Sayfalar

Ekim 18, 2026

YAŞAMA GÜZELLİK KATAN KÜÇÜK MUTLULUKLAR-2

Aslında bu paylaşımımı dün yayınlamak istiyordum, olmadı. "Yazmak" konuşmaktan, anlatmaktan çok başka bir eylem. Yazmayı seviyorsanız içgüdüsel bir biçimde aralıksız yazmak, içinizde birikmiş duygu ve düşünceleri boşaltmak istiyorsunuz. Ancak yaşam öylesine hızlı ve aralıksız, dur, durak dinlemeden akıyor ki çoğu zaman ister istemez zihninizden geçenleri depolama, ya da erteleme ihtiyacı duyuyorsunuz.

Erteleme nedenlerinizin başında "sağlık" geliyor. Ruh sağlığınız, beden sağlığınız, hele en önemlisi göz sağlığınız elvermiyorsa, düşünce ve beklentilerinize ket vurmak zorundasınız. Kaybetme endişesi her türlü manevi kazanç ve hazzın ötesine geçiyor.

Öte yandan bireysel olarak toplumun psiko-sosyal, sosyo-ekonomik , sosyo-kültürel durumunu da  göz ardı edemiyorsunuz. Yoğun bir koşturmaca ve bitirilememiş işler yüzünden kişiler daha mutsuz, kaygılı ve endişeliler. Çoğu kişinin dinlenmeye bile zamanı yokken "Okumak" sıradan, olsa da olur, olmasa da olur bir iş haline dönüşüyor. Bakmak görmekten daha kolay. Dikkatinizi toplayıp "farkındalıkla görmeye çalışmıyorsanız" efor da harcamıyorsunuz. O yüzden bu yazımı "bol görsel, az yazı, çok hayal" düzenlemesinde tasarladım. Bağışlayın...



Küçük bahçemizde giderek çoğalan, çevresine yayılan bu çiçek, yanılmıyorsam mavi yasemin. Ama kokusu yok. Etrafındaki bitki ve ağaçlara uzanarak serpiliyor. Belki hastalıklı, ele yapışıyor. Ancak mavi umudun rengi. O yüzden kesmeye kıyamıyorum. 


Kaktüsler yıllardan beri çok sevdiğim bir bitki türü. Dikenliler, elinizi acıtabilir ama aynı zamanda yararlıdırlar. Ne derece doğrudur bilinmez, radyasyondan koruduğu söylenir. Ben oldum olası kaktüsleri çok sert görünümlü ama iyi niyetli, dürüst ve merhametli insanlara benzetirim. Her şey bakış açımıza göre değişiyor.


Bu yıl bahçelerde salyangoz, diğer adıyla sümüklü böcek çok fazla. Görüntüsü bile biraz yüz buruşukluğu yaratsa da artık ürkmüyorum. Komşu çocuklardan el yaralarına iyi geldiğini öğrendiğimden beri, korkmadan ellerimle toplayıp bahçeden uzaklaştırıyorum. Aloa Vera bitkisine kökünü kurutacak kadar bayılıyorlar.

Günün değişik saatlerinde, ama özellikle sabahları bahçe masamızın üstünde "Armağan" olarak getirilmiş sebze, meyve ya da ev yapımı bir ürün bulmamız mümkün; Hint inciri, nar, armut, dut, maydanoz, roka, ceviz, incir, sarımsak, sirke, çiçek., çiçeği burnunda salatalık... Saymakla bitiremedim. Sürprizleri severiz ama inanın bu güzel paylaşımlar ve incelikler karşısında mahcup da oluyoruz.


Bu yörede insanlar arasında olduğu kadar diğer canlılar, bitkiler ve hayvanlar arasında da güzel bir dayanışma var. Adeta birbirlerine özenerek güzellikler sergiliyorlar. Kaktüs köşemizde 3 yıldır açmayan minik kaktüs bile bu yıl çiçek açtı. Çok mutlu oldum.



Urla'da bir hastane koridorunda daracık yerde, bir sekreter masasında bakımlı kaktüsleri görünce gülümsemek, güne güzel başlamanın ilk işareti değil midir?


"İnsanı ancak insan anlar." diyenler yanılıyorlar. Bizim değil, komşumun köpeği. Onu gerçekten çok seviyoruz. Hasta ya da üzüntülü olduğum zamanlarda "Ceviz" bahçe kapımızın eşiğinden ayrılmaz,  duruşuyla, bakışıyla, tavrıyla "halden anladığını" belli eder, gözümün ta içine bakar.  "Örnek" bir dost!


"Babalar ve Kızları" yıllar önce okuduğum bir roman adıydı. Öğle üzeri serin bir sonbahar havasında , güzel sepetinin içinde huzurla uyuyan bir Bebek. Anne ve babasıyla birlikte kendini "güvencede" hissederek minicik elini de dışarı çıkarmış. "Mutluluk" tablosu gibi.


Günlerdir bahçemizde başı dışarda özgürce, korkusuzca gezinen kaplumbağayı artık göremiyorum. "Kaplumbağa hızıyla" da olsa sanırım çevre gezisine çıktı. Onun adına mutlu oldum. Dilerim bir tehlike ya da tuzakla karşılaşmadan uzun yolculuğuna devam eder.


"Bu mevsimde açmaz." denen güllerim bile sabır, sevgi ve iyi niyete daha fazla dayanamadılar. Bakım ve özen onlara iyi geldi. Her gün usanmadan, üşenmeden suladım, yumurta kabukları ve çay sularıyla besledim. Zaman zaman yumuşak bir ses tonuyla konuştum."Canlılar Dünyası" iyilik ve güzellikler karşısında "Mutlu Son" a ulaşıp "mucizeler" yaratabiliyor... 

Makbule ABALI-Eğitimci
18 Ekim 2026 Urla-İzmir 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder