Bu Blogda Ara

Ocak 28, 2026

KIŞ GÜNEŞİ GİBİ İÇİMİZİ ISITANLAR...

 


Yılın ilk ayının neredeyse sonuna geldik. Varlığıyla mutlu olduğumuz ya da mutsuz olduğumuz şeyler var. Zaman zaman sanki istekler, beklentiler değişiyor, anlık ruh hallerine kendimiz de şaşırıyoruz. 

Aylardır doğanın, ürünlerin ihtiyacı için yağmur beklerken öyle bir yağmur yağıyor ki, yararla zarar dengesi değişiyor. Yağmurun dinmesi bekleniyor. Kar çocuklar için coşku yaratırken, yolda kalanlar ya da barınaksız, korunmasız olanlar için bir eziyet olabiliyor.

Yalnız kendini ve yakın çevresini düşünmeyip, diğer insanların, canlıların da varlığını kabul edebilenler için mutluluk ve mutsuzluk anlık geçişlerle bir denge kurmaya çalışıyor. Çocuklar bu konuda çok başarılı. En doğal yöntemlerle öfkelerini de kızgınlıklarını da pervasızca söylüyor, hemen ardından en içten kahkahalarla durulduklarını da vurguluyorlar. Bayılıyorum o hallerine. 

Doğa da öyle. Kimseye kendini beğendirme ya da hoş görünme kaygısı olmadan yaşamını sürdürüyor. Yağmurun hemen ardından güneş beliriveriyor. Üşürken terliyorsunuz. Meyve veren ağaçlar da zıtlıkların peşinde Çiçeği ve meyvesi aynı dalın üzerinde.

Doğa mucizelerle dost. Kendi kendine yenilikler ve sürprizler peşinde. Zaman zaman da hayal kırıklıkları yaşatıyor. 3 yıl önce İnternet kanalıyla aldığımız yediveren cinsi limon ağacımız ancak bu yıl meyvesini verdi. Üçüncü yılında dalda  3 tane limonu var. İkinci ağaç halâ baharı bekliyor! Sabrımızı test ediyor sanırım.

Makbule Abalı-Eğitimci

28 Ocak 2026 Urla-İzmir






17 yorum:

  1. Adsız1/28/2026

    💗💗💗

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Minik kalpler bana, suskunlukla birlikte işaret diliyle konuşmayı hatırlatıyor.
      Teşekkür ederim.

      Sil
  2. Adsız1/28/2026

    Hocam. Sesinizi duymak ne güzel.Selam ve sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ses yankılanarak geri dönünce daha mutlu oluyor insan. Yaşadığı sürece insan çevresinde bir ses, bir nefes arıyor.
      Dünya insanları giderek yalnızlaşıyor.

      Sil
  3. Ay maşallah.... Benim elmam da öyle yapmıştı, ilk sefer 3 elma verdi, sonraki yıl ama dalları kırılacak kadar çok oldu hatta ben eksiltmek zorunda kaldım. Bu limoncuk da öyle yapmasın? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece moral vermekle kalmıyor, umut da aşılıyorsun canım. Evde bizden önce oturanların kocaman iki köpekleri varmış. Bahçenin toprak bölümünü de taşlarla doldurmuşlar. Biz toprağı tercih ettik.
      İnternetteki limon fidanlarına hiç benzemeyen limon ağaçlarımızdan inşallah gelecek yıl yararlanacağız. Naneli limonatamızı küçük bahçemizde birlikte içmeyi ne çok isterim.

      Sil
  4. Sabrımızı sınamayan bir doğa kalmıştı..o da sınıyor haklısınız 😊

    Görseller ayrı güzel anlatım ayrı güzel.

    Çocukların perdeleri yok her şeyi net ifade ediyorlar. O yüzden Kral Çıplak masalında haykıran kişi bir çocuk.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorsun sevgili Mai, doğa tüm cömertliğiyle bize o kadar çok şey sunuyor ki... Karşılığını veremediğimiz gibi, yıkıyoruz, yakıyoruz, talan ediyoruz.
      Akıllı çocuklar umarız bizden farklı davranacaklar.
      Sevgiyle.

