Sayfalar

Mayıs 08, 2026

AĞAÇLARIN FISILTISI


Kentlerde yaşayan çocuklar, ancak parklarda gördükleri baharda çiçek açan ağaçları tanıyorlar. Onların henüz tanışmadıkları öyle çok ağaç ve bitki var ki... Meyveleri yerken erik, şeftali hangi ağaçta yetişir, acaba bilirler mi? Portakalın kabuğunu soyarken nerede, nasıl yetişiyor, düşünebilirler mi? Ya da bu ağaçlar nasıl, ne zaman çiçek açar, çiçek nasıl meyveye dönüşür? O ağaçlar kaç yılda yetişir, nelerden etkilenir? Ağaçlar da ölür mü? Doğayla dost olmadan insanı tanımak, anlamak mümkün mü?

Eskiden okullarda "uygulama bahçeleri", tarım dersleri vardı. Oysa şimdilerde yeşile yabancı kuşaklar yetişiyor. Ağaçlarla dost olmak, onların sesine kulak vermek, dilinden anlamaya çalışmak... Aslında çok da zor değil; sevmek ve benimsemekle başlıyor her şey. Çocuk gözüyle dünyayı tanımak, beraberinde benimsemek ve korumak... Hepsi birbirine bağlı. Doğayla iç içe yaşayan çocuklar paylaşımı da daha kolay öğreniyor. Üretimin değerini bildiği için korumaya da daha yatkın oluyorlar. 


Ağaçsız, çiçeksiz, upuzun uzanan beton bir yol nasıl da ruhsuz gelir insana. Şekillendirilmiş taşlar belki bir fark yaratmıştır yolda. Ama yeter mi? Yeşile hasret yollar yaşanmışlık, canlılık ister. Yurdun dört bir yanında "korumaya alınmış" asırlık ağaçlar, yakın çevredeki okulların öğrencilerine tanıtılabilse keşke. Yüzlerce yıldır o ağaçlar neler görüp, neler yaşadı kim bilir? Çocukların hayal dünyası için paha biçilmez bir kaynak olur. 


Her ağacın ayrı bir dünyası vardır elbette. Sedir ya da diğer adıyla katran dağlarda, yaylalarda yüksek yerlerde olur. Sağlam gövdesiyle göklere uzanır. Yol yapımı veya çeşitli nedenlerle kesim yapıldığında boylu boyunca uzanışına ağıt yakar sanki diğer ağaçlar da....


İnsanlar gibi, her ağacın yerleşmek istediği yer ayrıdır. Daha çok güney sahillerimizde ve Ege'de görülen palmiye nasıl da onurlu bir ağaçtır. Dimdik uzanır gökyüzüne. Kökleriyle ayrılmaz bir biçimde tutunmuştur toprağa. Toprağa derin bir çukur açılarak aynı yörede başka bir yere yeniden dikimi yapılabiliyor. Palmiyenin bir cinsi meyve veren bir ağaçtır. Mevsiminde salkım salkım hurmalar süsler gövdesini. Genç, küçük palmiyeler arasında nasıl da görkemli duruşları vardır. 


Vişne, kiraz, şeftali, elma... Meyve vermeye hazırlanırken açtıkları çiçekler nasıl da güzel, nasıl da narindir. Yağmurdan, doludan, kardan kurtulabilen çiçekler zamanı gelince meyveye dönüşecek, olgunlaşacaktır. Cevizin yararları anlatmakla bitmez. Kabuğu, yaprakları, meyvesi... her derde devadır. Görkemli görünümü, geniş gölgesi, sağlam dallarıyla adeta "ben farklıyım" der, başkalığını hissettirir. Bazen üzümle dost olur, bazen bir başka ağaçla Ama genellikle esas yer cevize aittir.


Saksıda dar yerde, ya da bahçede bol toprakta yetişen çiçek ya da ağaçlar farklı olur elbette. İnsanlar gibi çiçekler, ağaçlar da nefes almak, ferahlamak isterler. Evlerde saksıda özenle büyütülmeye çalışılan kauçuk, verimli toprağı görünce nasıl da coşar, güneşi yakalamaya çalışan bir ağaç olur adeta. 

Zeytin ağacı, yüzyıllardır meyvesiyle, yağıyla köklü gövdesiyle insanlara hizmet vermeye devam ediyor. Kutsal ağaç olarak da tanınan zeytinin dalı, "Barış" sembolü olarak kabul edilmiş. Kesildikçe yeniden dal veriyor. Sağlık sektöründe ve doğal boya elde etmede de kullanılıyor.


