Bu Blogda Ara

Şubat 18, 2026

SIRA DIŞI GÜNLER...

 


Günlerdir yağan yağmur bugün biraz ara verdi. Sabah gene yağıyordu ama şu anda güneş yüzünü gösterdi. Hava serin ancak fırtına dinmişe benziyor. Çevreye fırtına sonrası sessizlik hakim. Son 3 gündür doğanın beklenmedik sürprizleriyle yeniden buluştuk, çaresizlik içinde zor anlar yaşadık.

Çocukluktan beri benimsediğim bazı davranışlar var .Merhamet duygum çok güçlüdür. Vicdanımın sesine uyarak kararlar almak, bazen kişisel kayıplara neden olsa da her zaman uyarım. Empati duygum çok güçlüdür. Ancak olayların birebir içinde yaşamak, hissetmekten,  zihninizde canlandırmaktan çok farklı. 

Mevsimsel değişikliklere, sürprizlere artık alıştık, yadırgamıyoruz. Önlem alarak hazırlıklı oluyoruz. İnce ince, usul usul yağan yağmuru çok severim. Şefkatli bir elin yanağınızı incitmeden okşaması gibidir. Islatır ama zarar vermez. Ama gök gürültüsüyle bardaktan değil, kovadan boşalırcasına yağan yağmur her zaman ürkütmüş, tedirgin etmiştir beni. 

Hep düşünürüm; Evini su basmış insanlar gelir aklıma. Ayakkabıları su alan ya da çıplak ayaklı çocuklar,  su içinde kalmış, kullanılamayan eşyalar... Barınacak yeri olmayan evsiz, yurtsuz insanlar. Su hayattır, her zaman aranır ama her şeyin fazlası, aşırısı zarar veriyor. Yağmur sonrası deniz bile çamur rengine bürünür. 

Bilinçaltı, insanın yaşadığı olayların, geçmiş yaşamının bir tanığı gibi. Çocukken Kibritçi Kız öyküsünden ne çok etkilenirdim. Benim de parmaklarım donardı sanki. Bir zamanlar doğal afetler sonrası, evsizler birkaç gece kapalı spor salonlarında kalırlar, berberler saç ve sakal bakımı  yaparlardı. Sonra gene kendi hallerinde sokağa dönerlerdi. Haberlerde üzülerek izlerdik. Parkta bankta donmuş olarak bulunan... 

Yaşamadan anlaşılmıyor. Gözleri net görmeyen bir insanın durumunu anlamak için birkaç saat karanlıkta el yordamıyla yön aramak gibi. Engelli insanları anlamak için bazı organları işlevsiz kılmak gibi. 

Ege Bölgesinde birkaç gündür devam eden fırtına büyük hasarlara yol açtı. Evleri su bastı, köprüler yıkıldı, ağaçlar devrildi. dereler taştı, çok şiddetli esen poyraz adeta hayatı felç etti. 

Pazar günü akşamı büyük masada neşe ile geçen geniş aile yemeğinden sonra eve dönüşte zifiri karanlıkta kaldık. Gün boyu süren fırtına sırasında elektrik arızası yaşanmıştı. Daha sonra genel arıza giderildiği halde bizim ev halâ karanlıktaydı.

Güvendiğimiz ustamıza ulaşamayınca 48 saat elektriksiz kaldık. Hiçbir araç çalışmadı. Yardımsever komşumuzun evden eve çektiği kablo gece ışığımız için çözüm olduysa da tüm işler aksadı. Buzdolabındaki yemek ve malzemeleri içim acıyarak atmak zorunda kaldım. Yemek dökmeyi büyük israf sayanlardanım.

Şiddetli yağmur tavandan ve tabandan akmalara sebep oldu. Her türlü su kabı görev aldı. Arızayla ilgili olarak reklamların tersine çok büyük hayal kırıklıkları yaşadık. İnsan sesi duymadan mekanik seslerle çözüme ulaşmanın ne kadar güç olduğunu bir kez daha anladık. 

Teknoloji sadece elimizi kolumuzu değil, çoğu zaman dilimizi de bağlıyor. "Arıza kaydınız alınmıştır "  Defalarca söylense de kayıt dışı olduğumuzu saatler sonra öğrenebildik. 

İşleyişteki aksaklıkları anlamak, anlatmak, çözüme ulaşmak; Zorlu bir sınavdan geçtik. Ülkemizde çok yaşlı bireyler zorlukların üstesinden nasıl geliyorlar? Cankurtaran simitlerine ne kadar zamanda ulaşabiliyorlar? Sıradan günler nasıl sıra dışı günler haline dönüşüyor? "Burada kimse var mı, sağ mı, ne ister, ne bekler? " Birbirimize ne çok ihtiyacımız var. 

Neyse ki kışın ortasında baharı yaşatan çiçekler var. Her taşın altından baş veriyor, umut tazeliyorlar.

Makbule Abalı-Eğitimci

17 Şubat 2026 İzmir-Urla









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder