Sayfalar

doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 03, 2026

ÇOCUK GÖZÜYLE-KUŞLAR VE ÇİÇEKLER

 

ÇİÇEKLER DE KÜSER Mİ? 

Günlerce günlerce bekledim

Bir pembe gülün açmasını...

Küsmüş müdür acaba dedim

Hayır, acemi bir el onu incitmişti,

Yanlış yerden kesilmişti...


KUŞ AKLI

Neden küçümserler 

Kuş beyinli derler

Kuşlara hakaret edercesine...

Bilmezler mi ki kuşların 

Dağlar, denizler aşıp 

Gökyüzünde kilometrelerce yol alıp 

Tekrar eski yuvalarına ulaşabildiklerini... 


Makbule Abalı- Eğitimci 

3 Ağustos 2026 Urla-İzmir





Temmuz 30, 2026

KUŞLAR GİBİ...

 Gökyüzünü masmavi bilirdi çocuklar

Ansızın kıpkırmızı oldu her yer

Gökyüzü karardı, kirlendi

Kapkara bulutlara şaşırdı, korktu küçükler

Bir çocuk annesine sordu:

Neden gökyüzü öfkelendi, kızardı anne?

**********

Yangınlar günlerce gecelerce sürdü;

Gökyüzü kıpkırmızı

Her yer dayanılmaz sıcak 

Her şey karmakarışık 

Mevsimler, iklimler, kayıtlar 

Bütün bilgiler, tüm değerler altüst 

Dünya zamansız yakalandı...

**********

Yurtsuz , evsiz insanlar gibi 

Kuşlar da perişan, şaşkın 

Hep birlikte göç ediyorlar 

Soluk alamadıkları diyarlardan 

Sığınacak tek ağaç kalmamış, ormanlar yanıyor 

Her şey tutuşmuş, kavrulmuş, yanmış 

Kanadı kırık, tüyleri dökük kuşlar gibi... 

**********

Gökyüzü bir renk paleti gibiydi 

Ana renkler kayboldu

Kıpkırmızı oldu her yer 

Alevler kavurdu, yok etti ne varsa

İnsanlar çaresiz, insanlar suskun

Kuşlar gibi ürkek, 

Kuşlar gibi kaygılı 

Doğanın tükenişine ağıt yakıyorlar...

Makbule ABALI- Eğitimci 

30 Temmuz 2026 Türkiye 







Haziran 28, 2026

BİTKİLER DİLE GELSE...

 Bitirdiğimiz hafta sağlık sorunlarımızla ilgili olarak çok yoğun günler yaşandı. Hafta bitti, sorunlar henüz çözüme ulaşmadı. Ancak ünlü düşünür Mevlana'nın sözüne kulak vermek gerek. "bugün yeni şeyler söylemek lâzım." Sağlıkla ilgili gözlem ve farkındalıklarımızı da uygun zamanda paylaşmak istiyorum. Yaşananlar, yaşamdan izler olarak kalmalı, anlatılmalı, aktarılmalı...

Evimizin önündeki küçük bahçemizdeki gözlemlerimizi, farkındalıklarımızı aktarmak istedim bugün. İnsanlar gibi, hayvanlar gibi bitkilerin de duyarlı olduklarına inanıyorum. İlgilenilmezse çiçekler açmıyor, küsüyor adeta ya da tam tersine kurumuş bir çiçek coşkuyla yeniden canlanıyor, tomurcuklarıyla hayat buluyor. Kaktüsler yerlerini sevmezse, havadan, ortamdan etkilenirse yılda bir kez bile açmıyor.


İnsanlar basit nedenlerle, kökenine inmeden sorunları büyütüyor, anlamadan, dinlemeden, konuşmadan yıllarca kırgın ve küskün kalabiliyorlar. Bitkilerden, ağaçlardan, çiçeklerden ders alınabilse, savaşlardan barışa, kavgalardan uzlaşılara geçmek mümkün olurdu. Dünyaya kara gözlüklerle bakanlara biraz aydınlık gerek.

Bahçenin köşesindeki zeytin ağacı kendisine uzanan mavi yasemini adeta kucaklamış. Yasemin de zeytinin gölgesine sarılmış, uzayıp gidiyor. Hıdırellezde coşkuyla açan güller bir duraklama dönemine girdiler.  geçen gün tek bir tomurcuk görünce nasıl mutlu oldum. Zamanı gelince açacaklar eminim. Sularını ve sevgiyi eksik etmiyorum.


