Sayfalar

Kasım 09, 2022

BİR SONBAHAR GÜNÜ...

 


Sonbahar tüm coşkusu ile saltanatını sürüyor. Her mevsimin kendine özgü renkleri var. Açıklı, koyulu, parlak, soluk. Hepsi bir başka güzel. Bazen renkler birbirine karışıyor. Hangisi daha baskın seçemiyorsunuz. Gönlünüz birinden yana kaysa bir başkasını görüyorsunuz o anda. İnsanlar gibi, olaylar gibi.

Bazen bir olay dikkat çekiyor, tüm gözler o yana dönüyor, gündem değişince ortam da değişiyor. O karmaşanın ortasında sakin bir köşe, dinlendirici bir müzik, anlayabilen, dinleyebilen, doğru algılayabilen bir dost arıyor insan. 

O zaman dünyayı yeni bir göz, yeni bir mantıkla yeniden değerlendirmeye koyuluyorsunuz.  Ve sonbahar yeni açan çiçekleriyle, duru görüntüsüyle yeniden kucak açıyor adeta insanlara. Temiz havayı içinize çekip yeni dünyayı bir başka insan gibi algılıyor, yeniden soluk alıp vermeye başlıyorsunuz. 

Mevsimler, renkler değişse de dünya aynı dünya. Bir elimizde palet, bir elimizde rengarenk boyalar, günbegün boyayıp siliyoruz var gücümüzle. Her şey kafamızda, yüreğimizde, ruhumuzda renk değiştiriyor. 

Dünyamızı boyuyoruz bazen rengarenk boyalarla, bazen siyah beyaz renklerle... Her şey neyi,  nasıl algıladığımıza bağlı... 

Makbule Abalı


Kasım 03, 2022

YAŞAMIN İÇİNDEN İKİ GÜN...

 


" İnsan durmadan bir şeyler yapmalı. yaşama çabalarını elinden geldiği kadar sürdürmeli. Dilerim ki ölüm beni lahanalarımı dikerken bulsun; Ama ne ölüm umurumda olsun, ne de yarım kalmış bahçem."
Montaigne yüzyıllar öncesinden ne güzel demiş...

Hayat devam ederken günlerin, ayların, yılların içinde başka dünyaların da var olduğunun bilincine varıp kapıyı aralıyorsunuz. Değişik mekanlarda bulunmak, farklı insanlarla tanışmak kişide de bir değişime yol açıyor. Hele bu "farkındalık" , bir program çerçevesinde, alanında uzman kişilerle sağlanırsa yararı ve kalıcılığı da bir başka oluyor.

29-30 Ekim tarihlerinde İzmir-Urla Zeytinalanı'nda "Aile Sistem Dizimleri" konulu çok yönlü bir çalışmaya katıldım. Dolu dolu geçen iki gün içinde yıllar öncesine, çocukluğumuza, ergenliğimize, yetişkinlerin iç dünyalarına kısa yolculuklar yaptık. İçimizdeki çocukla  yeniden tanıştık. Onun türlü çeşitli hallerini yeniden sorguladık. 

Roller değiştikçe kişiliğimizin gizli köşelerine ulaştık. Bazen hüzünlendik, bazen gülümsedik. Zaman dilimlerinde an'ı yaşarken kendimizi sorguladık. Anne, baba, çocuk  rollerine büründük. Kariyer, iş, para üçgeninde kendimizi tarttık. Dünya, yaşam, sağlık alanlarında öncelikli tercihlerimizi vurguladık.

Anne babalarımızla yüzleşirken onların atalarına, köklerimize uzandık. Alabildiğine duygusal bir ortamda gözyaşları da aktı tabii. Bazen sözcükler, bazen gözler dile geldi. İnsan varlığımızı daha yakından tanıma fırsatını bulduk, içimizdeki ben'lere yürek açtık. Merhametin, şefkatin, hoşgörünün engin ufkunu aştık, geçmişten günümüze uzandık. 

Bu iki gün içinde daha çok enerji, daha çok umut, daha çok yaşama sevinci kattık dağarcığımıza. Ben kendi adıma; gönlü zengin, gözleri ışıltılı, yürekleri sevgi dolu insanların varlığını tüm benliğimle hissettim. Güzel bakan gözlerdeki ışıltının kaynağı, yüreklerdeki coşkun sevgi ve iyimserlikti sanırım. "Canım Makbule Hocam" diyerek hitap eden değerli  Tuncay Hocamızın sesi hala kulaklarımda. Sema Hocamızın içten yaklaşımını, güler yüzünü nasıl unuturum. 

