Mayıs 18, 2026
ATATÜRK'TEN ÖZDEYİŞLER :
Kasım 10, 2025
YILLARDAN SONRA...
1938-2025 YILLARI ARASINDA DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE NE BÜYÜK DEĞİŞİMLER YAŞANDI. OLAYLAR OLDU. TAHTLAR. TAÇLAR EL DEĞİŞTİRDİ.AKIL VE ZEKÂ İLE BÜTÜNLEŞMİŞ TÜM YETENEKLER SERGİLENDİ. DEĞERLENDİRMELER YAPILDI PLANLI, SİSTEMLİ VE DÜZENLİ ÇALIŞANLAR KAZANDI.
Ekim 28, 2025
YÜZ YAŞINA ERİŞMİŞ BİR CUMHURİYET -CUMHURİYETİMİZ 102 YAŞINDA...
Dile kolay; CUMHURİYETİMİZ 102 YAŞINDA. Yüzyıl, bir asır, çok uzun bir zaman dilimi. O uzun yıllar nelere tanık oldu, neler yaşandı. kimler geldi, kimler geçti ? Her dönemin, o zaman diliminde yaşayan insanlara kazandırdığı belli davranış kalıpları, yoğun, kalıcı duygular var. Gelişim aşamalarında, yaşadığımız topluma uyum sağlarken, birey olmaya çalışırken kazandıklarımız, yıllardan geriye kalan izler, birikimler...
Yüzyıllık Cumhuriyetimizin bir dönem tanığı olmak adına dün gece ilkokul yıllarımı düşündüm: Ta o yıllara anılarımda bir yolculuk yaptım. Neyse ki hafızam da gerçek bir dost gibi bana yardımcı oldu, pek çok şeyi hatırlamama fırsat verdi. Geldiğimiz yolu bilmezsek sonraki zaman dilimlerini nasıl değerlendirebiliriz, neye göre, nasıl önlemler alabiliriz?
Hatırlayabildiğim kadarıyla o dönem; Aza kanaat etme, paylaşabilme, tutumlu olma, insani yönden büyüklere saygı, küçüklere sevgi gösterebilme, güven, dürüstlük, vefa, onur, hak, hukuk, adalet duygularının yoğun ve gerçekçi olarak yaşandığı yıllardı.
Atalarımız, büyüklerimiz, gerçek savaş öyküleriyle büyümüş, yıllarca askerlik yapmış , çok acı ve eziyet çekmiş , yoklukla mücadele etmiş bir neslin çocukları, torunları olarak her şeyi ince ve kapsamlı düşünürlerdi.
Devlet Baba, Toprak Ana, Asker Ocağı, Er Meydanı, Baba Ocağı, Ana Kuzusu, Ahde Vefa, Sorumluluk Bilinci, Vazife Anlayışı, Sadakat, Liyakat o nesillerde yerinde ve sık kullanılan sözcüklerdi.
Bir tas sıcak çorba, bir yudum su, bir bardak dost çayı, kırk yıllık kahve, Tanrı misafiri, adam gibi adam, helâl süt emmiş, yuvayı yapan dişi kuş, altın kalpli, alnı pak, yüreği pak" gibi deyimler, sözcükler de ta o yıllardan belleğime kazınmış gibi adeta. Kimler bu sözcükleri, bu güzel deyişleri unutturdu bize, kimler anlamlarını değiştirdi ya da başka anlamlar yükledi? Belki yeni eklemelerle, bu anlamlı sözcüklere yeniden yer verebiliriz dilimizde.
Milli ve Dini Bayramlar bayram gibi kutlanır, acılar yaşandığında hep birlikte yas evine gidilerek İmece usul kısıtlı imkânlarla hazırlanan yöresel yemekler bırakılırdı. Yere düşen ekmek parçasını hemen alır, üç kez öper, uygun bir yere koyardık. Ekmek kutsaldı.
Yazın en sıcak günlerinde bile oruç tutmak isteyenler olurdu biz çocuklar arasında. Her şey sadelik ve içtenlik üzerine kurgulanmıştı sanki. Korkarak değil, inanarak, olması gerektiği gibi yapardık. Sevap- günah içimizde idi. Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerimizde de çok şey öğrendik. O dönemde fotoğraflar çekilerek yardım kolileri dağıtılmazdı ama yoksullar için adları bilinmeyen yardım melekleri, aşevleri vardı.