Maydanoz tohumu ektiğim yerden semizotu çıkınca çok şaşırdım. Toprakta semizotu baskınmış dediler. Arada tek tük cılız maydanozlar da var. Ama öyle az ki. Semizotundan izin alabilirlerse onlar da kendini gösterecek Nanelerin coşkusunu fark edince belki onlar da hayata katılacak. İyi örnekler bereketi arttırıyor. İyi toprak, güneş ve su bitkilerin hayat kaynağı. Tıpkı insanlar gibi...


 Kaktüsler farklıdır. Diş görünümleri ne kadar ürkütücü olsalar da bilinmeyen nice özellikleri vardır. tıpkı dış görünümüyle çekinilen asabi, huysuz bilinen insanlar gibi iyi tanımadan karar vermemek gerekir. Büyük kaktüs köşemizin dışında mini kaktüslerimiz var Çaydanlıklara, fincanlara bulduğum her uygun kaba ekmişimdir. Eldivensiz ektiğim halde hiç canımı acıtmamışlardır.






Bahçenin arka köşesinde krallığını sürdüren büyük zakkum ağacında bu yıl budama uygulandı. Su da verince yeniden bembeyaz çiçekleriyle sanki beni de unutmayın dedi. Görünümü harika. Mersin'de  sokaklarda, cadde kenarlarında boy gösteren zakkum burada biraz farklı. İlaç sanayiinde kullanılan bir bitki o da. Yarar- zarar meselesi. Dilinden anlarsanız o da hizmette kusur etmiyor.



Doğada her şey öyle düzenli bir işleyiş içinde ki Yeter ki biraz araştırıp farkındalığımızı kullanalım, duyarlı davranalım. Bitkiler, ağaçlar, çiçekler de insanlar  gibi duyalım, dillerinden anlayalım diye bekliyorlar. "Sev beni, seveyim seni" diye haykırıyorlar adeta.  Anlamakla, anlamaya çalışmakla dünya daha güzel, daha yaşanabilir olacak... 

Makbule ABALI- Eğitimci 

28 Haziran 2026 Urla- İzmir





Makbule- Ahmet Abalı 



Not: Son fotoğraf- Mersin Aslanköy'den toplanmış kır çiçekleri. Nedret Şen Öğretmenimize teşekkürler.


Haziran 06, 2026

YÜKSEK TEKNOLOJİ ÇAĞINDA İNSAN OLMAK

 Koskocaman evrende

İnsan yapayalnız

Korkunç kalabalıklar içinde

Akortsuz sesler arasında

Kulakları tıkalı, gözleri kapalı

İnsan yapayalnız...

Konuşamadan, haykıramadan

Hep suskun, hep içine kapanık

Herkes maskeli, herkes duyarsız

Gözler yumulmuş, ağızlar büzülmüş

Kulaklar tıkanmış

Teknolojinin gümbürtüsü içinde

Sürüngenler gibi yol almak

Kanadı kırık kuşlar gibi çabalamak boş yere 

Soluk alamamak

Çırpınmak, çırpınmak bir okyanusta

Kıyıya ulaşamamak... 

Zaman kavramını yitirmek, bir hiçlik dünyasında

Varlığını kanıtlayamamak

Varken yok sayılmak yokluklar içinde...

İnsan olabilmek, insan kalabilmek 

İnsansız bir dünyada...

Gökyüzü ışıksız, kapkaranlık 

Hayaller yıldızlar kadar uzak 

Çağa tanıklık etmek; bir kukla gibi 

Eller, kollar, bacaklar hareketsiz

İplere bir türlü ulaşamamak, boşlukta sallanmak

Korkulu bir düşte, kâbuslar içinde uyanmak 

Kan ter içinde sayıklamak

Engelliler koşusunda;

En geride kalmak, çağa uyum sağlayamamak... 

Makbule Abalı-Eğitimci

6 Haziran 2026- İzmir-Urla







Mayıs 24, 2026

Yeniden Öğrenmek...

 


Yaşamak, sadece nefes almak, günlük ihtiyaçlarımızı gidermek, var olduğumuzu bilmek değil elbette. Çevremize yeniden dikkatle baktığımızda; Kaç yaşında olursak olalım, duyarlılık ve farkındalığınız arttıkça yeniden öğreneceğimiz öyle çok şey var ki...

Kişileri tanımak çok kolay değil. Zaman istiyor, önyargılı olmadan, farklı zamanlarda-değişik konum ve durumlarda, başkalarının etkisi altında kalmadan, kendi yargılarınızla  tanımak-tanıyabilmek. Çok zor gerçekten. İyi niyetinizin sınırları olmalı. Neden -sonuç  ilişkilerini iyi değerlendirip, kişi ya da kişileri maskesiz, yalansız, sahte gülücüklere, abartılmış davranışlara kanmadan tanıyabilmek... 

