Sayfalar

Ağustos 31, 2023

YOLCULUK...( BCP - Ağustos Ayı )

 

"Blogları Canlandırma Projesi " kapsamında Ağustos Ayı- 2023 teması ,  "Tarih-Savaş-Yolculuk" olarak belirlenmişti. Ben "Yolculuk" konusunu  işlemeyi seçtim. 

Her yol hikâyesinin yeri, zamanı, kişileri ve başı- sonu farklıdır. Kimi yol hikâyesi saatleri içine alır, çabuk biter, kimi uzundur, yılların ötesine anılar taşır, izler bırakır. Kimi insanın anlatacak bir yol hikâyesi bile yoktur. Doğup büyüdüğü, bir ömür geçirdiği yerde başlar hayat öyküsü, başka hiçbir yer göremeden orada sona erer. 

Yolculuk amaçları da farklıdır her birimizin; Bazı yolculuklar dinlenme amaçlıdır, bazıları sevdiklerine kavuşma. Bazıları sağlık arayışıdır, bazıları çok pahalıya mal olur, lükstür, bütçe uygunsa dokunmaz.  Bazıları ise tam tersine, çok sadedir, yolculuk eğlence amaçlı değildir, bir ihtiyacın giderilmesidir. Yaşam kaldığı yerden aynı hızla devam eder.

Yolculuk deyince bir anılar zinciri oluşuyor belleğimde. İlki ta çocukluk yıllarımda ailemle birlikte Adana'dan  İstanbul'daki teyzemlere trenle yaptığımız yolculuklar. Kara tren tünellere girerken duyduğumuz çocuksu heyecan. Toros Dağlarındaki yüksek çam ağaçlarının gönülleri fetheden görüntüsü. Tren düdükleri, ritmik tekerlek sesleri . Son durak Haydarpaşa Garı'nın görkemli görüntüsü... 

Sonraları üniversite yıllarımda da İstanbul'a ilk yolculuklarım trenlerle oldu; Kara trenlerle uzun ama zevkli yolculuklar. Yorgunluğumuzun farkında olmazdık. Elimiz yüzümüz kapkara inerdik kömürlü trenlerden. Kara trenlerin yerini şimdi elektrikli trenler aldı. Keşke daha çoğalsaydı. "Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan"  Okulda müzik derslerinde söylediğimiz eski bir marştan aklımda kalmış. 

Daha sonraki yolculuklarımızda karayolları yenilendikçe trenler şehirler arası otobüslerle yer değiştirdi. Hayatında hiç sigara içmemiş biri için 13-14 saat süren zor yolculuklar. Mola yerlerinde elindeki sigaradan son bir nefes daha çekip otobüse binen insanlar.  Otobüslerden indiğimizde tüm giysilerimiz sigara kokardı. Hatta yorgun, uykusuz şoförler bile içerdi. Sabırsızlıkla o uzun, çileli yolculuğun bitmesini beklerdim. 

Şimdilerde pek kalmadı ama o zamanlar gelenek göreneklerimize göre yola çıkmadan önce arkanızdan sular dökülür, içten dualar okunurdu. Köylerde gelinler at sırtında yola çıkar, askere giden gençler davul zurnalarla uğurlanırdı. Evden ayrılmanın hüznü ya da eve, sevdiklerinize kavuşmanın mutluluğu şiirlere, şarkılara, türkülere, ağıtlara konu olmuş. Şiir tutkum annemin okuduğu şiirlerle pekişmiştir. 

Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Han Duvarları" adlı şiirinin yeri bir başkadır gönlümde.1922 yılında öğretmen olarak Kayseri'ye atanan şair Ulukışla'dan Kayseri'ye yaylı at arabasıyla yolculuk yapar. Yazıma bir bölümünü aldığım şiir o yılların eseridir:


"Gidiyordum  gurbeti gönlümde  duya duya

Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı

Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları 

On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan

Baba ocağından yar kucağından

Bir çiçek dermeden sevgi bağından

Huduttan hududa atılmışım ben.

Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaşlı yollar!"

..........

Yolu, yolculuğu sever Anadolu insanı. 

Aşık Veysel "Uzun ince bir yoldayım" derken sazın tınıları yüreğimizi de titretir. Yılmaz Güney "Yol" filmiyle yurt dışında bir ödül de almıştı. "Selvi Boylum Al Yazmalım" filmi Türkân Şoray ve Kadir İnanır'ın güçlü oyunları ve Cahit Berkay'ın nefis müziğiyle yolla bütünleşen ne güzel bir aşk öyküsüdür. 

Bazen yollarda kamyon arkası yazıları sizin de dikkatinizi çeker mi? Ne güçlü felsefi deyişlerdir onlar. Her birinin içinde bir hayat hikâyesi gizlidir. En son okuduğum: "Övünmek gibi olsun, Atatürkçüyüm."

Yol, yolculuk, yol hikâyeleri denir de Tayfun Talipoğlu anılmaz mı? Onun dizeleriyle bitirmek istedim yazımı. 

"Her türküyü çalmaz bizim telimiz"

İçinde sevda olmalı,

Gönüle giden yol olmalı...

Sıyrılıp çıkmalı kınından,

Yürek koymalı kahramanları.

Tınısı bir uçtan duyulmalı...

Her türküyü çalmaz bizim telimiz...

Tayfun Talipoğlu

Dünya döndükçe, insan ve yollar var oldukça "yolculuk" hikâyeleri de hiç bitmez, ardı ardına eklenerek sürer...

Makbule Abalı

31 Ağustos 2023- Urla











Ağustos 30, 2023

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

 


30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.  ( 101. yıl )

Bu güzel vatan uğruna emek harcayan, can veren tüm kahramanlarımızı başta Mustafa Kemal  ATATÜRK olmak üzere saygı ve minnetle , rahmetle anıyoruz.

***

Dağlar aydınlanıyor.

Bir yerlerde bir şeyler yanıyor.

Gün ağardı ağaracak.

Kokusu tütmeğe başladı:

Anadolu toprağı uyanıyor.

Ve bu anda kalbi bir şahan gibi göklere salıp

ve pırıltılar görüp

ve çok uzak

çok uzak bir yerlere çağıran sesler duyarak

bir müthiş ve mukaddes macerada,

ön safta, en ön sırada,

Şahlanıp ölesi geliyordu insanın.

**********

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

bu cehennem , bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu davet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim... 


Nazım HİKMET



Ağustos 25, 2023

HER ŞEY ŞİİRDİR

 


Her şey şiirdir, uğultusu rüzgârın

Bir ırmağa usulcacık yağan kar

Her gece okunan bir dua çocuklukta

Gökyüzünde bölük bölük turnalar

Her şey şiirdir, şimdi, şu anda

Ak kâğıt üstünde dolanan elim

Karşıki avluda salınan söğüt

Yandaki avluda uyuyan bebeğim


Her şey şiirdir, çağrısı aşkın

Bahar toprağından yükselen tütsü

Umut ve acı, başlayan ve biten,

Yağmurun ve akıp giden hayatın türküsü

Her şey şiirdir ve bir gün belki

İlk aşkım, ilk göz ağrım şiir

Koynunda ona yazdığım mektuplar

Bir yerlerden çıkıp gelecektir... 


Ataol BEHRAMOĞLU





Ağustos 20, 2023

GÖZLERLE DÜŞÜNMEK...

 


GÖZLERİN DÜNYA 

Gözlerin yağmur sonrası, rüzgârla yunmuş güneş

Gövdenden başlıyor iyilik dağıtmaya

Herkese gerçeği kadar

Gözlerin senin

Elimden tutan yaz, ömrümü onaran anne

Öyle bakar dünyaya dinginlik ve haz...

Şükrü ERBAŞ

*******************************************

Gözler insanın ruhunun penceresidir.

Leonardo Da Vinci

***

Gözlerin dili vardır, sessizce anlatır.