Evlilikte sadakat, anlayış, vefa, dostluk esastı. Görücü usulü evlilikler çoğunluktaydı ama ayrılma boşanmalar bu kadar yaygın değildi. Evlenme yaşı şimdikinden daha genç idi ancak çok küçük yaşta evlendirilen kız çocukları yoktu. Kadın sığınma evlerine de ihtiyaç yoktu sanırım.
Ekonomik sıkıntılar aileleri sarsardı ama Orta Direk aileler ; temelden, çatıdan, yan kolonlardan, kirişlerden güç alarak ayakta kalmayı, geçinmeyi bilirdi. Tarımla, çiftçilikle uğraşan aileler biraz daha şanslıydı. Çukurova'nın verimli toprakları zor günlerde cankurtaran simidi gibi olmuş, aza kanaat eden insanları doyurmuştur.
Adana'da doğmuş, üniversite öğrenimine kadar çocukluk ve ilk gençlik yılları Adana'da geçmiş eski bir Adanalı olarak ne çok severim Adana'yı, sıcak iklimi gibi sıcak dostluklarını, yöresel yemeklerini, gönülleri kadar zengin dost sofralarını. belki biraz gürültülü ancak içten söyleşilerini.
Üniversite sonrası ilk görev yıllarım gene Adana'da başladı. Yaş aldıkça, çocukluk yılları ne kadar gerilerde kalsa da kolay kolay unutulmuyor, anılar deposundan silinmiyor. Narenciye çiçeklerinin kokusu burnunuzda, ağaçtan koparıp yediğiniz meyvelerin tadı damağınızda kalıyor. Fayton arabaların tekerlek sesi, arabacıların atlara seslenişi halâ kulaklarımda.
Adana Namık Kemal İlkokulu ilk eğitim yuvam sayılır. İlk dört yılım orada, son yılım da taşınmamız nedeniyle Celâlettin Seyhan İlkokulunda tamamlandı. O yıllarda anaokulları, ana sınıfları yoktu.
Sınıflarımız yaklaşık 40-50 kişi olurdu. Her sabah Atamızın gülümseyen yüzü karşılardı bizleri, güç alırdık. Sınıfımızda her kesimden, her yöreden arkadaşlarımız vardı. Doktor, mühendis, hukukçu, öğretmen, işçi, esnaf her kesimden insanların çocukları. Hepimiz bir arada kardeş gibi büyüdük. Okul sadece öğretim değil aynı zamanda bir eğitim yuvasıydı.
Önlüklerimiz tek tipti. Kocaman kurdelelerimiz, beyaz yakalarımızla adeta akla karanın temsilcileri gibiydik. Ancak her zaman griye de yer vardı. Hayal kurmasını hepimiz iyi bilirdik. Sadece okur yazar olmadık, dinlemeyi, anlamayı, insan ilişkilerini, tarih bilincini, yurt sevgisini, adaletli olmayı, bilimsel düşüncenin değerini de orada belledik.
Her okulda Öğretmenlerden daha kıdemli bir Başöğretmen olurdu. Eğitim müfettişlerinden ayrı, okulda genel anlamda bir denetleyici. Bir arabulucu gibi işleyişten sorumlu, deneyimli bir kişi. Okullarda okuma yazma bilmeyen yetişkinler için çok yararlı Okuma-Yazma Kursları açılırdı. Eğitimde her kademede usta öğreticilerle yürütülen kaliteli çalışmalar sonucunda diploma sahibi olmak bir onurdu.
Bayramlarda Belediye binası önünde yapılan Resmigeçide en temiz, giysilerimiz, en düzenli yürüyüşümüzle katılırdık. Marşlar, bayraklar, flamalar, şiirler , günün anlam ve önemini belirten konuşmalar o törenlerin ayrılmaz bir parçasıydı.
Coşkuyla, heyecanla kutlamalara günler öncesinden hazırlanırdık. Sınıflar renkli kâğıtlarla, fenerlerle, bayraklarla süslenir, kızlara grapon kâğıdından giysiler hazırlanır, kurdeleler, şeritlerle süslemeler yapılırdı. Bazen ansızın yağan güz yağmuruyla ıslanmışızdır da o törenlerde. Aldırmazdık, yağmur bereket getirirdi. Öğleden sonra çocuk baloları düzenlenir, gece fener alaylarıyla sonlanırdı.