Çocuklar bu konuda yetişkinlerden daha isabetli kararlar alabiliyorlar. İçleri neyse, davranışları da yalın gerçeği yansıtıyor. Büyükler farklı bir şey kurgulamadılarsa, "Çocuktan al haberi" sözü gerçeğin ta kendisi. Şaşırmak, sürprizlere hazır olmak, mimikleriyle gerçeği vurgulamak onlara özgü. Hayalleri bile öyle güzel ki. Henüz gerçek dünyadan haberdar değiller. 

Diğer canlılardan da öğrendiğim çok şey oldu. "Kedi-köpek gibi geçimsiz " denir. Oysa onlar yaşına, cinsine, cinsiyetine göre birbirlerine davranışta kusur etmiyorlar. Sokaktan geçen yabancı bir köpeğe havlayanlar yaşlı bir çoban köpeğine sessizce bakıyorlar. O da gücünün-yarattığı etkinin farında bir tavırla ilerliyor. Sadece su içmek için duruyor. Köpekler kedilerden daha vefalı. Terk edilmiş kedilerin hali içler acısı. Sevilmek için her yola  baş vuruyorlar.

Arıları ürkütmezseniz, yüksek sesle bağırmazsanız çiçeklerden besini alıp gidiyorlar. Şaşırdığım bir durum: Su içmek için bir tasa dalıp çıkamayan arı, suyu dökünce canlanıp uçuyor. Salyangozlar en yararlı bitkileri bulup kurutmakta ustalaşmışlar. Aloa veraların bazıları kurudu. Minicik karıncaların işbirliği inanılmaz. 

En güzeli, en dayanıklı ve yararlısı zeytin ağaçları. Hayran olmamak elde değil. Kavurucu sıcaklarda bile kuru dallarından sürgün veriyorlar. Onlara imrenen kaktüsler dahi çiçek açtı. Gün aşırı onları da suluyordum. Solup yeniden açan gülün yanında, çiçeklerin arasında coşan semizotlarından adeta ilham alarak dikenli kaktüslerimizin küçük de olsa çiçek açması beni çok mutlu etti. Küçük bahçemizin arka köşesindeki zakkum  dahi coştu. Doğanın dili olmasa da, kendini öyle güzel ifade ediyor ki... Anlamak için zaman içinde tanımak gerek.

Makbule ABALI-Eğitimci

25. 07. 2025 Türkiye-Urla

Güncelleme: 24 Mayıs 2026







Mayıs 08, 2026

AĞAÇLARIN FISILTISI


Kentlerde yaşayan çocuklar, ancak parklarda gördükleri baharda çiçek açan ağaçları tanıyorlar. Onların henüz tanışmadıkları öyle çok ağaç ve bitki var ki... Meyveleri yerken erik, şeftali hangi ağaçta yetişir, acaba bilirler mi? Portakalın kabuğunu soyarken nerede, nasıl yetişiyor, düşünebilirler mi? Ya da bu ağaçlar nasıl, ne zaman çiçek açar, çiçek nasıl meyveye dönüşür? O ağaçlar kaç yılda yetişir, nelerden etkilenir? Ağaçlar da ölür mü? Doğayla dost olmadan insanı tanımak, anlamak mümkün mü?

Eskiden okullarda "uygulama bahçeleri", tarım dersleri vardı. Oysa şimdilerde yeşile yabancı kuşaklar yetişiyor. Ağaçlarla dost olmak, onların sesine kulak vermek, dilinden anlamaya çalışmak... Aslında çok da zor değil; sevmek ve benimsemekle başlıyor her şey. Çocuk gözüyle dünyayı tanımak, beraberinde benimsemek ve korumak... Hepsi birbirine bağlı. Doğayla iç içe yaşayan çocuklar paylaşımı da daha kolay öğreniyor. Üretimin değerini bildiği için korumaya da daha yatkın oluyorlar. 


Ağaçsız, çiçeksiz, upuzun uzanan beton bir yol nasıl da ruhsuz gelir insana. Şekillendirilmiş taşlar belki bir fark yaratmıştır yolda. Ama yeter mi? Yeşile hasret yollar yaşanmışlık, canlılık ister. Yurdun dört bir yanında "korumaya alınmış" asırlık ağaçlar, yakın çevredeki okulların öğrencilerine tanıtılabilse keşke. Yüzlerce yıldır o ağaçlar neler görüp, neler yaşadı kim bilir? Çocukların hayal dünyası için paha biçilmez bir kaynak olur. 


Her ağacın ayrı bir dünyası vardır elbette. Sedir ya da diğer adıyla katran dağlarda, yaylalarda yüksek yerlerde olur. Sağlam gövdesiyle göklere uzanır. Yol yapımı veya çeşitli nedenlerle kesim yapıldığında boylu boyunca uzanışına ağıt yakar sanki diğer ağaçlar da....


İnsanlar gibi, her ağacın yerleşmek istediği yer ayrıdır. Daha çok güney sahillerimizde ve Ege'de görülen palmiye nasıl da onurlu bir ağaçtır. Dimdik uzanır gökyüzüne. Kökleriyle ayrılmaz bir biçimde tutunmuştur toprağa. Toprağa derin bir çukur açılarak aynı yörede başka bir yere yeniden dikimi yapılabiliyor. Palmiyenin bir cinsi meyve veren bir ağaçtır. Mevsiminde salkım salkım hurmalar süsler gövdesini. Genç, küçük palmiyeler arasında nasıl da görkemli duruşları vardır. 


Vişne, kiraz, şeftali, elma... Meyve vermeye hazırlanırken açtıkları çiçekler nasıl da güzel, nasıl da narindir. Yağmurdan, doludan, kardan kurtulabilen çiçekler zamanı gelince meyveye dönüşecek, olgunlaşacaktır. Cevizin yararları anlatmakla bitmez. Kabuğu, yaprakları, meyvesi... her derde devadır. Görkemli görünümü, geniş gölgesi, sağlam dallarıyla adeta "ben farklıyım" der, başkalığını hissettirir. Bazen üzümle dost olur, bazen bir başka ağaçla Ama genellikle esas yer cevize aittir.


Saksıda dar yerde, ya da bahçede bol toprakta yetişen çiçek ya da ağaçlar farklı olur elbette. İnsanlar gibi çiçekler, ağaçlar da nefes almak, ferahlamak isterler. Evlerde saksıda özenle büyütülmeye çalışılan kauçuk, verimli toprağı görünce nasıl da coşar, güneşi yakalamaya çalışan bir ağaç olur adeta. 

Zeytin ağacı, yüzyıllardır meyvesiyle, yağıyla köklü gövdesiyle insanlara hizmet vermeye devam ediyor. Kutsal ağaç olarak da tanınan zeytinin dalı, "Barış" sembolü olarak kabul edilmiş. Kesildikçe yeniden dal veriyor. Sağlık sektöründe ve doğal boya elde etmede de kullanılıyor.


Ağaçlar kimi zaman gölgesini, kimi zaman meyvesini, kimi zaman yeşilliğini, tazeliğini sunar insanlara. Bir ağacın altında boş bir kanepe nasıl da çağırır insanı. Kısacık bir öğle arası uykusu, ya da dostça bir söyleşi, biraz düş kurma... Ağaçlar her zaman dostturlar insana. Kendileri sessizdir ama sesli düşünmeyi çabuklaştırırlar. Sessizliğin sesini dinlersiniz kimi ağacın altında...

Ne güzel demişler:
"İnsanlar ağaçlardan ders almalıdırlar.
Ne üzerinde barınan kuşların,
Ne gölgesinde yatan insanların,
Ne de verdikleri yemişlerin hesabını tutarlar.

Doğaya ve doğayı seven, koruyan, yaşatan insanlara saygıyla...

Makbule ABALI-Eğitimci
30. 09. 2013 Mersin 

Güncelleme:8 Mayıs 2026
İzmir-Urla-Türkiye




Mayıs 01, 2026

BUGÜN 1 MAYIS - AYIN İLK GÜNÜ

 


Bugün 1 Mayıs. İlkbahar Mevsiminin son ayının ilk günü. 12 ayın hepsi farklıdır elbette ama ben Mayıs'ı bir başka severim.

30 gün çeken ayların arasında bir gün fazlasıyla 31 çeken aylardan biridir Mayıs.

Bayramların, özel günlerin toplandığı aydır Mayıs. Baharın gelişiyle birlikte Bahar Bayramını kutlarken  aynı zamanda Emeğin, Dayanışmanın, Sabrın,  Paylaşmanın Bayramını coşkuyla kutlarız.  

Hıdrellezi yeni dileklerle karşılamaya hazırlanır, Mayısın ikinci Pazar gününde anneleri anar, duygularımızı dile getiririz. 

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramında Atatürk Gençliği ile umut tazeler yeniden bir Bayram sevinci yaşarız. 

