Sayfalar

Nazım Hikmet Ran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nazım Hikmet Ran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ocak 16, 2021

NAZIM HİKMET RAN



 DÜNYAYI  VERELİM ÇOCUKLARA

Dünyayı  verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında

Dünyayı çocuklara verelim

Kocaman bir elma gibi verelim

Sıcacık bir ekmek somunu gibi

Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

Bir günlüğüne de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

Çocuklar dünyayı alacak elimizden

Ölümsüz ağaçlar dikecekler.

Nazım Hikmet RAN

Doğum yıldönümünde saygıyla anıyoruz.



Haziran 02, 2016

YAZ SICAĞI...



Baharın ardından yaz da geldi. Sanki bu yıl mevsimler ardı ardına çok hızlı gelip geçiyor. Biz insanlar hep öyle deriz belki de. Beklentilerimize göre bazen her şey çabuk gelip geçer. Ya da bekleriz  günlerce gecelerce... Ömür törpüsü gibi geçer zaman... 
Bu yazın çok sıcak geçeceğini dile getiriyor uzmanlar. Dünyanın dengesi değişti. Mevsimler de sanki bu  düzensizliğe ayak uydurdu. Zamansız soğuklar, zamansız sıcaklar yaşanıyor mevsim geçişlerinde...

Baharı ünlü şairlerin şiirleriyle uğurlamıştık. Yaz'a da gene ustaların şiirleriyle merhaba demek geldi içimden:

ÖMÜR DEDİĞİMİZ NEDİR Kİ?

Ömür dediğimiz nedir ki?
Çay bardakta
Soğuyana dek geçen zaman
Çayınız bardakta soğumadan 
Tadıyla için hayatı
Soğutmadan sevgileri
Soğutmadan sevdaları
Soğutmadan dostlukları
Yaşayın doyasıya
Seviyorsanız koşun ardından 
Beş dakika bile duracak zaman yok
Kırmadan, incitmeden 
Sevin insanı
Kırmaya zaman yok
Çayınız bardakta soğumadan
İçin çayınızı hayat geçiyor
Yaşamamak yüreklere zarar...

                          Can YÜCEL



TOPRAĞA DÜŞEN

Ona "Haydi
Savaşa" dediler
Başkaca bir şey 
Söylemediler

Aldılar köyünden
Davulla, zurnayla
Geride üç çocuk
Bir eş ve bir ana

Eline bir silah
Tutuşturdular
Ve karşılaştı
Düşman ordular

Vurulup düştü
İlk çatışmada 
Göğsünde bir oyuk 
Üç delik alnında 

"Ey bu topraklar için
Toprağa düşen"
Bir karış toprağın 
Var mıydı yaşarken?

                 Ataol BEHRAMOĞLU


TARANTA BABU'ya Beşinci Mektuptan bir bölüm

Yaşamak ne güzel şey
Taranta Babu
Yaşamak ne güzel şey...
Anlayarak bir usta kitap gibi
Bir sevda şarkısı gibi duyup
Bir çocuk gibi şaşarak YAŞAMAK
Yaşamak:
Birer birer ve hep beraber
İpekli bir kumaş dokur gibi...
Hep bir ağızdan
Sevinçli bir destan
Okur gibi YAŞAMAK...
                           Nazım Hikmet RAN






Mayıs 26, 2016

BİR ŞİİR GİBİ...



Mayıs Ayının da sonuna geldik. Ömürden bir bahar daha geçti. En sevdiğim aylardır Nisan ve Mayıs. Bitince üzülürüm sanki.  Her mevsim kendine özgü yaşanmışlıkları barındırıyor içinde. Günler bazen güneşli, bazen fırtınalı ya da parçalı bulutlu. İnsanın iç dünyası gibi...

Ama biliyoruz ki her gün yeni bir güneş doğuyor, her gün yeniden farklı bir gün başlıyor. Ve her gün karanlığın ardından yeniden aydınlanıyor dünya... İyi ki şiir dünyası var, iyi ki şairler var, dünyanın değişimine yardımcı olan. Zaman zaman şiirin o sihirli dünyasına girmek lazım. Şiirsel bir havayı solumak insanı rahatlatıyor. Şiirle daha sakin, daha rahat düşünüyor insanoğlu...

BEBEKLERİN ULUSU YOK

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu

Bebekler çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi

Babalar çıkarmayın onları akıldan
Analar koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Bebekler, çiçeği insanlığımızın 
Ve geleceğimizin biricik umudu...

                                         Ataol BEHRAMOĞLU


YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez.
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda 
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı
yetmişinde bile mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara filan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

                                      Nazım Hikmet RAN



Ekim 03, 2015

ÜNLÜ ŞAİRLERDEN SONBAHAR DEYİŞLERİ...



20 Eylül 1945

Bu geç vakit
bu sonbahar gecesinde
kelimelerinle doluyum;
Zaman gibi, madde gibi ebedi,
göz gibi çıplak
el gibi ağır
ve yıldızlar gibi pırıl pırıl kelimeler.
Kelimelerin geldiler bana,
yüreğinden, kafandan, etindendiler.
Kelimelerin getirdiler seni,
onlar:ana,
onlar:kadın
ve yoldaş olan...
Mahzundular, acıydılar,sevinçli, 
umutlu, kahramandılar,
kelimelerin insandılar.

                    Nazım Hikmet Ran



              HAZAN

Güller ki, bütün mevsim usanmış kanamaktan,
Güller ki, bakıp yollara, bekledi hazanı;
Güller gibi aylarca hayal ettim, uzaktan,
Yaprakların altın gibi savrulduğu anı.

Bir mevsim o yollardan, o yaz bahçelerinden,
Günler vererek el ele, hülya gibi geçti.
Yapraklar uçarken kuru dallar üzerinden,
Ömrün daha bir mevsimi rüya gibi geçti.

                             Munis Faik Ozansoy