B.C.P. (Blogları Canlandırma Projesi) bloglar arasında iki yıldır devam eden bir etkinlik. Ben 3. yıl haberdar olup katıldım. Her ayın son haftasında, o ay için belirlenen iki temadan seçim yaparak paylaşımınızı yapıyorsunuz. Ben Kadın Yazarlar ve Polisiye başlıklı iki temadan ilkini seçtim.( Sevgili Şule Uzundere'nin kitap çekilişinde kazandığım kitaplardan ikisi, sevdiğim iki kadın yazarın kitapları.)
1- Asıl adı HAYAT ve HÜZÜN olan kitap, yazarı Ayşe Kulin'in 1964-1983 yılları arasındaki yaşamını "Dürbünümde 40 sene "başlığıyla anlatıyor. Ayşe Kulin'i yıllar önce okuduğum Foto Sabah Resimleri adlı öykü kitabı ile tanımıştım. Çok severek okumuştum. Daha sonra Adı Aylin, Geniş Zamanlar, Kardelenler, Gece Sesleri, Türkan-Tek ve Tek Başına adlı kitaplarını da okudum.
1941 doğumlu Ayşe Kulin, Foto Sabah Resimleri ile 1995 yılında Haldun Taner Öykü Ödülünü, 1995 yılında Sait Faik Hikaye Armağanını, 2007 yılında Veda adlı kitabı ile Türkiye Yazarlar Birliği En İyi Roman Ödülünü, 2008 yılında Nefes Nefese adlı kitabı ile European Council of Jewish Communities tarafından verilen En İyi Roman Ödülünü kazanmış.
Kitap 3 bölümden oluşuyor. İki evliliğinden 4 oğlu olan Ayşe Kulin kitabında bir kadın olarak o yıllarda yaşadıklarını, çalışmalarını, çocuklarıyla ilişkilerini konu ediyor. Ülkenin o dönemdeki siyasal yaşamına da yüzeysel olarak değinmiş. Ben diğer kitaplarını daha severek okumuştum.
Kitaptan alıntılar__________________
* "Gözyaşlarım yüreğime mi akıyordu yoksa yanaklarımdan mı yuvarlanıyorlardı, farkında değildim. Haksızlığa uğramışların duyduğu isyanın, kötülük karşısındaki çaresizliğin ve kızgınlığın gözyaşları daha senelerce, senelerce akacaktı gözlerimden hep içime, hep yüreğime."- Sayfa. 85
* "O düzlüğe yürüdüm, ciğerlerimdeki tüm nefesimle, Tarzan gibi, bir orman hayvanı gibi, çok acılı bir insan gibi böğürerek , avazım çıktığı kadar bağırdım önce! Sesim yankılandı, bana döndü. Sonra hıçkırarak ağlamaya başladım. Kimse duymadı beni!" S-96
* "Koşarak çıktığım merdivenlerden inerken düşündüm ki, zaman gibi hayat da geçmişti üzerimden. İnsanlara olan inancımı, iyi niyetimi, safiyetimi götürmüş, teselli mükafatı olarak bana iki oğul vermişti. Yaşlı bir genç kadındım artık. Yirmilerinde görünüyordum ama tam yüz yaşındaydım! "
* " Karşılıklı hiç konuşmadan oturduk. Filiz'le çok güzel susulurdu birlikte. Kedilerin hastalanınca tedavi amacıyla bir yere gizlenmeleri gibiydi tıpkı birlikte içe dönmek. Sükut aracılığıyla ruh tedavisiydi bir nevi." S-218
------------------------------------
2- ANLAR-İZLER- TUTKULAR- İnci Aral
İnci Aral, sade, yalın anlatımı, insanın çeşitli yönlerden tahlilleriyle severek okuduğum bir yazar. Kitabın arka sayfasındaki tanıtım yazısı şöyle: " Biri bir çocuğun adını söyler, bir hanımeli kokusu duyulur birden, bir iç çekiş. Günışığı avlunun taş döşemesine düşer. Bir köpek havlar. Rüzgar camınızı çalar bir dal ucuyla. Bir öykü başlar."
