Sayfalar

Eylül 24, 2023

ÇOCUK OLMAK- Kısa Şiirler

 


GÜNEŞE ÖZLEM

Alacakaranlıktı gökyüzü,

Güneş o gün hiç görünmedi

Bir çocuk seslendi önce;

Hey güneş! küs müsün bize yoksa?

Oysa bulutların arasına gizlenmişti güneş

Az sonra çıktı. gülümsedi

Gösterdi güzel yüzünü

Yağmur bulutlarının arasından 

Çiçekler, ağaçlar, tarlalar suya kavuştu,

Aydınlandı yeniden dünya... 


Makbule ABALI


SONSUZ SABIR

Çocuklar isteklerini sıraladılar;

Eğitim, beslenme, oyun alanı

Hayır... hayır... hayır dedi büyükler 

Çocuklardan daha gür çıktı sesleri,

Şimdi değil, daha sonra dediler...

Sabır önerildi, öğütler verildi

Dayanma gücü tükendi çocuklarda,

Yorgun, bitkin, aç uykuya daldılar...


Makbule Abalı


YENİAY - DOLUNAY

Ta çocukken öğrenmişti;

Her yeniay doğarken

Dilek tutmayı, umut tazelemeyi... 

Yeniay bir yıldızla göründü gökyüzünde bir gün

Çocuklar düş kurdular, dilekler tuttular, umutla beslediler...

Günler sonra yeniay dolunaya dönüştüğünde;

Umutlar yöneldi bir başka yeniaya

Çocuklar çocukça öyküler anlattılar,

Rüyalar gördüler

Umut üstüne, gelecek üstüne, yarınlar adına...


Makbule ABALI 

24 Eylül 2023 Urla




Eylül 21, 2023

21 EYLÜL- DÜNYA ALZHEİMER GÜNÜ -2023

 


Doğal afetler dünyayı tehdit ederken insan sağlığı da pek çok şeyden olumsuz etkileniyor.  Yıllar son hızla akıp geçerken hastalıklar da giderek çoğalıyor. Dünyada kalp ve damar hastalıkları, kanser, demans en sık görülen hastalıklar. Hatta eskiden daha ileri yaşlarda görülen bazı hastalıklar artık genç yaş grubunu da tehdit ediyor. 

Bugün Dünya ALZHEİMER  Günü. Demans (Bunama) grubu içinde en sık rastlanan hastalıklardan biri Alzheimer. Dünyada her yıl artan bir şekilde çoğalıyor. 80 yaşından sonra 2 kişiden biri Alzheimer hastası olabiliyor. Alzheimer unutkanlıkla seyreden bir hastalık.  Günümüzde pek çok kişi unutkanlıktan yakınıyor. Tarihleri, adları,  olayları, yerleri unutuyoruz. Ancak unuttuğumuzun farkında olmak önemli.

Toplum olarak zaten unutkanız. Keşke unutmamız gerekenlerle unutmamamız gerekenleri ayırt edebilsek, daha yaşanabilir bir dünyamız olmaz mıydı? Hastalığın nedenleri arasında ; ileri yaşlarda olmak, genetik faktörler, kafa travmasına maruz kalmak, stres, damar hastalıkları ve diyabet, aşırı röntgen ışınlarıyla karşı karşıya kalmak, kötü yaşam koşulları ve beslenme bozuklukları , hareketsiz bir hayat, zihinsel aktivitelerden uzak kalmak, .uzun süreli depresyon sayılabiliyor . Alzheimer hastalığında nörolog ve psikiyatristlerle iletişim kurmak gerekiyor. Erken tanı konduğunda hastalık yavaşlatılabiliyor ancak ne yazık, tedavi şansı yok. 

Hastalık;  çeşitli radyolojik incelemeler, kan tahlilleri, testler sonucunda belirleniyor.  Evreler halinde seyreden bir hastalık.  Hasta bakımı, hasta yakınlarının yaklaşımı ve bilinçli olması  tedavide etkin rol oynuyor. Yakın çevredeki insanların farkındalıkları ve duyarlılıkları önemli. Alzheimer insan yaşamında uzun, yıpratıcı,  yorucu, üzücü bir öykü. Çok sevdiğimiz annemiz Müzeyyen Gültekin'in hastalığı nedeniyle tüm aile bütün evreleri yaşadık adeta. 