Tevazu, hoşgörü, iyi niyet, yardımseverlik el ele verince dünyamız da aydınlanıyor.  Bu iki gün içinde "İyi ki varsınız, iyi ki birlikteyiz"
diyebileceğim çok güzel insanlar tanıdım. Emeklerine, varlıklarına sonsuz teşekkürler. 
Ünlü Fransız Yazar Duhamel : "İnsanlar ta yürekten düşünmedikleri içindir ki dünya acılardan kurtulamıyor." diyordu. Ta yürekten düşündük bu iki gün süresince ve sonrasında...

Makbule ABALI





Ekim 13, 2022

BİR KİTAP DOSTU...


Sosyal Medya dostluğu ya da arkadaşlığı gerçek yaşamdan oldukça farklı. Bir okyanusa dalmak gibi. Hele yüzme bilmeyenler ya da can yeleği olmayanlar için oldukça tehlikeli sular. Öncelikle insanı tanımak zor. Bir insanı  tanımak , sadece adını,  soyadını,  adresini,  yaşını veya kişilik özelliklerini bilmek değil ki. Kilometrelerce uzaktan çok bilinmeyenli bir denklem çözmek gibi, ya da karanlık bir dehlizde el yordamıyla yön bulmaya çalışmak gibi...

Kime, nasıl, ne kadar güveneceksiniz? Güvenmek tanımanın ön koşulu tabii. Ama istatistikler bile doğruya ne denli ulaşabiliyor? Anket soruları, sözler, renkler, beğeniler sizi bir insana ne kadar yaklaştırır ya da uzaklaştırır?  İçten olmanız da yeterli değil. Yanlış anlamalara, farklı değerlendirmelere neden olabiliyor. Bu yüzden bazen küçük molalarla dinlenme ihtiyacı duyuyor veya 3 maymun hikayesi oynayıp görmüyor, duymuyor, konuşmuyorsunuz. Kendinize sık sık "Neden buradayım ?" sorusunu sorduğunuz gibi bazen de "İyi ki varlar." dediğiniz kişi ya da dostlar kazanıyorsunuz. İçten, dürüst, anlayışlı, kendini bilen...

Bugün paylaşmayı düşündüğüm bir anım var. Dün bir haftadır sabırsızlıkla beklediğim bir kargo aldım. Şule Uzundere Adana'da bir Ortaokulda Türkçe Öğretmeni.  "Hayata Dair Her Şey " adlı bir bloğu var. Çok severek izlediğim bir blog. Her ay kitap çekilişi yapıp boğunda yorum yazan bir arkadaşa 3 kitap veriyor. Çekilişlerde şanslı değilimdir. Hiçbir beklentim yoktu. Eylül Ayı talihlisi olmuşum. 

Uzun bir kitap listesi içinden heyecanla kitaplarımı seçtim: Ayşe Kulin- Hüzün, İnci Aral- Anlar İzler Tutkular, Tezer Özlü- Çocukluğun Soğuk Geceleri. Hayatım boyunca kitap, benim için en güzel hediye olmuştur. Kargoyu açıp kitaplar dokunmak harika bir duyguydu. 

Blog arkadaşımla hiç tanışmadık, konuşmadık, kendisi hakkında hiç bilgi sahibi değildim. Ama kitaplar ta uzaklardan buluşturdu bizi. Teşekkür etmek için hemen paketin üzerindeki numaraya telefon açtım. Uzun uzun konuştuk, tanıştık. Eski bir Adanalı olarak nasıl mutlu oldum. 

Sonsuz TEŞEKKÜRLER sevgili Şule Uzundere; Bana bu sevinci, mutluluğu yaşattığınız için... En kısa zamanda kitaplarımı okumaya başlayacağım.

Sevgiyle.

Makbule Abalı  

Ekim 09, 2022

BİR VARMIŞ... BİR YOKMUŞ...



"Bir varmış bir yokmuş" diye başlardı

Çocukluğundaki tüm masallar

Masal saati, uyku saati gibiydi 

Gözleri kapanırdı masalları dinlerken

Uykuya dalardı Kaf Dağının ardındaki kahramanla

Cüceler ve devler ülkesine yolculuklar yapardı,

Çocukluk rüyası Keloğlanı görür,

Zehirli elmayı ısıran Pamuk Prensesi kurtarırdı.

Sonra unuttu tüm masalları 

Hiç anlatılmamış gibi...

Çocuk masallarından bir yol uzandı ergen masallarına;

Oyunlar, sevdalar yer aldı hayatın ikinci perdesinde

Bilgisayarlar işlem yaptı, bellekler yerine

Günlüklere, yüreklere yazıldı ezberdekiler...