Günlükler, anı defterleri birer canlı tanıktır o özel günlere... İş derslerinde yaptığımız karton kumbaralar dini bayramlarda verilecek küçük harçlıklar için bir kenarda sırasını beklerdi. Çocuklar için; tatlı dil, güler yüz, bir küçük mendil ya da çorap, birkaç şeker her zaman kabul görürdü.
Yaş aldıkça dinlemek kadar anlatmayı da seviyor dünkü çocuklar. Daha anlatacak öyle çok ince ayrıntılar var ki dağarcığımızda. Geçmiş zaman anlatıcıları geçmişte yaşadıklarını anlatmalılar tüm çocuklara. Sadece torunlarla sınırlı kalmamalı bu halka. Dinlemesini, gözlemesini, izlemesini bilmeyenlerin yarınlara da güvenilir, kalıcı katkıları olamaz.
Başöğretmen Atatürk'ün çocuk ve gençlere emanet ettiği Cumhuriyetimiz 100 yaşında. Yürekten kutluyoruz. O zor yıllarda bile idealist insanlarla ne güzel işler gerçekleştirildi, çok büyük başarılara imza atıldı. Bilimsel gerçeklerden uzaklaşmadan, aklın sağduyunun, hoşgörünün yol göstericiliğinde aydınlık, umutlu yarınlara ulaşabilme çabasıyla uzun yollar hedeflendi.
Yolunuz açık, hayalleriniz büyük, çalışmalarınız daim olsun sevgili çocuklar, değerli gençler. Sizler bizim umudumuz, güvencemizsiniz. Yarınlar sizin...
Makbule ABALI-Eğitimci
28.Ekim 2023 -Urla
Not: İki yıl önceki yazımı güncelleyerek yayınlıyorum.
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN.
Makbule ABALI-Eğitimci
28 Ekim 2025 Urla Türkiye
Ağustos 30, 2025
Milli Bir Bayram- 30 Ağustos Zafer Bayramı
"Bir ulusun yaşayabilmesi için, özgürlük ve bağımsızlığına sahip olması gerekir."
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ'IN 103. YILI KUTLU OLSUN.
Destanlar yazılan, dilden dile kahramanlık öyküleri yazılan, marşlarla, şarkılarla, türkülerle anılan, zafere ulaşmak için; her yaştan-her yöreden insanın el ele vererek topyekûn mücadele ettiği, tarihe yazılan günler-yıllar unutulmamalıdır.
Çocuklar ve gençler, bir ulusun gerçek tarihini öğrenmelidirler ki; yaşanılan mücadelelerin değerini bilebilsinler.
Makbule Abalı-Eğitimci
30 Ağustos 2025 -Türkiye
Mart 08, 2025
KADINLAR- ŞİİR DİLİYLE ANMA...
5 Aralık 1934- Türkiye Cumhuriyeti'nde günümüzden 89 yıl önce kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı tanındı. Verilmiş hakların, yaşanan yıllar içinde uygulanabilir olması konunun can damarı. Beklentilerin, umutların gerçekleşmesi dileğimizdir.
Yüce Önder M.K. ATATÜRK'Ü minnet ve teşekkürlerimizle, saygıyla anıyoruz.
Geçmiş yıllarda; farklı zamanlarda KADINLAR ile ilgili olarak yazdığım şiirlerden bazıları:
SIYAH BEYAZ FOTOĞRAFLARDAKİ KADINLAR
Sayıları azalacağına giderek kabarıyordu
İstatistiklere her gün yeni bir kişi ekleniyordu
Bir kadın cinayeti daha, bir daha, bir daha...
Bazen bıçak, bazen silâh, bazen sopalarla.
Sığınma evine yetişemeden baba evine sığındığında,
Bazen kocası, bazen babası, bazen kardeşi, bir yakını.
Kadınlar hep aynı ; ezik, güçsüz, çekingen,
Kadınlar naif, hassas, kırılgan...
Karşı taraf güçlü, kaba, acımasız.
