Sayfalar

tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs 04, 2026

4 GÜNLÜK BİR TATİL


Bugün Urla ve çevresinde oldukça soğuk bir hava hüküm sürüyor. Mayıs baharında adeta kışı yaşıyoruz.  Geceden beri aralıklı olarak fırtınayla karışık yağmur yağıyor. Toprak suya doydu. Ağaçlar, çiçekler pırıl pırıl oldu. Kısa ama güzel geçen bir tatilden, birkaç gün önce evimize döndük. Yuvaya dönüş her zaman güzeldir.

Belli bir yaştan sonra ev ortamından çok uzaklaşmak istemiyor insan. Çok uzun bir yolu düşünmek bile yoruyor. Ama uzmanlar; zamanınız, durumunuz, sağlığınız elverdiği  sürece, kısa süreli de olsa yaşadığınız ortamın dışına çıkmayı öneriyorlar. Ekonomik durumun izni ölçüsünde elbette. Biz Nisan sonu indiriminden  yararlandık. Zaman zaman turistik tesislerde bu tür uygulamalar olsa, ihtiyaç duyan insanlarımız yararlanabilse.

Bazen kişi aldırmasa da beden isyan ediyor. Ağrılar, sızılar başlayınca ruhsal açıdan iç sesinize kulak verme ihtiyacı duyuyorsunuz. Uyarıları, iç sesleri dikkate almazsanız psikosomatik rahatsızlıklar (Psikolojik kökenli bedensel hastalıklar) başlayabiliyor. Kalp mide rahatsızlıkları, baş ağrıları, alerjiler, tutulmalar kaçınılmaz oluyor. Sağlığın önemi, sağlık yitirilince çok daha iyi anlaşılıyor.

Çevremizdeki dostların önerisiyle erken dönem indiriminden yararlanarak Çeşme'de termal suyu olan bir otelde 4 günlük bir tatil yaptık. Gerçekçi olarak düşünülürse; günümüzde en üst düzeyde emekli olmuş olsalar da iki emeklinin öyle bir otelde kısa süreli de olsa tatil yapması, insana hayal gibi geliyor. Mayıs öncesi gitmemiz, maddi açıdan çok iyi oldu.

Yıllar öncesinden inşa edilmiş, neredeyse yarım yüzyıldır hizmet veren bir otel. Ancak bina sürekli yenilenmiş, halen yepyeni, pırıl pırıl bir görünümde. İşletme müdür yardımcısı beyefendinin, sohbetimiz sırasında söylediği bir deyiş çok güzeldi. "Eski misafirlerimizin çocuklarına, hatta torunlarına da hizmet vermekteyiz."

Oteldeki işletme anlayışı toplumda pek çok kuruma örnek olacak nitelikte. Çalışanlarda devamlılık ve süreklilik, zamana ve beceriye göre görev değişimi, elemanların özenle seçilmesi, işbirliği ve ekip çalışmasının oluşturulması ile mükemmel bir çalışma düzeni sağlanmış. 25 yıldır aynı otelde çalışan kişiler var. Geçmişten geleceğe uzanan bir çizgide yenileşme sürdürülmüş.

Büyük tatil köylerini, çok büyük otelleri hiç sevemedim. Butik oteller, küçük aile pansiyonları her zaman daha sevimli gelmiştir bize. Ancak burada, büyük bir otelde kendinizi ev ortamında hissediyorsunuz. Güler yüzlü, nazik ve ölçülü davranışlarıyla her an gönüllü olarak yardıma hazır bir ekiple karşılaşıyoruz. Güvenlikten resepsiyona, oda servisinden restorana, spa  bölümüne kadar herkes işini gerektiği gibi yapıyor.

Kısa süreli bir rahatsızlık geçirdiğimizde ilgileri övgüye değerdi. Adları her zaman belleğimizde kalacak insanlar tanıdık. İnsani davranışlar da karşılıklı bir alışveriş gibi. Bir tatlı gülüş, bir güzel söz ne büyük mutluluk kaynağı olabiliyor. Bazı bireyler eleştirinin sadece olumsuz yanını kullanırlar. Oysa eleştirinin bir de güzel yanı var. Hak edene yapılmalı.


Her zaman her yerde olduğu gibi çocuklar neşe kaynağı. Personel çocuk ve yaşlılarla ayrıca ilgileniyor. Eğitimci olarak duyarlılığımız ve farkındalığımız yüksek olduğundan mı; gözlerinin içi gülen, halden anlayan, her an yardıma hazır personel gönlümüzü fethediyor. Yaka kartlarında adları yazılı. Geçmişte öğrencilerimle kurduğum bağ gibi adlarıyla hitap etmek beni de onları da mutlu ediyor. Mutfakta, diğer bölümlerde  tanımadığımız adsız kahramanlar da var.