Ve hayatın son perdesinde 

Dramdan trajediye yöneldi yaşam;

Unutuldu geçmiş

Unutuldu çocuk masalları

Unutuldu dünya masalları

Unutuldu tüm gerçekler...

Silik hayaller kaldı geriye

Belleğine sığdırdı geriye kalanları;

Parçalanmış anılar, karıştırılan adlar

Ve bir kucak dolusu umut...

Gün geldi, her şey eskidi, her şey yıprandı

Bir küçük sandığa sığdırdı hepsini

Güvenemedi kimselere, kilitledi sandığı

Bu kez de anahtarı nereye koydu unuttu... 

Anılarla, zamanla, yaşamla mücadele etti

Hayatın son evresinde;

Koskocaman bir dünyada

Unuttuğu adlarla, unuttuğu detaylarla,

Unutulmuş anılar, unutulmuş insanlarla...

Hastalığın adı Alzheimerdı... 

Makbule ABALI

 21.09.2022

Dünya Alzheimer Günü'nde tüm hastaları, hasta yakınlarını ve bu konuda emek harcayan sağlık çalışanlarını saygıyla anıyoruz.


21 Eylül 2022 Tarihinde yayınladığım şiirimi seslendirerek tekrar yayınlıyorum .

Makbule Abalı-Eğitimci




 

AĞAÇ EV SOHBETLERİ -163- İnsan ve Teknoloji


 Bloglar arasında devam eden Ağaç Ev Sohbetlerinin bu haftaki konusunu Deeptone Arkadaşımız belirledi: " Günümüzün genç insanları önceki genç kuşaklardan daha çok güç, bilgi ve etki sahibi. Bunun nedeni ne olabilir? Bu durum gençlerle büyüklerin iletişimini, ilişkisini etkiler mi? "

Günümüz genç insanları  önceki genç kuşaklardan  daha çok bilgi sahibi olabilirler. Ama daha çok etki ve güç sahibi olduklarını düşünmüyorum. Her çağda kuşaktan kuşağa bilgilerin, değerlerin aktarılması olağandır. O yüzden gençler zamanla anne-babalarından , büyüklerinden daha üst düzeyde bilgi elde edecek, daha gelişmiş bilgilerle donanacaktır. Olması gereken budur, ama her zaman böyle mi olmaktadır?

Teknolojinin gelişmesi, ülkelerin uygarlık düzeyinin yükselmesi,  eğitimi  farklı toplumlarda bazen yarar, bazen zarar yaratmaktadır. Atom bombası büyük bir keşifti. Savaşta acımasızca bombalanan şehirlerin, yanan insanların , çocukların dramını fotoğraflar sergileyemedi. Hac  sırasında kesilen kurbanlar toprağa gömülmesin diye soğuk hava depoları yapıldı ama hala dünyanın birçok yerinde açlıktan çocuklar ve insanlar ölüyor.

Çok büyük paralarla bilim- kurgu filmleri çekildi, kötü niyetli insanlara ilham kaynağı oldular. Genetikte insan kopyalama çalışmaları hüsranla sonuçlandı. Koyun kopyalama çalışmaları tamamlanamadı. Son teknoloji harikası robotlar oluşturuldu," niyet başka başka" olunca hedeflenen  amaçlara ulaşılamadı. Hastalıklar çoğalırken ilaçlar bulunuyor ama ilaçlar karaborsaya düşüyordu. Salgın hastalıklar çoğalırken aşılar bulundu ama uygulamada yeterli güç ve etki sağlanamadığından çok başarılı sonuçlar elde edilemedi. 

21. yüzyılda Eğitimde hedeflenen amaçlara ulaşılamadı. Gerçek rol modeller unutturulmaya çalışıldı, dışlandı. Geçmişin deneyimlerinden ders alamadık.  Uzun zamanlı programlar oluşturulamayınca uygulamalar yetersiz kaldı. Kadro yetersizliğinden okullar öğretmensiz kaldı, plansızlık sonucu diplomalı işsizler çoğaldı. Üniversiteler hızla çoğalırken kalite düşüyor, nitelikli eleman açığı büyüyordu. 

Teknoloji hızla gelişirken ara eleman açığı büyüyor, el emeği zanaat ustaları değer kaybediyor, el sanatları ihmal ediliyordu. Seçme ve Değerlendirme sınavları kuşkularla uygulanıyor, işe yerleştirmelerde liyakat ve deneyim dikkate alınmıyordu.  Elektronik cihazlar üst düzeyde teknolojiden  yararlanarak üretiliyor ama alım gücü azaldığı için alıcı bulmakta zorlanıyordu. Yeterli denetim sağlanamadığından yüksek teknoloji, sahtekarlığa eğilimli tiplerce yanlış amaçlarla, korku ve şiddet yaratmak için kullanılabiliyordu. 

