Neden Kitap Okuyoruz?
Bir süredir bloglar arasında devam eden Ağaç Ev Sohbetlerinin bu haftaki konusunu Derin Arkadaşımız (Deep Tone) belirledi. İsteyen arkadaşlar bu konuda sohbete katılabiliyorlar.
Neden Kitap Okuyoruz?
Okula başlamadan önce kitapları elime alır, uzun uzun resimlerine bakardım. O resimlerde az mı hayali yolculuklar yaptım, öykülerde dağlar aştım, yeni arkadaşlar edindim. Bizim zamanımızda Bütünden Parçaya öğrenirdik. Önce cümle, kelime ve harf. Renkli fişler hazırlardı öğretmenimiz. Şubat ayı gelmeden okurduk. Daha kolay, daha zevkli ve pratik. Eğitsel kollarda Kitaplık kolumuz vardı, her sınıfta bir kitap dolabı bulunurdu. Kitapları okudukça paylaşırdık. Kol başkanı olarak o dolabın anahtarını taşımak ne büyük sorumluluktu.
Daha sonraki yıllarda okuma yarışlarımız, kitap özetlerimiz, münazara ve kompozisyonlarımız bizleri okumayla dost kıldı. Okumak için okuduk, bilgilenmek, öğrenmek, sevdiğimiz, saydığımız büyüklerin gözüne girmek için okuduk.
Bugün bile takvim yapraklarını, birbirimize yazdığımız pusulaları okurum. Küçüklüğümüzde kardeşimle babamın anneme geçmişte yazdığı mektupları nasıl da heyecanla okurduk. Önceleri kitaplar konusunda seçici değildik. Her kitap öğrenmeye açık yeni bir kaynaktı. Polisiye romanlar, duygusal çocuk romanları, haftalık dergiler, macera kitapları... Belki büyüdüğümüzü hissetmek istiyorduk.
Yıllar önce yazdığım günlükleri bugün okumak şimdilerde öyle farklı bir duygu ki. Kendimi tanıyorum, sorguluyorum, belki yargılıyorum. Zamanla seçici olmayı öğreniyor insan. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza, budala. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Sait Faik, Nazım Hikmet, Orhan Veli ,Cahit Sıtkı Tarancı, Steinbeck ,Gazap Üzümleri; dost olduklarım. Çalıkuşu, Küçük Kadınlar, can dostlarım, unutamadıklarım...
Çekingen bir çocuktum. İnsan kişiliği çok büyük bir değişime uğramıyor. Kitaplar size kocaman bir dünyanın kapılarını aralıyor, ufkunuzu genişletiyor, güveninizi tazeliyor. Candan bir dost gibi yanınızda, yakınınızda olsun istiyorsunuz. Yemek, içmek gibi olağan bir ihtiyaç, açlık, susuzluk gibi bir duygu. Evliliğimizde yeni eve ilk siparişimiz, bir duvarı boydan boya kaplayan bir kitaplık olmuştu. Ve taşınan eşyalar arasında kutular dolusu kitap; vefalı dostlar gibi kitaplar...
Kitaplara notlar almışım, işaretler koymuşum. Her karıştırışta yeni şeyler buluyorum. Bir arkadaşıma, dostuma doğum günlerinde hep kitap armağan ederim. benim de her zaman aldığım en değerli hediye kitaptır. Bir küçük pusulayla verilen hediye iki kat değer kazanır benim için. Zamanla okuma hızınız düşüyor tabii. Gözlerinizde bozukluklar çıkıyor. beden temponuz yavaşlıyor. Sadece okumak değil, yazmak da bir başka anlam kazanıyor. Hayatı yeniden filme çekiyorsunuz adeta. Ama okumanın kazandırdıklarını kayda alıyorsunuz bu kez. Ve hayat devam ediyor...
Makbule Abalı

