Her yaşın kendine göre farklı bir rengi, ayrı bir dokusu, ayrı bir güzelliği var: 20 Yaş kırmızı mıdır acaba? Enerjik, dinamik, hareketli. Ama kişiye göre değişebilir de. Romantik, melankolik tiplerde kırmızı bordoya dönüşebilir. Hatta siyaha kadar renk değiştirebilir.
Oysa çocukluk rengarenktir. Papatyalardan taçlar, renkli bilyeler, renkli bez bebekler, kay kaylar... İnsanın içini aydınlatan bir renk tablosu. Çocuklukta hep büyümek ister insan ve sonra giderek küçülmek.
Orta yaş biraz ilkbahardan sonbahara geçiş gibidir. Zevkle karıştırılmış renkler bütünlüğü. Maviler, beyazlar, su yeşilleri, sarılar, lacivertler. Bir renk armonisi. Yaş aldıkça renkler karışabilir. Siyah, kahverengi, yeşil, alacalı bulacalı. Renkleri ustalıkla karıştırmak da deneyim ister.
Mayıs, tüm renkleri içinde barındıran bir ay değil midir? Ve de coşku dolu tüm günleri. Çocukluğumun. gençliğimin bahar bayramlarını, Hıdırellezlerini öyle özlüyorum ki, Gelenekler, görenekler kuşaktan kuşağa geçiş yapıyor. Çocuklar farklı günlere, efsanelere bayılırlar.
Hıdırellez 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanırdı. Bahçelerde yapılan piknikler, gece gül ağaçlarının altına kağıtlara yazılan ya da çizilen dilekler, sabah denize atılan dilek kağıtları, ateşler üstünden atlamalar...
Hıdırellezin sevgi, huzur, bolluk ve bereket, barış getireceğine inanılırdı. Bir ritueller toplamı hayata bir renk ve fark katar, sıradan günlerin arasında bir değişiklik yaratırdı.
Makbule ABALI


