Sayfalar

Çaresizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çaresizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haziran 30, 2021

ÇARESİZLİK...


Dünya büyük,

Çocuklar küçük

Dünya saldırgan,

Çocuklar savunmasız...

Sevgi, ilgi saklanmış kuytu köşelerde

Kötülük, utanmazlık, hainlik

Apaçık her yerde

Çocuklar masum,

Çocuklar saf ve temiz,

Maskelerden habersiz,

Art niyetsiz

Güçsüz, korunmasız

Her şeyden habersiz...

Kuşlara el salladılar çaresiz

Uçup gitti kuşlar

Uçurtmalar çok uzaklarda

Gökyüzü masmavi

Bulutlar bembeyazdı.

 Ansızın kapkara oldu dünya 

Hayaller kabuslarla buluştu...

Bağıramadılar, koşamadılar,

Kaçamadılar.

Salıncaklar bomboş havalandı,

Adaletin terazisi bile kırıldı,

Onaramadılar...

Makbule ABALI





Kasım 12, 2015

KIYIDA KALAN...



"Son vapuru da kaçırsaydım nasıl dönecektim eve " diye düşündü. Adımlarını hızlandırdı. Uzaktan vapurun gelişini görmüştü. Az sonra da düdük sesi geldi. Vapura binmeyi, denizde seyahat etmeyi oldum olası severdi. Çocukluğunda kağıttan gemiler yapar, su dolu bir tasın içinde yüzdürürdü. Suyla oynamak öyle rahatlatıcı gelirdi ki ona.Dökülen sular etrafı ıslatsa da "En büyük kaptan benim, en güzel gemi benim gemim" diyerek nasıl da sevinir, mutlu olurdu.

Kağıttan da olsa, ıslansa da o gemilerle mutlu olma çağı yılların ötesinde kalmıştı. Öyle küçük şeylerle mutlu olamıyordu artık. Mutluluk yılların ardında, büyük kuşların kanadındaydı sanki. Eline konmadan uçuveren kuşların kanadında. Hiçbir şey çocukluktaki gibi kolay yakalanamıyordu.Çok istenen bir şeye ulaşmak da o yıllardaki gibi kolay değildi. "Yetişkinlerin hayatın zorluğunu zamanla anlayacaksınız deyişleri o yüzden herhalde" diye düşündü.

Son vapur da kıyıya yanaşmak üzereydi. Bekleyen çok fazla kişi yoktu. Birkaç tekne sonradan yolcu çıkabilir düşüncesiyle kıyıda bekliyorlardı. Birden onu fark etti. 
12-13 yaşlarında olmalıydı.Simit tezgahını yanaşan vapur yolcularına simit satmak için hızla sürüyordu. Camekanlı el arabasında 8-10 simit kalmıştı. Akşamın son simitleri. Birden bir ses duyuldu. Araba kenardaki banka şiddetle çarpmıştı. Ön cam kırıldı, simitler yola saçıldı, arabanın ön tekeri yerinden çıktı. Simitçi çaresizlik içinde etrafına bakındı. Hemen bir seyirci grubu oluşmuştu.
Ne olup bittiğini seyretmeye meraklı ne çok insanımız vardır.

Simitçi pek çok şeyi düşündü aynı anda; Her şey aksi gitmişti bugün. Araba, dökülen simitler, kaybolan parası. Birden arkasında bir ses duydu: "Dökülen simitlerin hepsini ben alıyorum. Sokaktaki kedi köpeklerin hepsi aç. Nasıl da sevinirler bilsen." 
"Hala iyi insanlar var" diye düşündü simitçi. "Her şey kötü gitse de kurtarıcı iyiler var mutlaka."

O arada  vapurdan inişler başladı. Herkes bir koşturmaca içindeydi. Hayat hep biraz telaş, biraz heyecan değil midir? İnenlerden sonra binecekler kuyruğa girdi. Son vapura son binen elinde simit poşeti taşıyan genç bir adamdı. Az sonra vapurun kalkış düdüğü duyuldu. Kıyıda tekeri kırık boş arabasıyla bir simitçi kaldı. Onca sıkıntıya rağmen yalnız olmadığını düşündü. Ertesi gün kaç tane simit satabileceğini planladı. Yağmur atıştırmaya başlamıştı. Elinde kırık teker, yokuş aşağı arabasını sürerek uzaklaştı...