Sayfalar

sadakat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sadakat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 01, 2020

YILDÖNÜMÜ - Mini Öykü



Sahilde bulvar boyunca lokantalar  sıralanmıştı. Her kalitede, her görünümde olan vardı aralarında. Bazıları deniz ürünleri,  bazıları yöresel yemekler sunuyorlardı. Aralarında biri farklıydı sanki. Mavi- beyaz renklerin hakim olduğu bir düzen, loş bir ışık, kulağı tırmalamayan hafif bir müzik... 

Orta yaşlı bir çift, bir an tereddütten sonra içeriye yöneldiler.  Bey adını söyledi, "Yer ayırtmıştık" dedi. Çiçeklerle düzenlenmiş güzel bir masaya oturdular. Adam kadının ellerini tuttu. "Bir zamanlar bu tür yerlere ne sık gelirdik" dedi. Kadın gülümsedi, sadece başıyla onayladı. Şef garson siparişleri alırken adam fısıldadı: "Yemekten sonra bir de bol meyveli bir dondurma rica ediyoruz. Bugün bizim 47. evlenme yıldönümümüz" Şef garson ustalıkla anladığını belli etti.

Az sonra masa çok güzel sunumlu tabaklarla donanmıştı. Onların masasının dışında iki masa daha vardı. Çok neşeli iki çift , kahkahalarla yüksek sesle konuşuyorlardı. Yaşlı çiftin masası onlardan farklıydı. Buram buram aşk ve sevgiyle donatılmış bir küçücük alan sanki. Duyguların, hissedişlerin, sevginin, aşkın sessiz anlatımı, gözlerin, ellerin buluşması, fısıltı halinde konuşmalar... Bir geçmiş zaman masasıydı bu. Belki onların  iç dünyalarında yaşanan da bir geçmiş zaman masalı.

Bu arada müzik değişti: "Bir bahar akşamı rastladım size." "Bizim şarkımız" dedi kadın. "Ben rica ettim" dedi adam. Onlar şarkıyı dinlerken yan masadaki modern giyimli kadın kalktı, masaya geldi. "Bir şarkı da ben sizin için söyleyebilir miyim ? Opera sanatçısıyım." deyince masadaki erkek hemen yanıtladı soruyu. "Lütfedersiniz."  Sanatçı bir an düşündü sonra hemen şarkıya başladı:

"Gözlerinin içine başka hayal girmesin. Bana ait çizgiler dikkat et, silinmesin." Billur gibi bir sesti. Masada eller, gözler hiç ayrılmamacasına birleşti. Şarkının-müziğin sesi sokaklara yayıldı. Sokak lâmbasının titrek ışığı denizdeki yakamozla buluştu... 

Makbule Abalı

1.10. 2020

1 EKİM DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜ' NÜN BİLİNCİNDE VE FARKINDA OLARAK.











 

Kasım 04, 2017

SADAKAT



Sözcükler vardır, içeriğinde pek çok anlam yüklüdür. Bazen anlamını öğrenmek için sözlüğe bakarız. Ama anlamı öylesine zengindir ki yaşadıkça farklı  yönlerini keşfederiz. Sadakat ya da onur, güven, vefa sözcükleri de böyle değil midir?

Sadakat tüm canlılar için söz konusu olabilir. İnsandaki gibi çok kapsamlı olmasa da bazı duygulara hayvanlarda da rastlıyoruz. Sahibi öldükten sonra günlerce mezarı başından ayrılmayan köpek öykülerini duyarız. Kilometrelerce yol giderek; evini, sahibini bulan kediler. Yaralandıktan sonra vurulacağını anlayan atların gözyaşı döktüğü söylenir. Evcil olmayan hayvanlarda bile şaşırtıcı bağlılık öyküleri vardır. Ormanda yaralı bulunup tedavi edilen ayı yavruları gibi.

İnsanın sadakatinde zaman önemli rol oynar. Anlayış, vefa, güven kavramları da sadakatle yakından ilgilidir. Ama sevgiyle sadakatle esareti kalın çizgilerle ayırmak gerekir. Sadakat düşünmeksizin  itaat değildir. Adeta gözü bağlı bağlanmak hiç değildir.
 
Belki ülkemizde pek çok evlilik kısa zamanda bu anlayışlar yüzünden sonlanmaktadır. "O ne derse o olur" mantığı bir süre sonra çatışmayı getirmektedir. Çocukluğunda anne babanın aşırı disiplini, korkusuyla büyüyen çocuk, ergen olduğunda evlilikten çekinmekte ya da eşinden çekinerek korkuyla dediklerine uymaktadır.

Sadakat karşılıklı olur. İnsan eşine, dostuna, arkadaşına, komşusuna, beslediği canlılara sadakatle bağlanabilir. Bu duygunun içinde sevgi, anlayış, bağlılık, güven, vefa vardır. Onu kaybetmenin kendisine ne kadar acı vereceğinin bilincindedir. Oysa sevdiklerine ihanet eden insan sadakati yaşamamıştır ki. O bir başka dünyada bencilliğiyle oyalanmıştır belki de. 

Sadık olmayı, sadakat göstermeyi farklı algılayanlar olabilir. Sadakat körü körüne bir bağlılık değildir. Benimsediği insanın her yanlışını alkışlamak, her söylediğini onaylamak da değildir. 
Sadakat; bilinçli insanların bir can yoldaşı arayışı, karşılıklı vefa, güven, sevgi beklentisidir.
Bir düşünür-Campbell- şöyle diyor: "Arkada bıraktıklarımızın yüreklerinde yaşamak, ölmemektir."

Makbule ABALI-Eğitimci
Kasım 2017