Sayfalar

Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 17, 2025

ÖNCE SAĞLIK...

 



Bugün güzel bir gündü. Mevsimlerden sonbahar olmasına rağmen, gün doğumuyla gün güzel başladı. Güzel bitecek sanırım. Dünyanın diğer ülkeleriyle aramızda saat farkı var. Bazı ülkelerde hayat yeni başlıyor olabilir. Biz gece yarısına doğru yol alıyoruz. Günler kısaldı, geceler uzadı. 

Ülkemizde bütün mevsimler güzeldir. Dört mevsimi bir günde yaşayabilirsiniz. Dünya yörüngesinde dönüşünü tamamlarken,  her ülke güneşin görkemli görüntüsünden eşit ölçüde yararlanmıyor elbette. Fen Bilgisi dersinde konuyu uygulamalı olarak canlandırarak ne güzel anlatır bazı öğretmenler. Çocuklar hiç  unutmaz.

Ben en çok baharları severim. İlkbaharın coşkulu, pırıltılı, çok sesli güzelliğine karşın sonbahar da hüzünlü havası, renk karışımları, umut ve beklentileriyle gizemli bir görüntü sergiler. Oluşum ve değişimler, deneyimler kuşaklar boyu farklılaşarak sürecektir doğal olarak.


Mevlana Celaleddini Rumî bu durumu ne güzel özetlemiş:

"Şu akıp giden kum seline bak /Ne durması var, ne dinlenmesi/Bak birdenbire nasıl bozuluyor dünya/ Nasıl atıyor bir başka dünyanın temelini."

Mevsimler arasında geçiş yaparken, her baharı bir başka biçimde yaşarken "Önce Sağlık" demezsek; değişen dünyaya, sosyal çevremize, ruhsal ve bedensel yapımıza, kendi benimize de yabancı kalıyoruz... 

Makbule ABALI-Eğitimci

17 Ekim 2025 Türkiye  




Kasım 21, 2024

YAŞ ALMAK-YAŞLANMAK...



Bazen sessizliğin sesini dinler insan. O zaman diliminde, aklına ne çok soru gelir. Kimi zaman tatlı bir tebessümle kendi kendine yanıtlar. Bazen acı acı gülümser, farklı bir duyguyla sessiz kalır. Sessizliğe, sakinliğe ne çok ihtiyacımız vardır kimi zaman; Daha sakin düşünmek için, duygularımızı tartmak için, kendimizi sorgulamak için...Hele yaş alırken; aylara ay, yıllara yıl eklerken. Yaşam sonsuz hızla devam ederken, değişirken, belki bizler de farklılaşırken... 

18-24 Mart arası "Dünya Yaşlılık Haftası" olarak anılıyor. Günleri-haftaları sadece o zaman diliminde değil, içimize sindirerek, hakkını vererek anmak ya da kutlamak daha anlamlı olmaz mı? 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)-World Health Organisation, yeni yaş dilimi skalasını değiştirdi. Buna göre:
0-17 yaş: Ergen
18-65 yaş : Genç
66- 79 yaş: Orta yaş
80-99 yaş: Yaşlı  olarak sayılıyor artık.

Bu değerlendirmeyi kimler nasıl algılar, bilinmez. Yıllar yaşlanmayı ölçer mi, yoksa yaş almak, bir büyük deneyim midir hayatta? Yaş aldıkça gözlerinizin pırıltısı azaldı mı, daha mı kırılgan, alıngan oldunuz? Gençlikteki enerjiniz, neşeniz, coşkunuz şimdi nasıl? Dünyaya bakışınız sitemkar mı, hüzünlü mü, mutlu musunuz? Gerçek dostları, çocukluk arkadaşlarınızı daha sık arama ihtiyacında mısınız? Güven, vefa, içtenlik, dürüstlük, sadakat, giderek yükselen değerleriniz mi? 

Mevlana ne güzel demiş: "Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cama bakar, önünü görmek isteyen cana bakar"  Yaşlanmak ya da yaş almak , dünyaya bakışımızı da sergiliyor. "Yaşlanmak" yıpranmışlığı, çöküntüyü çağrıştırıyor. Oysa "Yaş almak" daha olumlu, daha iyimser bir deyiş. Deneyim kazanmayı, olgunlaşmayı, değişimi vurguluyor. Aslında tüm sözcükler; gönlümüzde, belleğimizde, kişiliğimizde zamanla oluşan izleriyle anlam kazanıyor.

Düşünür John Barrymore şöyle düşünüyor: "Umutlarını ve hayallerini bırakarak bezginliğe kapılan insan artık yaşlanmıştır." Katılmamak mümkün mü?

Makbule ABALI-Eğitimci
2019 Mersin 

Güncelleme: Yazının özüne dokunmadan kısa eklemelerle. 
21.11. 2024 İzmir-Urla








Aralık 17, 2022

MEVLANA' YI SÖZLERİYLE ANMAK...

 













Hz. Mevlana 13. yüzyılda Anadolu'da yaşamış ünlü düşünür, Tasavvuf Şairi, sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün temsilcisi olarak kabul ediliyor.