Annemin vefatından sonra bir gönül borcu gibi fahri olarak çalıştığım Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi, halâ çok yararlı çalışmalarıyla, Tarsus Şubesi ve Mersin Gülbahar Özmen Aktif Yaş Alma Evi işbirliği ile çevreye ışık saçmaya devam ediyor. Yaşlı hastaların tüm ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde deneyimli uzman personelle hizmet sunuluyor. Yatılı ve gündüz bölümleri var. Mersin Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nde Prof. Sn. Aynur Özge Başkanlığında yıllardır çok değerli çalışmalar yürütülüyor, etkinlikler düzenleniyor: Eğitici Kamplar, konferanslar, seminerler, hasta yakınlarına çeşitli kurslar, (Fotoğrafçılık, seramik, makrome, dikiş) Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği Koro çalışmaları, takı ve el sanatları , yoga, nefes egzersizleri, şiir ve edebiyat söyleşileri ; usta eğitimciler ve uzman çalıştırıcılar eşliğinde uygulanmaktadır. 

Mersin'de bulunduğumuz zamanlarda Alzheimer Derneği'nde gönüllü olarak çok değerli hasta yakını arkadaşlarımla İmece Mutfak çalışmaları, Bülten çalışmaları, söyleşiler gibi etkinliklerde severek çalıştım, şiirler , yazılar, öyküler yazdım. Şimdi uzaklardan içten gelen bir görev gibi küçük katkılarda bulunmaya çalışıyorum.

Yazımın altında farklı yıllarda blogda yazdığım  Alzheimer ile ilgili yazılarım, şiir ve öykü başlıklarım var. Bir de amatörce çekilmiş, şiirli bir videomu ekledim. Dünya ALZHEİMER Gününü anarken tüm hastalara acil şifalar diliyor, bu alanda emek veren  özverili doktorlarımıza, sağlık personeline ve hasta yakınlarına yürekten teşekkürlerimi iletiyorum.

Makbule ABALI

21 Eylül 2023 Urla


PAYLAŞIMLAR  Blogda Aramalar kutusundan Alzheimer yazarak büyütece  basarak da aranabilir. Ya da arşivden bulunabilir.

7 Mayıs 2010 Bir Dünya Masalı Alzheimer burada

17 Şubat 2011 Yeniden Çocuk Olmak burada

8 Mart 2013 Anarken burada

9 Ekim 2014 Anlar mı Anılar mı Geriye Kalan burada

21 Eylül 2013 Bir Alzheimer Hastasıyla Komşu Olmak (Öykü) burada

30 Mayıs 2013 Mutluluk Ya da Mutsuzluk burada

19 Eylül 2013 Alzheimer. Birer birer Unutmak Her şeyi

18 Ocak 2015 İmza Günlerinden Geriye Kalan

21 Eylül 2015   21 Eylül Dünya Alzheimer Günü

17 Eylül 2016 Unuttum Unuttun Unuttu

21 Eylül 2016 Bir Tren Yolculuğu (Öykü)

21 Eylül 2018 Unutmak Unutamamak Alzheimer

27 Şubat 2019 Mersin  Alzheimer Derneği'nde İmece Mutfak Çalışmaları 

30 Eylül 2019 Günbegün (Şiir )

21 Eylül 2017 Melâli Anlamak(Öykü ) burada

21 Eylül 2020 Fırtınalı Hayatlar (Şiir)

15 Ocak 2021 Unutmak İnsana Özgü Alzheimer 

1 Ekim 2021 Şarkılarla Şiirlerle (Öykü ) burada

21 Eylül 2021 Dünya Alzheimer Günü 

24 Eylül 2021 Özlü Sözler Alzheimer Farkındalık Ayı 











Eylül 15, 2023

SAĞLIKLI BİR GÜN- Urla'dan Notlar- Urla Devlet Hastanesi...

 


İnsanız; bazı günler kendimizi çok mutsuz hissederken, gün olur kendimizi adeta bulutların üzerinde hissederiz. "Nasılsın?" sorusu bile onlarca kapıya açılan çok yoğun bir sorudur. Bugün dünden daha iyiyim diyebileceğiniz gibi "İyiyim" dersiniz kısaca. İyi değilsinizdir oysa. Ya karşınızdaki insanı üzmemek istersiniz veya daha derin sorulara geçiş yapmak gelmez içinizden. Ama anlayan anlar; Sesiniz belli eder pek de iyi olmadığınızı...