Yeniden doğmanın, canlanmanın, hayata daha iyimser bakabilmenin ayıdır Mayıs.

Soğukların büyük ölçüde bittiği, çocukların parkları , bahçeleri, sokakları neşeli sesleriyle doldurdukları aydır Mayıs.

Kuşların, kelebeklerin çoğalarak doğaya karıştığı, karıncaların yeraltından yeryüzüne çıkmak için sabırsızlandıkları bir aydır Mayıs. 

Çok çeşitli otların tarlalarda boy gösterdiği, sağlıklı beslenmeye yönelik ürünlerin çoğaldığı, böylece aile bütçesine ekonomik katkıda bulunan bir aydır Mayıs.

Eriklerin, bademlerin, yenidünyanın, narenciyenin çiçekten tomurcuğa, meyveye dönüştüğü aydır Mayıs.

Pek çok yerde kokulu güllerin, sarmaşık güllerinin, lâvantaların, sümbüllerin, akasyaların, erguvanların, leylakların, manolyaların çiçek açtığı aydır Mayıs. 

Kar sularının çözüldüğü, bahar yağmurlarının sakinleştiği aydır Mayıs.

Öğrenciler için çoğu zaman sınavlara hazırlık ayıdır Mayıs.  Çeşitli kademelerde kendinizi ölçer, sınav deneyimi kazanırsınız. 

Dost gibi, yoldaş gibi, candan bir arkadaş gibidir Mayıs. Mayısta doğanların sevgi dolu, duygulu  insanlar olduğu söylenir hep.

Her yıl yeniden Mayıs'ı düşünür, mutluluk duyarım ben. Acaba bir sonraki yıl Mayıs nasıl gelecek, ne sürprizler hazırlayacak derim. 

Hoş geldin Mayıs...  1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun. 

Makbule ABALI Eğitimci                       

01 Mayıs. 2023 İzmir-Urla

Barış içinde, adil bir dünya özlemiyle.

Güncelleme: 1 Mayıs 2026





Nisan 27, 2026

DOĞANIN UYUMU-DOĞA YASALARİ

 


Doğa kendi içinde harika bir uyum sağlamış. Kendine has yasaları var. Bazen bizi şaşırtsa da, hayal kırıklığına uğratsa da genel yasaları her zaman geçerli. Kışın kupkuru olan ağaç dalları baharla birlikte göneniyor. Yağmurlar yağıyor, kar suları eriyor, ağaçlara, bitkilere can suyu gidiyor. Belki biraz geç, ama mutlaka... Sanki verilmiş bir sözü gerçekleştirircesine. 


Doğayı dikkatle izlediğinizde, zamanında gözlemler yaptığınızda  öyle çok şey öğreniyorsunuz ki. Kupkuru ağaçlarda önce tomurcuklar açıyor, çiçekler çoğalıyor. Daha sonra yapraklar dalların üzerinden, çiçeklerin yanından baş veriyor.  Yapraklar ve çiçeklerle görevini tamamlamış ağaçlar meyve vermeye hazırlanıyor. Değişmez bir düzen bu. Soğuklar zarar verirse ağaçlar da kırılıyor, küsüyor adeta. Meyvelerinden mahrum ediyorlar.

İlkbaharın ikinci ayı Nisanın son günlerini yaşıyoruz. Ege ve Akdeniz yörelerimizde hava sıcaklıkları yükseliyor. Ağaçlar budanıyor, aşılar yapılıyor. Havada ne olduğu belirsiz çiçek kokuları var. Mutluluk ölçütlerinden biri de güzel kokular sayılmaz mı? İçinizi açar, ruhunuzu ferahlatır.

Nisan ve Mayıs aylarımızın güzelliği,  bayramların coşkusu, varlığı değil midir? Her şeyden habersiz çocukların görüntüsü, 23 Nisan günü rengârenk  çiçek tarlası gibiydi. Büyüklerin hüznü henüz onlara tam yansımamış gibiydi. Çocukların mutlu ya da mutsuz olduğunu gözlerinden hemen anlayabiliyorsunuz. Yalan makinesine gerek yok.Yaşamın uzun ince çizgisinde her şey değişken. Her konuda veya durumda yanılmak mümkün.


Canlılar söz konusu olunca bitkiler ve insanlarla diğer canlılar arasında ne çok benzerlik var. Her canlı var olduğunu kanıtlamak, yerini belirlemek, gerekirse güç gösterisi yapmak istiyor. Yapay çimin arasından baş gösteren papatyalar görenleri şaşırtıyor. Çiçekçilerde çok yüksek fiyatlarla satılan gala çiçekleri ormanlık bir bölgede hiç bakımsız, sadece yağmur suyuyla onlarca açabiliyor. 


