Sayfalar

Mayıs 10, 2020

ANNELERİ ANMAK...



Özel günlerin anma, hatırlama, insana değer verme gibi yanlarını çok severim.Ama tüketim yanı nasıl da abartılır, pırlanta yüzükler bile reklamlara ışıltısıyla düşer. 

Her zaman annelerin gününü kutlarız. Ben bugün madalyonun öteki yüzüne bakmaya çalışacağım. Annelerini kaybetmiş, zamana yenik düşmemiş, hayata sabırla direnmiş , büyük ya da küçük çocukları yürekten kutlamak istiyorum. Her anneler gününde biraz hüzünlenir, çokça düşünürüm. 
Günler güzel elbette, anmak, anılmak çok güzel ama ya ulaşamadıklarımız, ulaşılamayanlar...

Annesini çok küçük yaşta kaybedenler ya da sonradan bir kazada, bir hastalık sonucu, belki doğum sırasında, bir depremde kaybedenler... Anneler Gününü kutlayanların mutluluğu, onlara mutsuzluk olarak yansır. Bir coşku, neşe, annesini kaybetmiş kişide hüzne dönüşür.

Bazen o sevginin karşılığı tam olmasa da telafi edilmiştir; Bir baba, bir eş, bir kardeş, çocuklar ya da bir sosyal kurumdaki yaşlılar onulmaz yaraya deva olmuşlardır, Annesiz olmak elbette zordur ama sevgi boşluğu, sevgisizlik daha da kötüdür. Sevgiyle bir dala tutunmayı ister insan.

Bu güzel bahar gününde özverili tüm annelerimizi içtenlikle anarken, kaybettiğimiz tüm anneleri , anne olamasa da yüreği insan sevgisiyle çarpan vefa, dostluk, merhamet timsali tüm kadınlarımızı sevgiyle, saygıyla, özlemle anıyorum.  Bu sanal ortamda bir bahar esintisi iletemesem de sevgi yüklediğim çiçekler onlar için...

Makbule ABALI



Mayıs 08, 2020

YILLARIN ÖTESİNDEN; BAHARLAR- HASTALIKLAR...


Baharın gelmesini her yıl özlemle, sabırsızlıkla bekleyenlerdenim. Doğanın uyanışı, kupkuru ağaçların canlanışı nasıl da güzeldir. Yağmur sonrası toprak kokusu, narenciye çiçeklerinin kokusu ne rahatlatıcıdır. Bu yıl da baharın yolunu gözledik. Ama mevsimler birbirine karıştı. Kış bitmedi ki bahar gelsin.


Ve ardından Korona geldi. Kabus gibiydi. Kendinden önce korkutucu öyküleri geldi. Dünya ülkelerinin tümünü ürküten bir korku filmiydi sanki. Düşünüyorum, geçen bahar elimizden geldiğince dışarıda olduk, temiz havadan yararlandık. mavinin ve yeşilin her tonunu görmek güzeldi. Bir bahar havasında güneşin ısısını hissetmek hoştu. Bir su kenarında bir bardak çay içmek ne keyifliydi. 

1500 m. yükseklikte bir yaylaya çıkarken boş bir bankta düşler kurmak güzeldi. Baharda çiçeklerin, ağaçların , çocukların fotoğraflarını çekmeyi severdim. Kurallara uyan insanlarız. Aylardır evden çıkmadık. Biliyoruz ki her şey insan için, toplum sağlığı için. Koronadan dolayı bu yıl kısıtlı dışarı çıkma saatleri beni hayal kırıklığına uğrattı. Saat 11.00-15.00 arası güneşte yürümek mümkün müdür? Ayrıca insanlarımızın ekonomik koşullar açısından zor günler yaşaması tüketimi kısıtlayacak. AVM'ler neden aceleyle açılıyor? Ben küçük esnafın kazanmasından yanayım.

Umuyoruz ki yakın zamanda her şey düzene girecek. Sağlık açısından tehlikelere karşı önlemler alacağız elbette. Doğa insanı, insan doğayı öylesine özledi ki...



Makbule ABALI

Mayıs 06, 2020

KAKTÜSLER BİR BAŞKADIR...



Bir bahar daha yaşandı ömrümüzden. Kaç baharımız daha kaldı acaba? Bu yıl da kaktüsler çiçek açtı. Baharın ince, narin çiçekleriyle dikenli, hoyrat kaktüsleri birlikte düşünemezdim doğrusu. Oysa kaktüsler de çiçek açmak için baharı beklediler, Bahar, kokuları ve güzel görüntüleriyle başladığında henüz kaktüsler çiçek açmamıştı.

