Sayfalar

Davranışlarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Davranışlarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs 24, 2026

Yeniden Öğrenmek...

 


Yaşamak, sadece nefes almak, günlük ihtiyaçlarımızı gidermek, var olduğumuzu bilmek değil elbette. Çevremize yeniden dikkatle baktığımızda; Kaç yaşında olursak olalım, duyarlılık ve farkındalığınız arttıkça yeniden öğreneceğimiz öyle çok şey var ki...

Kişileri tanımak çok kolay değil. Zaman istiyor, önyargılı olmadan, farklı zamanlarda-değişik konum ve durumlarda, başkalarının etkisi altında kalmadan, kendi yargılarınızla  tanımak-tanıyabilmek. Çok zor gerçekten. İyi niyetinizin sınırları olmalı. Neden -sonuç  ilişkilerini iyi değerlendirip, kişi ya da kişileri maskesiz, yalansız, sahte gülücüklere, abartılmış davranışlara kanmadan tanıyabilmek... 

Çocuklar bu konuda yetişkinlerden daha isabetli kararlar alabiliyorlar. İçleri neyse, davranışları da yalın gerçeği yansıtıyor. Büyükler farklı bir şey kurgulamadılarsa, "Çocuktan al haberi" sözü gerçeğin ta kendisi. Şaşırmak, sürprizlere hazır olmak, mimikleriyle gerçeği vurgulamak onlara özgü. Hayalleri bile öyle güzel ki. Henüz gerçek dünyadan haberdar değiller. 

Diğer canlılardan da öğrendiğim çok şey oldu. "Kedi-köpek gibi geçimsiz " denir. Oysa onlar yaşına, cinsine, cinsiyetine göre birbirlerine davranışta kusur etmiyorlar. Sokaktan geçen yabancı bir köpeğe havlayanlar yaşlı bir çoban köpeğine sessizce bakıyorlar. O da gücünün-yarattığı etkinin farında bir tavırla ilerliyor. Sadece su içmek için duruyor. Köpekler kedilerden daha vefalı. Terk edilmiş kedilerin hali içler acısı. Sevilmek için her yola  baş vuruyorlar.

Arıları ürkütmezseniz, yüksek sesle bağırmazsanız çiçeklerden besini alıp gidiyorlar. Şaşırdığım bir durum: Su içmek için bir tasa dalıp çıkamayan arı, suyu dökünce canlanıp uçuyor. Salyangozlar en yararlı bitkileri bulup kurutmakta ustalaşmışlar. Aloa veraların bazıları kurudu. Minicik karıncaların işbirliği inanılmaz. 

En güzeli, en dayanıklı ve yararlısı zeytin ağaçları. Hayran olmamak elde değil. Kavurucu sıcaklarda bile kuru dallarından sürgün veriyorlar. Onlara imrenen kaktüsler dahi çiçek açtı. Gün aşırı onları da suluyordum. Solup yeniden açan gülün yanında, çiçeklerin arasında coşan semizotlarından adeta ilham alarak dikenli kaktüslerimizin küçük de olsa çiçek açması beni çok mutlu etti. Küçük bahçemizin arka köşesindeki zakkum  dahi coştu. Doğanın dili olmasa da, kendini öyle güzel ifade ediyor ki... Anlamak için zaman içinde tanımak gerek.

Makbule ABALI-Eğitimci

25. 07. 2025 Türkiye-Urla

Güncelleme: 24 Mayıs 2026







Kasım 22, 2025

DIŞARIDAN YA DA İÇERİDEN İZLEMEK

 


Dünyalı bir insan olarak, yaşadığımız ülkenin bir bireyi olarak, ve memleketimin bir vatandaşı olarak, yurttaş olarak: Yakın ve uzak çevremi görebildiğim, duyabildiğim, anlayabildiğim, algılayabildiğim kadar izlemeye çalışıyorum. Gücümün elverdiği kadar. Zaman bulabildiğim kadar.

Bazen sisli bir anılar denizinden, bazen güz çiçeklerinin ve alacalı renklerin arasından, kimi zaman bardaktan boşalırcasına  yağan bir yağmurun ardından, bazen de pırıl pırıl parlayan güneşli  bir  günün içinden. Dışarıdan ya da içeriden, evden izlemek farklı elbette. Geçen gün hesapladık, Mersin'den Urla'ya taşınmamız neredeyse 4 yıl olacak. Zamanın akışı hızlandıkça biz yavaşlar olduk. 