Karıncaların insanlara örnek olabilecek nice davranışları var. Kış mevsiminde minicik karıncalar vardı. Hemen her yerde, mutfakta, odada, bahçede. Karıncaları uzaklaştırmak için bir yol önermişlerdi. Evin kapısına şekerli su konursa içeri girmeyebilirlermiş. Öldürmeden uzaklaştırmak için bir başka öneri küflü limon oldu. Bu aralarda büyük karıncalar görev başında. Harıl harıl çalışarak yuvalarına yem taşıyorlar. İnsanların geçtiği toprak yollarda bile karıncalar var. Paylaşımın, işbirliğinin en güzel örneklerini sergiliyorlar. Gözlemeye değer. 


Narenciye çiçeklerini arılar çok seviyorlar. Fırça çiçeklerini de. Boşuna söylenmemiş, "Arı bal alacak çiçeği bilir." diye. Dokunmazsanız, gürültü çıkarmazsanız insanlara hiç zarar vermiyorlar, sokmuyorlar da. Bahçe kapısının önüne koyduğum su kaplarından arılar da, kedi ve köpekler de  kavga etmeden yararlanıyorlar Kuşlar kendilerine zarar vermeyen her cinsle barışık. Farklı türler her telden çalıyor, ahenkli bir müzikle doğanın uyumunu kalıcı kılıyorlar. 


Doğa dengesini en uygun biçimde kurmuş. Dengesi bozulmadıkça her şey saat düzeniyle işliyor. Adilce paylaşımlar hiçbir şekilde bozulmuyor. Çalışan hakkını alıyor, düzene uyum sağlıyor. İnsan hem yapıcı, hem yıkıcı. Özgürlüğüne düşkün kuşlar bile dost bildikleri yerlere yuva yapıyorlar. Kilometrelerce yoldan uçarak gelip yuvalarını bulabiliyorlar. Ağaçları kesilirken kuş seslerini dinlediniz mi hiç? Doğal  afetlerde tehlikeyi sezen canlıların canhıraş çığlıklarını duydunuz mu? 

Makbule ABALI-Eğitimci

27 Nisan 2026 İzmir-Türkiye



Mart 11, 2026

YAŞAMI ŞİİRLERLE ÇOCUKLAR GİBİ ALGILAMAK-YORUMLAMAK...



 






GÜZ GÜNEŞİ 

Bu sabah erken uyandım;

Çiy damlacıklarını silkeledim

Çiçeklerin üzerinden.

Ilık rüzgârlar esti,

Güneş bile gülümsedi,

Bembeyaz bulutların arasından

Çiy taneleri umursamadı bile... 

Makbule ABALI

2023



ÇOCUKÇA

Kuş dili bilir misiniz ?

Çocukça, dostça, safça, 

Ya da işaret dili .

Diliniz  lâl olursa;

Gözlerinizle konuşabilir misiniz ,

Ya da beden dilinizle...?

İnsanca bilmeyen birine 

Bir dil öğretebilir misiniz?

İlle de uzlaşmak için değil, 

Belki insanca yaşamak, 

Yaşatmak için;

İnsanlık adına...İnsan adına...

Makbule ABALI

2023



İNSAN İNSANA SAVAŞ

Dağla ova,

Güneşle ay,

Bulutla yağmur, 

Fırtına ile bahar, 

Yaz ile kış,

Kedi ile köpek,

Tavşanla kaplumbağa,

Kedi ile fare 

Arkadaş olmuşlar canciğer.

Ama insanoğlu inatlaşmış; 

Arkadaş olamamış İNSAN İNSANA

Savaşlar o yüzden hep var olmuş...


Makbule ABALI-Eğitimci 

İzmir-Urla. 17.11.2023

Güncelleme:11 Mart 2026






ÇOCUKLAR GİBİ: Sabahattin ALİ'nin şiiri, Ali KOCATEPE'nin müziği ve Sezen AKSU yorumuyla. 

TEŞEKKÜRLER. 


Şubat 25, 2026

AYDINLIK BİR GÜN

 


Günler süren uzun yağmurların ardından güneş yüzünü gösterdi bugün. Gözlerimiz aydınlandı, içimiz ısındı. Güneşin sihirli bir sopası var sanki. Acı veren bir sopa değil bu. Hafif dokunuşlarla insanı kendine getiren, doğadaki tüm canlılara yaşama sevinci aşılayan, adeta dirilten gizemli bir dokunuş gibi. 

