İnce ayar yapılmış bir zaman makinesi gibi. Ya da dakik bir saat gibi mevsimleri gösteren ve zamanı gelince sinyal veren canlı bir guguk saati gibi. Aslında Güneyde baharın müjdecisi badem ve erik ağaçlarının ince, narin çiçekleridir. Kuru dallar arasından önce onlar gülümser, sonra ağaç bir anda donanır.
Ama asıl benim söz etmek istediğim sihirli çiçekler, narenciye çiçekleri. Güzel görüntüleri ve keskin kokularıyla onları fark edince bilirsiniz ki artık bahar kapıdan görünmüştür. Yapılaşma, betonlaşma yüzünden ağaçlar kesilmeden önce çok daha fazla ağaç vardı. Doğal olarak onca ağaçtan gelen koku tüm cadde ve sokaklara yayılırdı.
Bahçeler azaldıkça ağaçlar azaldı, doğaya sevgi azaldı, çok şeyin tadı ve anlamı değişti. Kokular bile birbirine karıştı. Gene de o kokuya alışkın olan bir insan, narenciye kokusunu ayırt eder. Yasemin ve lavanta, hanımeli henüz ortalıkta yokken, kokularını çevreye yaymamışken bütün güzelliğiyle narenciye çiçeklerinin kokuları kaplar etrafı. Öncülük onlardadır.Evde bir vazoya konduğunda bütün ev mis gibi kokar.
Bazen kış biraz uzun sürse, bahar gecikse bile; en büyük müjdeyi tüm güzelliğiyle, beyaz dantel gibi çiçekleriyle, turunç, limon, portakal ağaçları verir. "Bahar geldi, artık yenilenin, değişin" der sanki. Mis gibi kokuyla ferahlar, yolunuza daha zinde, daha sağlıklı devam edersiniz. Böyle rahatlatıcı kokuların insanın ruh sağlığı üzerinde terapi etkisi var. Ancak zamanla ağaçlar kesilip yerlerine binalar dikildikçe herkesi mutlu eden kokular da azalıyor.
Makbule ABALI