Sayfalar

öğrenci ve öğretmenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğrenci ve öğretmenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haziran 12, 2023

ÇOCUKLARLA BİRLİKTE BAHAR GİBİ BİR GÜN...

 


İnanıyorum ki çocuklarla birlikte yaşanılan her zaman dilimi insana yaşama sevinci aşılıyor, enerji ve mutluluk veriyor. Saf, doğal, katıksız bir mutluluk bu. Yalandan, dolandan, yapaylıktan arınmış, ışıl ışıl, cıvıl cıvıl bir mutluluk yumağı adeta. Şairin "Çocuklar beni de alın içinize ne olur! " deyişinde ne büyük bir haklılık payı var. 

Okullarda bahar ayları genellikle sosyal etkinliklerin yoğun olduğu aylar. Yıl boyu yürütülen çalışmaların ardından rahatlatıcı bir mola gibi. Bir başka deyişle stres atma, rahatlama , birlik ve beraberlik günleri. 

Kendini geliştirmiş, hayati bilgilerle donatmış, çocukları, görevini çok seven mükemmel  bir  öğretmenin elde ettiği sonuçlara tanıklık etme zamanı. Şarkılar, danslar eşliğinde çocuklar eğitici, düşündürücü bilgiler de vererek harika sunumlar yapıyorlar. Onların sınırsız enerjileri bizlere de yansıyor, gülümseyerek izliyoruz. 

Eşim ve ben Urla Zeytinalanı'nda Hakkı Oğuz Tabaoğlu Pilot İlkokulu 2 B Sınıfının konuklarındanız bugün. Sevgili Ayşe Ünal Öğretmenimiz ve öğrencisi, site komşumuz tatlı Doğa'nın gününe bir zamanların eğitimcileri olarak katılıyoruz. 

Doğa'nın anne ve babası Nur ve Tolga Oranüs sayesinde tanıdık Ayşe Öğretmenimizi. İyi ki tanımışız. Eğitim adına her güzel haber içimizi aydınlatıyor, umudumuzu tazeliyor. İyi, güzel, yararlı şeylerin kalıcı olması, topluma örnek olması açısından mutlaka vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Elbette olumsuzluklar da aynı şekilde dile getirilmeli. 



Çocuklar ve Öğretmenleri günün açılışını hep birlikte yapıyorlar. Çocukların üzerinde atık malzemelerden yapılmış (Pet şişeler, kâğıt tabaklar, artakalmış rulolar, kurdeleler vb. ) kıyafetler var. Bu bir defile. .Çok farklı bir defile tabii, alışılagelmişin dışında. Her bir çocuk podyumda yürürken "Biliyor musunuz?" diye başlayarak atık malzemelerin doğaya zararları konusunda bilgiler veriyorlar:

Bir elma çöpünün doğada kalma süresi 2 ay, plastik bir şişenin 450 yıl,  Bebek bezleri 550 yıl,  alüminyum kutular 200-300 yıl, pil 300 yıl, deterjan atıkları 400 yıl kalabiliyor. Toprağın altında insan vücudu 36-48 saat aralığında çürümeye başlıyor. Bir cam şişe 4000-5000 yılda yok oluyor. 



Etkinlik kapsamında veliler ve çocuklar atık malzemeleri el becerileriyle değerlendirerek kullanıma uygun yeni malzemeler yarattılar.( Pet şişelerden abajurlar, fenerler, süsler vb. kaynak kişi Mediha Keskin'in önderliğinde yetenekler sergilendi. Doğaya zarar verebilecek atıklar böylece kılık değiştirerek yararlı amaçlar için kullanılabilecek malzemeler haline dönüştüler.

Program içinde bulmacalar soruldu, Veliler öğrenciler karşılıklı yanıtlamaya çalıştılar. Örneğin: Alfabede kaç harf bulunur? (6) - Boynuzum var, koç değilim, Kanadım var kuş değilim, uçarım, uçak değilim. Bil bakalım ben neyim? (Kelebek) Pamuğa benzer, sıcak tutmaz, gökte uçar, kanat çırpmaz?( Kar ) Ve daha ne güzel, ne düşündürücü sorular. 

Gün tam bir paylaşma ve dayanışma günüydü. Yaşlı-genç her yaştan insan vardı. Çocuklar hata da yaptılar elbette: Bazen söyleyeceklerini unuttular. bazen utandılar. 

Ama herkes biliyordu ki bu etkinlik amatör bir çalışmaydı.  Hepimiz yanlışlarımız sonucunda doğrulara ulaşmadık mı? Yanlışlar da alkışlarla doğrulara giden yollara yönlendirildiler. 



Program içinde bir de teleskopla gökyüzünü, ay dedeyi gözlem plânı da vardı. Hava kararırken ayı gözlemek için 3 tane teleskop hazırlandı. Ama o gece ne yazık, ay güzel yüzünü gizleyip bulutların arkasına saklanmış. Belki o da saklambaç oyunuyla bir farklılık yapmak istemiştir. Bir başka gece gizemli yüzünü sergileyecektir mutlaka.



