Sayfalar

taşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ocak 21, 2016

TAŞLAR ÜSTÜNE...İNSAN ÜSTÜNE...




Bazı insanların duyarsızlığı ya da duygusuzluğu anlatılırken neden "taş gibi" veya "taş kalpli" deyimini kullanırız? Oysa taşa bile şekil verilip değer kazandığında işe yarayıp anlam kazanıyor.Dere yatağındaki taşlar bile sudan hayat bularak yosun tutar, yosunla dost olur. Kışın sular donsa da baharla o bitkiler yeniden can bulur.
Taş gibi kalplerle başlayan yolculukların insanı götüreceği son durak neresidir? Son durakta tekrar insanla buluşup yeniden hayata dönüşün anlamı nasıl açıklanabilir?

Taşlara bile adeta can veren, yeniden harikalar yaratan insanoğlu bazen nasıl taş kalpli olup, can yakabilir ya da can alabilir? O zaman taşlar bile dile gelip isyan etmez mi? Bir zamanlar teknoloji henüz gelişmemişken, taş kesme makineleri yokken, uzun uğraşlar sonucunda taşa şekil verip, can kazandırıp piramitleri, tapınakları, yer altı- yer üstü şehirlerini, ibadet yerlerini, sanat eserlerini yapan insanoğlu nasıl olur da o zamandan bunca yıl sonra savaşlarla, nefretle-kinle taş taş üstünde bırakmaz kentlerde, ülkelerde, yeryüzünde. Dünyayı bir harabeye, bir yıkıntıya çevirir? Belki gelecekte bu suçlardan ötürü kendi kendini yargılayacaktır.

Bu adeta kendi kendini yok ediş, soyunu tüketme, bir cinnet hali, bir nevi harakiri değil de nedir...?
Yürekler giderek katılaştıkça  kanı çekiliyor, beyni duruyor insanoğlunun. "Vahşi dünya" -"Yalan dünya" dedikleri bu mudur acaba...?