Evin bahçe kapısının önüne kurumuş papatyaların tohumlarından atmıştım. Yağmursuz sıcak günlerde azar azar su verdim. Bir dolu papatya açtı. Güzelim kır çiçeklerinin sembolü papatyalardan minik bir tarla oluştu. Papatyalardan birkaç  taç oluşturacak kadar çok. Çocukları mutlu etmek çok kolay.

Papatyaların hemen önünde Arnavut Kaldırımı doğal taşlardan oluşan bir sokak uzanıyor. İyi örneklerin güzelliklere yol açması gibi sık döşenmiş taşların arasından bile papatyalar baş gösterdi. Önce sadece iki minik papatya var oldu. Bugün baktığımda gözlerime inanamadım.

Sanki bizi mutlu etmek istercesine çoğalmışlar. Yanı başlarındaki zeytin ağacı da onları destekliyor adeta. Üstlerine kol kanat germiş. Doğa, güzellikleri buluşturmada çok usta, çok yaratıcı. Mükemmel bir renk uyumu içinde, koruyucu bir  tavırla her bitkiye yer açıyor, yaşam hakkı veriyor.

Evrende tüm canlılar her koşulda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Onlardan ders alarak varlığımızı kanıtlamak; Doğru çözümlere ulaşmak için bir adım sayılabilir mi?

Makbule ABALI-Eğitimci

25 Şubat 2026-İzmir-Urla






Şubat 10, 2026

SUSKUNLUK...


Suskunluk güzeldi önce

Sakinlik, sessizlik, sükûnet,

Denizin yumuşak çırpınışları,

Kuş sesleri, dalların hışırtısı,

Ta uzaklardan gelen şarkı ezgileri.

Saatler, günler, aylar, yıllar

Sessiz sedasız geçti 

Hiç ses duyulmadan,

Hiçbir belirti olmadan.

Beklemek zordu, beklemek azaptı.

Bütün virgüller, noktalı virgüller kondu

Noktalar kalmadı, üç nokta bile bitti.

Doğa bile dayanamamıştı

Bu kadar uzun sessizliğe.

Şimşekler çaktı ardı ardına,

Gök gürledi sonra yağmur indirdi 

Sessizlik; tiz-pes seslerle karıştı.

İç sesler dış seslerle buluştu,

Suskunluk bitti;

Her yer uyumsuz seslere  büründü yeniden

Karmakarışık oldu  dünya...


Makbule ABALI- Eğitimci

2021-Mersin



Güncelleme:2026-Urla










Ocak 28, 2026

KIŞ GÜNEŞİ GİBİ İÇİMİZİ ISITANLAR...

 


Yılın ilk ayının neredeyse sonuna geldik. Varlığıyla mutlu olduğumuz ya da mutsuz olduğumuz şeyler var. Zaman zaman sanki istekler, beklentiler değişiyor, anlık ruh hallerine kendimiz de şaşırıyoruz. 

Aylardır doğanın, ürünlerin ihtiyacı için yağmur beklerken öyle bir yağmur yağıyor ki, yararla zarar dengesi değişiyor. Yağmurun dinmesi bekleniyor. Kar çocuklar için coşku yaratırken, yolda kalanlar ya da barınaksız, korunmasız olanlar için bir eziyet olabiliyor.

Yalnız kendini ve yakın çevresini düşünmeyip, diğer insanların, canlıların da varlığını kabul edebilenler için mutluluk ve mutsuzluk anlık geçişlerle bir denge kurmaya çalışıyor. Çocuklar bu konuda çok başarılı. En doğal yöntemlerle öfkelerini de kızgınlıklarını da pervasızca söylüyor, hemen ardından en içten kahkahalarla durulduklarını da vurguluyorlar. Bayılıyorum o hallerine. 

Doğa da öyle. Kimseye kendini beğendirme ya da hoş görünme kaygısı olmadan yaşamını sürdürüyor. Yağmurun hemen ardından güneş beliriveriyor. Üşürken terliyorsunuz. Meyve veren ağaçlar da zıtlıkların peşinde Çiçeği ve meyvesi aynı dalın üzerinde.

Doğa mucizelerle dost. Kendi kendine yenilikler ve sürprizler peşinde. Zaman zaman da hayal kırıklıkları yaşatıyor. 3 yıl önce İnternet kanalıyla aldığımız yediveren cinsi limon ağacımız ancak bu yıl meyvesini verdi. Üçüncü yılında dalda  3 tane limonu var. İkinci ağaç halâ baharı bekliyor! Sabrımızı test ediyor sanırım.