Bu güzel güne katkı sunan , emek veren güzel insanları başta Sınıf Öğretmeni Ayşe Ünal Öğretmen olmak üzere yürekten alkışlıyoruz. Çocuklardan öğreneceğimiz daha ne çok şey var. Sağlık, mutluluk içinde nice güzel baharlara, umut dolu yarınlara...

Yoğun çalışmalarla geçen bir yılın ardından, yararlı etkinliklerle dolu güzel bir tatil diliyoruz hepinize.


Makbule ABALI-Eğitimci

Mayıs 2023 Urla

Eylül 06, 2019

OKUL YOLUNDA İLK ADIMLAR...



Anaokullarına gidecek çocuklar için okullar normal okullardan bir hafta önce başladı. Uyum haftası. Okul yolunda minik adımlar ağır ağır ilerleyecek önce, anne ya da babasının elinden tutacak ve sonra bağımsızlığa adım atacaklar.

Güvendikleri, alıştıkları elleri bırakmak önce zor gelecek, belki biraz ağlayacaklar. Gözyaşları yanaklarından süzülürken okullu olmayı da öğrenecekler. İlk hafta uyum haftası. Hayatın ilk programlı dönemine uyumu öğrenecekler. Karşılarına sakin, sevecen, güler yüzlü öğretmenler çıkması ne büyük şans olacak. 

Önceden hiç tanımadıkları bir kişiye bağlanmak, onu da sevdiklerinin arasında düşünmek, yakını bilmek. benimsemek... Arada seslenmek; "Öğretmenim! Bazen eklemek: "Seni seviyorum". Bazen anne babasına itiraz etmek; "Siz bilmezsiniz, öğretmenim bilir."

Öğrenim hayatı ince bir yolda minik adımlarla başlıyor, büyük hayallerle yolların, sınırların ötesine uzanıyor. İlkler hep zordur. Yıllar sonra bugünler de anılarda yer alacak ve sonra başka ilkler yaşanacak. Ama ilk "ilk" hiç unutulmayacak.

Makbule ABALI- Eğitimci
Eylül 2019 Mersin 



Ekim 21, 2016

OKULLAR AÇILDIĞINDA...



Geçmişte bize bir konuda eğer haklıysak, hakkımızı uygun biçimde istemenin önemli olduğu vurgulanmıştı. Ailemiz, öğretmenlerimiz hep haklıyı, doğruyu savunurlardı. Kimseyi aşağılamadan, onurunu zedelemeden ama konuşarak, dinleyerek, anlatarak, nedenleri açıklayarak anlatmalıydık haklılığımızı. Yoksa haklı iken haksız sayılabilirdik. Öyle yapmaya çalıştık.

Şimdilerde eğitim-öğretimde bazı uygulamalar, haksızlıklar, kişiliği hedef alan yanlış davranışlar biz eski eğitimcileri şaşırtıyor, üzüyor, can yakıyor. Düşünüyorum da; unutamadığımız öğretmenler asla bol not veren, taraf tutan öğretmenler değildi. Özellikle ayrım yapmayan, hak yemeyen, davranışlarıyla örnek olan, öğrenciye sevgiyle, hoşgörüyle yaklaşan  öğretmenlerdi. Örnek davranışlarla ailede veya okullarda yetişen çocuk ve gençler yetişkin olduklarında da yasalara uygun davranan, başkalarına zarar vermeden haksızlıklara karşı çıkabilen birer birey oluyorlar.

Ben "Ama neden- niçin " diye soran-sorgulayan, araştıran  çocukları  çok seviyorum. Merakımızı uygun şekilde sormalı ve cevap aramalıyız.
Toplumda üst düzeyde görev alan yetkililer de böyle düşünmez mi acaba? Neden takdir-teşekkür almış, eğitime gönül vermiş öğretmenlerimizin ansızın görev yeri değiştirilir? Neden öğrenciler öğrenim gördükleri köklü okullardan alınıp başka okullara gönderilir? Amaç öğrenciyi mi, öğretmeni mi, veliyi mi cezalandırmak? Proje Okullarının işleyişi hala tam anlamıyla anlaşılamadı, anlatılamadı.

Dün televizyon haberlerinde Milli Eğitim Bakanını izlerken nasıl da üzüldük. Önemli bir soru soruluyor, Bakan Bey hiç dinlemeden "Hayır...hayır...hayır...hayır..." diyerek hızla uzaklaşıyor. En yetkili ağızdan öğrenilemeyen bilgi kimden ve nasıl, ne zaman öğrenilecek? 

Eskilerden daha şanslı olması gereken bir kuşak yıllardır neden hep sorunlarla boğuşuyor? Neden sınavlarda hep güvensizlik oluşuyor?
Öğretmenlerin mülakat sınavları neden hep kuşkular yaratıyor, bilinmezlikler içinde uygulanıyor. Belki güzel şeyler de oluyor ama bunca olumsuzluk gözümüzü karartıyor, içimizde isyan duyguları uyandırıyor. 

Daha şimdiden; okuma çağında, henüz yolun başındaki çocukların kafasında haklı-haksız, doğru-yanlış karmaşasını yaratmamak lazım.