William Shakespeare

***

Bir insanın gözlerine bakarak ne hissettiğini anlayabiliriz.

Paulo Coelho

***

Gözler iç dünyanın en derin sırlarını taşır.

Edgar Allan Poe

***

Gözlerle anlatılan hikâyeler kelimeyle  ifade edilemez.

Confucius 

***

Gözlerin bir bakışla anlattığı hikâyeler, romanlara bedeldir.

Oscar Wilde

*** 

En anlamlı bakış bir çift gözde saklıdır. Çok şey anlatır, çünkü dil bağlanır, yürek konuşur.

Milan Kundera

***




Ağustos 13, 2023

SÖZLERİ VE ŞİİRLERİYLE CAN YÜCEL

 


* Ömür dediğin üç gündür; 

Dün geldi geçti, yarın meçhuldür

O halde ömür dediğin bir gündür

O da bugündür.


* Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü  yürekler.


*Hayat çok zalim, an gelir; elini, kolunu, yüreğini alır senden. 


*Gitmek gerekir bazen; Fazla yormadan, daha fazla bıktırmadan, eğer vaktiyse arkana bile dönüp bakmadan. 



KUŞLAR VARDIR

Kuşlar vardır, câna benzer havalarda:

Soğuksa kar, baharsa yaprak

Bir başına büyür toprakta ömrümüz,

Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

-Uslu ayaklarla başlamış yolculuk- 

Yürünmez öyle, bazen durulur,

Ve iner erenler katına yorgunluk:

Kapanır sükûn üzre kitaplar.

Nefeslerle sürüp giden yaşamımız 

Bir su kenarına gelir durur;

Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;

Yürünmez öyle hep, bazen susulur. 

Can YÜCEL



ÖĞRETMENİN DÜŞÜ

Mavi bir ışık yandı gözlerimde

Gökyüzü öyle yakın

Çocuklar doğacak çocuklarım

Ve öyle yağmur ki toprak, koklarsın

Ellerim bütün hayvanlar alemi,

Hangi ağacı çalsam açıyor

Uzaylar uslu

Yönlerim yörük

Sağduyularım yok duyu.

Can YÜCEL




SEVGİLİ GENÇLİK

Öyle parçalandım ki ömrümde

Sevgiyle öfke arasında,

Sevgimi öfke vurdu

Öfkemi sevgi kaçırdı

İçim parçalandı arada

Bi de bi gün baktım gökyüzüne bir bayram gecesi

Bi kestane fişeği vermiş yedi rengimden

Yağıyorum çocukların üstüne.

Can YÜCEL 


D: 21 Ağustos1926

Ö: 12 Ağustos 1999 



Temmuz 25, 2023

HER ŞEY SENDE GİZLİ

 


Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

Kanatların çırpındığı kadar hafif...

Kalbinin attığı kadar canlısın,

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar

Sevdiklerin kadar iyisin,

Nefret ettiklerin kadar kötü...

Ne renk olursa olsun kaşın gözün,

Karşındakinin gördüğüdür rengin.

Yaşadıklarını kâr sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;


Ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün... 

Gülebildiğin kadar mutlusun 

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi,


Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar insansın

.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret .

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar yakınsın

Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın 

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak

Bunu hatırladığın kadar yaşarsın 

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar 

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,

 Bebek ağladığı kadar bebektir.

Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin, 

Bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin.


Can YÜCEL









Temmuz 21, 2023

ATATÜRK CUMHURİYETİ'NDE SPOR

 


"Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılamaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlâklısını severim."

"Pozitif Bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık delilidir."

Mustafa Kemal ATATÜRK


2023 Dünya Şampiyonu Kadın Voleybol Takımımız



2023 Dünya Şampiyonu İşitme Engelliler Kadın Voleybol Takımımız


Cumhuriyetin 100. yılında Sporda kadınlarımız büyük bir başarıya imza attı. Atatürk'ün açtığı bağımsızlık ve Özgürlük yolunda güvenli, emin adımlarla ilerleyerek Dünya ülkeleri arasında ilk sırada yer aldılar. 

