Sayfalar

2024 Kasım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2024 Kasım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kasım 24, 2024

SİZ ÖĞRETMEN OLSAYDINIZ...(Ağaç Ev Sohbetleri-107)

 


Ağaç Ev Sohbetleri; her hafta bloglar arasında bir konu belirlenerek yapılan bir etkinlik. Özellikle iki arkadaşımızın bu konuda çok büyük emekleri var. Deeptone ve Kaplan Diary. Kendilerine yürekten teşekkürlerimizle.

Bu haftanın konusunu ben şöyle düşündüm: 1.5 yıllık bir Korona tatilinin ardından bugün  okullarda ziller yeniden çalıyor . Öğretmenlerle öğrenciler yüz yüze Eğitim-Öğretim  yapabilecekler. Konu şöyle:

Hayal bu ya, bugünlerde "ÖĞRETMEN" olsaydınız öğrencilerinize öncelikle hangi değerleri kazandırmak isterdiniz? Hangi öğretim kademesinde, hangi sınıflarda, hangi branşlarda öğretmenlik yapacağınıza lütfen siz karar verin. 

Ben anaokullarında öğretmenlik yapmadım. Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde her kademede çocuk ve gençlerle ilgilendim, zeka ve kişilik testleri uyguladım, sınıf öğretmenlerine seminerler uyguladım, Liselerde Rehber Öğretmenlik, Psikoloji ve Felsefe Öğretmenliği yaptım. Üniversitede Rehberlik Derslerine girdim. Ama hep düşünmüşümdür; Keşke ülkemizde  Okul öncesi Öğretmenliği  daha yaygınlaştırılsa idi bugünkü Eğitim Sistemimizin temeli daha sağlam olmaz mıydı?

Ben bir Anaokulu Öğretmeni olmak isterdim. Çocuklarda 0-7 yaşlar arası pek çok davranışın kazanıldığı yaşlar. Kişiliğin temeli bu yaşlarda atılıyor. Öncelikle çocukların okulu, öğretmeni sevmelerini önemserdim. Sonraki yıllara daha rahat bir geçişi sağlamaya çalışırdım. Zaman zaman  sınıf dışında, doğada etkinlikler düzenlerdim. Bir fidan ya da çiçek, sebze  dikmeye yönlendirirdim. Hayal gücüne önem verirdim. Oyunlarla, masallarla davranış kazandırmayı hedeflerdim. Resimlerle öyküleri canlandırmalarını isterdim. Belli sorumluluklar almalarını sağlayarak görevler verir, yeteneklerini sergilemelerini isterdim. 

En çok önem vereceğim  şeylerden biri, serbestçe düşüncelerini ifade edebilmelerine olanak tanımak olurdu. Neden, niçin sorularını sıkça sormalarını isterdim. Gerektiğinde öğretmen olarak beni de eleştirmelerini isterdim. Sınıf içi hakça ve adil seçimler yapmaya dikkat ederdim. Temel bir hak olarak oy kullanmayı öğrenirlerdi. Paylaşma, yardımlaşma, dayanışma gibi  davranışları uygun sözcüklerle vurgular, motive ederdim. Olumlu ve olumsuz davranışlarda ödül ve kınamayı kullanırdım, Ama bunlar özendirici ya da caydırıcı olmalıydı.  Dayağın, çok yüksek sesle azarlamanın, haksızlığın, kişiliği aşağılamanın, eğitimde cezalandırmanın en ağır yolu olduğuna inanıyorum. Ne ekersek onu biçiyoruz. 

Çocuklar sakin ve güler yüzlü bir  öğretmeni daha çabuk benimsiyorlar. Öğretmeni sevmek, okulu ve dersi sevmenin de  ilk adımı. Korku, baskı, ancak geçici bir disiplin sağlıyor.  Oysa sevgi kalıcıdır. Çok basit nezaket cümlelerini  günlük yaşamda oyun  içinde kullanmalarına dikkat ederdim: "Özür dilerim, affedersin, lütfen, iyi akşamlar, günaydın arkadaşım vb." Bir oyun ya da yarışma sonrası yenilenin, galip geleni kutlaması gerektiğini vurgulardım. Şiirlerle, şarkılarla, oyunlarla öğretmeye çalışırdım her şeyi... Alışkanlıklar kalıcıdır.

Atatürk'ü anlamak, sevmek, benimsemek o yaşlar için zor ve soyut bir konu, ama Atatürk Büstü  ıslanmasın diye şemsiye tutan çocuğu hatırlıyorum. Atatürk resmi baskılı  bluzu kirlendi diye hıçkırarak ağlayan kız çocuğu aklımdan çıkmıyor. Ellerinde bayraklarla şiirler, marşlar  söylemeye çalışan çocuklar... Bu çocuklar bu sevgiyi daha sonraki yaşlarda çok daha güçlü biçimde sürdürecekler elbette.

Eğer bir anaokulunda öğretmen olsaydım; yaratıcı  oyunlarla,  şarkı ve şiirlerle gelecekte iyi, dürüst ve güvenilir, dengeli, sevgi ve saygıyı yerinde-dozunda kullanabilen  bir insan olabilmenin temelini atmaya çalışırdım.

Makbule ABALI- Eğitimci

Mersin-2021


GEÇMİŞTEN BUGÜNE...

2024 GÜCELLEME NOTU: Başöğretmen Atatürk'ün izinde: 2024 Yılı Öğretmenler Günü'nü kutlamaya hazırlanıyoruz. Gönül isterdi ki; Eğitim-Öğretimde çağdaş uygarlık düzeyinde yükselen değerlerle, her yıl bir öncekinden daha başarılı sonuçlar elde edelim, her konuda toplum olarak daha üst sıralarda yerimizi alalım.

Acaba nerede hata yaptık? Günümüz yetişkinleri neden daha sinirli, öfkeli, kaygılı, tahammülsüz bireyler oldular. Sadece eğitimciler olarak değil; her yaşta, her uğraşta, her meslekte, her işte, her kademede kişiler olarak kendimizi sorgulamak zorundayız.

Cumhuriyetimiz 101 yaşında. Buruk kutlamalar değil, gelecek endişesi olmadan, umutla-güvenle-inançla, güzel ülkemize lâyık, birlik-beraberlik ve barış içinde, coşkulu kutlamalara ihtiyacımız var. 

"Eğitim Hayat Boyu  Devam Eder." düşüncesiyle:

ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ- GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN.

Makbule Abalı-Eğitimci

İzmir-Urla 24 Kasım 2024