Genellikle yazarken anılar dışında özel yaşamdan çok nadir söz ederim.  Özelden genele geçiş kolay değildir her zaman. Yaşamın içinde bazı şeyler kişiye özgüdür. Hayatın biteviye akışı içinde insan öyküleri türlü çeşitlidir. Ayrı dünyaların insanlarının benzer öyküleri olduğu kadar çok farklıları da vardır elbette. Yıllara yayılan zaman dilimlerinde karışık ruh halleriyle bezenmiş insanlık halleridir her biri. Bazen paylaşmak gerek yaşam deneyimlerimizi...

Bu yıl ilk kez yaş almaktan öte yaşlandığımı hissettim. Değişen ruh halinizle birlikte insana özgü çeşitli hastalıklar da sizinle birlikte yol alıyor. Belki Pandemi dönemi, toplumsal değişimler, umutsuz beklentiler, yükselip alçalan değerler karmaşası, hayal kırıklıkları da bedensel ve ruhsal yapımızı olumsuz etkileyen etkenler oldular. Oysa sağlık "Bedensel, ruhsal ve toplumsal açıdan tam bir iyilik hali " olarak tanımlanıyordu.  Aslında Sağlık alanında da iyileştirilmeyi bekleyen ne çok sorun var.

Yaşamın içinde iyi gün- kötü gün kavramları hep aynı biçimde geçmiyor tabii ki. Belki de hayat dayanma gücümüzü, sabrımızı test ediyor.  Küçücük şeylerle mutlu olurken bir karamsarlık sarıyor dört yanınızı. Ağzınızın tadı kaçmışsa pek çok şeyden de tat almamaya başlıyorsunuz. Ama direniyor insanoğlu, deniyor ve çoğu kez başarıyor da... 

Bugün İzmir-Urla Devlet Hastanesi Dahiliye Bölümüne günler öncesinden alınmış bir randevum var. Merkezi Hasta Randevu Sistemi- MHRS'den .  Emeklilik sonrası yıllarca ertelediğiniz belki de çok önemsemediğiniz  hastalıklarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Günler ev- doktor-hastane üçgeninde geçiyor. Bu sabah Zeytinalanı'ndan Urla Devlet Hastanesi'ne dolmuşla gitmeye karar veriyoruz. Çok zaman kızımızla gittik, zaman zaman da taksilerle ulaştık gideceğimiz yerlere. Taksimetre açılış fiyatları emeklilerin bütçesini epeyce zorluyor.

Güne harika bir kaptan şoförle başladık. Basamaklar yüksek olunca dolmuşa binişte biraz zorlanıyorum.  Beklettim diyorum, hayır, olur mu diyerek yanıt veriyor. Henüz oturmadan tamam hareket edebiliriz dediğimde  önce oturun diyor.  Özlediğimiz davranışlarla mutluluk satın alıyoruz adeta. Dünyada kendinden başka insanları da düşünen insanların varlığını  bilmek ne güzel... 

Zor dönemlerin ardından hastalıklar  normal yolunuzu çıkmaz sokaklara sürüklüyor adeta. Sağlıklı günlerinizi özlemle arıyor, anıyorsunuz.  Çalışırken ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda ihmal ettiğiniz sağlığınız sizden hesap soruyor adeta. Belki belli yaşlardan sonra daha hassas, daha kırılgan, alıngan oluyor insan. Devletten, devletin kurumlarından daha çok beklentileriniz oluyor. 

Ekonomik sıkıntılar, bazen bulunamayan ilâçlar, değişen değerler ortamında güven duygunuzun zedelenmesi kişileri rahatsız ve huzursuz edebiliyor. Hele yakınlarınızın, sevdiklerinizin rahatsızlıkları da artınca psikosomatik hastalıklara da davetiye çıkarıyorsunuz. Diyabet, alerjiler. kalp-damar hastalıkları, inme,  demans...  Acaba aşıların yan etkileri oldu mu diye düşünmeden de edemiyorsunuz. 