Her şey bir anda bitti, birkaç saniyede.
Bir öfke patlaması, bir duygu boşalması...
Bir ömür daha tükendi,
Bir kadın daha konu oldu haberlere,
Cansız bedenlere bir tane daha eklendi.
Kadınlar teker teker yerlerini aldılar.
Siyah-beyaz soluk fotoğraflarda...
Makbule Abalı-2 Şubat 2015
KADININ COĞRAFYASI
"Kendin için ne isterdin?" diye sordular bir kadına;
"Nerede dünyaya geleceğimi seçmek" dedi.
Bir başka coğrafyada doğmak, yaşamak.
Onun yöresinde böyle yaşamak kaderdi.
Annesiyle aynı kaderi paylaşmak,
Erkek kardeşi gibi vatandaş sayılmadan,
Haklarını bilmeden.
Yaşamında ilk çiçeği bir kadınlar günü almıştı
Bir markette herkese verirlerken.
Şaşırmıştı neden verdiklerine
Son çiçeği de bu oldu.
Onun yaşadığı coğrafyada kadınlar çiçek almazdı.
Emeğinin karşılığını bile alamazdı.
Dövülür, hırpalanır, iş yaparlardı,
Erkek güçlü, kadın zayıftı, güçsüzdü.
Bir kadınlar gününde anladı;
Kadının toplumdaki yerini, ailedeki rolünü,
Üretimdeki gücünü...
Biraz geç kalmıştı ama hayat devam ediyordu.
Makbule Abalı- 8 Mart 2021
DÜNYAYI KADINLAR YÖNETSEYDİ...
Dünyayı kadınlar yönetseydi;
Dünya daha temiz olurdu, anne eli değmiş gibi,
Düzenli bir yuva gibi...
Kim haklı, kim haksız kanıtlanır
Dünya daha adil olurdu,
Tüm çocuklar mutlu, karınları tok olurdu.
Dünyayı kadınlar yönetseydi;
Yoksullar, suskunlar kaba güce yenilmez,
Ödenmeyen vefa borcu kalmazdı...
Duygular ağır basar, insanlar daha duyarlı olurdu.
Gürültü, karmaşa biter,
Sanat değer kazanırdı.
Dünyayı kadınlar yönetseydi;
Kadınlar kişiliklerini kanıtlar,
Kavgalar, savaşlar sona erer,
Belki barış sağlanırdı...
Makbule Abalı- Aralık 2022
KARANLIĞI AYDINLATAN KADINLAR
Kadınlar; Karanlıktan aydınlığa çıkmak isteyen kadınlar
Güneşi özleyen, dünyaya renk katan kadınlar,
Paylaşımcı, yaratıcı, yapıcı kadınlar...
Bazen ana, bazen hayat arkadaşı, can yoldaşı,
Yol arkadaşı, dost, bacı, kardeş gibi kadınlar.
Maviye tutkun, doğaya hasret, ağaca, çiçeğe aşık kadınlar.
Zeytin ağacı gibi köklü, sağlam,
Çam ağaçları gibi çilekeş,
Kuru dallarda açan çiçekler gibi hassas, narin,
Mimoza gibi kırılgan, alıngan, duygulu,
Ve tüm ağaçlar gibi üretken, emekçi kadınlar...
Makbule Abalı- 8 Mart 2023
Güncelleme Notu: Kadınlarımızın haklarını ve sorumluluklarını, görevlerini bilerek; bilinçli, çağdaş, barış içinde, uygarca yaşamalarını dileyerek.
Ülkemizde 90 yıl önce, kadınlara ilk kez tanınan haklarla ; Başöğretmen ATATÜRK'ü saygıyla, rahmetle, minnetle anıyoruz.
Makbule Abalı-Eğitimci
İzmir- Urla 8.03.2025
Yine Bir Gülnihal: Zeki Müren yorumuyla.
Kasım 24, 2024
SİZ ÖĞRETMEN OLSAYDINIZ...(Ağaç Ev Sohbetleri-107)
Ağaç Ev Sohbetleri; her hafta bloglar arasında bir konu belirlenerek yapılan bir etkinlik. Özellikle iki arkadaşımızın bu konuda çok büyük emekleri var. Deeptone ve Kaplan Diary. Kendilerine yürekten teşekkürlerimizle.