Akdeniz Bölgesinden Ege Bölgesine geçiş ve uyum sağlamak biraz zaman aldı. Denizin mavisinden ormanın yeşiline yatay geçiş yaptık. İyot kokusu kadar dağ çiçeklerinin kokusuna da alışkındık. Ancak ilk yıllarımız; Ev, hastane, doktor üçgeninde alışılagelmiş biçimde sürdü. Psikologlar aynı zamanda yaşanan değişikliklerin ruhsal ve bedensel dengeyi sarsacağından söz ederler. O konuda hasta ve hasta yakınları olarak tam puan aldık sanırım. Nasılsın sorusunun kapsamına uygun yanıtlarımız var artık.

"Nasıl geçti habersiz" ünlü sanatçıların dilinde ne güzel bir şarkı adı oluvermiş. Videolarda alt yazısız dinlerseniz şarkıların tadına varabiliyorsunuz. Yapay zekâ şarkı sözlerine henüz el atmadı galiba! Genel ve kişisel denetim sağlanamayınca şarkıların alt yazıları da ebediyete göç etmiş değerli ünlülerimizin ruhunu nasıl incitiyordur kim bilir. Algıda seçicilik derdik eskiden. İlginiz oranında dikkatiniz de dağılıyor, güzel dilimizin katledilişine üzülüyorsunuz. Bir deneyin lütfen. Her şey gibi şarkılar, türküler de değişime uğruyor.

Tüm dünya ülkelerinde bu çağ, daha sabırlı ve sakin olmayı, öfke kontrolünü ve basit savunma sporlarını öğrenmeyi zorunlu kılıyor. Belki robotlar gibi duyarsız, hızlı ve dakik olmak da önemli. Teknoloji böylesine hızla yenilenirken. yeni iş alanları belirlenirken, yenik düşmemek için çok çalışmak, üretmek, sağlam, sağlıklı ve güvenilir olabilmek.

Ancak unutulmaması gereken bir şey var: İnsanı İNSAN yapan, duyarlılık, vicdan, sağduyu, hoşgörü, merhamet, empati, öngörüş, sabır, umut tükenmedikçe her çağda insanın varlığına, akıl ve yaratıcı zekâsına ihtiyaç duyulacaktır.

Makbule ABALI-Eğitimci 

22 Kasım  2025 Türkiye




Nisan 23, 2025

BİR ÇOCUK BAYRAMINDA ÇOCUKLUĞA ÖZLEM...


 Sevgili Çocuklar: 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun. 

(Yeni bir Bayram Haftasında; Geçmişte yazdığım şiir denemelerimden birini sizlere armağan etmek istedim. İnanıyorum ki gelecekte sizler, bizim yazdıklarımızdan anlattıklarımızdan çok daha güzel masallar, şiirler yazıp, türküler-şarkılar söyleyeceksiniz.)


BİR ÇOCUK BAYRAMINDA ÇOCUKLUĞA ÖZLEM...

Bir Bayram günü,

Tüm çocuklar toplandı köy meydanında ;

Kızlı erkekli her yaştan çocuk

Esmer, yanık tenli, buğday, beyaz tenli çocuklar

Kara saçlı, kumral, sarışın

Uzun, kısa, şişman, zayıf

Çocuklar, bir çocuk şenliğinde...


Kocaman bir masa kuruldu

Evlerden gelen yiyecekler ortaya kondu. 

"Şimdi bölüşeceğiz, paylaşacağız" 

dedi en büyük abla.

İki yardımcı seçti yanına;

Bölüştüler bazlamaları, gözlemeleri,

Ata buğdayından yapılmış ekmekleri,

Börekleri, kurabiyeleri, mercimekli köfteyi

Paylaştırdılar tabaklara.


Taze toplanmış otlardan salatalar,

Saf zeytinyağı, nar ekşisiyle tatlanmış

Görkemli bir sofra çocuklara lâyık,

Bir Çocuk Bayramında ortaklaşa hazırlanmış...

Ortada rengârenk kır çiçekleri

Papatyalardan taçlar örülmüş,

Al al olmuş kızların yanakları.

 

Kardeş kardeşe, el ele, omuz omuza

Oyunlar oynandı, türküler söylendi

Halaylar çekildi o güzel günde

Bir Çocuk Bayramında

Bir gün ki, unutulmaz.