 Doğumu: 30 Eylül 1207/  Ölümü: 17 Aralık 1273.  Mevlana ölüm gününü "Yeniden Doğuş" günü olarak kabul ediyordu.

* Kazandıklarını bölüşemiyorsan

  Elini sorgula

 Konuştukça kırıcı oluyorsan

 Dilini sorgula

Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan 

Yolunu sorgula

Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan

Gününü sorgula

Sevildikçe vefasızlaşıyorsan 

Gönlünü sorgula

Hangi halde olursan ol

Sonunu sorgula.

***********

*Dünya gözü ile bakan yüzü,

Gönül gözü ile bakan öz'ü görür. 

**********

*Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok,

Nice elbiseler gördüm içinde insan yok.

**********

*Kalp deniz, dil kıyıdır.

**********

*Gerek yok her sözü laf ile beyana, Bir bakış bin söz eder laftan anlayana.

**********

*Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez.

**********

*Gönül hissetmezse kulak duymuş neylesin, kalp sevmedikçe el dokunmuş neylesin.

**********

*Anlaşılmak gibi bir derdimiz vardı. Ne zaman ki kendimizi anlatamadığımızı fark ettik. İşte o vakit susmalar dostumuz oldu.

**********

*Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir. 

***********

*Çalınan her kapı hemen açılsaydı ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı.

**********

*Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.

**********

MEVLANA



Aralık 18, 2020

MEVLANA'DAN DEYİŞLER...


***Dünya gözü ile bakan yüzü, gönül gözü ile bakan özü görür.

***Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.

*** Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et. Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.


*** Kazandıkça bölüşemiyorsan

      Elini sorgula

     *** Konuştukça kırıcı oluyorsan 

           Dilini sorgula.

***Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan

      Yolunu sorgula

*** Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan

   Gününü sorgula 

***Sevildikçe vefasız oluyorsan

     Gönlünü sorgula

*** Hangi halde olursan ol

       Sonunu sorgula.

***Çalınan her kapı hemen açılsaydı ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı.

***Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayacağı kadardır.



Mayıs 12, 2016

VEFA MI, VEFASIZLIK MI...?



"Vefa" içerik olarak çok zengin bir terim. İçinde ne çok sözcük barındırır; Dostluk, sevgi, arkadaşlık, bağlılık, beraberlik... Eskiden daha çok rastlardık vefa örneklerine.  Şimdilerde giderek azaldı, belki zamanla kaybolacak. Yıllar önce yapılmış bir iyiliği unutmuyorsanız vefalısınız. Karşılığını veremezseniz bile bir minnet borcu duyuyorsanız vefakarsınız. 

Bazen vefanın bedeli ağır ödenir. Yakınlarına bir böbreğini bağışlayanlar, bir can kurtaranlar, iyiliğin karşılığını maddi olarak ödemek isteyenler... Oysa gönül borcuna paha biçilebilir mi? Günlerin, ayların, yılların getirisi bir anda karşılanabilir mi? Ancak vefa duygusunu kanıtlamak için hiçbir zaman onur, kişisel değerler, kişilik, ayaklar altına atılmaz. "İtibar" vefaya, bazı değerlere yenik düşmemeli.

Her zaman vefanın şiddetle, ihanetle, acımasızlıkla anlaşamadığı söylenir. Onların olduğu yerlerden "vefa" kaçar. Ne yazık, şiddet; okullarda, evlerde, cadde ve sokaklarda, spor alanlarında, her yerde... Toplumun her kesiminde görülen şiddet, vefasızlıkla birlikte Meclis'e de girdi. Dostluk, itibar, saygınlık, güven, içtenlik uzaklaştılar o zaman.

Son günlerde kişisel çıkarlar uğruna nasıl da kötü örnekler sergileniyor. Ansızın başlayıveren kavgalarda yumruklar, hakaretler
kameralar karşısında bile çekinmeden aktarılıyor. Uzun zamandır aynı yolda yürüyenler ya da yürüdüklerini düşünenler yolları ayrılınca neden farklı davranıp vefasızlık örneği sergilerler. 

Topluma örnek olması gereken kişilerden öyle kötü örnekler görüyoruz ki bazen. İnsanoğlu neden böyledir diye düşünüyorsunuz; Tokalaşmayanlar, selam vermeyenler. birbirlerinin yüzüne bakmayanlar, konuşmayanlar. "Dünya hali" bu mu, yoksa bu "insanlık hali" mi...?

Mevlana sanki bu günleri görmüş gibi yıllar öncesinden ne güzel seslenmiş: 
"Sen uzattığın eli 
Tutmayan ele mi dargınsın,
Yoksa onu tutmayacak birine
Uzattığın için kendine mi kızgınsın?



Günümüzde sanatçı Müjdat Gezen de düşüncelerini şöyle aktarıyor:



Son sözü Mevlana'ya bırakmak...

Kazandıkça bölüşemiyorsan
Elini sorgula
Konuştukça kırıcı oluyorsan
Dilini sorgula
Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan
Yolunu sorgula
Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan
Gününü sorgula
Sevildikçe vefasızlaşıyorsan
Gönlünü sorgula.
Hangi halde olursan ol
Sonunu sorgula...
                         Mevlana