Ama sanırım hiç üzülmeden uygun zamanı beklediler. Koronaya bile aldırmadılar. Kurallara uydular, prensiplerini de bozmadılar. Bir gün tomurcukları baş verdi... Belli belirsiz, gösterişsiz. Sonra tomurcuk çiçeğe dönüştü.Ve ardından 3 günde bir çiçeğin ömrü bitti. Can Yücel'in "Ömür Dediğin" adlı o kısacık şiirini hatırlatırcasına.


Hep düşünürüm;O sert, dikenli gövde nasıl böyle narin bir çiçeğe dönüşür? İncecik naif yapraklara dokunmaya kıyamazsınız. Bütün bir kış sanki su ve güneşe bile çok ihtiyaç duymadan hep baharı beklemişlerdir. Sadece 3 günlük ömür için. Çok eskiden çekinirdim kaktüslerin bu cinsinden.Ama artık biliyorum ki onlar da insanlar gibi. Yeterince tanımadıysanız aldanırsınız. Tedbirsiz davranırsanız dikenlerin canınızı incitmesi kaçınılmaz.

Bu cins kaktüs, bir gün o yırtıcı dikenlerin arasından harika bir çiçek olarak süzülüp çıkar. Ama başı eğik değildir. Üç günlük ömründe diğer çiçeklere fark atar, onurludur. Bu yıl baharın coşkusuna tam uyamadılar ama, her zamanki gibi çiçekleriyle hassas ama sağlam karakterlerini sergilediler...

Makbule ABALI-Eğitimci 
6 Mayıs 2020 Mersin


Mayıs 01, 2020

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ.









1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN.

NOT: Blogda isterseniz 1 Mayıs 2018 tarihli "Baharla gelen 1 Mayıs " veya 2 Mayıs 2019 tarihli "Çocuk İşçi" yazısını da okuyabilirsiniz.

Nisan 29, 2020

KÖY ÇOCUKLARI


Onlar aydınlık yüzlü köy çocukları
Bakışları ne çok şey anlatır;
Gözlerine bakınca ayıramazsınız gözlerinizi,
Derinden girilen bir vaha gibi,
Ya da dalınca ürperten engin bir deniz
Gene de doğrudan ulaşamazsınız gözlerine...
Bazen utangaç, bazen çekingen,
Hemen kaynaşamaz,
Sonra öyle kaynaşır ki kopamazsınız.
Kiminin adı Songül,
Kiminin Yeter ya da Soner
5-6 kardeş vardır önlerinde.
Okul bir şanstır, iyi bir öğretmen rastlantı
Kitaplar kardeşten kardeşe geçer,
Ah, kitaplar değişmese sistemler değiştikçe.
Kalemler açıla açıla tükenmiştir,
Defterler siline siline kararmış.
Gene de okul kurtarıcıdır,
İyi bir öğretmen unutulmaz bir kaynak,
Bir efsane, bir mucize gibidir o güzel insanlar. 
Etkileri kalır her çocukta faklı biçimde
Unutulmaz adları yıllar geçse de..

Makbule ABALI- Eğitimci



BİR BAHAR ESİNTİSİ...



Baharın kokusu geldi bu sabah;
Pencereden ta içeriye...
Nisanda narenciye çiçekleri açar güneyde,
Portakal, limon, turunç çiçekleri
Hele akşamları,
Kokuları içinizi bayıltır...
Hanımeli, lavanta, yasemin.
Baharın kokusunu soludum bugün.
Ta içime çektim derinden
Doğanın taze nefesi gibi
Ciğerlere oksijen depolamak gibi
Bahar girdi bugün evimize
Bir bahar esintisiyle...

Makbule ABALI



Nisan 27, 2020

KORONA GÜNLERİNDE ÜRETİMDEN TÜKETİME...


Anneler korkulu masalları pek çocuklarına anlatmazlar. Anlatsalar bile, değiştirirler, yumuşatırlar. Ama gelecekte korona şimdiki çocuklara mutlaka uzun uzun anlatılacaktır. Yaşanmış öykülerden yola çıkılacaktır belki de. Kişisel ya da evrensel, yaşanmış her felaket insanı sarsıyor, şok etkisi  yapıyor. Zamanla duruma uyum sağlıyor insan. Ama bu arada sabrı, dayanma gücü, acılara karşı dayanıklılığı da sınanıyor belki. Testlerden geçiyor adeta.