Ülkemize yaşattıkları bu büyük mutlulukta emeği ve payı olan herkese yürekten teşekkür ediyoruz.

Makbule Abalı-Eğitimci 

21.07.2023 Urla-İzmir



Temmuz 13, 2023

DOĞAYI GÖZLEMEK ( Urla'dan Notlar)

 


Yürürken, dolaşırken, otururken içeride veya dışarıda öyle gözlemlerimiz oluyor ki hayat daha farklılaşıyor, başkalaşıyor, güzelleşiyor adeta. Bakmak, görmek, gördüğümüzü algılamak gerekiyor tabii. Alıcı gözle bakmak, seçici olmak, anın tadına varmak bu belki de...



Mersin den Urla'ya taşınalı bir yıl dört ay oldu. Çok gezmiyoruz ama dikkatli gözlerle bakınca, tanıma isteğiniz de yoğun biçimde işe karışınca pek çok öykü ya da görsel belleğinize yerleşiyor. Urla Zeytinalanı Bölgesi Urla'ya 8-10 km. uzaklıkta orman içi bir alan. Evler genellikle bahçeli, büyüklü küçüklü siteler şeklinde düzenlenmiş. Sitelerin dışındaki bağımsız evler de genellikle 2-4 kat arası. Mersin'de denize karşı, doğu, batı, güney yönlerine açık 12. kattaki evimizden Urla'da iki katlı, yüz metrekare bahçeli küçük evimize taşınma. Yeni bir hayat, yeni bir uyum çabası. Küçük evleri seviyorum. Her yerin bir başka güzelliği var. Yeter ki değişikliklere hazırlıklı olun.






 Yollar çok düzgün değil. Köy yollarını hatırlatıyor. Hiç bitmeyen inşaatlara gelen iş arabaları da yolları çok bozmuş. Eski siteler içinde Arnavut kaldırımı döşenmiş yollar nostalji havası yaşatıyor. 



Sokaklarda zeytin ve dut ağaçları görebiliyorsunuz. Bu bölgede zeytinin ayrıcalıklı, saygın bir yeri var. Ama bunu hak ediyor. Gizemli bir ağaç zeytin. Hakkında sayfalarca öykü yazılabilir. Urla'da müzesi bile var, sonra anlatacağım. Bu yörede çok çeşitli bir bitki örtüsü var. Çok farklı bitkileri bir arada görebiliyorsunuz. Begonvil, mor salkım, zakkum sık rastlanan çiçekler. 

Evimize ilk taşındığımızda bahçedeki badem ağacı bembeyaz çiçekleriyle karşılamıştı bizi. O anki mutluluğu  unutamam. Aziz Nesin'in "Arkadaşım Badem Ağacı" şiiri sanki dile gelmişti;  "Bir güler yüz  bir tatlı söz/ Açarım yüreğimi hemen/ Yemişe durmadan çarpar seni karayel/ Beni karasevda."



Bademden başka bahçede bir erik, bir portakal, bir zeytin ve İnternetten aldanarak aldığımız iki bodur limon ağacı var. Uzun yıllar Akdeniz Bölgesinde ılıman iklimde yaşamamıza rağmen en yoğun baharı burada yaşadık. Her çeşit çiçeğin açılışına tanık olduk, çiçeklerle birlikte kuşlar da değişti. Bugünlerde yazın bu kavurucu sıcağında ağustos böcekleri konuğumuz. Ön bahçede lâvantalar coştu, yan tarafta birer ikişer tane domates, salatalık, patlıcan, biber var. Doğal ürünler tadımlık olunca azla yetiniyoruz. 

Pazarda satılan ürünler çok pahalı. Mersin'deki Üretici Kadınlar Pazarı'nı çok arıyoruz. Urla,  İstanbul ve Ankara'dan çok göç alınca her şeyin bedeli artmış. Ülkemizin her yerinde olduğu gibi ev satış ve kira fiyatları çok artmış. Usta, kalfa, çırak ücretleri çok yüksek. Mersin'le kıyaslayınca şaşırıyoruz. Marketlerde etiket fiyatları sürekli değişiyor. 