Urla Devlet Hastanesi Dahiliye Bölümündeki randevum saat 11.00 de. 20 dakika önceden oradayım. Danışmadaki güler yüzlü bayana "Ne olur güler yüzünüzü hiç kaybetmeyin" diyorum. Randevu alırken en yakın tarih bir hafta sonrasıydı.  Kabul etmekten başka  seçeneğiniz  yok ki. Doktor seçme şansım da yoktu. Hiç kimseyi tanımıyordum.  

Sıramı beklerken tedirginim. 2 no'lu kapının önünde  koltuklarda beklerken yanımdakilere soruyorum; İlk kez mi geliyorsunuz, nasıl bir doktordur, sakin midir, sorularınıza cevap verir mi...?  İşini iyi yapan her insanda, her meslekte aradığımız temel davranışlar.  Cevaplar çok sevindirici...

Saat tam 11.00 de  adım kapıdaki ışıklı panoda beliriyor. Bir hastane ortamında zaman ilk kez bu kadar dakik işliyor. İyilerle, iyiliklerle karşılaşma günüm müydü o gün, şanslı mıydım? 

Kan vermeye alt kata iniyorum, 4 tüp kan alınıyor, incitmeden, özenle, morartmadan. Ultrason aynı gün çekiliyor, rastlantı gene iki numaralı bir başka kapıda çok kısa süre bekliyoruz. Son derece nazik bir uzman doktor, lütfen diyerek uygulamanız gereken hareketleri belirtiyor, çekim yapıyor.  Rapor, anında istekte bulunan doktorumuza ulaşıyor. Teşekküre kurgulanmışım  o gün adeta.  Dahiliye uzmanımız MR tetkikine ihtiyaç duyuyor. İnanılmaz bir şey, ertesi güne randevu veriliyor. 

Hayatım boyunca iyi şeyleri değerlendirmek, vurgulamak, olumsuzlukları da uygun bir üslupla dile getirmek gerektiğine inandım. Hastaneye gittiğimde hiçbir ayrıcalığım, tanıdığım yoktu. Öyle güzel izlenimlerle ayrıldım ki. Deneyimli, güler yüzlü, sakin, alanında yetkin insanlarla harika bir ekip. Her kurum çalışanlarıyla yüceliyor ya da eleştirilere hedef oluyor. İyiler, güzellikler çoğalsın ne olur. Onlara öyle çok ihtiyacımız var ki... 

Bu düzenli işleyişte büyük katkısı olduğuna inandığım başta Sn.  Başhekim, diğer uzman doktorlar: Sn. Doktor Nihat Kurtuluş, Sn. Doktor Onur Bölükbaşı ve 7-24 saat özveriyle çalışan teknik  personel, Bilgi İşlem Dairesi, kayıtlardaki sekreterler bu düzenli işleyişte emeği ve katkısı olan,  özveriyle çalışan güler yüzlü sağlık elemanları... Hepsine teşekkür borçluyum. Bilgi İşlem Dairesi'nde Meva Hanım'ı unutabilir miyim. "Sonuçları alabilir miyim? " soruma yardımlarını esirgemiyor, çok nazik bir yanıt alıyorum. 

Sonsuz teşekkürler bu güzel insanlara; Zor anlarımızda varlığınızla güç kattığınız için, umutlarımızı tazelediğiniz için, yüzlerimizde, yüreklerimizde tebessümler yarattığınız için... 


Makbule ABALI - Emekli Rehber Öğretmen

Urla. 15 Eylül 2023

Güncelleme Notu: 

Geçmişte yazdığınız bir yazıyı güncellerken; gerçeklere sadık kalarak bir kurum hakkında daha sonraki izlenimlerini de aktarmak istiyor insan. Urla Devlet Hastanesine sonraki her gidişimde mutlu ayrıldım, anlatılması gereken daha ne çok şey olduğuna içtenlikle inandım. Kulak-Burun-Boğaz ve Üroloji Bölümlerinde de değerli doktorlar var.

Dahiliye Bölümünde uzman doktor Seda C. semiz, bilgisayarların zor çalıştığı bir günde; tek başına sabrıyla, yüzünde değişmeyen tebessümüyle, hastalara nazik ve ölçülü yaklaşımıyla genç yaşına rağmen derin bilgisiyle, aranan-özlenen bir doktor.  

Kardiyoloji Bölümünde uzman Dr. Pelin Aladağ,  sekreteri Yasin Bey  özverili çalışmaları,  özenle hastalara  yaklaşımları , nezaketleri ile silinmez izler bırakıyorlar. Ne yazık, Pelin Hanım'ı geç bulduk, çabuk kaybettik. Karadeniz Yöremizde de değeri bilinecektir. 

