Mart 21, 2025
Bir Eğitimcinin Not Defterinden (2)
Şubat 01, 2023
EĞİTİM NE DURUMDA ?- AĞAÇ EV SOHBETLERİ-2023
Bloglar arasında "Ağaç Ev Sohbetleri" nin bu haftaki konusu : "Eğitim Ne Durumda? " Konu Deeptone arkadaşımız tarafından belirlendi.
Bir zamanlar okullarımızda Eğitim ve Öğretim ayrılmaz ikiliydi. Öğretimi eğitimden ayrı düşünemezdik." Yeni Eğitim- Öğretim Yılı " kutlu olsun derdik. Eğitimden yoksun kalınca öğretimi de sağlıklı bir şekilde sürdürmek mümkün değil. Ünlü Düşünür Pestalozzi ne kadar haklı. "Öğrencilerine öğrenme hevesi aşılayamayan bir öğretmen soğuk demiri dövüyor gibidir." Günümüzde öğretmenlerimize "Öğretme" hevesi için gerekli eğitim-öğretim ortamını hazırlayabildik mi acaba? Öğretmen yalnız, çaresiz, ekonomik açıdan doyumsuz.
Devlet okullarında mesleğine bağlı, kendini yetiştirmiş iyi öğretmenler ya çeşitli nedenlerle küstürüldü ya da özel okullar tarafından paylaşıldı. Öğretmenlerin ödül ya da ceza alması objektif ölçülerle değil, görüş ve düşüncelerine göre belirleniyor. Yüz kızartıcı suçlardan ceza alması gerekenler adeta ödüllendirilebiliyor.
Öğretmen yetiştiren kurumlarda çeşitli branşlarda ülke ihtiyaçları göz önüne alınmıyor. Bu yüzden KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavlarında) çok yüksek puan almasına rağmen kadro yetersizliği nedeniyle pek çok öğretmen adayı mülakatta eleniyor. Bir özel okulda ücretli öğretmen haftada 30 saat derse girdiğinde saat ücreti olarak yaklaşık 40 TL alıyor. Son uygulama " Uzman Öğretmen Seçimi" sınavlarına kaç öğretmen girdi, sorular nasıl belirlendi, kimler kazandı, kimler kaybetti bilinmiyor.
Eğitim- Öğretimde öğrenciler açısından durum içler acısı. Ülkemizin bazı yörelerinde halâ "Birleştirilmiş Sınıf" eğitimi veya "Taşımalı Eğitim" uygulanıyor. İlkokullarda sınıfta kalma olmadığından okuma- yazma bilmeden 3. sınıfa geçen öğrenci var. Yönetmelikler rafa kaldırıldı. Okullara 200 m. mesafede oyun salonları, kahveler açılamazken şimdi en zararlı oyunlar çocukların cep telefonlarında, bilgisayarlarında yer aldı. Öğrenciler sınıflara cep telefonlarıyla giriyorlar.
Okul binaları amaca uygun değil, teneffüs alanları yok, spor ve sanat etkinliklerine önem verilmiyor, kantinler ve okul servisleri amaca uygun değil. Hiçbir konuda denetim yok. Müfettişler okullara sadece soruşturma için gidiyorlar. Okullarımızda "hayata hazırlama" değil, "Sınavlara Hazırlama" başarının ölçütü sayılıyor. Bol miktarda dağıtılan takdir, teşekkür belgeleri başarının ölçüsünü belirlemiyor.
Ne yazık, yıllardır sınav sonuçları kuşkuyla karşılanıyor. Kim haklı, kim haksız, kim başarılı, kim başarısız bilinemiyor. Sınav sonuçlarında çok sayıda birinci, ikinci açıklanıyor. Her sınavda binlerce sıfır puan alan var. Fen dersleri ve matematik ortalamaları çok düşük, önlem alınmadığı için bu durum yıllardır değişmiyor. Geçmiş yıllarda illerde her kademeden eğitimcilerin katılımıyla toplanan Milli Eğitim Şuraları artık toplanmıyor.
