Zor bir durumda, çözümleyemediğiniz bir konuda, ailevi bir sorun ortaya çıktığında kiminle paylaşmayı düşünürsünüz? Ya da üzüntünüzle baş başa kalır, kimseye sır vermez misiniz? Her insan zihinsel, bedensel, ruhsal ve sosyal özellikleriyle diğer insanlardan çok farklı ayrı bir dünya. Bu özel dünyanın kapılarını bir yabancıya ya da bir başkasına aralamak kolay değil. Her yaşın kendine özgü sorunları, beklentileri, iç çatışmaları var. Her yaşta çocuk ve genç de anlaşılmak, kabul görmek umutlarını gerçekleştirmek, geleceğini garantiye almak istiyor.
Çocuk veya genç kimselere güvenemezse iç dünyasına kapanıyor. Kimseye geçiş izni vermiyor. Karşısındaki kişi ya da kişilere inanmadığında, korkup çekindiğinde , hayal kırklığına uğradığında ona ulaşabilmek çok daha zor. Yaptığı resimlerde, çizimlerde, yazdığı kompozisyonlarda da bunu bir şekilde dile getiriyor. Örneğin; ev resmi yapıyor, kapısı, penceresi yok, perdeler sımsıkı kapalı, ulaşmaya yol bulunamıyor. İnsan resmi çiziyor, gözler ya da ağız sımsıkı kapanmış. Dış dünyayla ilişkisini kesmiş.
Milli Eğitim Bakanlığı'nda öğretmen atamalarıyla ilgili haberi ilk okuduğumda gerçekten çok şaşırdım. Eğitimde liyakat ve Danışmanlık sistemini değiştirerek yeni bir model uygulamak, yeni düzenlemeler yapmak, sınama-yanılma yoluyla yeni kararlar alıp uygulamak. Pek çok şeyi sil baştan yapmak... Yetişmiş insan gücünü, birikimi, deneyimi, liyakati göz ardı etmek: Okullarda ( anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerimizde ) din eğitimi almış kişileri, din adamlarını , imamlar, müezzinler ve din görevlilerini Rehber Öğretmenlerin yanında Manevi Danışman olarak görevlendirmek. Bu konuda önce İzmir, Eskişehir ve Tekirdağ illerindeki okullar Pilot Okullar olarak seçiliyor. İzmir'de 842 Din Görevlisi okullara Manevi Danışman olarak atanmış.
Rehber Öğretmen olarak mesleğe ilk başladığım yıllarda ne güzel uygulamalara tanık olmuştuk. Milli Eğitim'de yeni bir karar alınmadan önce o konunun içinde her kademeden kişilerle ön toplantılar yapılır, görüşleri alınırdı. İki yılda bir Şura Toplantıları olurdu. Mesleki bir ön hazırlık yapılmadan kısa sürede din görevlileri nasıl bir Rehberlik çalışması için hazırlanabilir ? Çocuk ve gençlerin kişilik özelliklerini, gelişim farklılıklarını, içsel yapılarını tanımadan sorunları çözmeye nasıl odaklanabilir?İlgilerini ve yeteneklerini tanımada, ders seçimlerinde, meslek seçimlerinde nasıl , hangi ölçülerle yardımcı olabilir? Öğrenci Tanıma Tekniklerinden nasıl yararlanır? Velilere, öğretmenlere nasıl yardımcı olur?
Üniversite Sınavlarına girerken Psikoloji ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (O yıllardaki adıyla Pedagoji ) bölümleri ilk tercihlerimdi. İstanbul Üniversitesi- Edebiyat Fakültesi Pedagoji ve Psikoloji Bölümündeki Hocalarımızdan çok şey öğrendik. Tıp Fakültesi Psikiyatri bölümünden sertifika aldık. Pedagoji Bölümü aynı zamanda diğer bölümlerdeki öğretmen adaylarına Pedagojik Formasyon Dersleri ile ilgili sertifika verirdi. Refia Şemin, Sabri Esat Siyavuşgil ünlü hocalardı. Ancak hepimiz biliriz ki asıl " Hayat Okulu" yetiştirir öğretmen adaylarını. Bilgisi, ilgisi, sevgisi, çabası onu iyi bir öğretmen yapar.
Ne yazık son yıllarda kısa zamanlı kararlar, ülke ihtiyaçlarına göre belirlenemeyen öğretmen alımları, mülâkatlardaki haksız uygulamalar, ihtiyaç fazlası öğretmenler, sözleşmeli öğretmenler, KPSS uygulamaları ile Eğitim-Öğretimde aksaklıklar yaşandı.
Eğitim Yüksekokulları 2yıl iken 4 yıllık Fakülteler haline dönüşünce Sınıf Öğretmenliği alanında 2 yıl mezun verilemedi. O yıllarda sınıf öğretmenlerine, Türkçe öğretmenlerine, anaokulu öğretmenlerine ne çok ihtiyaç vardı. Bilgisayar öğretmenleri kadrosuzluktan atanamadılar. Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmenleri ihtiyaç fazlası atanınca Felsefe derslerine girdiler. Tüm sınavlarda Matematik ve Fen Bilgisi ders ortalamaları çok düşük çıkmasına rağmen henüz başarı ortalamaları yükseltilemedi. Sorunlar belirlenip önlemler alınamazsa iyi sonuçlara ulaşılamaz ki.
Elbette ülkemizde tüm mesleklerde olduğu gibi kendini geliştirmiş, bilinçli, aydın din adamlarına da ihtiyaç vardır. Ancak onların yeri, Manevi Danışman adı altında okullar olmamalıdır. Her okul, kendi alanında gerekli bilgilerle donatılmış insan yetiştirmeli, özellikle ara eleman ihtiyacı karşılanmalıdır. Bu ülke hepimizin. Uzun zamanlı, ihtiyaçlara göre düzenlenmiş Eğitim- Öğretim programlarıyla, alanında uzman eğitimcilerle ancak ülke kalkınması sağlanabilir.
Makbule ABALI
(Emekli Rehber Öğretmen)
21 Haziran 2023