Sabah kahvaltıları ve akşam yemekleri açık büfe, çok çeşitli ve lezzetli. Yemek salonu girişinde "israf" ile ilgili açıklamalar var. Detaylı açıklamalar eğitici ve bilgilendirici. Artan yemekler hayvan barınağına gidiyormuş. Çalışanlar öyle bilinçli ki, özellikle turizmde ara eleman yetiştiren meslek liselerinin ve meslek yüksekokullarının önemini bir kez daha düşünüyoruz. İyi örnekler; görerek, uygulayarak, deneyim kazanarak, zamanla oluşuyor.

Ne yazık ki otelde, açık ve kapalı termal havuzlardan hiç yararlanamadık. Şifalı su 36-38 derece civarında idi. Günlerin yorgunluğuyla eşimin de benim de tansiyonlarımız yükseldi. İlgililer sağlığımızı riske atmamamız konusunda uyardılar. Otelin hemen önünde ince kumlu bir sahil ve sığ bir deniz uzanıyordu. Bu olanaklardan yararlanamamakla birlikte ruhsal ve bedensel anlamda dinlendik. Dingin bir kafayla eve döndük.

Orada çok güzel, çok özel insanlar tanıdık, zeki çocuklar ve yaşının üstünde olgunluğa sahip gençlerle, gelecek adına umutlandık. Farklılıklar olmakla birlikte yeni kuşaklar, özellikle çocuklar gelecekte  gurur kaynağımız olacak. Öyle uyumlu ve akıllılar ki. Aileler genellikle tek ya da iki çocuklu olunca, değerini bilerek, hassasiyetle, özenle büyütüyorlar çocuklarını. Ancak bir grup anne baba var ki, çocuklarının elinde birer tablet veya cep telefonu, kontrolsüz, denetimsiz biçimde kullanılıyor. 

Bir tesiste tanıdığımız insanlar, gençler ve çocuklarla ilgili olarak zihnimde öyle çok birikim oluştu ki sayfalarca öykü yazılabilir. Küçük, büyük gruplar toplumun bir göstergesi Çok zaman harcamadan sadece gözleyerek, dinleyerek, empati kurarak, vicdani ve etik davranarak  ne güzel işler yapılabilir. İnsanın insana bakış açısı, önyargısız davranışları, içten konuşmaları aradaki buzları eritip sıcak iklimlere yönlendiriyor bireyi. İmkân ve fırsat olursa sonbaharda, ılıca mevsiminde bir kez daha kısa bir mola gönlümüzden geçiyor. 

Makbule ABALI-Eğitimci

3 Mayıs 2026-Urla-İzmir-Türkiye










Temmuz 19, 2024

KISACIK BİR TATİL-BİR BAŞKA DÜNYA...



Eskilerin sık kullandıkları bazı Atasözlerimiz ve deyimlerimiz ne güzeldir. Uzun açıklamalara, kelime oyunlarına ihtiyaç duyurmaz. Ne söylemek istediğinizi bir çırpıda söylersiniz. Çoğu kısadır, nettir, düşündürür, yönlendirir. Bazısı bulmaca gibidir, anlamına ulaşmak için biraz kafa yormak gerekebilir. 

"Tebdili mekânda ferahlık vardır. " Çocuklar ve gençler pek bilmeseler,  kullanmasalar da, orta yaş ve üstü bireyler  her zaman uygulayamasalar da kullanınca rahatlar ve mutlu olurlar.  Bizim kuşak için mutluluk küçük ayrıntılarda gizlidir;  kimimiz için bir piknik alanı-bir kır kahvesi, bir su başı , bir yayla  aranan yer olabilirken bazılarımızın hayalleri bütçeleriyle doğru orantılı, olarak yurt dışı geziler, lüks oteller, büyük tatil köyleriyle buluşur. Elbette "İnsan hayal etiği müddetçe yaşar." O hayaller ki bazen insanı bulutların üstünde gezdirir, bazen de beklenmeyen durumlarda tepetaklak yere  indirir! 

Çok kısa bir süreliğine de olsa biraz rahatlamak için mekân değiştirmek günümüzde çok da kolay değil. Ekonomik koşullar tatilleri ihtiyaç olmaktan çıkardı, lükse dönüştürdü. Ancak bazen insan öyle zor günler yaşıyor ki gene sözler, deyimler kulaklarınızda çınlıyor; "...Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. " Günlerce sağlık için koşturan insanlar kısacık bir değişimi de özlüyorlar...




Hayatım boyunca çok kalabalık, gürültülü ortamlarda, tatil köylerinde tatil yapmaktan keyif almadım. Üst düzey harcamalar doğrultusunda belirlenen fiyatlar, büyük ve çok çeşitli porsiyonlarla alınan öğünler, israf edilen, atılan yiyecekler... 
 