Eğitim- Öğretim kararları kalıcı değil, değişimler anlaşılmadan yeni kararlar alınıyor: Kredili Sistem, okula başlama yaşı, el yazısıyla yazma, okunacak kitaplar, öğretim yılları... Hepsi değişebiliyor, çünkü Milli Eğitim Bakanları da kalıcı değiller. Her yıl ya da iki yılda bir bakan değişmiş . En uzun süre (8 yıl ) Hasan Ali Yücel bakanlık yapmış. Hüseyin Çelik 6 yıl görevde kalmış.
Üniversitelerimiz bilimsel araştırmalarda dünya sıralamasında artık çok gerilerdeler. Rektörlerin seçilmesi uygun standartlarda olamıyor. Öğrenci yurtları ihtiyaca cevap vermekten uzak. Gelecek kaygısı gençleri düşündürüyor. Yurt dışı eğitim imkanlarını arıyorlar.
İçimizi acıtan bu tabloda bile medyada rastladığımız küçücük bir güzel haber içimizi aydınlatabiliyor, umutlarımızı yeşertiyor. Halâ pes etmeden, yarının çocuk ve gençlerini çağdaş bir çizgide, Atatürk'ün ilke ve inkılâpları doğrultusunda yetiştirmeye çalışan nitelikli Eğitimcilerimize , özverili öğretmenlerimize selam olsun.
Makbule Abalı ( Emekli Rehber Öğretmen)
1.02. 2023
Temmuz 29, 2013
HAYATIN ROTASINI BELİRLEMEK...
Gençler için hayatlarının rotasını çizmek kolay değil. Alan seçimi, okul seçimi, meslek seçimi... hepsi birbirine bağlı.
"Bu yılın ÖSYM Yerleştirme Sonuçları belli oldu" haberi uzun uzun düşündürüyor insanı. Kim bilir kimler nerelerde hayata hazırlanacak, kimler olması gereken yerlerin çok uzağında olacak? Kimler gerçek anlamda "kazandı" ya da "kaybetti" ? Birinci ve ikinci sınav sonuçları incelendiğinde, genellikle kız adaylar erkeklerden daha başarılı.
Birinci sınavda 8 bin 500 aday sıfır puan alırken ikinci sınavda ÖSYM bu rakamı açıklamadı. Bu sayı her yıl artarak ortaya çıkıyordu. Keşke bu yıl da açıklansaydı. Eğitim sistemimizdeki yanlışlar, eksiklikler bilinse önlem almak daha kolay olmaz mı?
Bu yıl 40 soruluk Fen Bilimleri Testinin ortalaması 3,5 . Yıllardır 4 netin üstüne çok nadir çıkılmış. Genel ders notu veya sınıf geçme, okul bitirme notlarında çok başarılı görünen bazı öğrenciler bile fen testinde çok başarılı değiller. Her alanda başarısızlığın nedenlerini bilmek, başarı grafiğini de yükseltecektir.
Sınavlar aileler ve öğrenciler için bir kâbus olmamalı. Testler, objektif bir ölçme-değerlendirme aracı olarak kullanılmalı. Yıllardır değişmez bir biçimde Hakkari ve Şırnak, sınav sonuçlarında "en başarısız iller" sıralamasında en üst sıraları paylaşıyorlar. Elbette bunun pek çok nedeni olabilir, ancak oralarda da değerlendirilmeyi bekleyen nice beyin var.
Eğitim-öğretimde yönlendirme, teşvik, değerlendirme ne kadar önemli. Gençleri motive etmek, kendilerine güven duymalarını sağlamak, dersleri sevdirmek, konuları hayatla bağdaştırmak... Bu tür çalışmalar öğretmeyi ve öğretmenliği de daha zevkli hale getirecektir.
Rehber Öğretmenlik yaptığım yıllarda gençlere sorardım; "10 yıl sonra kendinizi nerede, nasıl görmeyi hayal ederdiniz?" Çok ilginç, çok farklı cevaplar alırdım. Bazen gerçek üstü cevaplar da olurdu, ama hayaller de gerçeğe giden yolda bir adım değil midir?
"Geminin rotası" ne kadar uygun saptanabilirse varılacak limanlar da o denli yaşanabilir olacaktır.



