Sanal ortamdaki arkadaşlık, gerçek dünyadaki arkadaşlık ve dostluklardan farklı. Hiç tanımadığınız, özelliklerini çok da bilmediğiniz insanları tanıma çabasına girmek. Cesaret ister, güven ister, zaman ister. Çok emin olmadığım konularda kararsızlıklar, tereddütler yaşarım. Neyse ki hislerim beni çok yanıltmıyor.
Bizler, şimdiki çocuk ve gençler gibi bilgisayarlara çok alışık olmayınca teknik konularda hep kendimi yetersiz hissettim. Mükemmeliyetçi değilim ama işimi doğru ve düzgün yapmak isterim. Yeterli olmadığım konularda bilgimi geliştirmeden hata yapmaktan çekinirim.
Bilgilerini geliştirerek cesaretle kendini yenileyenlere de hep hayranlık duyarım. Ama kimseden kolay kolay yardım isteyemem. İçtenlikle yardımda bulunanlara da minnet duyarım.
Bir zamanlar, Uçun Kuşlar bloğumun üst başlığında kuşların başı yarım gözüküyordu, Benim dikkatimi çekmeden "Değirmenimden Mektup Var" bloğundan Recep Altın arkadaşımız uyardı. Daha önce de bir başka zamanda yardımda bulunmuştu.
Bu kez "Kiremithanem" Blog sahibi arkadaşım yardımcı oldu. Bir öğretmen sabrı ve yaklaşımıyla, özenle, ustalıkla. "Keşke öğretmen olsaymışsınız " dedim içtenlikle.
Yıllar öncesinden öğrencimiz Çağrı Kılıç: "Öğretmenim size yardımcı olabildiğimde çok büyük mutluluk duyuyorum" diyenlerden. Teşekkür borçlu olduğum nice güzel yürekli insan var. Nasıl unuturum bu güzel, dostça yaklaşımları; Deeptone, Kaystros Tyrha, Maviye iz süren, Handan-Bir, Hüseyin Güzel, Momentos, İzler ve Yansımalar, Hikayelerdir Geriye Kalan, Güven'in yeri ve daha niceleri. Sade vardı, ayrıldı sanırım. Sıcacık , içten yorumlarıyla unutamadıklarımdan.
Blogda, hiç görmediğim, sesini duymadığım, nerede yaşadığını bile bilmediğim ama takdir ettiğim, düşünceleriyle, duruşuyla benimsediğim, sevdiğim ne çok insan var. Yazımı güncellerken çok isim geliyor aklıma. Öyle güzel yazılar, değerli insanlar var ki, yorum yazamadığımda üzülüyorum. İyi niyeti istismar etmeyenler, sınırları bilenler, kötü amaçlarla düşünmeyenler, kendini yenilemeyi hedefleyenler. Genç ya da yaş almış dostlar.
Tabii ki -her ortamda olduğu gibi- güzelliklerin arasında bazen olumsuzluklar da olacaktır. Amaçları farklı olanlar, insanları yanlış değerlendirenler, içtenliği farklı algılayanlar... İnsan bir süre sonra susuyor, uzaklaşıyor oralardan-onlardan. Elbette yaşam boyu hayal kırıklıklarımız, yanılgılarımız, pişmanlıklarımız da olacaktır. Hayat bir sınama-yanılma değil midir?
Blogda eski paylaşımlarıma bakıyorum: Ne çok paylaşım, ne çok yorum yapmışım. Yorum yaptıkça yorum geliyor tabii. "Gözden ırak- gönülden uzak olmak" deyişinin doğruluğunu kanıtlar gibi. Yeni arkadaşlardan çok severek izlediklerim olduğu gibi henüz tanıyamadıklarım var. İnsanız, yaşamın yoğunluğu, beklenmeyen rahatsızlıklar da iletişimde istemeden kesinti yaratıyor elbette. Karşılık beklemeden yorum yapanlara sonsuz teşekkürler.
Eski blog dostlarından unutamadıklarımız- yitirdiklerimiz var: Bir Öğretmen- Gülsen Varol. Harika yorumlarıyla hayranlık duyduğum bir insan, adeta bir insan sarrafı... Cihan'ın Bahçesi. Bir iyilik timsali, Mehmet Osman Çağlar- çok güzel şiirleriyle, yorumlarıyla tanıdığımız bir blogger. Kayıplarımızı rahmetle, özlemle anıyorum-anıyoruz. Işıklar içinde uyusunlar. "Söz Uçar Yazı Kalır." deyişinin en geçerli ve değerli kanıtları onlardan geriye kalan izler... Yıllar öncesi yazılmış yorumlarını bile silmeye kıyamıyorum...
Makbule ABALI- Eğitimci
27.07.2024