      Sil
  5. Limon ağacı en çok sevdiğim ağaç. Dalından limonlar koparabilmek harika bir duygu olsa gerek. Şifa olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akdeniz Yöresinden gelen bizler için de öyle sevgili Momentos. Ama ağacın üstünde sadece 3 limon olunca koparmaya da kıyamıyoruz. Biz onu, o bizi görüyor, mutlu oluyoruz. Diğer ağacımız da umarım örnek alır, çiçek açar!
      Birlikte tadına bakmak kısmet olsun.

      Sil
  6. "Çiçekler bir şölen yaşamda, Renklerin en büyük orkestrası" demiş Özdemir Asaf, bu yazınız, bu dizeleri çağrıştırdı bana öğretmenim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir doğasever olduğunu ve sanatın her türünü çok sevdiğini biliyorum sevgili Şule. Özdemir Asaf'la birlikte anılmak büyük mutluluk. Sadece iki dizesi bile ne çok şey anlatıyor.
      Katkına çok teşekkürler.
      Sevgiler.

      Sil
  7. Merhabalar.
    İkamet ettiğimiz yerde içimizi açacak ve huzur verecek hiçbir tabi güzellik yok. Her yer göz alabildiğine betonarme binalar. Ara ara küçük ağaçlandırmalarla oluşturulmuş park alanları olsa da onlar bize huzur vermeye yetmiyor. İşte İzmir bu açıdan çok güzel bir ilimiz. Oranın da betonarme binaları var ama, tabiatı çok güzel. Bakın paylaştığınız fotoğrafların hepsi de insana ne kadar huzur veriyor.
    Sadece bir mavimiz var o da gökyüzü, yeşilimiz yok denecek kadar az. İşte güneş arada sırada kendini gösterirse, bizim de içimiz biraz ısınıyor.
    Selam ve muhabbetle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar.
      Ben sizi güzel dilek ve temennilerinizle, araştırmacı kişiliğinizle, yardıma ihtiyacı olanlara elinden geldiğince yardım eden bir kişi olarak tanıdım Recep Bey.
      Ancak hepimiz zaman zaman anlık, günlük değişimler yaşıyoruz., çünkü insanız.
      Yaşanılan ortam elbette önemli ama insan pek çok şeye can katabiliyor. Pencerelerde çiçek ekilmiş yoğurt kapları, tahta sandıklardan oluşturulmuş kitaplıklar, çocuklarla birlikte güzel şeyler oluşturan yaşlılar geliyor aklıma.
      4 yıldır İzmir'in ilçesi Urla Zeytinalanı'nda ormanlık bir bölgede yaşıyoruz. Kıyıma uğramamış görkemli ağaçların arasındayız. Küçücük bir bahçemiz var. Nane, marul, yeşil soğan ektik. İki limon, bir portakal ağacımız var. En üst dereceden emekli olmuş iki insan olarak çevremizdeki güzelliklere odaklanmaya çalışıyoruz.
      Hayat çok kolay değil, onu yaşanabilir kılmaya çalışıyoruz. Olumsuzluklar ayrı bir yazının konusu. Hayat tabii ki dümdüz gitmiyor. Yokuşlara alışmayı deniyoruz günbegün.
      Esen kalın.

      Sil
  8. çiçekler mutluluk kaynağımız, bahçelerde özellikle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve özellikle insan kendi yetiştirdiği çiçeklere dört elle sarılıyor. Doğanın içinde olmak, topraktan yaşam enerjisi almak, yetişen ürünleri korumaya almak insanı hayata bağlıyor. Kadınlarımızın ağaçlarını yok etmek isteyenlere karşı çıkması çok yerinde bir davranış değil mi sence? Mutluluklarını, ürünlerini yok etmek isteyenlere tepkili davranıyorlar. Anne gibi, analık duygusuyla.

      Sil
  9. Limon ağacı geç meyve verir diye hatırlıyorum. Biraz zaman almış ama güzel gözüküyor, bereketli olsun:)

    YanıtlaSil