Bir gün ki, 

Çocuklar yaşar ancak...


Makbule ABALI-Eğitimci

İzmir-Urla







Mayıs 12, 2016

VEFA MI, VEFASIZLIK MI...?



"Vefa" içerik olarak çok zengin bir terim. İçinde ne çok sözcük barındırır; Dostluk, sevgi, arkadaşlık, bağlılık, beraberlik... Eskiden daha çok rastlardık vefa örneklerine.  Şimdilerde giderek azaldı, belki zamanla kaybolacak. Yıllar önce yapılmış bir iyiliği unutmuyorsanız vefalısınız. Karşılığını veremezseniz bile bir minnet borcu duyuyorsanız vefakarsınız. 

Bazen vefanın bedeli ağır ödenir. Yakınlarına bir böbreğini bağışlayanlar, bir can kurtaranlar, iyiliğin karşılığını maddi olarak ödemek isteyenler... Oysa gönül borcuna paha biçilebilir mi? Günlerin, ayların, yılların getirisi bir anda karşılanabilir mi? Ancak vefa duygusunu kanıtlamak için hiçbir zaman onur, kişisel değerler, kişilik, ayaklar altına atılmaz. "İtibar" vefaya, bazı değerlere yenik düşmemeli.

Her zaman vefanın şiddetle, ihanetle, acımasızlıkla anlaşamadığı söylenir. Onların olduğu yerlerden "vefa" kaçar. Ne yazık, şiddet; okullarda, evlerde, cadde ve sokaklarda, spor alanlarında, her yerde... Toplumun her kesiminde görülen şiddet, vefasızlıkla birlikte Meclis'e de girdi. Dostluk, itibar, saygınlık, güven, içtenlik uzaklaştılar o zaman.

Son günlerde kişisel çıkarlar uğruna nasıl da kötü örnekler sergileniyor. Ansızın başlayıveren kavgalarda yumruklar, hakaretler
kameralar karşısında bile çekinmeden aktarılıyor. Uzun zamandır aynı yolda yürüyenler ya da yürüdüklerini düşünenler yolları ayrılınca neden farklı davranıp vefasızlık örneği sergilerler. 

Topluma örnek olması gereken kişilerden öyle kötü örnekler görüyoruz ki bazen. İnsanoğlu neden böyledir diye düşünüyorsunuz; Tokalaşmayanlar, selam vermeyenler. birbirlerinin yüzüne bakmayanlar, konuşmayanlar. "Dünya hali" bu mu, yoksa bu "insanlık hali" mi...?

Mevlana sanki bu günleri görmüş gibi yıllar öncesinden ne güzel seslenmiş: 
"Sen uzattığın eli 
Tutmayan ele mi dargınsın,
Yoksa onu tutmayacak birine
Uzattığın için kendine mi kızgınsın?



Günümüzde sanatçı Müjdat Gezen de düşüncelerini şöyle aktarıyor:



Son sözü Mevlana'ya bırakmak...

Kazandıkça bölüşemiyorsan
Elini sorgula
Konuştukça kırıcı oluyorsan
Dilini sorgula
Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan
Yolunu sorgula
Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan
Gününü sorgula
Sevildikçe vefasızlaşıyorsan
Gönlünü sorgula.
Hangi halde olursan ol
Sonunu sorgula...
                         Mevlana






Nisan 22, 2010

UMUDUMUZ ÇOCUKLAR...


Keşke çocukların dünyasına girebilsek zaman zaman;
Onların izniyle kapılarını biraz aralasak, 
Su gibi aksak içlerine...
Ruhumuz dinlenir, yüreğimiz aydınlanırdı.

"Evcilik oyunlarında" kim suçlu, kim güçlü bilsek,
Tüm yönleriyle tanısak sevinçlerini, coşkularını,
Korkularını, öfkelerini, acılarını...
Sözcüklerini, tepkilerini yorumlasak.

Maskesiz yüzlerindeki her mimik,

Ya da gözlerindeki her anlamlı bakışla
Onların iç dünyasına bir ayna tutsak...
Davranışlarına, oyunlarına, düşlerine küçük gözlemlerle

Onları ve gelecek kuşakları
Daha iyi tanıyabilirdik.
Çocukları anlamaya çalışırsak 
Birbirimizi de daha iyi anlardık...

Makbule Abalı- Eğitimci 
2010- Mersin