Sayfalar

Çocuklar ve savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklar ve savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nisan 04, 2017

KİMYASAL SAVAŞ...



21. yüzyılın ilk yarısı, yıl 2017
Bir bahar günü, çatışmalar içinde mevsim kara kış
Teknoloji savaşlarla yarışıyor;
İnsanlık, kardeşlik, akıl, mantık, bilinç
Hepsi yok olmuş rekabet savaşlarında,
Sen-ben kavgasında.
Çoluk-çocuk, kadın-erkek, hasta-yorgun
Kimin umurunda, her şey savaşa endeksli.
21. yüzyılın ilk yarısında, bir Nisan günü
Kimyasal silahlar kullanıldı bir kez daha;
Çağın utancı, yüz karası, insanlık ayıbı...
Çocuklar nefes alamadı, yandı-kavruldu boğazları
Savaşmayan masum siviller, onlar da yandı tutuştu
Hortumlarla yıkandılar, arınamadılar kimyasaldan.
Dünya gene zor bir sınav verdi;
Küçücük masum çocuklar bile kimyasala bulandı.
Dünyanın kirini kim temizleyecek?
Büyümeden can veren çocuklardan kim af dileyecek?

Makbule ABALI.


Eylül 05, 2015

KUŞLARLA GÖÇMEK YA DA SULARDA YOK OLMAK...



Rüya gibiydi; Evde küçücük yatağında olduğunu sandı bir an.
Oyuncak ayısı da yanıbaşında sanki. Ama değillerdi... Henüz küçücüktü. İlk kez denizde yolculuk yapacaklardı.
İlk gördüğünde bot gözüne nasıl da büyük görünmüştü.
Telaşla herkes binmişti. Ama nasıl indiklerini  hiç hatırlamıyordu. Binerken herkes nasıl da neşeliydi.
"Kurtuluyoruz , kurtuluyoruz diye bağıranlar bile vardı. 
Güneş yakıcıydı. Sular serindi. Ama içme suyu yoktu. 
Susamıştı, acıkmıştı da. Ama artık kıyıdan çok uzaktaydılar. Birden çığlıkları duydu. Önce  yatağından düştüğünü sandı, korktu. Annesine seslendi, cevap alamadı...

Oysa bot batmak üzereydi.Anne babasının eline uzandı, bulamadı.Herkes birbirini itmeye çalışıyordu.Abisi neredeydi...? Birden kendini denizde, soğuk suların içinde buldu. Babasının giydirdiği can yeleği üstünde değildi. Ama su üstünde sırtüstü kalmayı öğrenmişti.
Güneşin parlak ışıklarını yüzünde hissetti. Dalgalar yavaş yavaş üstünden aşıyordu. Annesinin masal gibi anlattığı gidecekleri yeri hayal etti önce... Gülümsedi.
Evleri olacaktı. Babasının işi olacaktı, 

Gökyüzünde güneş iyice yakmaya başlamıştı. Gözlerinin kapanmasına engel olamıyordu.Gözlerini kapattı ,tekrar açtı. Gözleri kamaştı; Belki  yüzlerce uçurtma vardı gökyüzünde. Balonlar, kuşlar sanki hepsi birlikte havalanmışlardı.Sonra hepsi yavaş yavaş yere indi. Elini uzattı ama tutamadı.Vücudu ağırlaşmıştı. Dalgalar onu sahile attı. Sahilde hareketsiz yatıyordu. Ellerini göğe uzatmak istedi son bir kez. Kaldıramadı...

Rengarenk Balonlar, uçurtmalar gökyüzünü kaplamıştı. Üstünden kuşlar uçuyordu. Kuşlara el salladı ve sonsuz bir uykuya daldı. Belki de güzel bir rüya... Yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle ayağında botları, kırmızı giysisiyle, 3.5 yaşında küçücük yorgun bedeniyle bir çocuk, dünyanın karmaşasına aldırmadan  sahilde uyuyordu...
Artık kaçmayacaklardı...