Bu haftanın konusunu ben şöyle düşündüm: 1.5 yıllık bir Korona tatilinin ardından bugün okullarda ziller yeniden çalıyor . Öğretmenlerle öğrenciler yüz yüze Eğitim-Öğretim yapabilecekler. Konu şöyle:
Hayal bu ya, bugünlerde "ÖĞRETMEN" olsaydınız öğrencilerinize öncelikle hangi değerleri kazandırmak isterdiniz? Hangi öğretim kademesinde, hangi sınıflarda, hangi branşlarda öğretmenlik yapacağınıza lütfen siz karar verin.
Ben anaokullarında öğretmenlik yapmadım. Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde her kademede çocuk ve gençlerle ilgilendim, zeka ve kişilik testleri uyguladım, sınıf öğretmenlerine seminerler uyguladım, Liselerde Rehber Öğretmenlik, Psikoloji ve Felsefe Öğretmenliği yaptım. Üniversitede Rehberlik Derslerine girdim. Ama hep düşünmüşümdür; Keşke ülkemizde Okul öncesi Öğretmenliği daha yaygınlaştırılsa idi bugünkü Eğitim Sistemimizin temeli daha sağlam olmaz mıydı?
Ben bir Anaokulu Öğretmeni olmak isterdim. Çocuklarda 0-7 yaşlar arası pek çok davranışın kazanıldığı yaşlar. Kişiliğin temeli bu yaşlarda atılıyor. Öncelikle çocukların okulu, öğretmeni sevmelerini önemserdim. Sonraki yıllara daha rahat bir geçişi sağlamaya çalışırdım. Zaman zaman sınıf dışında, doğada etkinlikler düzenlerdim. Bir fidan ya da çiçek, sebze dikmeye yönlendirirdim. Hayal gücüne önem verirdim. Oyunlarla, masallarla davranış kazandırmayı hedeflerdim. Resimlerle öyküleri canlandırmalarını isterdim. Belli sorumluluklar almalarını sağlayarak görevler verir, yeteneklerini sergilemelerini isterdim.
En çok önem vereceğim şeylerden biri, serbestçe düşüncelerini ifade edebilmelerine olanak tanımak olurdu. Neden, niçin sorularını sıkça sormalarını isterdim. Gerektiğinde öğretmen olarak beni de eleştirmelerini isterdim. Sınıf içi hakça ve adil seçimler yapmaya dikkat ederdim. Temel bir hak olarak oy kullanmayı öğrenirlerdi. Paylaşma, yardımlaşma, dayanışma gibi davranışları uygun sözcüklerle vurgular, motive ederdim. Olumlu ve olumsuz davranışlarda ödül ve kınamayı kullanırdım, Ama bunlar özendirici ya da caydırıcı olmalıydı. Dayağın, çok yüksek sesle azarlamanın, haksızlığın, kişiliği aşağılamanın, eğitimde cezalandırmanın en ağır yolu olduğuna inanıyorum. Ne ekersek onu biçiyoruz.
Çocuklar sakin ve güler yüzlü bir öğretmeni daha çabuk benimsiyorlar. Öğretmeni sevmek, okulu ve dersi sevmenin de ilk adımı. Korku, baskı, ancak geçici bir disiplin sağlıyor. Oysa sevgi kalıcıdır. Çok basit nezaket cümlelerini günlük yaşamda oyun içinde kullanmalarına dikkat ederdim: "Özür dilerim, affedersin, lütfen, iyi akşamlar, günaydın arkadaşım vb." Bir oyun ya da yarışma sonrası yenilenin, galip geleni kutlaması gerektiğini vurgulardım. Şiirlerle, şarkılarla, oyunlarla öğretmeye çalışırdım her şeyi... Alışkanlıklar kalıcıdır.
Atatürk'ü anlamak, sevmek, benimsemek o yaşlar için zor ve soyut bir konu, ama Atatürk Büstü ıslanmasın diye şemsiye tutan çocuğu hatırlıyorum. Atatürk resmi baskılı bluzu kirlendi diye hıçkırarak ağlayan kız çocuğu aklımdan çıkmıyor. Ellerinde bayraklarla şiirler, marşlar söylemeye çalışan çocuklar... Bu çocuklar bu sevgiyi daha sonraki yaşlarda çok daha güçlü biçimde sürdürecekler elbette.
