Bazı günler sevdiklerimizi anmak için bir fırsattır. O günler anmaya vesile olur, anıları yeniden tazeler. Yeniden hatırlamak değil elbette. Hiç unutulmazlar ki...
Eski fotoğraflara bakarken bu fotoğrafı görünce öyle mutlu oldum ki. Yeniden çok şey düşündürdü bana. Bir bayram günü çekilmişti;
Üstümüzdeki giysileri dikiş öğretmeni olan annem dikmişti.
O günkü saç tuvaletimiz de annemin eseri.
O günkü saç tuvaletimiz de annemin eseri.
İkimiz de çocuktuk o yıllarda. Aramızda sadece 1.5 yaş fark vardı. Ben büyüktüm, ama hiç abla demedi. Ben de demesini istemedim.
Kardeşim, sırdaşım, oyun arkadaşım idi.
Bugüne kadar blogda ondan hiç söz etmedim, edemedim... Ama bugün, bir "Anneler Günü"nde yıllar öncesinin nostaljik bir öyküsünden küçük izler kalsın istedim. Zaman zaman hayallerinizde geçmişe küçük yolculuklar yapar mısınız? Bazen bir evcilik oyunu, bazen hayali bir canlandırma, bir drama gözlerinizin önüne gelir mi? Çocukluk günlerinizi, çocukça bir şeyleri özler misiniz...?
O zamanlar henüz televizyonlar yoktu. Tabii bilgisayarlar da. Ekranda ithal çocuk programlarını izleyip heyecanlı oyunlar oynayamazdık böylece. Ancak hayal gücümüzle yönettiğimiz, kendimizin kurguladığı evcilik oyunlarımız vardı. Çocuk oyunları çocuğun kişiliğinin, ailenin göstergesidir denir.
Biz oyunlarımızda hep mutlu idik. Bebeklerimize hiç incitmeden özenle bakardık. Çok nadir kırılır, küserdik. O zamanlarda parmaklarımızla "küs" işareti yaptığımızı hatırlıyorum. İşaret parmağıyla orta parmak üst üste konup gösterilirdi. 5 dakika geçmeden "küs-barış" denip parmaklar indirilir, barışılırdı.
Evcilik oyunlarında onun büründüğü rol genellikle "doktorculuk" idi. Ciddi bir doktor görünümünde eski bir kordonla kalp dinler, reçeteler yazar, ilaç yerine küçük şekerler dağıtırdı. Bir mesleğe gönül vermek ta o yaşlardan başlamıştı. Sonraki yıllarda çok iyi bir puanla İstanbul Çapa Tıp Fakültesini kazandı. Tıp diplomasını aldıktan bir süre sonra evlendi. 2 çocuğu oldu. Dokuz yıl Güneydoğu'da görev yaptı. Çocukları çok iyi öğrenim gördüler. Kızı annesinin mesleğini sürdürüyor, oğlu iyi bir mühendis.
Hastalarının çok sevdiği idealist bir doktordu. İşini iyi yapan, okuyan, araştıran, yenilikleri izleyen, sorulara sabırla cevap veren, işini seven bir doktor. İdealistti, hümanistti. İyi bir insan, iyi bir eş,
iyi bir dost, iyi bir anne idi... Hala tedavisi tam bulunamayan, hatta son yıllarda giderek çoğalan kötü bir hastalık sonucu kaybettik onu.
Kaybettiklerimizi çok özlediğimiz anlar vardır. "Keşke yanımda olsaydı da konuşabilseydim" dersiniz. Anılar canlanır belleğinizde. Ve sonra hayatın uğraşlarıyla baş başa kalırsınız yeniden. Hayat devam eder tüm hızıyla...
Günler, aylar, yıllar hızla ardı ardına geçiyor. Yitirdiklerimizi anıyor, özlüyoruz. Bizim yapabileceğimiz anıları yaşatmak, geride kalan değerleri korumak.
Annem, kız kardeşim ve ebediyete göçmüş tüm anneleri saygıyla, rahmetle anıyorum. Yüreğinde insan sevgisi, çocuk sevgisi olan tüm annelerin, anne adaylarının ve kendini anne gibi hisseden tüm kadınlarımızın "Anneler Günü" kutlu olsun...


