK BİR GÜN

 


Günler süren uzun yağmurların ardından güneş yüzünü gösterdi bugün. Gözlerimiz aydınlandı, içimiz ısındı. Güneşin sihirli bir sopası var sanki. Acı veren bir sopa değil bu. Hafif dokunuşlarla insanı kendine getiren, doğadaki tüm canlılara yaşama sevinci aşılayan, adeta dirilten gizemli bir dokunuş gibi. 

Evin bahçe kapısının önüne kurumuş papatyaların tohumlarından atmıştım. Yağmursuz sıcak günlerde azar azar su verdim. Bir dolu papatya açtı. Güzelim kır çiçeklerinin sembolü papatyalardan minik bir tarla oluştu. Papatyalardan birkaç  taç oluşturacak kadar çok. Çocukları mutlu etmek çok kolay.

Papatyaların hemen önünde Arnavut Kaldırımı doğal taşlardan oluşan bir sokak uzanıyor. İyi örneklerin güzelliklere yol açması gibi sık döşenmiş taşların arasından bile papatyalar baş gösterdi. Önce sadece iki minik papatya var oldu. Bugün baktığımda gözlerime inanamadım.

Sanki bizi mutlu etmek istercesine çoğalmışlar. Yanı başlarındaki zeytin ağacı da onları destekliyor adeta. Üstlerine kol kanat germiş. Doğa, güzellikleri buluşturmada çok usta, çok yaratıcı. Mükemmel bir renk uyumu içinde, koruyucu bir  tavırla her bitkiye yer açıyor, yaşam hakkı veriyor.

Evrende tüm canlılar her koşulda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Onlardan ders alarak varlığımızı kanıtlamak; Doğru çözümlere ulaşmak için bir adım sayılabilir mi?

Makbule ABALI-Eğitimci

25 Şubat 2026-İzmir-Urla






Şubat 21, 2026

ÇOCUKLARI TANIMAK -ANLAMAK



 Zaman tünelinde zamanın akışını duyarak, hissederek yol almak insana iyi geliyor. Belleğinizi test ediyor, kıyaslamalar yapıyorsunuz. Dünden bugüne anılar  yeniden derleniyor  zihninizde  yeni  dosyalar  açılıyor.

1982-1991 yılları arasında eşimin rotasyonla atandığı Burdur İlimizde Eğitim-Öğretim görevimizi sürdürdük. Burdur'la ilgili çok güzel anılarımız vardır. 2 yıl Burdur Cumhuriyet Lisesi Rehber Öğretmeni,  daha sonra Akdeniz Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi olarak çalıştım. 

Türkiye'nin her yöresinden öğrencilerim oldu. Burdur'a, çevresine,  insanlarına uyum sağlayarak çok güzel günler yaşadık.  Özlemle anıyorum. Öğretmen yetiştiren bir kurumda çalışmanın çok farklı, güzel yönleri var. Her yönüyle insan tanıyorsunuz, gelecek kuşakların daha nitelikli yetişmeleri için çaba harcıyorsunuz.

Aşağıdaki satırlar her yerde, her zaman çocuk yetiştirmenin önemini vurgulayan ne güzel önerilerdir.

ÇOCUK YAŞADIĞINI ÖĞRENİR 

*Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse

Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

*Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse

Kavga etmeyi öğrenir.

*Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa

Sıkılıp utanmayı öğrenir.

*Eğer bir çocuk devamlı utanç duygularıyla eğitilmişse

Kendini suçlamayı öğrenir.

*Eğer bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse

Kendine güven duymayı öğrenir.

*Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse

Takdir etmeyi öğrenir.

*Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse

İnançlı olmayı öğrenir.

*Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse

Kendini sevmeyi öğrenir.

*Eğer bir çocuk ailede dostluk ve arkadaşlık görmüşse

Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Dorothy Law Nolte


Tüm çocukların  çağdaş bir Eğitim Öğretim ortamında sağlıklı, mutlu, başarılı bireyler olarak yetişmeleri dileği ile. 

Makbule ABALI-Eğitimci

21 Şubat 2026 Urla-İzmir



Fotoğraf çeken çocuklar- İnternetten.


Şubat 18, 2026

SIRA DIŞI GÜNLER...

 


Günlerdir yağan yağmur bugün biraz ara verdi. Sabah gene yağıyordu ama şu anda güneş yüzünü gösterdi. Hava serin ancak fırtına dinmişe benziyor. Çevreye fırtına sonrası sessizlik hakim. Son 3 gündür doğanın beklenmedik sürprizleriyle yeniden buluştuk, çaresizlik içinde zor anlar yaşadık.

Çocukluktan beri benimsediğim bazı davranışlar var .Merhamet duygum çok güçlüdür. Vicdanımın sesine uyarak kararlar almak, bazen kişisel kayıplara neden olsa da her zaman uyarım. Empati duygum çok güçlüdür. Ancak olayların birebir içinde yaşamak, hissetmekten,  zihninizde canlandırmaktan çok farklı. 

