Sayfalar

yetişkinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yetişkinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kasım 13, 2025

ÇOCUKLAR VE KİTAPLAR





Burnunu vitrin camına dayamış, hayran hayran camın arkasını seyreden 8-10 yaşlarında bir çocuk. Annesi içeride, o dışarıda Bir süre birlikte baktık aynı yöne. Doğrusu ben daha çok onu izledim. 

Bir kitapçı vitriniydi seyrettiği. Caddenin gürültüsü, insanların koşuşturması onu hiç ama hiç ilgilendirmiyordu. Öyle sevimliydi ki. Onu tedirgin etmemek için fotoğrafını çekemedim önce. İzin alarak çeksem doğallık bozulacaktı. Ama onun o duruşu, kitapları ilgiyle, dikkatle izleyişi beynimde yer etmiş durumda. 

Bir zamanlar doğum günlerinde verilecek en güzel hediye kitaptı. Parlak renklerle 1. hamur kağıda basılmış, en güzel resimlerle donatılmış kitaplar da değildi bunlar. Ama seyredilmez, okunurdu. Kitaplar can dostuydu çocukların. İlkokullarda bir kitap köşesi ya da kitaplık kolu mutlaka bulunurdu. 

Günümüzde kitaplar gene var. Ama görsel anlamda bilgisayarlar, tabletler, çizgi filmler, oyunlar daha ön planda. Uykuya geçmeden önce okunacak bir öykü çocuklara nasıl da iyi gelir. 

Kitaba dokunmak, kokusunu duymak, sayfalarını karıştırmak bilgisayar veya tabletin verdiği hazza eşdeğer midir? Bilgisayarlar geceleri uykuya dalmadan çocuklara kitap okuyamaz ki. Onlara canlı canlı, sesli soru da sorulamaz ki. Tekrar tekrar anlatma sabrı da yoktur bilgisayarların. Bu işi mükemmel bir şekilde başaran anneler, babalar, anneanneler, babaanneler, can dostu bir akraba, teyze, hala, dayı, amca vardır nasılsa. İyi ki varlar. 

Çocuklar kitapların sayfalarını araladıkça yeni dünyalar keşfederler. Heyecanlı, macera dolu bir yolculuktur bu. Bazen hayal alemlerinde yeni arkadaşlar edinir, yeni ülkelere doğru yol alırlar. Şimdi var mıdır acaba? Eskiden çocuk dergisi Doğan Kardeş vardı. Dopdolu bir dergi. Nasıl da merakla beklenirdi. İçinde masallar, şiir köşeleri, karikatürler, çizgi romanlar... 

Erken yaşlarda iyi yönlendirilen çocuklar sonraki çağlarda da kitaplardan kolay kolay vazgeçmiyorlar. Neyi okuyacaklarını doğru biçimde seçerek kitaplar dünyasında yol alıyorlar.

Bazı büyük kitapçılarda artık çocuklar için küçük tabureler, küçük masaların da konması ne güzel. Çocuklar için adeta küçük bir dünya, bir kitap cenneti yaratılması güzel bir düşünce. Televizyon ekranlarında büyük kentlerin kitap fuarlarında çocukları da görünce nasıl da mutlu oluyor, doğru yerdeler diye düşünüyorum. 

Günümüzde teknolojinin sağladığı yeniliklerle eskilerden çok daha kaliteli, cazip çocuk kitapları basılıyor. Ama okuma tutkusu azaldı sanki. Bazen günlük tutan, şiir yazan, hobileri olan bir çocukla karşılaşıyorsunuz. Fark yaratan her çocuk, yarınlar adına insanı mutlu ediyor. Okuyan, araştıran, düşünen, öğrendiğini paylaşan çocuklar, önyargısız, kavgasız, huzurlu bir dünyayı da daha kolay oluşturacaklar. Çocuklardan yana çok umutluyum ben.

Makbule ABALI-Eğitimci
Türkiye


DÜNYA ÇOCUK KİTAPLARI HAFTASI KUTLU OLSUN.

Nisan 22, 2025

DÜŞÜNCE YUMAĞI...

  Yeni oluşturduğum blog'da, eski bir eğitimci olarak "Eğitim" üstüne yazılar yazarken arada bir de "DÜŞÜNCE YUMAĞI" başlığı altında topladığım; Umut, sevinç, kaygı ya da endişe içeren yazıların beşincisini yazıyorum bugün...

 Bu, toplum olarak ne kadar "düşünce karmaşası" yaşadığımızın bir göstergesi mi acaba ? Sarmaya çalışırken, çabalarken, "yumak" hiç çözülmüyor, düşünceler yeniden birbirine karışıyor...  
  
 Düşüncelerimizi, "Karışık yumaklar" haline dönüşmeden aktarabilsek, anlatabilsek belki beyinlerimiz,  yüreklerimiz,  vicdanlarımız da, iç sesimiz de rahatlardı.

Bazı ülkelerde insanların seslerini  yükseltmeden, kimseyi yumruklamadan-  düşüncelerini rahatlıkla dile getirebildiği "kürsüler" olduğu için mi acaba , insanlar gerginlik yaşamıyor, "söz" hakkına saygı gösteriyor... 
 
 Eskiden beri "adaleti temsil eden" terazili kadın" simgesini yeni kuşak gençlerden hatırlayan ya da bilen var mı?  Terazinin kefeleri mi düştü, ibresi mi bozuldu bilemiyoruz.

Ülkemizde; suç, suçlu, suçsuz, ceza kavramlarında karmaşa yaşandıkça, "suçlular" da, "suskunlar" da çoğalıyor...