Bir sağlık kurumunda insana, kişiliklere saygı ile birlikte düzenli bir işleyiş, temizliğe özen, daha iyiye ulaşma arzusu, hasta haklarına adilce yaklaşım ne kadar önemli. Bu kurumda bir Çarşamba Günü, öğle tatili aralığında Konferans Salonunda etkileyici bir Şiir Etkinliği  düzenlenmesi de kayda değer.

Sadece bir gün, alan bilgisiyle çok  beğenilen, takdir gören bir uzman doktorun; bazı hastalarının çok yanlış davranışlarıyla haklı olarak oluşan tepkisi, ne yazık bana denk geldi. İyi ki o zaman dilimine kontrolsüz bir hasta denk gelmedi. "Doktorluk çok zor."

Tuvaletlerin temizliği, ihtiyaçlar oranında temizlik malzemeleri bulundurulması ile ilgili teşekkürüm üzerine içtenliğine inandığım bir personel şöyle diyor: "Başhekimimiz bu konunun uygarlıkla ilgili olduğunu savunur her zaman. Değerli Başhekimin odasında, bir duvar boyu yer alan kocaman kitaplık her şeyin kanıtı gibi.

Sonsuz teşekkürler; Sağlık hizmetlerinde olması gerekenleri bizlere  kanıtladığınız için. 

Makbule Abalı-Eğitimci 

Eylül 2024 Urla 

* * *

Yeni duyduğum bir haber içimi acıttı doğrusu. Urla Devlet Hastanesi Başhekimi Sayın Ömer Koçak emekliye ayrılmış. Bundan sonrası için kendisine sağlıklı-huzurlu mutlu bir yaşam dilerken; oluşturduğu düzenin aynı biçimde devamı,  hasta ve görevlilerin de mutluluğu olacaktır.  

Saygıyla. 

Makbule Abalı-15 Ocak 2025








Eylül 05, 2023

2023 Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası




MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN İZİNDE...



2023 AVRUPA KADINLAR VOLEYBOL ŞAMPİYONU


SİZLERLE GURUR DUYDUK, UMUT TAZELEDİK.

YÜREKTEN KUTLUYORUZ. 




Eylül 04, 2023

ACI BİR KAYIP

 


Hayatla ölüm arasındaki ince çizgi bazen uzayıp gidiyor, hiç bitmeyecekmiş gibi. Bazen de ansızın beklenmedik bir zamanda, beklenmedik bir biçimde sona eriyor. Bilinmeyen bir dünyaya yolculuk gibidir ölüm. Başlangıç hep bilinir de son bilinmezler hanesindedir. Yaşamın son perdesi, bir final, bir nokta, bitiş çizgisi...

Ölümü yakıştıramadığınız insanlar vardır. Öldükten sonra bile zor gelir inanmak. Kaç yaşında olursa olsun, adeta tükenmez bir enerjiye sahiptirler. Çevrelerine sanki ışık yayarlar. İletişimi kesmediğiniz sürece öğrenir, eğitilirsiniz. Dünyaya daha iyimser bir gözle bakarsınız adeta. Paylaşmayı, bilgi alışverişini, doğruluğu, dürüstlüğü ilke edinirsiniz. Yanlışları düzeltmek, gerçeği kanıtlamak, iyi insan olmak onların temel ilkeleri arasındadır. Kuzenim Y. mimar Çelik Erengezgin öyle insanlardan biriydi. 2 Eylül 2023 günü aramızdan ayrıldı. Sevgili eşi Afet Erengezgin'in ardından o da ebediyete göçtü. 

Belleğimde kalan bölük pörçük anılarla yılların ötesine ulaşıp anmak istiyorum : Babası Muzaffer Enişte Cumhuriyet yıllarında Devletin üst kademelerinde  çalışmış çok dürüst, çalışkan, güvenilir bir inşaat mühendisi idi.  Tipik bir İstanbul Beyefendisi. Eşi Fadıla Teyze'yi titiz, düzenli bir ev kadını, akraba canlısı bir yakınımız olarak hatırlıyorum. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümü mezuniyet tezimi hazırlarken Çemberlitaş Yükseköğrenim Kız Öğrenci Yurdundan ayrılmış, Fadıla Teyzemlerin rahat ortamında kalmıştım. Özenle hazırlayıp sunduğu pasta ve kurabiyeleri, lezzetli poğaçaları , güzel yemekleri unutamam. 