Ağaçlar kimi zaman gölgesini, kimi zaman meyvesini, kimi zaman yeşilliğini, tazeliğini sunar insanlara. Bir ağacın altında boş bir kanepe nasıl da çağırır insanı. Kısacık bir öğle arası uykusu, ya da dostça bir söyleşi, biraz düş kurma... Ağaçlar her zaman dostturlar insana. Kendileri sessizdir ama sesli düşünmeyi çabuklaştırırlar. Sessizliğin sesini dinlersiniz kimi ağacın altında...

Ne güzel demişler:
"İnsanlar ağaçlardan ders almalıdırlar.
Ne üzerinde barınan kuşların,
Ne gölgesinde yatan insanların,
Ne de verdikleri yemişlerin hesabını tutarlar.

Doğaya ve doğayı seven, koruyan, yaşatan insanlara saygıyla...

Makbule ABALI-Eğitimci
30. 09. 2013 Mersin 

Güncelleme:8 Mayıs 2026
İzmir-Urla-Türkiye




17 yorum:

  1. 💓🌹🌟

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3 minik görsel insan ve ağaç sevgisini simgeliyor bana.
      Hassas, duyarlı, nazik eski bir öğrencimi de hatırlatıyor.
      Çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. Ben de ağaç meraklısıyım :)
    İlk işyerim bir anaokuluydu ve bahçesinde bir mandalına ağacı vardı. Yaşlı bir ağaç, fazla mandalina vermedi tabii. Çocuklar için birkaç kilo yapraklı mandalına aldım ve twk tek ağaca bağladık :) Nasıl hoşlarına gitti :) Anlamadılar sormadılar ipleri :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok duyarlı bir hümanist olduğunu biliyorum canım.
      Yaratıcı zekânın tipik bir örneğini uygulamışsın. Ne güzel bir iş başarmışsın. Çocukların mandalinaları toplarkenki mutluluğunu tahmin edebiliyorum.
      Çocukları mutlu edebilmek ne büyük haz verir insana.

      Sil
  3. Teşekkür ederim.
    Ben de sizin gibi bakıyorum. Bu gerçek ve tam anlamda bir eğitimci, öğretmen gözü ile bakıştır. Teknolojinin parıltısı insanoğlunun gözünü kamaştırdı. Teknoloji tamam da, insana bir insan olarak bakmak gerekir.
    İnsan mekanik, teknolojik bir varlık değil ki. Insan doğal ve sosyal bir varlık. Ne yazık ki insanoğlu birileri çok para kazansın diye yanlış bir yola yönlendirildi. İnsan doğadan koparıldı. O eşya ve nesnelerln içinde debelenip duruyor. Bu şiddet ve saldırganlık kültürü bu yanlış gidişin ürünüdür. Halbuki sağlık ve mutluluk doğa ile uyum içinde yaşamaktadır. Ayrıca toplumsal varlık olduğumuzu da unuttuk. Ve erdemleri de unuttuk. Sonuç: öfke, şiddet, kaygı ve tabii kaos, mutsuzluk...
    Selâmlar saygılar.
    Dr. Aydın Yaka

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir yorum yazmışsınız Aydın Bey. İzninizle WhatsApp'tan bloğa taşıdım. Yorumlar yazıyı tamamlıyor ve iletişimi zenginleştiriyor. Okuma oranının yükselmesi beni de mutlu ediyor.
      Ne yazık, uzun zamanlı düşünülmüyor da kısa zamanlı kâr-zarar hesapları yapılıyor. Doğayı korumak, geleceğe yatırım yapmak olarak algılanmıyor. Maddi beklentiler manevi zenginliklerin önüne geçti.
      Didişirken daha sinirli, öfkeli, tahammülsüz bir toplum olduk. Doğanın sakinleştirici gücünden, enerjisinden yararlanamıyoruz. 13 yıl önce yazdığım yazım güncelliğini yitirmemiş. Zamana yenik düşüyoruz.
      Değerli yorumunuza çok teşekkür ederim.
      Selâm ve saygılarımla.

      Sil
  4. Bizler şanslıyız. Ağacı, çiçeği, bitkileri tanıyoruz. Tarım yapan bir arkadaşım var. Torunumu fırsat oldukça götürüyorum. Geçen yıl bakla topladı, çok hoşuna gitti. Ortaokuldaki tarım dersleri gerçekten çok faydalıydı. Bizim sınıf patates ekmiştik okulun bahçesine. Keşke aynı sistem gelse. Kaleminize sağlık Makbule hanım. Selamlar, sevgiler Mersin’den.
    Nadya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizler gerçekten şanslıydık sevgili Nadya. "Görerek-yaparak-yaşayarak öğrenme" modeliyle uygulamalı eğitim gördüğümüz derslerimiz vardı. İlkokulda ıslak pamuklar arasında nohutların çimlenişi gözlenirdi. Parklarımızda "Çimlere basmak yasaktır" yazılarını koyduk ama ağacı, çiçeği, doğayı sevmeyi, korumayı tam kazandıramadık.
      Selâm sevgiler.