"İnci Aral'ın hayata, dünyaya, edebiyata ve yazma tutkusuna bakışını yansıtan, okumak, yazmak, severek ve yazarak var olmak üstüne düşünce ve deneyimlerini yalın, akıcı bir anlatımla dile getirdiği bu kitap belleğin seçtiği anlara ve akıp giden yaşamın bizde kalan izlerine değinen bir anlatılar toplamı."
İnci Aral yazmak isteyen gençlere şunları söylüyor:" Yazmak, insan ruhunu, bilincini, dalgalanma, yükselme ve düşüşlerini anlama ve insanın önce kendi gecesini aydınlığa çıkarma çabasıdır. Zamanın içinde bir yerlerde kendini aşkla, severek ve yazarak olumlama ve bunlara tutunarak hiçliğe karşı durma uğraşının özü budur."
Kitaptan Alıntılar _________________________
* "Çarşamba öğleden sonraları şiir, edebiyat saatleri yapılır ya da belgesel filmler gösterilirdi. Kültüre, şiire, edebiyata, yaratıcılığı geliştirecek etkinliklere, öğrenimin eğitim boyutu olarak , o yıllarda çok önem verilirdi, çok iyi öğretmenlerimiz vardı. Yozlaşan kentlerimiz, yaşamlarımız, değerlerimiz gibi eğitim öğretim de yozlaşmamıştı henüz." S-23
* "Türkçeyi doğru kullanamayan sınıf geçemezdi. Öğrencilerin yaptığı resimler panolara asılır, her hafta değişirdi. Okulun giriş holündeki tahtaya birkaç günde bir, renkli tebeşirlerle güzel bir el yazısıyla özdeyiş yazılırdı. Öğrenci şiirleri okul gazetesinde yayımlanır, ödüllü yarışmalar düzenlenirdi." S-23
* "Sanatçının ortaya koyduğu ürün yalnızca bireysel değil, aynı zamanda içinde yaşadığı toplumun, ülkesinin ve ulusunun tarihinin, coğrafyasının ortak ve ilişkiler bütününün ortak düşünsel ve ruhsal yapılanmasının da ürünü olacaktır. " S-70
* "Zamanı kağıt üzerinde kaydetmeye çalışmak bana iyi geldi. İnsan çoğunluğunun cehalet ve çılgınlığı yüzünden kapıldığım umutsuzluğu, hayretlerimi, endişelerimi, yalakalık, ahmaklık ve yersiz kibirden duyduğum nefreti, töre ve boş inanlar karşısındaki çaresizliğimi, körleşme ve duyarsızlaşma korkumu belli ölçüde yatıştırdı." S-99
* "Zamanın iyiliği de yok değil. Keder, acı gibi duyguların şiddetini azaltıyor. Önce belli bir düzeye indiriyor sonra da bizi unutmanın cömertliğine sürüklüyor. Zor zamanlarda felaketler, ölümler, acılar, darbeler öylesine arka arkaya geliyor ki tümünü birden taşıyamıyoruz. İnsanımız acıya dayanıklı. Sabırla yüzleşiyor ölümle ve hayatla. Başına gelecek uğursuzluğu tevekkülle bekliyor." S-100
* "Ticari, içeriksiz ve bayağı ürünler, insanın dilini, duygu ve düşüncelerini sığlaştırıp basitleştirir. İnsanımızın kültürel erozyona uğraması, tartışan, eleştiren, sorgulayan yeni üretici ve yapıcı insan tipini de aşındırıyor. Aslında sistemin amacı, isteği de bu. Düşünmeyen, hazır düşünce kalıplarına teslim olmuş, bir örnek, koyun gibi insanlar." S-103
* "Eğer hayatı ve varoluş gerçeğini size sunulduğu gibi kabul eder, sorgulamazsanız ya fazla siner ya da acı çekersiniz." S- 127
* "En sert sorunları dile getirirken bile edebiyat tadını korumaya ve okuma zevki vermeye özen gösteriyorum." S-127