Gençlik yıllarında Çelik Erengezgin yaşıtlarından farklıdır. İki ağabeyden sonra küçük kardeştir. Çok güzel piyano çalar, çok okur, araştırır. Onurlu, gururlu, kendine güvenen, biraz içine kapanık bir ergen. Daha sonraları İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Seramik Bölümünden mezun güzel, kibar, nazik, kültürlü bir eş seçer, sevgili Afet'le evlenir. Bursa Tirilye İlçesine bağlı Ürünlü Köyü'nde yaşarlar. Çavlan ve Başat adlarında iki çocukları olur. Daha sonra koruma altına aldıkları Turan, Ceyhun, Mehmet ve Aşkın'a da anne babalık yaparlar.

Eşi Afet ruhsal alanda , zihinsel enerji konularında çok yararlı çalışmalar yaparken Çelik Erengezgin Mimari  Enerji alanında çalışmalara imza atar. 2008 yılında Eurosolar Mimarlık Ödülünü kazanır.  Diyarbakır Güneş Evini yapar. "Betonarme yapılar insanlığa ve doğaya ihanettir." tezini savunur.  Enerji-Ekoloji ve Ahşap konularında, depremler içi n önlemler konularında makaleler yazar, seminerler düzenler. 

İnsan birey ve toplum adına çok güzel çalışmalar yapan, izler bırakan, çaba harcayan iki güzel insan. Afet Erengezgin'i  2015 yılında kaybettik. Çelik Erengezgin 2 Eylül 2023 tarihinde  Bursa'da şeker hastalığı koması nedeniyle aramızdan ayrıldı. "Gelecek Bizlere Emanet" adıyla kurduğu WhatsApp Grubundaki güzel paylaşımlarını çok özleyeceğiz. Işıklar içinde uyusunlar. 

Makbule ABALI

4 Eylül 2023 Urla 


İzmir Urla'da Y. Mimar Çelik Erengezgin'in inşa ettiği ahşap ev fotoğrafını paylaşan Sn. İsmail Ötenbülbül'e çok teşekkür ederim. M. A


Ağustos 31, 2023

YOLCULUK...( BCP - Ağustos Ayı )

 

"Blogları Canlandırma Projesi " kapsamında Ağustos Ayı- 2023 teması ,  "Tarih-Savaş-Yolculuk" olarak belirlenmişti. Ben "Yolculuk" konusunu  işlemeyi seçtim. 

Her yol hikâyesinin yeri, zamanı, kişileri ve başı- sonu farklıdır. Kimi yol hikâyesi saatleri içine alır, çabuk biter, kimi uzundur, yılların ötesine anılar taşır, izler bırakır. Kimi insanın anlatacak bir yol hikâyesi bile yoktur. Doğup büyüdüğü, bir ömür geçirdiği yerde başlar hayat öyküsü, başka hiçbir yer göremeden orada sona erer. 

Yolculuk amaçları da farklıdır her birimizin; Bazı yolculuklar dinlenme amaçlıdır, bazıları sevdiklerine kavuşma. Bazıları sağlık arayışıdır, bazıları çok pahalıya mal olur, lükstür, bütçe uygunsa dokunmaz.  Bazıları ise tam tersine, çok sadedir, yolculuk eğlence amaçlı değildir, bir ihtiyacın giderilmesidir. Yaşam kaldığı yerden aynı hızla devam eder.

Yolculuk deyince bir anılar zinciri oluşuyor belleğimde. İlki ta çocukluk yıllarımda ailemle birlikte Adana'dan  İstanbul'daki teyzemlere trenle yaptığımız yolculuklar. Kara tren tünellere girerken duyduğumuz çocuksu heyecan. Toros Dağlarındaki yüksek çam ağaçlarının gönülleri fetheden görüntüsü. Tren düdükleri, ritmik tekerlek sesleri . Son durak Haydarpaşa Garı'nın görkemli görüntüsü... 

