Bulunduğumuz çevrede, bir Ege Kasabasında insana yoldaş o kadar çok canlı var ki. Kediler, köpekler aralarında nasıl güzel bir iletişim kurmuşlar. Hayranlıkla, şaşkınlıkla izliyoruz. Pek çok evin önünde bir su kabı var. Sıcaklarda cankurtaran gibi. Bir köpek havlamaya başlarsa çevredekiler de koro halinde eşlik ediyorlar.
Özellikle ara yollarda arabalar hareket halindeyken sürücüler yoldan geçen kedi ve köpeklere çok saygılılar. Büyük kentlerimizde usulünce karşıdan karşıya geçerken bile can veren insanlarımız geliyor aklıma.
Köpeklerinin tuvalet ihtiyacını gidermek için yürüyüşe çıkan insanların ellerinde birer poşet. Atıklar hemen poşetlere konuluyor, sokaklar kirletilmiyor.
Canlılar hakkında çok farklı öyküler okudum, dinledim. Her biri farklı duygulara yöneltti; Hüzünlendirdi, şaşırttı, ağlattı. Ama günlerdir bir köpeği düşünüyorum: Adını bile bilmiyorum, sorduk, komşularımız da bilmiyorlar.
Her gün akşam üstü aynı saatte geliyor, sahiplerinin olmadığı karşımızdaki evin kapısı önünde yatıyor, uzun bir süre sessizce bekliyor, sonra geldiği yönde gene sessizce uzaklaşıyor. Nasıl bir vefa borcu, nasıl bir bağlılık, sadakat bu? Nice insanın yenik düştüğü duyguları biz insanlara kanıtlıyor adeta.
Hemen yanındaki evde, sahibi evden çıkınca adeta ağlayan bir köpek var. Bir çocuk gibi ağlıyor, sahibi gelince sevinç gösterileri yapıyor. Biz karşı evden onun hüznüne ve coşkusuna tanık oluyoruz.
Hayvanlar insanlar gibi konuşamıyorlar ama duygu ve davranışlarıyla bizlere neler neler anlatıyorlar. Yüksek seslerden onların sessiz çığlıklarını bile bazen duyamıyoruz...
Makbule Abalı-Eğitimci
9 Ağustos 2022- İzmir











