Sayfalar

insan. şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan. şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şubat 17, 2025

AHMET TELLİ ŞİİRLERİYLE BİR DOĞUM GÜNÜNÜ ANMAK

 


17 Şubat, kardeşten öte, çok çok sevdiğim bir yakınımın doğduğu gün. Yakınlarımızı sevdiği şeylerle, anılarıyla anmak, yaşamın güzel ve anlamlı bir şekilde devamını da sağlıyor. Ona Ahmet Telli Şiirlerinden küçük bir  demet sunmak istedim. 

Has insanlığı, kendine özgü kişiliği, içtenliği, duyarlılığı, vefası ve herkesle paylaştığı dostluğuyla  her zaman sevgiyle-özlemle andığımı (Uzaklarda bile olsa) iletmeyi düşündüm.



 Ünlü Şair-Yazar AHMET TELLİ, 2 Aralık 1946 - Çankırı Eskipazar doğumlu. Hasanoğlan ve Kayseri Pınarbaşı Öğretmen Okullarında eğitim gördü. 4 yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe-Edebiyat Bölümünü bitirdi. 1981 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü'nde öğretmen olarak çalıştı. 

13 şiir kitabı, kişisel yazıları, öyküleri var. Ödülleri: 1960-Ömer Faruk Topak -Şiir Ödülü, 1982-Şiir Özendirme Ödülü,  2018-Altın Portakal Şiir Ödülü, 2020-Pen Türkiye Şiir Ödülü. 

ŞİİRLERİ:

AYRILIK AYRACI 

Bütün ayraçları  kaldırdın ama  unuttuğun 

Bir şey vardı yine de çiçekleri sulamadın 

Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi

Ve ne kadar az konuşur olduk

Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor 

Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada 

Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık 

Ahmet TELLİ 


ÇOCUKSUN SEN 

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen 

Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu 

Şu samanyolu hani avuçlarından  dökülen 

Kum taneleri var ya onlardan birindeyim 


Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor

Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte 

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun

Ahmet TELLİ 


GECELEYİN KIRDA 

Kuytu bir köşesindeyim 

ve  yorgun bedenimin altında

Çıtırdıyor kuru yapraklar 


Üstte kristal bir gök 

ve yıldızlar

ozancasına 


Yalnızım

sıkıntının yalnızlığı değil b

Düşlerle el ele 

yaşamayı dillendiren...

Ahmet TELLİ 


GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME 

Gün biter gülüşün kalır bende 

anılar gibi sürüklenir bulutlar 

Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır

güz bitip sular köpürür de

kapanmaz gülüşünün açtığı yara 

uçurum olur zaman her gece...

Ahmet TELLİ 


Derleyen: Makbule ABALI- Eğitimci 

17 Şubat 2025 İzmir-Urla (78 Yılın Anısına)

Kaynaklar: Ahmet Telli şiirleri, Vikipedi, İnternet Edebiyat sayfaları









 

Ekim 01, 2021

ŞARKILARLA- ŞİİRLERLE (Mini Öykü)


 Şirin, küçük bir çay bahçesi. Sarmaşık gülleriyle donatılmış. Bir köşede de yaseminler gizlenmiş. Yasemin kokusu buram buram burnunuza geliyor. İçeride 2-3 masa dolu, diğerleri boş.  Çevreyi izlerken birden onları gördüm; Kadının içeri girişi dikkat çekiciydi. Ağır adımlarla eşinin kolunda vakur  bir eda ile yürüyordu. Gözlerinin renginde yeşil bir giysi vardı üstünde. Tek taşlı zarif bir kolye beyaz boynunu çevreliyordu. Yıllar önce nasıl da güzeldi kim bilir. Eşi kah elini tutuyor, kah koluna giriyordu. Yoğun sevgisini bakışlarından anlamak mümkündü. Ama sanki kadının o güzel gözlerinde bir boşluk vardı. Boşluğa, uzaklara bakar gibiydi gözleri. Eşinin üstünde lacivert şık bir süveter, içinde mavi bir gömlek vardı. 70 yaşlarında görünüyordu. 

En uzak köşede bir masayı seçtiler, iki çay söylediler. İkisinin de elleri masanın üzerindeydi. Kadın ellerini uzattığı anda adam da uzattı, elleri birleşti. Yan masada oturunca konuşmalarını net duyuyordum. Şiir diliyle konuşuyorlardı. Kadın belli belirsiz bir sesle fısıldadı: "Ben sana mecburum bilemezsin" Adam ekledi:" Adını mıh gibi aklımda tutuyorum// Büyüdükçe büyüyor gözlerin/ İçimi seninle ısıtıyorum "

Kadın belli belirsiz fısıldadı: "Siz geniş zamanlar umuyordunuz" Adam devam etti : "Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek/ Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi." Kadın sırasını biliyordu: "Bir beyaz gemiydi ayıran onları" Adam devam etti: "Kadın güvertedeydi, adam rıhtımda/ Unuttum yüzünü kadının/ Adamın gözleri aklımda" Kadın fısıldar gibi  bir kelime ya da cümle söylüyor, eşi dizeleri tamamlıyordu.

Çay ocağı sahibi onları dikkatle izlediğimi fark edince yanıma geldi. "Gizem Hanım şairdir, şimdi Alzheimer" dedi. "Eşi sanatçı, sesi çok güzeldir. Çok büyük bir aşk yaşadılar. O büyük aşk bir hastalıkla sarsılıyor şimdi." Her gün belli saatte buraya gelirler, şiirler, şarkılar geçidi başlar. Gizem Hanım unutsa da Umut Bey hatırlatıcıdır. Terapi gibi, oyun gibi. 

Onlar devam ediyorlardı: "Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda / Dokunabilir misiniz  gözyaşlarıma ellerinizle?"

Adamın gözlerinden akan bir damla yaşı kimse görmedi, bilmedi sanırım.

Makbule ABALI 

ALZHEİMER DUYARLILIK İSTER, FARKINDALIK BEKLER.