Sayfalar

Nisan 22, 2026

SAĞLIKLI OLABİLMEK-SAĞLIKLI KALABİLMEK-2



Neden sağlığımız hep aynı rotada gitmez, sürekli iniş çıkışlıdır? Biz mi değişiyoruz. durum ve koşullar mı, mevsimler ve iklimlerin beklenmeyen sürprizleri, değişimleri mi? Sonuçlardan nedenlere ulaşmayı, kuralara uygun ve disiplinli bir şekilde yapmayan bir toplumuz. Hatayı kendimizde değil, hep başkalarında, yakın ya da uzak çevremizde arayan bireyleriz. Sobeleme gibi bir oyun oynansa asıl sobelenmesi gerekenleri değil de hep başkalarına pas vermeyi düşünenler grubundan mısınız?

Kendi adıma söylemek istersem; telefondaki mekanik seslere alışamayanlardanım. Yüz yüze, göz göze görüşme beni daha rahatlatır. Belki bilgisayar çağına yetişemeyişimizdendir bu sıkıntımız. Neyse ki MHRS(Merkezi Hasta Randevu Sistemi ) var. Çoğunlukla yumuşak tonda bir ses tonuyla konuşan elemanlar var. Ama çok acele etmek zorundasınız. 

Uzunca bir zaman müzik dinletisinden sonra (Bazen 7-8 dakikayı buluyor.) adınızı, TC kimlik numaranızı, tekrar hasta adını, hangi ilde, hangi branşta bir doktora muayene olmak istediğiniz soruluyor. Şansınıza, bazen çok nazik ve saygılı bir personel karşınıza çıkıyor. Bazen karşınızdaki kişinin konuşma tarzına göre; Baş üstüne ya da emret komutanım demek geçebilir içinizden. Oysa her zaman  sakin ve anlaşılır konuşmak nasıl da güzeldir. Hele karşınızdaki yaşlı bir insansa. MHRS'de en zor randevu alınabilen branşlar göz, kardiyoloji, psikiyatri. En erken yaklaşık 15 gün sonraya ya da hiç sıra gelmeyebiliyor.  Hastalıklar da toplum sağlığının göstergesi gibi. 

Sağlık Ocakları ve oralardaki deneyimli doktorlar gerçekten çok önemli. İyi bir hekime rastlarsanız çok fazla bir arayışa girmenize gerek kalmayabiliyor. Bazı sağlık ocaklarında doktor odalarının sanatsal objelerle, güzel sözlerle veya çiçeklerle düzenlenmiş olması hastalar için rahatlatıcı bir unsur. Kişilerin eczane tercihinde de personelin bilgili olduğu kadar ilgili, güler yüzlü ve nazik olması son derece önemli. Hastalığa çare ararken İNSAN faktörünü de göz ardı edemiyorsunuz.

Gittiğiniz her sağlık kurumunda "Hasta Hakları", kurallar ve işleyiş ile ilgili bilgiler var. Bazen farklı bir dünyada mıyım diye düşündüren uygulamalar olsa da yönetici veya başhekime göre değerlendirme ölçütleri de değişebiliyor. Çevremizdeki Devlet Hastanesi temizlik konusunda tam puan alabilir. Uygarlığın ölçüsü olarak düşünülecek bir konuda benzerlerinden çok daha iyi. Musluklarından su akan tuvaletlerinde, her zaman tuvalet kâğıdı , kâğıt havlu bulabiliyorsunuz. 

Hastanelerde küçücük çocukları, hatta pusette taşınan minicik  bebeleri gördüğünüzde içiniz burkuluyor. Bazıları orada olmayı oyun gibi algılıyor, ev ortamındaki oyunlarını sürdürüyor. Yetişkinler ve çocukların hemen hemen hiçbirinde maske yok. Sıra beklerken büyükler ellerindeki cep telefonlarıyla ilgileniyorlar. Koltukların altında kediler de hiç yabancılık çekmiyorlar.

Her ortamda "Günaydın, geçmiş olsun, teşekkür ederim" sihirli sözcükler Ah keşke anahtar sözcükleri gerektiğinde, zamanında, yerinde ve dozunda kullanabilsek. Bir personel hiçbir şey sormadan bir güzel söze; "15 yıldır çalışıyorum. kimse bana teşekkür etmedi." deyince şaşırmıştım. 