Makbule Abalı-Eğitimci

28 Ocak 2026 Urla-İzmir






Aralık 07, 2025

HAYVAN ÖYKÜLERİ...

 



Sevgiden nasibinizi aldıysanız sadece insanlara değil, doğadaki tüm canlılara da yakınlık duyar, gerektiğinde onları da korur kollarsınız. Hatta ille de sevmek değil, onlara zarar verenleri engeller, masum canlıları savunursunuz. 

Hayvan hikayeleri deyince ilk aklıma gelenler Aziz Nesin ve Bekir Coşkun. Hayvanlarla ilgili yazılarını okurken gözyaşlarımın akmasına engel olamayıp  ağladığım zamanlar  çok olmuştur. Hayatın içinden ne güzel örnekler vermişlerdir. 



Çocukluğunda muziplik olsun diyerek kedilerin gözlerini boyayan, kuyruklarına teneke bağlayan, acımasızca kuşları ürküten kişilerin gerçek yaşamlarında travmalar yaşadıklarını çok görmüşüzdür. İçteki olumsuz duygular; öfke, kin, nefret, aşağılık ya da üstünlük kompleksi,  sert tepkilerle dışa, daha güçsüz olana acımasızca yönlendirilir kimi zaman. Edebiyat tarihi bu tür kötü örneklerle doludur. 

Kedilerin, köpeklerin dost olduğu yerlerde insanlar da daha ılımlı ve sevecen oluyorlar. Çarşı pazarda hatta alışveriş merkezlerinin içinde, hastanelerde rahatça uyuklayan, sakince yatan kedi ve köpeklere şaşırarak bakıyor insanlar. Hayvan demeye çekiniyorum, onlardan öğrenmemiz gereken pek çok davranış var.

Ben hayvanların da duyguları olduğuna inanıyorum. Sevgiye, ilgiye, dostluğa cevapsız kalmıyorlar. Onlara zarar vermeyeceğinizi anlarlarsa savunmaya geçmiyorlar. Kendi aralarında da bir hiyerarşi var. Yaşlıya, yaralıya tepki göstermiyorlar hatta yiyeceklerini paylaşıyorlar. Sese karşı çok duyarlılar. Ses tonuna göre davranış değiştirebiliyorlar.


Hasta ve yorgun olduğum günlerde komşumuzun köpeği Cevizin vefasını nasıl unuturum. Kapının önünde, gözlerini gözlerime çevirerek adeta yüz mimikleriyle hüznünü anlatır. Sokak kapısından içeriye izinsiz girmez. Disiplinlidir. Karnı toksa kemiğini saklamak için evlerinin bahçesine gider, onu saklar. Bu güzel canlıyı bir gece sopayla dövmüşler. Günlerce hasta yattı. Ben de onun acısını çektim adeta. 

Kediler köpekler kadar vefalı değil. Soğuk havalarda daha çok yeme ihtiyacı duyuyorlar. Bahçede evi sahiplenen iki kedimiz var. Sabah önce her mevsim değişen kuşları besliyoruz. Farklı ötüşlerle her enstrümanın yer aldığı bir orkestra gibiler, Ağustos böcekleri yok artık. Kuşlar daha alışık buralara. Ağaçlara tırmanan avcı kediler olmasa daha rahatlayacaklar. Zor günlerimizde camları tıklatan kuşlar çok içten insanlar gibi. 

Camın önüne oturup çevremizdeki canlıları gözlediğimizde çok şey öğrendiğimizin farkına vardık. Her tür kendi hayatını bir başka biçimde devam ettirmeye çalışıyor. Davranışlarına hükmetmek istediğimizde, düzeni bozulan tüm canlılar gibi farklı davranışlar sergiliyorlar. Farklı sesler çıkararak huzursuzluklarını belli ediyorlar. 

Korunaksız kalan canlılar doğada mücadeleyi de öğreniyorlar. Merak ediyorum, mevsimler ve iklimler değişince göçmen kuşlar şaşırmıyorlar mı? Şiddetli yağmurlarda insanlar gibi onlar da yeni barınaklar arıyorlar mı? Ürünler değişip bozulunca yeni kaynakları nerede nasıl bulacaklar? Doğaya sahip çıkıp korumazsak, yeni önlemler almazsak tüm canlılar için yeni bir yer arayışı mı gerekecek...? Nasıl, ne zaman, nerede...? 

Makbule ABALI-Emekli Eğitimci

7. Aralık 2025 Urla-İzmir /Türkiye