Yıllar önce Burdur'da görev yaparken yaz tatillerinde çocuklarla birlikte, arka ve üst bagaj dopdolu Anadol'umuzla çıktığımız çadırlı kamp yerlerinde kalmanın tadı bir başka olurdu.  Uygun kamp yeri bulamazsak pansiyon veya apart otellerde kalırdık.  Ege'nin güzel küçük kasabalarını öylece tanımıştık. Mersin'in güzelim ince kumlu plajları  (Susanoğlu ) gibisini bulamasak da çamaşırlıkları, tertemiz tuvaletleri ile ne güzel yerlerde kaldık.

Marmaris, Çubucak, Küçük kargı Orman Kamplarını nasıl unuturuz.  Zamanla insanların bedensel ve ruhsal durumları,  farklı tatil arayışlarını da beraberinde getiriyor. 
Ülkemizin ekonomik koşulları en üst dereceden emekliye ayrılmış olanlar için bile tatilleri düşlerde yaşatırken bu yıl üzücü sağlık problemleri zorunlu biçimde "Tebdili mekânda ferahlık vardır." sözünü zihnimizin bir köşesine yerleştirdi. Ama nereye, nasıl, ne zaman...?

Çözüm önerisi , kızımın öğretim görevlisi olarak birlikte çalıştıkları, birkaç kez birlikte çok uyumlu tatiller yaptıkları can dostu, nikâh şahidi sevgili Zeynep'ten geldi. "Ah yakın olsa, düz ayak olsa, çok sıcak olmasa... " dileklerimize Zeynep "Tam Makbule Teyze ile Ahmet Amcam için bir yer "diyerek açıklamalarını sürdürdü. Ailece 5 yıldır gittikleri ve çok memnun kaldıkları bir yer. Sevgili Zeynep bizim için en güvenilir kaynaklardandır, Bu  bir kez daha kanıtlandı.
(Sezgi'nin okul arkadaşı sevgili Aslı ve tatlı kızı Begüm'ün  de bu tatilde uzaklardan gelerek özlem gideren ziyaretlerini unutamayız.)

Karar vermemiz çabuk oldu.  Gideceğimiz yer Bodrum yakınlarında Göltürkbükü'nde bir tesis. Kızım  Sezgi yer ayırtma işlemini üstleniyor. Deneyimli bir iletişim ustası olan, tesiste yıllardır çalışan  Resepsiyon şefi  Mustafa Beyle görüşüp iki oda ayırtıyor. Temmuz Ayı  içinde  belirli bir süre fiyatlarda indirim uygulanıyor.  3-4-5 Temmuz  bizler için olabilecek en uygun tarih. 

Fazla hazırlığa gerek yok. Yıllardır sürdürdüğüm planlı liste yapma alışkanlığım devreye giriyor. Listenin en başında kullandığımız ilaçlar var. O sabah saat 6.00 'da uyanıyor yolluk olarak çocuklara bir poğaça pişiriyorum. Ne olur ne olmaz, yanına meyve, küçük tabak ve çatallar ekliyorum. Damadımız Can işi nedeniyle katılamayacak, arabayı Sezgi kullanacak. Eşim kızının kaptanlığına güveniyor, emin ellerdeyiz. Emniyet kemerlerinin öncelikle takılması ilk iş.

"Yolumuz üç saat kadar "deyince rahatlıyoruz. 40 yıl ustalıkla araba kullanmış eşim ön koltukta ben arkada , iki yanımda kocaman yastıklarıyla iki tatlı kız arasındayım. Aralarında yerleşme  konusunda  zaman zaman  tatlı çatışmalar oluyor.  Müzik, bulmacalar, çizgi filmler, küçük atıştırmalar... bazen yeterli olmayabiliyor, ihtiyaç molaları veriyoruz. Bu arada sevgili Zeynep sorumluluk almış vefalı bir dost kimliğiyle Mustafa Bey'i defalarca arayıp  bizleri de bilgilendiriyor.



Beş buçuk saatlik bir yolculuktan sonra Bodrum'a girmeden otelimize ulaşıyoruz.  Yazın en sıcak günlerinden birinde; ağaçlar , çiçekler içinde serinletici bir mekân ve güler yüzlü insanlar...  İlk anda "yorgunluğumuza değdi" dedirtebiliyor insana. Ve benim ilk sözüm. "Buraya bir kadın eli değmiş " oluyor. Otel bana bir zamanların bol ödüllü ünlü filmi "Selvi Boylum Al Yazmalım" ı çağrıştırıyor.  Odalarda çok rahat çift kişilik ve tek kişilik ikişer yatak bulunuyor.  Yatak takımları tertemiz Odaların önünde havuza bakan bir balkon ve ahşap bir masa, iki koltuk oturma grubu var. Odalarda klima, televizyon, mini buzdolabı, telefon ve intenet bağlantısı var. 