Sonraları üniversite yıllarımda da İstanbul'a ilk yolculuklarım trenlerle oldu; Kara trenlerle uzun ama zevkli yolculuklar. Yorgunluğumuzun farkında olmazdık. Elimiz yüzümüz kapkara inerdik kömürlü trenlerden. Kara trenlerin yerini şimdi elektrikli trenler aldı. Keşke daha çoğalsaydı. "Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan"  Okulda müzik derslerinde söylediğimiz eski bir marştan aklımda kalmış. 

Daha sonraki yolculuklarımızda karayolları yenilendikçe trenler şehirler arası otobüslerle yer değiştirdi. Hayatında hiç sigara içmemiş biri için 13-14 saat süren zor yolculuklar. Mola yerlerinde elindeki sigaradan son bir nefes daha çekip otobüse binen insanlar.  Otobüslerden indiğimizde tüm giysilerimiz sigara kokardı. Hatta yorgun, uykusuz şoförler bile içerdi. Sabırsızlıkla o uzun, çileli yolculuğun bitmesini beklerdim. 

Şimdilerde pek kalmadı ama o zamanlar gelenek göreneklerimize göre yola çıkmadan önce arkanızdan sular dökülür, içten dualar okunurdu. Köylerde gelinler at sırtında yola çıkar, askere giden gençler davul zurnalarla uğurlanırdı. Evden ayrılmanın hüznü ya da eve, sevdiklerinize kavuşmanın mutluluğu şiirlere, şarkılara, türkülere, ağıtlara konu olmuş. Şiir tutkum annemin okuduğu şiirlerle pekişmiştir. 

Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Han Duvarları" adlı şiirinin yeri bir başkadır gönlümde.1922 yılında öğretmen olarak Kayseri'ye atanan şair Ulukışla'dan Kayseri'ye yaylı at arabasıyla yolculuk yapar. Yazıma bir bölümünü aldığım şiir o yılların eseridir:


"Gidiyordum  gurbeti gönlümde  duya duya

Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı

Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları 

On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan

Baba ocağından yar kucağından

Bir çiçek dermeden sevgi bağından

Huduttan hududa atılmışım ben.

Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaşlı yollar!"

..........

Yolu, yolculuğu sever Anadolu insanı. 

Aşık Veysel "Uzun ince bir yoldayım" derken sazın tınıları yüreğimizi de titretir. Yılmaz Güney "Yol" filmiyle yurt dışında bir ödül de almıştı. "Selvi Boylum Al Yazmalım" filmi Türkân Şoray ve Kadir İnanır'ın güçlü oyunları ve Cahit Berkay'ın nefis müziğiyle yolla bütünleşen ne güzel bir aşk öyküsüdür. 

Bazen yollarda kamyon arkası yazıları sizin de dikkatinizi çeker mi? Ne güçlü felsefi deyişlerdir onlar. Her birinin içinde bir hayat hikâyesi gizlidir. En son okuduğum: "Övünmek gibi olsun, Atatürkçüyüm."

Yol, yolculuk, yol hikâyeleri denir de Tayfun Talipoğlu anılmaz mı? Onun dizeleriyle bitirmek istedim yazımı. 

"Her türküyü çalmaz bizim telimiz"

İçinde sevda olmalı,

Gönüle giden yol olmalı...

Sıyrılıp çıkmalı kınından,

Yürek koymalı kahramanları.

Tınısı bir uçtan duyulmalı...

Her türküyü çalmaz bizim telimiz...

Tayfun Talipoğlu

Dünya döndükçe, insan ve yollar var oldukça "yolculuk" hikâyeleri de hiç bitmez, ardı ardına eklenerek sürer...

Makbule Abalı

31 Ağustos 2023- Urla











Ağustos 30, 2023

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

 


30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.  ( 101. yıl )

Bu güzel vatan uğruna emek harcayan, can veren tüm kahramanlarımızı başta Mustafa Kemal  ATATÜRK olmak üzere saygı ve minnetle , rahmetle anıyoruz.

***

Dağlar aydınlanıyor.

Bir yerlerde bir şeyler yanıyor.

Gün ağardı ağaracak.

Kokusu tütmeğe başladı:

Anadolu toprağı uyanıyor.

Ve bu anda kalbi bir şahan gibi göklere salıp

ve pırıltılar görüp

ve çok uzak

çok uzak bir yerlere çağıran sesler duyarak

bir müthiş ve mukaddes macerada,

ön safta, en ön sırada,

Şahlanıp ölesi geliyordu insanın.