Haber kaynakları çoğalıyor ama sansür kararları gündeme geliyordu. Demokrasilerin olmazsa olmazı dürüst seçimler gerçekleştirilemediği için 21. yüzyıl seçimlerinde hala parmaklar boyayla damgalanıyordu. Sosyal Medya inanılmaz bir hızla gelişirken sınırsız bir alanda kendini denetleyemeyen insanlar hızla çoğalıyordu. Her şey kötü bir film senaryosu gibiydi. Kadınlar şiddete maruz kalırken boşanmalar, aldatmalar hızla artıyor, babasız ya da annesiz  büyüyen çocuklar çoğalıyordu. Ne yazık, güç ve para her şeyi satın alabiliyordu. 

Soğuk dev makineler, yalan haberler, termik santraller  çoğalırken değerler, deneyimler kayboluyor, nitelikli insanlar giderek yok oluyordu. Oysa teknolojinin çarkları tüm hızı ve acımasızlığı ile dönmektedir. Ama butona basacak  "insan" faktörü unutulmuştur.  Beyinler dumura uğrayıp, vicdanlar işlerliğini yitirir,  gözler kararırsa her şey bitebilir.  "İnsan sıcağı" unutulur,  yüksek  teknolojinin  yedek parçaları da giderek dağılırsa kuşaklar arası iletişim nasıl sağlanabilir? 

Tecrübe, alın teri, emek, saygı ve sevgi giderek önemini yitirirse insan da tükenmez mi ? İNSAN'ı  yitirdikten  sonra  teknoloji en üst düzeyde olsa ne olur ? 

Makbule ABALI- 2022 





Ekim 08, 2022

BİR SARI ÇİÇEK...


 Bugün bir sarı çiçek açtı ansızın

Eski çiçeklerin arasında .

Bir sonbahar sabahı

Gün ışırken usul usul

Çiy düşmüştü yapraklarına,

Can buldu kuru otların arasında.

Belki de özenerek rengarenk çiçeklere

Hem de Ekim Ayında.

Bin çiçek açtı sanki

Kuru çiçeklerin yanı başında... 

Bir umut gibiydi 

Alaca karanlıkta...


Makbule Abalı.  Ekim 2022 

Eylül 27, 2022

EYLÜL SONU...

 Mevsim geçişleri, değişen iklim koşulları,  soğuyan havalarla birlikte Eylül ayının da sonuna geldik. Yeni çağın insanı daha mı dayanıksız, bağışıklık sistemimiz mi daha güçsüz bilinmez. İnsanın değişken ruhsal yapısı ve hava değişikliklerine alışık olmayan bünyeler bu mevsimde hastalıklara daha çabuk yakalanıyorlar.

Böyle zamanlarda kendi başına kalmak insanı mutlu ediyor. Eski defterleri karıştırmak, geçmişe bir göz atmak belki de yeniliyor insanı. Yazmak hep güzel bir uğraştı benim için. Ne çok defter doldurmuşum. Şiirler, yazılar, öyküler... Okuduğum kitaplardan altı çizilmiş güzel sözler.Gene bir eylül ayında kısacık bir şiire içimi dökmüşüm:

"Eylül akşamları

neden hep böyle elemli,

durgun, hüzünlüsünüz?

Giden yazın ardından

Yas mı tutarsınız?

Eylül, seslerin kaybolduğu bir dinginlik, sessizlik dönemidir benim için. Hüzün mevsimidir adeta. Oysa pastel renkleriyle doğa nasıl da güzeldir; Sarı, yeşil, kahverengi ve turuncunun her tonu. Belki de günlerin kısalması, çiçeklerin solması, dünyanın giderek kararması hüzünlendirir beni...

Makbule Abalı








Eylül 18, 2022

KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı)

Bugün yine bir KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı) uygulandı. Daha önce uygulanan  ancak bazı gerekçelerle iptal edilen bir KPSS yerine yapıldı bu sınav. Umutlar, beklentiler, çabalar hiç tükenmiyor, her sınavda artarak devam ediyor. 

Hayat da bir büyük sınav değil mi? Sadece bilgiler sınanmıyor, o konuyla ilgili herkes, her kurum adeta yeniden bir değerlendirmeye tabi tutuluyor. Yaşam boyu her sınav adalet, güven, tarafsızlık, objektiflik gibi beklentilerimizi de yeniden sınıyor. 

