18 May 2014

GÜNEŞ HER GÜN UMUTLA YENİDEN DOĞAR...

                                                           

Yarın 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Soma felaketi nedeniyle bu yıl kutlamalar iptal edildi. 301 insanımızı yer altından çıkarıp tekrar yer altına yerleştirdik. Her fotoğraf karesi acıyı resmediyordu adeta. Yaşlılar, anne-babalar, gencecik yeni gelinler, yüzlerinde, mimiklerinde isyanı yaşayan çocuklar, babasız kalmış bebeler, karnında doğmamış bebesiyle anne adayları... Bir insanlık dramı, bir ıstırap destanı...Umarız böyle facialar tekrar yaşanmaz. Her acı insanda onulmaz yaralar açıyor, bir şok etkisi yapıyor ama yeniden düşünmeyi sağlıyor, hayata bakış açısını geliştiriyor, yeni bir ufuk açıyor. Her doğan güneş, bir başka aydınlığı müjdeler. Ve hayatın içinde umut hiç tükenmez. Yaşama tutunabilmek için incecik bir daldır bazen umut...

 Bu olumsuz tabloyu izlerken, eğitimin, gelecek güvencesinin ne denli önemli olduğunu daha iyi anlıyor insan.Gençler bizim umudumuz, güvencemiz. Onlar adeta geleceğe açılan aydınlık kapımız. Çocukluktan gençliğe geçerken onların "birey" olmalarını, kendileriyle ilgili kararlar almalarını da bekliyoruz. Birey olmak; kimlik kazanmak, kişilik kazanmak, "toplumda artık ben de varım" diyebilmek. Zor bir süreç elbette ama beraberinde olgunlaşmayı da getiriyor. 

18 Mayıs Prof. Dr. Türkan Saylan'ın da ölüm yıldönümü. Ölümünden bu yana 5 yıl geçmiş. Evinin penceresindeki son vedası hala gözlerimizin önünde. Gençlerin eğitimine yetiştirilmesine büyük emek vermiş bu değerli insanın, yaklaşık 20 yıl önce gençlerle ilgili deyişleri günümüzde de anlamını yitirmemiş. O görüşlerden bazı satır başları:




"Anneler, babalar(veliler) gençlik sizin gençliğiniz değildir belki, ama onların en az sizin kadar sevgiye, saygıya ve adam yerine konmaya hakları vardır. Siz onları yanlış yöne itmez ve sürüklemezseniz çocuklarınız sizden farklı ama çok daha bilinçli, yapıcı ve yaratıcı olacak ve dünyamızı sizin, bizim bıraktığımızdan daha güzel aşamalara getireceklerdir. Onlara güveniniz, onların haksızlığa uğramalarına tepki gösteriniz, onları kem gözlerden, kötü yüreklerden ve hasta beyinlerden sakınınız. 

Günümüzde ilk, orta ve yükseköğretimde çalışan cumhuriyetin öğretmenlerine son derece önemli görevler düşüyor. Yetiştirecekleri genç kuşaklara vermeleri gereken pek çok şey var. Gençlerimize, dünyayı tek bir delikten görmenin yanlışlığını, evrensel değerlerin, bilimsel olmanın anlamı ve önemini algılatabilmeli, bununla birlikte ülkemizin yakın geçmişini, Batılılaşma hareketlerinin çıkış noktası ve evrimini, bulunduğumuz coğrafyada yakın ve uzak çevremizle ilişkimizi, yansız ve abartısız , güvenilir ve gerçekçi kaynaklar belirterek gerçek anlamıyla çağdaş bir eğitim verebilmeliyiz.

Ülkemizin çağdaş öğretmenleri, ufkunuzu, bilgi dağarcığınızı genişletin, nasıl bir ülkede yaşadığınızı, neden var olduğunuzu ve görevinizin ne olduğunu bir kez daha gözden geçirin ve sizlere emanet edilen gençlere düşünmeyi, araştırmayı, kafa karışıklıklarını gidererek gerçeklere ulaşmayı öğretin. Gerisini onlar en doğru şekilde bulacaklardır."

Bilinçli yurttaşlar, hem evrensel insan, çocuk ve kadın haklarına inanmış ve onların savunucusu olmuşlardır hem de doğayı, hayvanları, tarihi, emeği esirgemeyi insanlık görevi olarak benimsemişlerdir. Sorumluluk bilinci gelişmiş yurttaşlar, kendi kendilerine hesap vermeyi, duygu ve davranışlarını denetlemeyi, özeleştiriyi, yeri geldikçe de kendileriyle alay etmeyi yaşam biçemi (üslubu) olarak benimsemişlerdir. Yanlışlarını bu yöntemlerle giderip, hoşgörülü olma, başkalarını anlama ve sayma, bunun için de yaşantılarını sınırlayabilme olgunluğuna kavuşan gerçek bireyler demokrasiyi oluşturup yaşatabilirler."

Saygıyla, rahmetle anıyoruz.


2 yorum:

  1. Acımız büyük, geride kalan yaralı binlerce yakın bıraktı gidenler. Belki bizler ilerleyen yıllarda tarih gibi anacağız ama yakınları nefes aldıkları sürece acı içinde olacaklardır sevgili öğretmenim.
    Türkan Saylan'a saygıyla.....
    Büyük insan nurlar içinde yatsın....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rakamların ötesinde yüreklere; beyinlere henüz yansımayan, belki dile getirilemeyen yaralar, iç acıları kaldı. Kendisiyle baş başa kalınca insan, acı daha büyük çöküntü yaratıyor iç dünyasında.
      Cevapsız kalan sorular en zoru. Zamana ihtiyaç var. Acıyı gidermeye yetmeyecek elbette. Ama düşünmeye, anıları derlemeye, sevilenin anısını yaşatmaya...
      İnsan'ın değerinin bilindiği, insanca yaşanan bir ülke hayal etmek...

      Esenlikler dilerim değerli öğretmenim.

      Sil