Sayfalar

Temmuz 08, 2026

GEÇMİŞE MEKTUPLAR-4

 

HAYATIN İÇİNDEN KARELER:

1- BİR DOĞUM

Toroslarda bir yayla. 50'li yılların ilk yarısı. Çukurova'nın sarı sıcağından bunalan orta direk aileler yazın yaylaya çıkıyorlar. Kışları sert elbette ama yazları nefes aldıran bir serinliği var. Her şey doğallığını koruyor Çevre görkemli çam ağaçlarıyla kaplı. Çamın her çeşidi var. Çam ağaçlarından yayılan nefes açıcı ferah kokunun rahatlatıcı bir etkisi var.  Sabahları kuşlar korosu, ağaçların arasından serenat yapıyor. Diğer zamanlarda sessizliğin sesini dinliyorsunuz adeta. 

Otoban henüz gündemde değil. Dağların arasından, bazen asfalt, bazen toprak yollardan geçerek ulaşıyorsunuz buraya. Bürücek Yaylasında doğanın tam içindesiniz. Uygarlık deyince teknoloji harikası lüks evler ,akıllı binalar aranıyorsa  o yıllarda burada 3 katlı ev bile yok. Adanalı zenginlerin birkaç evi geniş sofalı çatılı evler. Ve derme çatma barakalar, ahşap, taş, kârgir evler var. Yaklaşık bir saat uzaklıkta Pozantı Kasabası var. İstanbul'a kadar uzanan demiryolunda kara trenler çalışıyor. Anadolu'dan Yenice'de aktarmayla İstanbul'a uzanan bir gurbet yolculuğu yapılabiliyor.

Adana -Bürücek arasında belli saatlerde çalışan eski otobüsler var. Ulaşımı onlar sağlıyor. Meydanda bir kahve, iki bakkal, bir kasap, bir erkek berberi, bir fırın, bir ayakkabı tamircisi, bir hırdavatçı-tamirci var. Manyetolu telefonların çalıştığı bir postane bile var. Çarşının hemen kenarında içme suyu alınabilen bir kaynak su var. Kenarları korumaya alınmış şırıl şırıl akan su sesi insanda rahatlama yaratıyor.

Çarşıdan yukarı doğru çıkılınca karşınıza taşlı bir yokuş geliyor. Tepede sağa döndüğünüzde karşınıza 3 ev çıkıyor. Solda iki katlı taş örme bir ev. 7 çocuklu Asiye Hanımlar. Köşe başında bir baraka, içinde babaanne ve iki torunu oturuyor.  Ve az ilerde küçük bir yayla evi. Altı taş üstü ahşap, iki katlı. Alt katta 2 oda, mutfak, banyo.  Üst katta bir yatak odası, bir geniş balkon.  Tam bir yayla evi. Alt katta sofada bir çam ağacının büyümesi engellenmemiş, üst kat balkonunda tam ortada bir yer açılarak çam ağacı büyümeye devam etmiş. Sere serpe uzayan özgür bir çam ağacı. Görüntü muhteşem.

Yıllar önce bu evde, Ağustos ayının ikinci günü, sabah vakti yayla kuşları öterken bir doğum gerçekleşti. Kuş seslerine bir bebeğin ağıt sesleri karıştı. İşinin ehli bir ebe, bir kız çocuğunun dünyaya gelmesine yardımcı oldu. Miyase Emel kondu bebeğin adı. Yayla  evinde yaşayan diğer çocuklar gün boyu tüm hazırlıklara tanık oldular. Kazanda su kaynatıldı, steril bezler, pamuklar hazırlandı. Yayla ebesinin araç gereci çantasındaydı.

Olağanüstü bir gündü o gün. Çocuklar böyle günlere bayılırlar. Gün boyu yapılan hazırlıklar o günün farklı bir gün olacağını vurguluyordu. Sabah erken uyandılar. Alt kattaki odalardan biri hazırlanmıştı. İzin almadılar ama doğum odasının ahşap duvarında birkaç tomruk deliğini hemen fark ettiler. Delikler minicikti ama içeriyi görmeye engel değildi. Sıdıka, Makbule, Rasime 3 çocuk, 6 çift göz deliklere göre ayarlandı. Henüz hiçbir şey görülmüyor, sadece sesler duyuluyordu. 

Heyecan doruk yapmışken içerdekiler gülüşmeleri duydular.  Hemen önlem alındı, delikler kapatıldı. Çocuklar doğum olayına tanık olamadılar ama sabahın sessizliğinde bir bebeğin ilk ağlayışını duydular. Güneş yeni bir güne doğarken, hayatın içinde yeni bir gün başlıyordu. Umutlu, aydınlık, yepyeni bir gün. Ve  anne karnından dünyamıza katılan temizliğin, masumiyetin simgesi bir bebek. 

Hoş geldin Bebek... Hoş geldin yeni kardeş... Yuvamıza umut, mutluluk, bereket getirdin... 

Makbule ABALI- Eğitimci

8 Temmuz 2026 






5 yorum:

  1. Hoş geldin Emoşum, hoş geldin ve safalar getirdin.
    Hoş geldin ve huzur getirdin.

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel bir yaşanmış hikaye hocam ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  3. Aydın Yaka
    Gerçekten cok güzel bir anı-yazı olmuş. Tebrikler. Tasvirler mükemmel.

    YanıtlaSil