Yöneticilerin , sorumluların, ilgili kişi ve kurumların, okulların, öğretmenlerin, adayların yeniden bir değerlendirmesi, planlaması yapılıyor her sınavda. Gerçekten  alkışı, övgüyü, takdiri  hak edenleri yürekten alkışlayalım ama uygulamadaki yanlışları da belirleyelim, tekrarlanmaması için önlemler alalım. 

ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) nin uyguladığı her sınavda 3 yanlış 1 doğruyu götürüyor.  Ama değerlendirmelerdeki genel yanlışlar, haksızlıklar sadece adaları değil, toplumun ruh sağlığını, duygularını, umutlarını zedeliyor. 

"Bugünün tekrarı yok." Gençlere güzel, sağlıklı, mutlu yarınlar bırakmak hepimizin görevi... 

Makbule Abalı





Eylül 16, 2022

VARLIK'la Var Olmak...

 


Dün bir kargo geldi. Kargolar ne çok şey taşır; Bazen gönül dolusu sevgi, bazen kucak dolusu anılar, sararmış fotoğraflar, eski mektuplar ya da ev eşyaları, gıda maddeleri.

Kargoyu heyecanla açarken keskin bir koku yayılıyor çevreye. Ama kötü bir koku değil bu. Tanıdık bir koku.  Eski kitap kokusu, eski dergi kokusu. İçime çekiyorum o kokuyu... 

Beni ta uzaklara, geçmiş yıllara taşıyor. Bir film karesi gibi; Fonda geçmiş yıllar, Çemberlitaş, Beyazıt çevresinin sesleri, araba gürültüleri, satıcı sesleri. Büyülü ortamıyla Kapalı Çarşı.

Yıllar öncesi üniversite yıllarım. Çemberlitaş Yükseköğrenim Kız Öğrenci Yurdu'nda kalırken okulda ders olmadığı zamanlarda Sahaflar'a küçük yolculuklar. İstanbul Üniversitesi'nin çok yakınında çınar altında bir kahve. Gençler çalışıyorlar, çay kahve içiyorlar. 

Sahaflar'da eski kitap, dergi satan dükkanlar yan yana sıralanmış. Eski kitaplardan seçimler  yaptığım o günler, o koku burnumda tütüyor adeta.  Kitaplara bakarken dakikaların nasıl geçtiğinin farkına varmazdık. 

Eski kitaplar da eski insanlar gibi. Yılların ardından eskiyor, yıpranıyor ama sağlam kökler, kalıcı bilgiler değer kaybına uğramıyor. Hatta çoğu zaman aranılır oluyor, belki değeri artıyor. 

Kız kardeşim Emel, Ankara'daki evini Antalya'ya taşırken hepimiz için birer anı paketi hazırlamış. Benim için de eski yılların sanat-edebiyat dergilerinden "Varlık " ile  bir kargo hazırlamış. Benim için ne değerli bir hediye. Yazılar, şiirler, sanat çalışmaları. Dopdolu içeriğiyle evimizi nasıl da şenlendirdi, aydınlattı. 

Bazı kargolar yılların ötesinden nadide bir paket gibi. Üstünde "kırılabilir" yazmıyor, ederi belli değil ama  öyle anlamlı, öyle değerli ki. Paketi özenle açıyorum, onları yeni yuvalarına yerleştiriyorum. Yaşam küçük sürprizlerle daha da anlam yükleniyor.

Teşekkürler Emelciğim... 

Ablan Makbule Abalı 

Eylül-2022









Eylül 11, 2022

ZİLLER YENİDEN ÇALACAK YARIN...


 
Okul zilleri yeniden çalacak yarın. Yeni bir döneme, yeni günlere, yeni umutlara... Zilleri duymaya hazır mıyız? Her zil içimizi titretmeli, bizleri düşündürmeli; Gençler, çocuklar geleceğe en iyi şekilde nasıl hazırlanır? Onlara nasıl daha güzel günler, değişimler sağlayabiliriz? Ayakları sağlam yere basan, güvenli, gelecekten emin kişiler olmalarına nasıl olanaklar sunabiliriz?

Yarın okullar açılıyor. Zilleri duymaya hazır mıyız? Çocuklar, gençler hepimizden sorumluluk bekliyor. Ziller bam telimizi titretmeli. Kentlerimizden ta uzaklardaki  köy okullarına, kırsal kesimdeki okullarımıza, çocuk ve gençlerimize, anne-babalara, özverili öğretmenlerimize başarılar dileyerek...

Başöğretmen Atatürk'ün sözü kulaklarımızda: " Öğretmenler Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacaktır."

Yeni Eğitim- Öğretim Yılı Kutlu Olsun.

Makbule Abalı-2022