Kedilerle köpekler dost burada. Hemen her evde bir kedi ya da köpek var. Kavgasız-dövüşsüz yaşıyorlar. Kedi veya köpekler yolun ortasına gölgelik bir alana yatmışsa sürücüler onları rahatsız etmeden kenardan geçiyorlar. Canlılara özel bir saygı var. Bir karınca yuvası yolun ortasında olmasına rağmen haftalarca bozulmadan kaldı. Doğayı gözlerken böylesi ince ayrıntılar insanı nasıl da mutlu ediyor.

Makbule Abalı

13 Temmuz. 2023 Urla






Temmuz 10, 2023

J. PREVERT (Fransız Edebiyatı) BCP Haziran Teması

Blogları Canlandırma Projesi (BCP) adlı etkinliğimiz devam ediyor. Haziran Ayı teması Fransız Edebiyatı veya Doğa başlıklarıyla seçilebiliyordu. Ben Fransız Edebiyatından çok sevdiğim bir Edebiyatçıyı seçtim: Ünlü şair ve senarist Jacques Prevert. 

Prevert 1900 yılında doğmuş, 11 Nisan 1977 yılında 77 yaşında hayatını kaybetmiş. Yaşarken tanınma şansına ulaşan şairlerden. Toplumsal umut ve sevgi baladlarının yazarı. Önceleri gerçeküstücülerin etkisinde kalmış. Şiirlerinde gündelik yaşamın küçük ayrıntılarını, insanlara sevgi ve hoşgörüyle yaklaşarak özgür ve mutlu olma tutkusunu işlemiş. Yaptığı resim ve kolaj çalışmaları da var. 

Prevert'in çok sevdiğim "bir Kuşun Resmini Yapmak için" adlı şiiri yıllardır bloğumun ana sayfasında sağ köşede yerini almıştı. Şimdi yer değiştirip paylaşımda yerini buluyor:



BİR KUŞUN RESMİNİ YAPMAK İÇİN 

Önce bir kafes resmi yaparsın
Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için
Bir şey çizersin içine
Sevimli bir şey
Yalın bir şey
Güzel bir şey
Yararlı bir şey
Sonra götürür bir ağaca
Asarsın bu resmi
Bir bahçede
Bir koruda
Ya da bir ormanda
Saklanır beklersin ağacın arkasında 
Ses çıkarmaz
Kımıldamazsın 
Kuş bazen çabuk gelir 
Ama uzun yıllar bekleyebilir de
Karar vermeden önce 
Yılmayacaksın
Bekleyeceksin
Yıllarca bekleyeceksin gerekirse
Resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü 
Kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin 
Geleceği olup da geldi mi kuş
Çıt çıkarma yok 
Kafese girmesini beklersin 
Girdi mi kafese fırçanla
Usulcacık kapısını kaparsın
Sonra o kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker  teker  silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın 
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu
Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın 
Ne yellerin serinliğini 
Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Onlar arasında
Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü
Resim kötü demektir
Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık
Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kanadından
Ve yazarsın adını resmin bir köşesine

Jacques Prevert

Çeviren. Sabahattin Eyüboğlu





 

Temmuz 08, 2023

BLOGLARDA ETİKETLEME

 




Bazen kafanıza bir şey takılır, onu gerçekleştirmeden rahatlayamazsınız. Başlarsınız, yarım kalır, engeller çıkar. Belki de henüz zamanı gelmemiştir, bir gün elbet gerçekleşir. Uzun zamandır bloğumda yeni düzenlemeler yapmak istiyordum. Örneğin; içeriği yedeklemek, etiketleme yapmak, bir düzen geliştirmek...