Bir ikindi çayı içmek için bahçeye çıktığımızda çevremizi meraklı bakışlarla gözlemeye başlıyoruz-insanları değil elbette- doğayı, ağaçları, çiçekleri, düzeni... Ağaçların arasına asılmış kocaman düş kapanları dikkatimi çekiyor. El yapımı küçük objeler, kuşlar ağaçların arasında canlı gibi. Sanki çevredekiler eski dostlar: Selamlaşıyoruz, gülümsüyorlar.  Tuhaf bir duyguya kapılıyorum; sanki bir el sevgi tohumları atmış buraya. Çocuk, genç, orta yaşlı, yaş almış her gruptan insan var. Gençler, sporcular, ayağı sargıda ya da koltuk değnekleriyle sahile inenler, pusette bebeler....






Çay içerken kurabiye servisi yapılıyor. Kızım Sezgi Zeynep'ten duymuş: "kurabiyeleri nefistir." Gerçekten çok farklı bir kurabiye bu; İki katlı, içi dolgulu, pudra şekerine bulanmış, ağızda dağılan farklı bir tat. Otelin sahiplerinden  ( Patron demeye dilim varmıyor, öyle alçakgönüllü ki. ) Macide Hanım'ın her gün hazırlayıp bahçedeki taş fırında pişirdiği , içine çokça sevgi ve dostluk katılmış kurabiyeler... Bu kurabiyelerin tadını bilenler otelin bulunduğu koya teknelerle gelip yedikten sonra dönüyorlar. 

Günün en güzel öğünü sabah kahvaltıları çok çeşitli, sağlıklı ürünlerden oluşmuş. Kendiniz alıyorsunuz ancak garsonlar her zaman yardıma hazırlar. Öğle ve akşam yemekleri seçmeli. Menüden seçiyorsunuz. Öğle yemeklerinde "günün menüsü" seçeneği de var. 3 çeşit daha uygun fiyatlarla sunuluyor. Akşamları sahildeki kumsalın üzerinde, ışıklandırılmış ağaçların altında daha romantik bir ortamda yemek yenebiliyor. Tesisin insana huzur veren bir yanı var. 

Sadece bir akşam yemeğini dışarıda yiyoruz. Bizim gençlerin Binicilik Kursundan arkadaşları Zeynep ( Zeynep'ler hep mi arkadaş canlısı olur? ) öyle zeki, öyle sosyal, ayakları üzerinde yere sağlam basan bu harika genç kızın- çocuk dersem yanlış olur- önerisi ile yakında büyük , güzel bir lokantaya gidiyoruz. Akşamları en hafif öğünümüzdür her zaman. Zeynep "Benim ta çocukluğumu bilir " diyerek işletmeci ile, garson abileriyle konuşuyor, babasının selamlarını iletiyor. Çıkışta memnuniyet katsayımız doruklarda.



Doğa özenle korunmuş, ahşap tavanlardan açılan bölmelerden gökyüzüne yükselen ağaçlar var. 100 yaşında hatta 300 yıllık ağaçlar  bulunuyor. Doğanın kıyıma uğramasına inat, anıt ağaçlar yüreklere su serpiyor. İlginçtir, bu sevgi ile korunan ortamdan diğer canlılar da payına düşeni almış sanki. Yola çıkarken bir çarpma sonucu dizimde morluk oluşmuştu. Lokanta bölümünde orada büyümüş bir köpek ( Paşa) ansızın geldi, başını usulca dizime dayayıp öylece birkaç dakika kaldı. Bir duygu alışverişi yaşadık... 

Çocuklar tertemiz denizden doyasıya yararlandılar elbette. Güvenli, rahat bir ortamda özgürlüğün tadını çıkardılar. Denizi uzaktan seven ben ve göz rahatsızlığı nedeniyle eşim denize girmesek de ailece tanıştığımız güzel insanlarla keyifli anlar yaşadık, tanıştık, konuştuk. Sorumluluğunu bilen, işinin ehli, güler yüzlü, saygılı bir çalışanlar grubuyla mutlu olduk. 



Üç günlük kısacık bir tatili bize, üç haftalık gibi kalıcı izler bırakarak yaşatan başta sevgili Macide Hanım'a (Elbette eşi Kemal Bey ve kardeşi Macit Bey'in  manevi destekleriyle) ve her ortamda konuksever tesis  personeline sonsuz teşekkürlerimizle. 

Makbule ABALI- Urla 
Temmuz 2024