Yaşarken farkında olduğumuz, yorumlamaya, anlamaya çalıştığımız öyle çok şey var ki. Sanki her şey zihnimde çözülemeyecek kocaman bir yumak oluşturmuş gibi hissediyorum bazen. Bir iç sıkıntısı, bir karamsarlık, günlük yapılması gereken işleri bile engelliyor. Bazen de içimde tarifi zor bir mutluluk, bir coşku, her işin üstesinden gelebilirmişim gibi bir enerji. Aynen mevsimler gibi olduk. Adeta küresel iklim değişimlerine odaklanmışız. Dengemiz altüst olabiliyor. Toplumsal karamsarlıklar bireysel kararsızlıklarımızı tetikliyor. Yanar döner fenerler gibiyiz...
Yıllar önce "DUYGULAR DİLE GELSE" başlığı altında yazdığım "MUTLULUK" adlı şiirimde duygularımı şöyle dile getirmişim:
Mutluluk teraziniz var mıdır?
Kim neye göre mutlu,
Ya da ne kadar mutsuz
Kim bilebilir görünmez fırtınayı.
Kim ne kadar hazırdır;
Yağmura, doluya, kara
Sığınaklarınız ne kadar korunaklıdır,
Kimler ıslanır, kimler kuru kalır...?
Gün geliyor, küçücük şeylerden mutlu oluyoruz, kimi zaman öyle anlar yaşıyoruz ki içimizdeki kırgınlıkları en güçlü yapıştırıcıların onaramayacağını düşünüyoruz. Çünkü İNSAN'ız.
Oğuz Atay ne güzel dile getirmiş;
"Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın. Sussan; acıtır, konuşsan; kanatır."
Hayatında hiç acı çekmemiş insan, başkasının acısına da, sevincine de ortak olmasını bilmiyor. O tip insanlar kendisini "Biricik" sanıyor. Elbette o zaman doğrular da farklı algılanıp farklı yorumlanıyor. Kişisel değerler tabandan tavana değişime uğramışsa "Yabancılaşma" da başlıyor.
Yıllar öncesinde "Duygular Dile Gelse" derken, YABANCILAŞMA şiirimde şöyle demişim.
Ben, Sen, O kaldı geriye;
Bencilleştik...
Oysa bir de eskiden;
Biz, Siz, Onlar vardı
Unuttuk;
Birbirimize iyice yabancı olduk...
Bugünkü yazıma son noktayı aynı seriden YAŞAM adlı şiirimle koymak isterim.
Saçlarımızda aklar, yüzümüzde kırışıklar varsın çoğalsın...
Ama ne olur;
Beynimiz, yüreğimiz yıpranmasın
Duygularımız körelmesin...
Makbule ABALI-Eğitimci
23 Ekim 2026 Urla-İzmir

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder