2026 yılının Eylül ayının da son günündeyiz. Çabuk unutuyoruz, sıcaklardan yakınırken sonbaharın ilk ayını da biraz yaz, biraz sonbahar esintileriyle tamamladık. Aylardır yağmayan, iyice özlenen yağmur Eylülün son günlerinde, bir hafta sonu ince ince, kimseye zarar vermeden yağdı. Tüm çiçekler, bitkiler, ağaçlar saf yağmur suyuyla yıkandı. Yağmur sonrası harika bir kokunun yayıldığı havada derin derin soluk aldık. Odun ateşinde pişen ekmek kokusu ile yağmur sonrası suya doymuş toprak kokusu, bence dünyanın en güzel, en rahatlatıcı, iki saf kokusudur. Doğanın sunduğu %100 doğal olan bu kokuları hiçbir yapay üründe bulamazsınız.
Her zaman olduğu gibi bu ay da, yaşantımızda etkili olan olumlu-olumsuz pek çok olayla dopdolu geçti. Konuşmak biz insanlar için nasıl vazgeçilmez bir ihtiyaç ise, yazmak da öyle diye düşünürüm. Bir başkası ile konuşmak diyalog ise yazmak monolog sayılabilir belki. İkisi de uygun zamanda, doğru biçimde kullanıldığında terapi etkisi yaratıyor. "Yalnız insan" konuşacak, güvenecek bir dost bulamadığında kendi kendine konuşmayı tercih ediyor. İç sesler bazen çok yorucu ve yıpratıcı olabiliyor. Uykusuz geceler yaşamın törpüsü gibi. Beden yorgun düşerse ruh da kolay kolay kendini onaramıyor.
İnsan günlük tutmaya başladığında beyin daha az yoruluyor, her şey çok daha planlı ve düzenli gelişiyor. Yazmak, anlatmak istediğim öyle çok konu var ki. Eskiden taslak hazırlardım. Bugünlerde taslak hazırlamadan dizüstü bilgisayarımın karşısına geçip içimden geldiği gibi yazmaya başlıyorum. Gündüzleri saatler hızla akıp geçiyor, bizi yalnız bırakmayan konuklarımız oluyor. Yağmur yağmazsa küçük bahçemizdeki bitkileri susuz bırakmaya gönlüm razı olmuyor. Bahçe, çiçekler, küçük-büyük canlılar, kırılgan insanın kendini toparlamasına çok yardımcı oluyor...
Eylül'den geriye kalan öyle çok şey var ki. Ancak bugün uzun anlatımlara dalmak istemiyorum. Görsellerin de dinlendirici özelliği var elbette. Bakarak, görerek, anlayarak, algılayarak, hayal ederek yaşamı anlamlandırmaya çalışan duyarlı insanlara saygı duyuyorum. Sadece hayaller, sadece umut insana yeter mi? Beklemek, sabretmek, sindirmek de hayatın içinde. Her yeni gün, yeniden doğan güneşle, yeni güzelliklerle başlıyor. Küçük şeylerle mutluluğun tadına varamazsak, tonlarca yükün altında eziliriz...
Makbule ABALI-Eğitimci
30 Eylül 2026 Urla-Türkiye






Çiçekleriniz de sizin gibi narin narin.. Çok sevgiler
YanıtlaSilSade'Ce insanlara değil, doğanın biz insanlara sunduğu tüm güzelliklere özenle, sevgiyle bakmaya, korumaya çalışıyorum canım. Sabırla Lotüs çiçeği yetiştirmeye çalışıyorum. Ancak ilkbaharda açarmış.
SilSevgilerimi iletiyorum.
Yağmur kokusu gibisi var mı? Odun ateşinde pişen ekmek kokusu da çocukluğuma, annemin soba üstünde ekmek kızartıp üstüne yağ sürdüğü günlere götürdü beni.:)
YanıtlaSilUrla'da sonbahar güneşi yağmurdan daha güçlü çıktı. Bulutlar yağmura göz kırpıyor ama güneş kendini gösterince ancak usul usul birkaç damla düşüyor.
SilSele dönüşmeyen bereketli yağmurları özledik.
Kızarmış ekmek üstüne azıcık tereyağı ya da zeytinyağı nefistir gerçekten.