Mevsimsel değişikliklere, sürprizlere artık alıştık, yadırgamıyoruz. Önlem alarak hazırlıklı oluyoruz. İnce ince, usul usul yağan yağmuru çok severim. Şefkatli bir elin yanağınızı incitmeden okşaması gibidir. Islatır ama zarar vermez. Ama gök gürültüsüyle bardaktan değil, kovadan boşalırcasına yağan yağmur her zaman ürkütmüş, tedirgin etmiştir beni. 

Hep düşünürüm; Evini su basmış insanlar gelir aklıma. Ayakkabıları su alan ya da çıplak ayaklı çocuklar,  su içinde kalmış, kullanılamayan eşyalar... Barınacak yeri olmayan evsiz, yurtsuz insanlar. Su hayattır, her zaman aranır ama her şeyin fazlası, aşırısı zarar veriyor. Yağmur sonrası deniz bile çamur rengine bürünür. 

Bilinçaltı, insanın yaşadığı olayların, geçmiş yaşamının bir tanığı gibi. Çocukken Kibritçi Kız öyküsünden ne çok etkilenirdim. Benim de parmaklarım donardı sanki. Bir zamanlar doğal afetler sonrası, evsizler birkaç gece kapalı spor salonlarında kalırlar, berberler saç ve sakal bakımı  yaparlardı. Sonra gene kendi hallerinde sokağa dönerlerdi. Haberlerde üzülerek izlerdik. Parkta bankta donmuş olarak bulunan... 

Yaşamadan anlaşılmıyor. Gözleri net görmeyen bir insanın durumunu anlamak için birkaç saat karanlıkta el yordamıyla yön aramak gibi. Engelli insanları anlamak için bazı organları işlevsiz kılmak gibi. 

Ege Bölgesinde birkaç gündür devam eden fırtına büyük hasarlara yol açtı. Evleri su bastı, köprüler yıkıldı, ağaçlar devrildi. dereler taştı, çok şiddetli esen poyraz adeta hayatı felç etti. 

Pazar günü akşamı büyük masada neşe ile geçen geniş aile yemeğinden sonra eve dönüşte zifiri karanlıkta kaldık. Gün boyu süren fırtına sırasında elektrik arızası yaşanmıştı. Daha sonra genel arıza giderildiği halde bizim ev halâ karanlıktaydı.

Güvendiğimiz ustamıza ulaşamayınca 48 saat elektriksiz kaldık. Hiçbir araç çalışmadı. Yardımsever komşumuzun evden eve çektiği kablo gece ışığımız için çözüm olduysa da tüm işler aksadı. Buzdolabındaki yemek ve malzemeleri içim acıyarak atmak zorunda kaldım. Yemek dökmeyi büyük israf sayanlardanım.

Şiddetli yağmur tavandan ve tabandan akmalara sebep oldu. Her türlü su kabı görev aldı. Arızayla ilgili olarak reklamların tersine çok büyük hayal kırıklıkları yaşadık. İnsan sesi duymadan mekanik seslerle çözüme ulaşmanın ne kadar güç olduğunu bir kez daha anladık. 

Teknoloji sadece elimizi kolumuzu değil, çoğu zaman dilimizi de bağlıyor. "Arıza kaydınız alınmıştır "  Defalarca söylense de kayıt dışı olduğumuzu saatler sonra öğrenebildik. 

İşleyişteki aksaklıkları anlamak, anlatmak, çözüme ulaşmak; Zorlu bir sınavdan geçtik. Ülkemizde çok yaşlı bireyler zorlukların üstesinden nasıl geliyorlar? Cankurtaran simitlerine ne kadar zamanda ulaşabiliyorlar? Sıradan günler nasıl sıra dışı günler haline dönüşüyor? "Burada kimse var mı, sağ mı, ne ister, ne bekler? " Birbirimize ne çok ihtiyacımız var. 

Neyse ki kışın ortasında baharı yaşatan çiçekler var. Her taşın altından baş veriyor, umut tazeliyorlar.

Makbule Abalı-Eğitimci

17 Şubat 2026 İzmir-Urla









Şubat 10, 2026

SUSKUNLUK...


Suskunluk güzeldi önce

Sakinlik, sessizlik, sükûnet,

Denizin yumuşak çırpınışları,

Kuş sesleri, dalların hışırtısı,

Ta uzaklardan gelen şarkı ezgileri.

Saatler, günler, aylar, yıllar

Sessiz sedasız geçti 

Hiç ses duyulmadan,

Hiçbir belirti olmadan.

Beklemek zordu, beklemek azaptı.

Bütün virgüller, noktalı virgüller kondu

Noktalar kalmadı, üç nokta bile bitti.

Doğa bile dayanamamıştı

Bu kadar uzun sessizliğe.

Şimşekler çaktı ardı ardına,

Gök gürledi sonra yağmur indirdi 

Sessizlik; tiz-pes seslerle karıştı.

İç sesler dış seslerle buluştu,

Suskunluk bitti;

Her yer uyumsuz seslere  büründü yeniden

Karmakarışık oldu  dünya...


Makbule ABALI- Eğitimci

2021-Mersin



Güncelleme:2026-Urla