Kayıplar kazanca dönüşüyor kimi zaman; Azla yetinmeyi öğreniyoruz bazen. Ya da daha az harcama yapmanın gerekliliğini.
Uzaklardan dokunmaksızın, hatta bazen ses bile duymadan sevmenin mümkün olduğunu. Yaş almış, yalnız kalmış insanların kapısını çalıp hal hatır sormanın güzelliğini fark ediyoruz. Aile bireyleriyle birlikte yaşamanın keyfini çıkarmayı...Mutfakta ortaklaşa çalışıp, yeni tatlar keşfetmeyi, yardımlaşmanın mutluluğunu, dayanışmanın, paylaşmanın güzelliğini...

Ve en güzeli , evde yeni işlerle uğraşmanın mutluluğunu; Çiçeklerle uğraşmak, saksıda yeşillik ya da sebze yetiştirmek, çocukları da bu işlere dahil etmek. Aile boyu üretim ne güzel olur. Tam bir görüntü  ve tüketim toplumu olduk aslında. Belki mide açlığından çok göz açlığı da çekiliyor. "Ya biterse" endişesiyle fazladan da alınabiliyor. Bu arada evde kalmanın güzellikleri de var. Eşim eski okuma alışkanlığına yeniden dönüş yaptı. Her biri 300 sayfanın üzerinde 8 kitap bitirdi. Belki bir nevi göz jimnastiğiyle de gözlerinde hiçbir sıkıntı yaşamadı.

Bu arada korona , kurallara uyulmadığında insan öğütme makinesi gibi her yaştan insanı yok etmeye devam ediyor. Belki böylece insanoğlu paylaşmayı, dayanışmayı, sağlığın önemini daha iyi kavrayacak, ırk, din, dil ayırt etmeden insana yardımı benimseyecek...

Makbule ABALI-Eğitimci
Nisan 2020 Mersin


Nisan 23, 2020

BİR GÜNLÜĞÜNE BÜYÜK OLMAK...


Her 23 Nisan'da 
Çocukları oturtuyoruz büyüklerin yerine
Sadece birkaç saatliğine...
Çocuklar oturuyor yüce makamlara,
Koltuklar kocaman, çocuklar ufacık,
Mikrofonlar ulaşılmaz...

Çocuklar konuşuyor;
Su gibi temiz, su gibi duru, su gibi berrak
Çocuklar konuşuyor;
İçten, katıksız, çıkarsız, kavgasız...

Çocuklar konuşuyor;
Barıştan. kardeşlikten, paylaşımdan yana...
Düşündüğümüz gibi, düşlediğimiz gibi,
Hep istediğimiz gibi...

Dünya ne zaman çocukların olacak?
Bu çocuklar ne zaman büyüyecek?

Makbule ABALI-Eğitimci



Sevgili Çocuklar

Dünyada bir çocuk bayramı olan ilk ve tek ülkeyiz. Büyük Millet Meclisimiz kurulalı 100 yılı aşmış 
Sizin önünüzde de belki 100 yıl değil ama, çok uzun yıllar var.
Umudumuz sizde. Elde edeceğiniz başarılı sonuçlarla hep birlikte gurur duyalım. İnsanı, doğayı, okumayı, düşünmeyi sevin. Özgürlükten, adaletten, paylaşımdan yana olun.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun.

Nisan 22, 2020

DÜNYA GÜNÜ 2020



Bir zamanlar atom bombası vardı,
Savaşlar, depremler, doğal afetler;
Hep felaketlerle karşı karşıyaydı insanoğlu.
Dünya yıpranmış, dünya yorgun
Dünya takatsiz, dünya insanlıktan habersiz...
Dünyanın bir ucundan başladı korona;
Ezdi. geçti, yıktı, perişan eyledi,
Pek çok dünya ülkesinde korku saldı 
İnsanlar uzaklaştılar en yakınlarından bile,
Sosyal mesafe oluşturdular aralarında,
Kimse kucaklaşamadı birbiriyle ,
Sevgiler yarım kaldı...
Kentler, caddeler, sokaklar boşaldı,
Parklar, sahiller boş kaldı,
Okullar, iş yerleri kapandı
İnternet önem kazandı,
Çocuklar yetişkinlerden 3-0 öne geçtiler.
Bir ıssız şehir, bir insansız kent,
Herkes gelecekten habersiz, her şey belirsiz...
Korona iyi şeyler de öğretti;
Temizlik bilincini, sağlığın önemini, değerini
Sevdiklerimize zaman ayırmanın güzelliğini,
Yardımlaşmanın, paylaşmanın gücünü,
Elimizdeki ile yetinmenin gerekliliğini,
Kurallara uyulmazsa her şeyin altüst olacağını
Psikolojik savaşların da akılla, mantıkla kazanılacağını
Umudun önemini, iç huzurun değerini...