Nihayet bloğumu yedekledim. Sıra etiketlemeye geldi. Yaklaşık 13 yıldır blogda yazıyorum. İlk günlerin heyecanı sanki hiç geçmedi. İşini ciddiye almak belki de bunun adı. Ya da bir sorumluluk duymak, kalıcı işler yapabilmek. Geri bildirimler nasıl da mutlu eder insanı. İlle de övgü beklemez ki insan, kısa bir değerlendirmedir beklenen. Yönünü belirlemeye yarar bu, motive eder, fikir alışverişi sağlar. 

"Söz uçar, yazı kalır" dememişler boşuna. Yazmak insanın kendini denetlemesini sağlıyor. Küçük araştırmalar bilgi dağarcığını zenginleştiriyor. Yayınları etiketleme , benzer yazıların bütünleşmesini sağlıyor, konuları gruplandırıyor.  Zaman zaman düşünmüş ama vazgeçmiştim. Seçici olmak hayatta her zaman işimizi kolaylaştıran bir davranış. Bazı bloglarda ne güzel düzenlemeler yapılmış, imreniyorum. Düzensizlik her zaman beni rahatsız etmiştir. Düzene kavuşmak için de önce o konuda bilgilenmek ve uygulamak gerek. 

Arama motorlarında  aradığınız pek çok bilgiye kolayca ulaşmanız mümkün. Sanırım hata yapma korkusuyla denemekten çekiniyorum. Yardım istediğimde çok içtenlikle yardım edeceğine inandığım blog arkadaşlarım var. Ama oldum olası kolay yardım isteyemeyenlerdenim. Oysa ben yardımcı olmaktan ne büyük keyif alırım, yardımcı olabilmişsem huzur bulurum. Blogda düzen bölümünden girerek gadget ekle dendiğinde çıkan liste içinde Etiketleri bulup tıklıyoruz. Yayınlarınızın etiketlerinden oluşan çok uzun bir liste önünüze çıkıyor. 

Aslında ben daha kolay izlenebilecek konu başlıklarıyla sıralı bir liste düşünüyordum.       Anılar, öyküler, şiirler. .. gibi. Eminim o da olacak. Küçücük çocuklar bile bilgisayar kullanımında ne kadar ustalaşmışlar. Kuşak farkı. Aradaki bilgi açığı giderek büyüyor. Bir grup henüz emekleme çağını yaşarken koşmak , yetişmeye çalışmak öylesine zor ki. .. Teknoloji çağında teknik özürlü olmak beni yoran. 13 yıldır 740 yayın yapmışım. Yazmak değil de sıralamak zor geliyor.

Bloğumda hep özgün yazılarım yer alsın istedim. Şiir ya da anı, deneme, öykü  yazarken sade, yalın, anlaşılır bir dil kullanmaya özen gösterdim. Günler, aylar, yılların akışı içinde güncel konulara yer vermeye çalıştım. Geçmişe, geçmişin değerlerine özlem duyarken gelecek umudumu da hiç yitirmedim. Amatör bir ruhla yazarken paylaşımlarıma uygun amatörce, cep telefonumla  fotoğraf çekimlerimi de kattım aralarına. Çocuklar, doğa, insan, insani değerler, eğitim, kültür öncelikli konularım oldu. Geride benden küçük izler kalsın istedim. Anlatmak ve söylemek istediğim daha ne çok şey var. Yaşadıkça, yaş aldıkça  belki yoruluyor, yavaşlıyor ama tükenmiyor, biriktiriyoruz. Yeter ki beyin ve yürek desteğini sürdürsün...

Düzeni,  düzenlemeyi hep sevmişimdir; Kitaplarımı, fotoğrafları, çekmeceleri, çiçekleri. Bu biraz daha farklı bir düzenleme olacak. Yaşanmışlıklardan yola çıkıp anılara uzanan, gündelik yaşamdan geleceğe umutlu hayaller taşıyan bir koca demet. Yerine taşınıncaya kadar aşamalardan geçecek, zamanla kendini daha iyi anlatacak, aktaracak eminim. Ve bir küçük blogda belki bir başka dünya oluşacak... 


Makbule ABALI

8. Temmuz. 2023