Eğer bir anaokulunda öğretmen olsaydım; yaratıcı oyunlarla, şarkı ve şiirlerle gelecekte iyi, dürüst ve güvenilir, dengeli, sevgi ve saygıyı yerinde-dozunda kullanabilen bir insan olabilmenin temelini atmaya çalışırdım.
Makbule ABALI- Eğitimci
Mersin-2021
GEÇMİŞTEN BUGÜNE...
2024 GÜCELLEME NOTU: Başöğretmen Atatürk'ün izinde: 2024 Yılı Öğretmenler Günü'nü kutlamaya hazırlanıyoruz. Gönül isterdi ki; Eğitim-Öğretimde çağdaş uygarlık düzeyinde yükselen değerlerle, her yıl bir öncekinden daha başarılı sonuçlar elde edelim, her konuda toplum olarak daha üst sıralarda yerimizi alalım.
Acaba nerede hata yaptık? Günümüz yetişkinleri neden daha sinirli, öfkeli, kaygılı, tahammülsüz bireyler oldular. Sadece eğitimciler olarak değil; her yaşta, her uğraşta, her meslekte, her işte, her kademede kişiler olarak kendimizi sorgulamak zorundayız.
Cumhuriyetimiz 101 yaşında. Buruk kutlamalar değil, gelecek endişesi olmadan, umutla-güvenle-inançla, güzel ülkemize lâyık, birlik-beraberlik ve barış içinde, coşkulu kutlamalara ihtiyacımız var.
"Eğitim Hayat Boyu Devam Eder." düşüncesiyle:
ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ- GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN.
Makbule Abalı-Eğitimci
İzmir-Urla 24 Kasım 2024
Kasım 09, 2024
DÜNYANIN GÖZÜNDE ATATÜRK ...
*Yüzyılımızın Büyük Önderi.
"Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk Ulusuna ilham veren önderliğini, modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadır. Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk'ün ve Türkiye'nin giriştiği derin ve geniş devrimler kadar bir ulusun kendisine olan güvenini daha başarıyla belirten bir başka örnek gösterilemez."
John F. Kennedy - ABD Başkanı.
*Ata'ya Duyulan Hayranlık.
"Atatürk'ün Türk Dil Devrimi'ni gerçekleştirmesi ve dinle siyaseti birbirinden ayırarak Türk Toplumunun modernleşmesini sağlamak yolundaki çabalarına karşı büyük bir hayranlık duymaktayız."
Hayato İkeda - Japonya Başbakanı.
*En Büyük Atatürk.
"Tarih çok büyükler gördü. İskender'leri, Napolyon'ları, Washington'ları gördü. Fakat yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu Türk kırdı. "
L'Illustration- Fransa.
*O Yarını Görürdü.
"Atatürk tarih boyunca gelmiş geçmiş en büyük devlet adamlarından biridir. Hiçbir zaman yaşadığı zamanın üzerinde durmamış, ileriyi görerek ona göre iş yapmıştır. Atatürk'ü Mussolini ve Hitler gibi yöneticilerden ayıran nokta işte bu niteliktir. Onlar her yaptıklarında kendilerini düşünerek hareket ediyorlardı. Atatürk, kendisinden ötesini, 20-30 yıl ilerisini görerek hareket ederdi."
Lord Kinross- İngiliz Devlet Adamı.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 86. yılında
saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz.
Bu yazım ilk kez 10 Kasım 2018 yılında yayınlanmıştı.
Ekim 29, 2024
DİLE KOLAY: 101 YAŞINDA BİR CUMHURİYET...
DİLE KOLAY; CUMHURİYETİMİZ 101 YAŞINDA. HER TÜRLÜ FIRTINAYA DİRENEN ASIRLIK ÇINARLAR GİBİ...
Barış ve huzur içinde; Sağlıklı, güvenli, mutlu ve aydınlık nice yıllara-yarınlara...
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
Kurulmasında ve yaşatılmasında; Canları pahasına emek harcayan tüm vatanseverlere sonsuz saygıyla...