**********

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

bu cehennem , bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu davet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim... 


Nazım HİKMET



Ağustos 25, 2023

HER ŞEY ŞİİRDİR

 


Her şey şiirdir, uğultusu rüzgârın

Bir ırmağa usulcacık yağan kar

Her gece okunan bir dua çocuklukta

Gökyüzünde bölük bölük turnalar

Her şey şiirdir, şimdi, şu anda

Ak kâğıt üstünde dolanan elim

Karşıki avluda salınan söğüt

Yandaki avluda uyuyan bebeğim


Her şey şiirdir, çağrısı aşkın

Bahar toprağından yükselen tütsü

Umut ve acı, başlayan ve biten,

Yağmurun ve akıp giden hayatın türküsü

Her şey şiirdir ve bir gün belki

İlk aşkım, ilk göz ağrım şiir

Koynunda ona yazdığım mektuplar

Bir yerlerden çıkıp gelecektir... 


Ataol BEHRAMOĞLU





Ağustos 20, 2023

GÖZLERLE DÜŞÜNMEK...

 


GÖZLERİN DÜNYA 

Gözlerin yağmur sonrası, rüzgârla yunmuş güneş

Gövdenden başlıyor iyilik dağıtmaya

Herkese gerçeği kadar

Gözlerin senin

Elimden tutan yaz, ömrümü onaran anne

Öyle bakar dünyaya dinginlik ve haz...

Şükrü ERBAŞ

*******************************************

Gözler insanın ruhunun penceresidir.

Leonardo Da Vinci

***

Gözlerin dili vardır, sessizce anlatır.

William Shakespeare

***

Bir insanın gözlerine bakarak ne hissettiğini anlayabiliriz.

Paulo Coelho

***

Gözler iç dünyanın en derin sırlarını taşır.

Edgar Allan Poe

***

Gözlerle anlatılan hikâyeler kelimeyle  ifade edilemez.

Confucius 

***

Gözlerin bir bakışla anlattığı hikâyeler, romanlara bedeldir.

Oscar Wilde

*** 

En anlamlı bakış bir çift gözde saklıdır. Çok şey anlatır, çünkü dil bağlanır, yürek konuşur.

Milan Kundera

***




Ağustos 13, 2023

SÖZLERİ VE ŞİİRLERİYLE CAN YÜCEL

 


* Ömür dediğin üç gündür; 

Dün geldi geçti, yarın meçhuldür

O halde ömür dediğin bir gündür

O da bugündür.


* Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü  yürekler.


*Hayat çok zalim, an gelir; elini, kolunu, yüreğini alır senden. 


*Gitmek gerekir bazen; Fazla yormadan, daha fazla bıktırmadan, eğer vaktiyse arkana bile dönüp bakmadan. 



KUŞLAR VARDIR

Kuşlar vardır, câna benzer havalarda:

Soğuksa kar, baharsa yaprak

Bir başına büyür toprakta ömrümüz,

Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

-Uslu ayaklarla başlamış yolculuk- 

Yürünmez öyle, bazen durulur,

Ve iner erenler katına yorgunluk:

Kapanır sükûn üzre kitaplar.

Nefeslerle sürüp giden yaşamımız 

Bir su kenarına gelir durur;

Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;

Yürünmez öyle hep, bazen susulur. 

Can YÜCEL



ÖĞRETMENİN DÜŞÜ

Mavi bir ışık yandı gözlerimde

Gökyüzü öyle yakın

Çocuklar doğacak çocuklarım

Ve öyle yağmur ki toprak, koklarsın

Ellerim bütün hayvanlar alemi,

Hangi ağacı çalsam açıyor

Uzaylar uslu

Yönlerim yörük

Sağduyularım yok duyu.

Can YÜCEL




SEVGİLİ GENÇLİK

Öyle parçalandım ki ömrümde

Sevgiyle öfke arasında,

Sevgimi öfke vurdu

Öfkemi sevgi kaçırdı

İçim parçalandı arada

Bi de bi gün baktım gökyüzüne bir bayram gecesi

Bi kestane fişeği vermiş yedi rengimden

Yağıyorum çocukların üstüne.

Can YÜCEL 


D: 21 Ağustos1926

Ö: 12 Ağustos 1999