Sayfalar

Anaokulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anaokulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eylül 06, 2019

OKUL YOLUNDA İLK ADIMLAR...



Anaokullarına gidecek çocuklar için okullar normal okullardan bir hafta önce başladı. Uyum haftası. Okul yolunda minik adımlar ağır ağır ilerleyecek önce, anne ya da babasının elinden tutacak ve sonra bağımsızlığa adım atacaklar.

Güvendikleri, alıştıkları elleri bırakmak önce zor gelecek, belki biraz ağlayacaklar. Gözyaşları yanaklarından süzülürken okullu olmayı da öğrenecekler. İlk hafta uyum haftası. Hayatın ilk programlı dönemine uyumu öğrenecekler. Karşılarına sakin, sevecen, güler yüzlü öğretmenler çıkması ne büyük şans olacak. 

Önceden hiç tanımadıkları bir kişiye bağlanmak, onu da sevdiklerinin arasında düşünmek, yakını bilmek. benimsemek... Arada seslenmek; "Öğretmenim! Bazen eklemek: "Seni seviyorum". Bazen anne babasına itiraz etmek; "Siz bilmezsiniz, öğretmenim bilir."

Öğrenim hayatı ince bir yolda minik adımlarla başlıyor, büyük hayallerle yolların, sınırların ötesine uzanıyor. İlkler hep zordur. Yıllar sonra bugünler de anılarda yer alacak ve sonra başka ilkler yaşanacak. Ama ilk "ilk" hiç unutulmayacak.

Makbule ABALI- Eğitimci
Eylül 2019 Mersin 



Ağustos 21, 2017

SEVGİ YUMAĞI...


Yılların ardından bazı kavramlar değer kaybına uğradı. Oysa bunlar bireysel ve toplumsal olarak gözümüz gibi koruduğumuz kavramlardı. Anlamları, içerikleri çok farklıydı. Kuşaktan kuşağa değer kaybına uğramaksızın aktarılmalıydı.

Sevgi, vefa, onur, namus... Toplumsal değişimlere göre bu değerler bazen paha biçilmez oldu, bazen yerlerde süründü. Öyle zamanlar oldu ki herkes vefalı, herkes namuslu, herkes onurlu olduğunu iddia etti. Oysa değer yargıları, ölçütler farklıydı. Objektif değil de sübjektif değerlendirmeler yanıltıcıdır. Bazen de zaman gerekliydi. Zaman bu değerleri  bulunduğu topluma göre yüceltir veya düşürürdü.


Son zamanlarda gerçekleşen bir kaza düşündürdü bütün bunları. Kaza demek de doğru mu bilmiyorum ; ihmal, dikkatsizlik, tedbirsizlik sonucu adım adım gerçekleşen bir cinayet belki de.
Kurumun adı düşündürüyor insanı. "Sevgi Yumağı Özel Anaokulu" Sadece sevgi değil, sevgi yumağı...
Bir sevgi birikimi. Ama uygulamada sevgisizlik, ilgisizlik, ihmal diz boyu. Şoför ve bakıcının olduğu okulun servis aracında henüz 3 yaşında bir çocuk unutuluyor, saatlerce arabada kalıyor, havasızlıktan oturduğu yerde cansız bedeni kalıyor. Öldü demek bile insanın canını acıtıyor.

Servis aracının çalışma izni yok. Öğretmenler yanlış ifadeye zorlanıyorlar. İki öğretmen vicdanlarının sesini dinleyip gördüklerini aktarıyorlar. Böylece gerçek ortaya çıkıyor. Yaşlılar, çocuklar, hastalar öylesine savunmasız ve korunmasızlar ki onları koruması gerekenler sorumluluklarını bilmezden meslek ahlakı, namus, onur nerede yer alacak? 



Anne babalar çocuklarını o yuvalara emanet ediyorlar, karşılığında belki de zorluklarla bir ücret ödüyorlar. Söz konusu çocuklar olunca aslında onlara karşı insanı bir borcumuz var.
Oysa sevgi yumağı karmakarışık olmuş, kördüğüm olmuş, yerlerde sürünüyor.

" Sevgi kuşun kanadında" diyordu şarkıda... 3 yaşında çocuklar ihmalle, zamansız ölümlerle kuş gibi uçup gidiveriyorlar. Ve bizler sadece bakakalıyoruz...

Ekim 30, 2016

BAYRAM VE ÇOCUKLAR...



Bir zamanlar 29 Ekim Cumhuriyet Bayramları okullarda da kutlanırdı. Sınıflar hazırlanır, küçük bayraklar asılır, renkli krapon kağıtlarından süsler, fenerler yapılırdı. Coşkuyla rontlar oynanır, şiirler, şarkılar söylenirdi. Daha büyük sınıflar okul dışında resmi geçide katılırlardı. Biz büyümeyi beklerdik sabırsızlıkla. Bugün o günleri andım yeniden.


29 Ekim günü sabah saat 11.00 de Mersin Mezitli'de bir Gündüz Bakım Evinde bayram kutlamasına davetliydik. Çok yakınımızda yeni bir kurum burası.  Her sabah çocukların neşeyle gelişini, anne-babalarına el sallayıp binaya girişlerini gözlüyoruz. Öyle güzel bir tablo ki bu. Çocukların olduğu her yer güzelleşiyor. İçtenlik, doğallık içinde enerjikler, mutlulukları yüzlerine yansıyor. Şairin dizelerini mırıldanıyorum; "Çocuklar beni de alınız içinize ne olur..."


Mersin Mezitli Belediyesi ile işbirliği ile yapılmış bir kurum burası. Belediye yapının arsasını vermiş. Hayırsever bir emekli eğitimci     Bircan Tüfekçioğlu okulu yaptırmış. Okula öncelikle belediye personelinin çocukları alınıyor. Halen 130 çocuk var. 3-5 yaş arası çocuklar el ele tutuşmuşlar, öğretmenlerinin eşliğinde Cumhuriyet Bayramını kutluyorlar. Rengarenk harika bir görüntü bu. Mutluluk, heyecan, coşku var bu kutlamada. Ünlü şair-yazar Sunay Akın da aramızda.

Sınıfların içi ve bahçe çok güzel düzenlenmiş. Küçük bir dünya burası. Bu büyülü ortam insana çocuk olmayı çağrıştırıyor. Biz de heyecanlanıyor, umutlanıyoruz. Geleceğe dair güzel düşler kuruyoruz. Bu minicik eller büyüyecek. Ve Cumhuriyet emin ellerde olacak. Tören sonunda Belediye Başkanı Sn. Neşet Tarhan'a hediye olarak bir kutu veriliyor. Kutunun içinde çok anlamlı bir hediye var. Bir barış güvercini.  Başkan güvercini uçururken çocuklar, konuklar hep birlikte coşkuyla alkışlıyorlar.

Bu şiirsel ortam insana şiir dünyasını düşündürüyor. Ünlü şairlerden çocuk şiirlerini...

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler.

Nazım Hikmet Ran 

YÜREĞİM

Yüreğim ıslaktır benim
Kuytularda ağlamaktan
Ve hafif uçuktur rengi 
Kurusun diye kaç kez 
Güneşe asılmaktan

Sunay Akın 
2001

Tören bitiminde "Yüreğim ıslak" güneşe çıkarken, içimden tekrarlıyorum: "Ölümsüz ağaçlar dikecekler..."  Ve Barış Güvercinleri uçuşacak gökyüzünde...

Makbule Abalı-Eğitimci
2016-Mersin