 "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" etkinliklerini çoğaltsak mı acaba ? Çocuklar kürsüye çıkınca, "umudumuz" artıyor, içimiz aydınlanıyor, beyinlerimiz  dinleniyor, dünya aydınlanıyor adeta.

Makbule ABALI -Eğitimci 
4. 05. 2010  Mersin  




 TÜM ÇOCUKLARIN; BARIŞ İÇİNDE, GELECEK KAYGISI YAŞAMADAN,
 HAYAL ETTİKLERİ GİBİ BİR DÜNYADA , GÜVEN İÇİNDE YAŞAMALARINI İÇTENLİKLE DİLEYEREK...
    -

Ocak 14, 2019

HAYAT AKARKEN DÜŞÜNCELER...(Bir Nostalji Yazısı)


Hayat akarken zamanı başa almak mümkün olsaydı ; kimler nerelerde yavaşlamak veya duraklamak isterdi, kimler geriye dönüşü hiç istemezdi, kimler bambaşka bir yaşam hayal ederdi?

Çocukların yönettiği bir ülke olsaydı; gelecek nasıl planlanır, paylaşım nasıl sağlanırdı, kim haklı, kim haksız nasıl belirlenir, kimler hangi değerlerle dost ya da düşman sayılırdı? 

Yetişkinler zaman zaman çocukların dünyasına konuk olup; onların içtenliğini, doğallığını, çıkarsız-yalansız sevgilerini, paylaşımlarını izleseler, daha sakin, daha anlayışlı, hoşgörülü ve duyarlı olurlar mıydı acaba?

Neden çocuklar hep büyümek isterken, bazı büyükler hep çocuk olmayı özler, ya da kimi yetişkin hiç büyümez, hep "çocuk gibi" davranır?

Dünü unutup, yalnız bugünü yaşayan, gelecekten hiç söz etmeyen insan için mutluluk, nereye kadar sürer, mutsuzluk nerede başlar, sonuçtan kimler, ne kadar payını alır?

Akıl ve mantık terazisini kullanmadan, düşünce süzgecinden geçirmeden, her sunulanı veya her teklifi onaylayan kişi, sonuçta sorunlarla başa çıkabilir mi?

Seçenler ve seçilenler çıkarsız düşünüp, düşüncelerini maskesiz, yalansız dile getirselerdi, neler değişirdi, nelere şaşırırdık?

Kendinden başkasını hep küçümseyen, değer vermeyen insanların evinde dev büyüteçler, dev aynalar mı bulunur?

Tutkularına tutsak olan insanlarda; beyin ne kadar süre sağlıklı komut verebilir, göz ne kadar görmez, kulak ne kadar duymaz olur?

Umutlar ve hayaller hangi ölçütlerle belirlenir, hangi hayatlara nasıl anlam katar? En güç durumlarda bile "Yaşama sevinci " değil midir insanı hayata bağlayan, hayatın akışını sağlayan...?

Makbule Abalı


Haziran 02, 2017

HAYATIMIZIN EN'LERİ...




    EN GÜZEL

En güzel deniz:
henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk:
henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz
henüz söylememiş olduğum sözdür.

Nazım Hikmet RAN


Ta çocukluktan itibaren bizi etkileyen, güdüleyen EN'lerimiz hep vardı. Büyüdük, yaş aldık, çok büyük değişikliğe uğramadılar. Onların oluşmasında zevklerimiz, dünya görüşümüz, beğenilerimiz hepsi etkili oldu. "En" ayrıcalıklıdır, farklıdır, tekdir, kişiseldir.

Sevdiğimiz insanlar vardır. Ama en sevdiğimiz bir başkadır. İnsanlarda en sevdiğimiz davranış dürüstlük diyebiliriz. Karşıtı- hiç sevmediğimiz de yalancılık olur böylece.Bir insanda en çok görmek istediğim özellik içtenlik. En sevmediğim özellik iki yüzlülük.
Çocuk saflığı, masumiyeti en hoşunuza giden özellik ise, bu özelliği yetişkinlerde de gördüğünüzde nasıl da mutlu olursunuz. 

Dostluk sizin için en değerli konu ise dostlarınızı iyi seçer, onları kırmamaya özen gösterirsiniz. Sağlık hayatta en önem verdiğiniz konu ise onunla ilgili önlemler alır, dikkat edersiniz. Doğada en sevdiğiniz ne var dendiğinde belki de hiç ayrım yapmadan, çocuklar gibi sayarsınız; Dağlar, denizler, gökyüzü, ırmaklar, ağaçlar, çiçekler, kuşlar... Ülkemiz öyle zengin ki.

Hepimizin hayatımızda en'lerimiz var. Birbirine benzer ya da farklı. Acaba seçimlerimizde gerçekçi miydik?Hayat boyu en'lerimizi sorguladık mı? Hayatınız boyunca kimlerle gurur duydunuz? En çok gurur duyduğunuz kimdi? Hayat boyu en'lerimizin bilinçli ve gerçekçi kararlarla oluşmasını dileyelim...


Yazımı tam bitirmişken postacı bir kargo getirdi. Çekilişlerde hiç de şanslı olmayan ben, sevgili Handan'ın "Bir" adlı blog çekilişinde kazananlar arasındaydım. Bir güzel kitap, bir güzel file, bir güzel ayraç ve bir güzel plastik koruyucu. Bu inceliğe, bu güzel jeste çok teşekkür ederim. Sağlıkta-hastalıkta benim için "en güzel hediye" her zaman kitap olmuştur. Pazara giderken eminim filem çok işe yarayacak.

Makbule ABALI