Makbule ABALI
"2020 Dünya Günü" beraberinde sağlıklı, mutlu, güzel günleri getirsin.


Nisan 17, 2020

KÖY ENSTİTÜLERİNİ ANMAK..( HÜSNÜ ÇELİK).



Bugün 17 Nisan. Baharın ortası. Köy Enstitülerinin 80. kuruluş yıl dönümü. Kuru ağaçların ansızın yeşermesi, tomurcuk açması gibi çorak yerlerde, bozkırın ortasında baharı andıran görüntüler oluşturmuşlar. Beyinler yeşermiş adeta. Okullardan müzik sesleri yükselmiş, bahçeler düzenlenmiş, ağaçlar dikilmiş,  çiçekler ekilmiş.  Okullarını kendileri inşa etmişler, yıkılmayan okullar yapmışlar. İş atölyeleri kurulmuş, köy çocukları bulundukları yörelere uygun becerilerle donatılıp uygulamalı hayata girmişler. Her öğrenci bir enstrüman çalmayı öğrenmiş. Okulda kullandığı mandolini hala saklıyor. Her yıl en az 20 kitap okumuşlar. 
Elektriğin olmadığı köylere, yörelere aydınlığı götürmüşler. 21 tane Köy Enstitüsü kurulmuş.

Günümüzde eğitimde gelişmiş batılı ülkelerden bazıları bu modeli benimsemişler, uyguluyorlar. Finlandiya bunlardan biri. Köy Enstitüleri kapatıldıktan sonra Öğretmen Okulları adını almışlar. Bu öğretmenlerden her birini tanıdığınızda içten gelen bir saygı ve hayranlık duyuyorsunuz. Bu kurumlar devam etseydi eğitim öğretimde ne çok şeyin üstesinden gelirdik. Hüsnü Çelik, Köy Enstitüsünden mezun çok başarılı bir öğretmen. 1923 doğumlu. Eşimin Mersin Arslanköy İlkokulundan başöğretmeni. Köy Enstitüsünden dereceyle mezun öğretmen adayları, Yüksek Köy Enstitülerine gider, gezici  başöğretmen olur, teftiş yaparlarmış.


Oğlunun evinde kalan Hüsnü Çelik Öğretmenimizi bu kış bir akrabamızla ziyarete gitmiştik. Çok mutlu oldu. Hala pırıl pırıl işlek bir beyin. Sadece bastonla yürüyor, kulağı az duyuyor. Gözlerdeki pırıltı hiç azalmamış. Anılar canlanıyor tabii. Henüz Köy Enstitülerine gitmemiş öğrenciler matematik ve Tükçe derslerinde zayıf oldukları kanaatindedirler. Başöğretmen Hüsnü Çelik onlara bir yol önerir. "Akşamları gelin. ben sizleri çalıştırayım" der. Her akşam okulun sobasını yakar. elektrik yoktur, lüks lambasını hazırlar, öğrencileri  etütte çalıştırır. 


O yıllarda dershane yoktur, paralı özel ders yoktur ama idealist öğretmenler vardır. O köyden 6 çocuk yatılı okulu kazanır. sonraki hayatlarında onların arasından değerli eğitimciler, doktorlar, hukukçular, profesörler çıkacaktır. Ziyaretimizde uzun bir süre oturduk. Biz rahatsız etmeyelim endişesiyle tedirgin oldukça o yorulmadığını dile getirdi. Öğretme isteği eski hızıyla devam ediyor. Bu inanılmaz enerjiye saygı duymamak elde değil...
"Eğitim yaşam boyu devam eder" diyen eğitimciler ne güzel söylemişler.

Makbule ABALI

Not: Blogda Köy Enstitüleri ile ilgili başka yazılarımı da okumak isterseniz: 17 Nisan 2015 Bir zamanlar Köy Enstitüleri 
17 Nisan 2016 Orada bir köy var uzakta
17 Nisan 2017 Köy Enstitüleri
17 Nisan 2018 Bir okuma öyküsü
Arşivden de bakılabilir. Ya da sol üstteki kutucuktan parça adı yazılıp büyütece tıklanarak da aranabilir.