      Sil
  5. Birçok ağaç ismi bilip neye benzediğini bilmiyoruz maalesef. Yine de köy hayatına çocukluğundan beri misafir olan ben şanslı kesimden oluyorum. Bilmediklerimin yanında öğrendiklerim de fena sayılmaz. Fakat, bu şansa sahip olmayanlar çok fazla. Meyve ağaçta yetişiyor bilgisi ile çileğin ağaçta yetiştiğini sanmak gibi bir hal de var misal. Görerek öğrenmek ne güzel olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir örnek vermişsiniz. Çileği çok sevenlerden bazıları da bunu bilmeyebiliyor. Ancak iyi ki çevre korumayla ilgili çok duyarlı kurum ve kuruluşlarımız, buralarda görev alan gençlerimiz de var.
      Geçen yıl Urla'da bazı okullarımızın atıkların değerlendirilmesi, doğanın korunması ile ilgili çok güzel ve başarılı çalışmaları, temsilleri, yıl sonu etkinlikleri vardı. Keşke iyi örnekler çoğalsa, fark edilse...

      Sil
  6. en güzel şey yazın ağaç gölgesi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görkemli ağaçların gölgesi ne güzel olur Derin.
      Çınar, ceviz, zeytin gibi. Dinlenir, huzur bulur insan.

      Sil
  7. ' ay ben böyle güzel bir yazıya niye yorum yazmamışsam. ' diye düşünüverdim yorumlara bakınca :-) hem de ağaçları , doğayı , çiçeği ve dahi bu güzel yazıyı yazan canım öğretmenimken ....
    Bir ağacın ve sevdiğimiz insanların gölgesi , mis gibi kokan çiçeklerin görsel şöleni hayatımızdan eksik olmasın öğretmenim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk kez 13 yıl önce yazmışım ve yayınlamışım sevgili Çağrı. O zaman hiç yorum yazılmamış. Yorgun zamanlara denk gelmiş demek ki.
      Ne güzel, şiir gibi bir dilek dilemişsin. Dileğine yürekten, sevgiyle katılıyorum.

      Sil
  8. "yetmişinde bile mesela, zeytin dikeceksin / çocuklara kalır falan diye değil / ölümden korktuğun halde / ölüme inanmadığın için" demiş ya Nazım, ta da öyle işte :)
    Bizim yazlığın önündeki ceviz ağacını kestiren komşu ile küsüm ben, nasıl kıydı o cana diye. O kadar ağladım ki ardından...ama işte ne insanı ne hayvanı ne ağacı seviyor bazı insanlar ve giderek de çoğalıyor sayıları ne yazık ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nazım Hikmet Usta'nın bu dizelerini ben de öyle severim ki sevgili Şule. Her bir dize insanın yüreğine saplanır adeta.
      Bizim küçük bahçemizdeki badem ağacımız Mayıs kurdu yüzünden kesilince günlerce acısını hissetmiştim.
      Sevgisiz, merhametsiz, duyarsız insanlar nasıl soluk alır, nasıl yaşarlar? Adına yaşamak denir mi, hiç mi huzursuz olmazlar kötülükten...?

      Sil
  9. Ne güzel anlatmışsınız hocam doğayı, ağaçları... Günümüzde gerçekten doğayla iç içe olmayan çocuklarımız bu güzelliklerden mahrum... Mersin'de her ne kadar park ve bahçeler , sahil, okul bahçeleri ağaçla kaplı olsa da yine de çocuklar bazı ağaçların , bitkilerin nasıl olduğunu ,bazı meyvelerin nasıl yetiştiğini bilmeden yiyorlar.. Mesela çileği ağaçta zannedip brokolinin nerede yetiştiğini tahmin edemiyorlar, söylediğimizde ise oldukça şaşırıyorlar...
    Keşke her çocuk benim çocukluğumda olduğu gibi en az 2 ay yaylaya gidip doğa ile iç içe olabilse o zaman ne bir böcekten korkar ne de bu bitki yerde mi ağaçta mı yetişir? diye sorgular...
    Canan Doğan

    YanıtlaSil