Genel anlamda her kurumdaki güzel işleyişler güzel örneklerle devam ediyor. İyiler diğer personele rol model olabiliyor. Vurdumduymazlık, adamsendecilik, umursamazlık uyarı alınmadığında kişiden kişiye geçebiliyor. Yerleşik bir ödül-ceza sistemine her kurumun ihtiyacı var. Bir çarşamba öğle arasında Devlet Hastanesi konferans salonunda bir "Şiir Günü" düzenlenmesine tanık oldum. Bir başka gün bir sekreterin işitme engelli bir hastayla görüşmesini izledim. Kendi isteğiyle "İşaret Dili" kurslarına katılmış, uyguluyor.

Her konuda, her işte, her kurumda "Fark Yaratmak, işini düzgün yapmak, onuruyla ayakta durabilmek, vicdanının sesini duymak" önemli. Duyarlılığımızı kullanarak, farkında olarak iyileri, iyilikleri bilebilsek, takdir edebilsek, değişikliklere yol açabilir miyiz acaba? 

Hiçbir sorun yüzeysel değildir. Nedenlere çare aramazsak, sorunlarda sadece sonuçlarla ilgilenirsek her tür hastalıkta bir kısır döngü içinde kalıp,  kördüğümü  çözemiyoruz. 

Makbule ABALI-Eğitimci

22Nisan 2026 Türkiye-Urla





10 yorum:

  1. Emeğinize sağlık Makbule Hanım

    YanıtlaSil
  2. Gençliğimde tansiyonum hep düşük olurdu. Şimdilerde biraz yüksek görünüyor. Artık yediklerime daha çok dikkat etmeliyim diye düşündüm. İnsan hep aynı kalmıyor, yaşına göre davranması lazım.
    Ben de hız dönemine hiç alışamadım. Hiç sevmiyorum hastaneleri de.
    Size de sağlıklı günler diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doktorlarımızın açıklamalarına göre; Büyük ve küçük tansiyonlarımız, yaşadığımız bölgeye, yüksekliğe, iklim koşullarına, yaşa, psikolojik, ruhsal durumumuza göre değişebiliyor. Bir haftalık ölçümden sonra doktor kontrolüne gitmeyi öneriyorlar.
      Zamanla her şeye alışabiliyor insan, sevgili Gürizân.

      Sil
  3. doktorlar hastalara beş dakika bile ayıramıyor :) yurtdışında doktorlar günde on onbeş hastaya bakınca çok yoğun diyorlar, bizim doktorlar günde yüz adet hastaya bakıyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet Hastaneleri ve Sağlık Ocaklarında bir hastaya ayrılan süre 10 dakika Derin. Ancak bu sürenin en verimli biçimde kullanılması doktora ve hastaya göre değişebiliyor.
      Özel doktor ve hastanelerde genellikle yarım saat ama bu süre de doktorun mesleki görev anlayışına ve sorumluluk bilincine göre değişebiliyor. Bu alanda mükemmel doktorlar tanıdığımız gibi, ne yazık farklı durumlarla da karşılaşabiliyoruz.
      Uluslararası standartlarda doktorlarımız var. Her konuda, her alanda iyilerle karşılaşmayı diliyoruz.

      Sil
  4. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler Her şey gönlünüzce olsun Sevgiler saygılar makbule öğretmenim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özellikle sağlık, yaşamın can damarı. Gençlikte, çalışırken pek önemsenmeyen durumlar ileri yaşlarda sağlığımızı ciddi boyutlarda tehdit edebiliyor S. Deviren.
      Güzel dileğinize teşekkürler.
      Sağlıklı, huzurlu günler, yıllar diliyorum.

      Sil
  5. Çok haklısınız sevgili öğretmenim. Korkunç bir sarmala girdik. Yine de umudumu kaybetmiyorsam her şeye rağmen nazik olan insanlar nedeniyledir.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat ve dünya görüşünü çok değerli bulduğum sevgili Sezer; her şeye rağmen umudumuzu, yaşama sevincimizi kaybedersek, hayatın da anlamını kaybedeceğinin bilincindeyiz. Onurlu ve dik bir şekilde ayaklarımızın üstünde kalmaya çalışıyoruz.
      Ne zamana dek, bilinmez.
      Sevgilerimi iletiyorum.

      Sil