Makbule Abalı-Eğitimci
29 Ekim 2024 İzmir-Urla
Ekim 20, 2024
SANATA VE SANATÇILARA SAYGI- ÖZDEYİŞLER...
SANATA-SANATÇIYA, BİR İŞE TUTKUYLA GÖNÜL VERENLERE SAYGIYLA...
* "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."
* "Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır."
Mustafa Kemal Atatürk
* "Bir ülkede akıl ve sanattan çok maddi servete kıymet verilirse, bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır. "
Büyük Frederik
* "Varsa hünerin, var her yerde yerin, yoksa hünerin, dar her yerde yerin."
Şinasi
* "Güzel Sanatlar; İnsanın elinin, kafasının ve kalbinin birlikte çalıştığı şeylerdir."
Francis Bacon
* "Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı dünyayı katlanılmaz kılardı."
George Bernard Shaw
* "Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı."
Albert Camus
* "Sanatçıya iki göz yetmez."
Lamartine
* "Sanat eseri güzel olmak zorunda değildir. Anlamlı olmalıdır."
Duane Hanson
* "Kendi kendisiyle barış içinde yaşamak istiyorsa; müzisyen müzik yapmalı, ressam resim yapmalı, şair şiir yazmalıdır."
Abraham Maslow
* "Resim, kelimeleri olmayan bir şiirdir."
Horace
* "Hayal ettiğimiz her şey gerçektir."
Pablo Picasso
* " Sanatçının görevi soru sormaktır, cevaplamak değil."
Anton Çehov
* "En güzel sanat, yaşama sanatıdır. "
John Macy
Derleyen: Makbule Abalı-Eğitimci
20 Ekim 2024- Urla
Kasım 09, 2023
ATATÜRK GÜLÜMSEDİ ÖĞRETMENİM
![]() |
Başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK Ölümünün 85. yılında rahmetle, minnetle, özlemle anarken; Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğimize ant içeriz. |
Eylül 05, 2023
Ağustos 30, 2023
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. ( 101. yıl )
Bu güzel vatan uğruna emek harcayan, can veren tüm kahramanlarımızı başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere saygı ve minnetle , rahmetle anıyoruz.
***
Dağlar aydınlanıyor.
Bir yerlerde bir şeyler yanıyor.
Gün ağardı ağaracak.
Kokusu tütmeğe başladı:
Anadolu toprağı uyanıyor.
Ve bu anda kalbi bir şahan gibi göklere salıp
ve pırıltılar görüp
ve çok uzak
çok uzak bir yerlere çağıran sesler duyarak
bir müthiş ve mukaddes macerada,
ön safta, en ön sırada,
Şahlanıp ölesi geliyordu insanın.
**********
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem , bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
Nazım HİKMET
Temmuz 21, 2023
ATATÜRK CUMHURİYETİ'NDE SPOR
"Pozitif Bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık delilidir."
Mustafa Kemal ATATÜRK
2023 Dünya Şampiyonu Kadın Voleybol Takımımız
2023 Dünya Şampiyonu İşitme Engelliler Kadın Voleybol Takımımız
Ülkemize yaşattıkları bu büyük mutlulukta emeği ve payı olan herkese yürekten teşekkür ediyoruz.
Makbule Abalı-Eğitimci
21.07.2023 Urla-İzmir
Kasım 10, 2022
ULU ÖNDER ATATÜRK...
Ulu Önder Atatürk
Seni kaybettiğimizden bu yana 87 yıl geçmiş. Dile kolay, 87 yıl sonra da özlemle anıyor, arıyor, özlüyoruz. Yıllar sonra da sözlerin yolumuza ışık tutuyor, aydınlatıyor.
Çocuklar, gençler, yetişkinler senin görüşlerini, fikirlerini, ideallerini bir meşale gibi yıllar sonrasına taşımaya devam ediyorlar, edecekler.
Hayatımıza yön veren sözlerini hiç unutmayacağız:
* "Özgürlük ve Bağımsızlık benim karakterimdir."
* "Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküş vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür."
* "Bu Millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz, ve yaşamayacaktır."
* "Sanatsız kalan bir Milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."
* "Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz. Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız."
Mustafa Kemal ATATÜRK








































