Yıllar öncesinden annemin bir sözünü hatırlıyorum; "Hayatta bir şeye çok imrendim" derdi. "Çocuklarına yakın evlerde, yerlerde yaşayan anne -babalara... Babamı erken yaşta kaybettik. Sonraki yıllar; tesadüfler, öğrenim durumları, çalışma hayatı, eş durumlarından ötürü tüm kardeşler farklı yerlerde olduk. Biçki- dikiş öğretmeni olan annem uzun yıllar fedakarca terzilik yaptı, öğrenci yetiştirdi.Ben de torunlarının elinden tutarak onları çocuk parkına götüren dedelere imrendim hep. Geliş gidişlerle, kalışlarla annemi hiç yalnız bırakmadık. Sevilene duyulan özlem, bir vefa bağı, insanın bazen o ihtiyacı nasıl da yoğunlaşıyor. Bazen hava raporlarını dinlerken sevdiklerinizin olduğu yörelerde havanın soğuduğunu duyarsınız. İçiniz titrer, adeta siz de üşürsünüz. Ya da hava çok sıcaktır, sizin de içiniz yanar.
Uzaklarda bir doğum günü kutlanır, romantik bir akşam hayali girer devreye. Fotoğraflardaki mumların yarı aydınlığı bile nasıl da güzeldir. Kalabalık ailede olmanın en güzel yanı bu kısa süreli buluşmalardır.
Katıksız gerçek sevgi kaynakları o kadar çok ki; Sevdiklerimiz, dostlarımız, doğa, çiçekler, hayvanlar, sanat, spor, kitaplar... Tükenmez bir hazine gibi. Düş kurmak sınırsız. Bazen türlü iyilikler, güzellikler düş gücüyle bir merkezde toplanıyor. Uzakları yakın kılabiliyorsunuz. Düşlerin kumanda merkezi beynimiz. Çocuklarla birlikte dünyayı rengarenk boyamak mümkün. Uçurtmalar uçurmak, şarkı söylemek de...
İyi ki telefonlar var. Bazen yumuşacık, tatlı bir ses : "Dede ben sizleri çok özledim, Anneanne ben artık okullu oldum, Doğum günümü kutladım, ben artık beş yaşındayım."
Ve aralıksız sorular, sorular,,, "Peki siz ne zaman geleceksiniz? Bu doğum günümde de kargo gönderecek misiniz?
Bu duygularla kuş olup uzak diyarlara, sevdiklerinin yanına uçmak geliyor insanın içinden..
Makbule ABALI