Sayfalar

Eylül 26, 2026

HAFTANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...

 

Güz mevsiminin ilk ayının da neredeyse sonuna yaklaşıyoruz. Sonbaharın en güzel ayıdır Eylül. Ancak biraz yoğun, biraz telaşlı geçer. Tamamlanması gereken hazırlıklar vardır Okullar açılmıştır, çocukların kırtasiye malzemeleri alınacaktır. Yazlıklar kaldırılacak, kışlık giysiler çıkarılacaktır. Mutfakta kışlık ürünler için hazırlıklar sürdürülecektir. Biraz yorucu, çok masraflı, ama gene de yaz sıcaklarından sonra beklenen bir aydır Eylül.

Sonbaharın gizemli renkleri Eylülü daha da cazibeli kılar. İçinde bolca hüzün olduğu gibi gerektiği kadar coşku, neşe ve sevinç de vardır. Tiyatrolar, sinemalar gösterime girmiş, fuarlar, festivaller ilkbaharda olduğu gibi sonbahara da canlılık katmıştır. Nisan, Mayıs ve Eylül yılın en çok sevdiğim üç ayıdır. Günlere, aylara, mevsimlere ya da yıllara farklı değerler vermek ya da bağlanmak ne denli doğrudur bilemem ama, düşüncelerini içtenlikle paylaşmak insana iyi geliyor. 

Yazmayı sürdürmenin de çok büyük bir ihtiyaç olduğu kanısındayım. Yazımı bitirip blogda yayınladığım geceler çok daha rahat ve huzurlu uyuduğum bir gerçek. Eskiden her gün yazarken şimdilerde 3 ya da 4 günde bir yazabiliyorum. Toplumda çoğu kişinin okumaya ayıracak zamanı yok. Görseller daha çok dikkat çekiyor. Bakmak, okumak ya da yazmaktan daha az zaman alıyor, daha az yoruyor diye düşünenler var. Sabır ne kadar azaldıysa tahammül etme yetisi de o denli azaldı. 

Pek çok kişi "Tek olmak" sevdasında. Güzel bir ekip oluşturarak  birlik ve beraberlik içinde bir proje geliştirmek, yeni ve çağdaş fikirlerle sonuçlara ulaşmak, "Biz başardık." diyebilmenin hazzına varmak sanki yılların ötesinde kaldı. Bilimde, edebiyatta, siyasette, sporda, sanatta, her etkinlikte, barış içinde, yeteneklerini kullanarak iyi ve güzel işler yapanlara hayranlık duyuyor, gururla izliyorum. Eminim , sadece ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde insanlar umutlarını yitirmeden; iyilik ve güzelliklerin tez zamanda gerçekleşmesini bekliyorlar.

Her zaman düşünürüm; Çocuk ve gençlere armağan edilecek küçük bir not defteri ne çok işe yarar. Adeta "Akıl defteri" gibi günün izlenimlerini, beklenti veya hayallerini not etmeye başlayan kişinin zihni daha berrak oluyor, duyarlılığı ve farkındalığı artıyor. Yaratıcı düşünce devreye giriyor, beyin ve yürek işlerlik kazanıyor. Kısa mesajlar, en kısa yoldan amaca ulaşma isteği, hazır lokma gibi bilgiyi depolama, üretkenliği azalttığı gibi kişinin öz saygısını yitirmesine neden olabiliyor. 

Doğadaki canlılarda; hayvan ya da bitkilerde kendine yetebilmek kadar birlik ve beraberlik duygusunu, yaşama sımsıkı tutunma isteğini, mücadele azmini  öne çıkaran öyle güzel örnekler var ki. Hayranlık duymamak elde değil. Çevremizi iyi gözlemlemek insanın ufkunu genişletiyor beyne işlerlik kazandırıyor. 

Küçük şeylerle de mutlu olabilen insanlardan olmak büyük hayal kırıklıklarını önlüyor. Toplumsal ilişkilerde güven duygusu zedelenmişse toparlanmak pek kolay olmuyor. Eskiler ne güzel demişler: "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yeme alışkanlığını kazanıyor." Kaygı, kuşku, endişe insanın içini kemirdiğinde kişinin hata yapma katsayısı da artıyor. "Yalan" bir davranış biçimine dönüştüğünde her şey ona göre biçim alıyor. İlk yalan söylenmişse gerçekler pervasızca göz ardı edilebiliyor. 

Olumsuzluklardan güven kaybına uğrayıp sosyal ilişkilerden, yeni insan tanımaktan kaçınmak çözüm değil elbette. İnsan sosyal bir varlık. Yanlış atılan her adım, doğrulara ulaşmada bir başlangıç olabiliyor. Elimizde ölçü aracı olmasa bile kişiler arası mesafeyi iyi  ayarlayabilirsek çok canımız yanmıyor. "Yanlışlıklar doğruyu bulmanıza yardımcı olacaksa varsın olsunlar." anlamında bir deyiş hatırlıyorum. 

Yerinde ve dozunda takdir-teşekkür etmeyi bilirsek, yeri geldiğinde sağlıklı ve gerçekçi eleştiriler yapabilirsek, anlayışlı ve dürüst insanlar olumlu anlamda etkilenirken kötüler de iyi örneklerden ders alabilir mi acaba...? Yaşadığım sürece inandım ki; Dünyanın her yerinde, bilinçli ya da bilinçsiz kötü davranan kişilerin içinde bir yerlerde gizlenmiş, minicik de olsa bir     " iyilik" tohumu da olabilir. O tohumu yeşertmek çok mu zor...?

Makbule ABALI-Eğitimci

26 Eylül 2026 Urla-İzmir-Türkiye





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder