Sayfalar

babaanneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
babaanneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs 14, 2017

BİR ANNELER GÜNÜ'NÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...



Her anneler Gününde biraz burukluk yaşarım. Sadece annemi kaybetmiş olmaktan ötürü değil; yakın-uzak çevremizde, ülkemizde hatta dünyada annesini kaybetmiş milyonlarca çocuk adına kaygılanırım, üzülürüm, çaresizlik hissederim. Sevdiklerimizi tek gün anmak tabii ki yeterli değil. Ömürlük bir duygu tek güne, birkaç saate sığar mı?

Ergenlik döneminden sonra her şey farklı düşünülüyor. O yaşlara kadar hayatın içinde her şeyi oyun gibi algılıyor insan. O yıllarda anneler gününde şiirler yazar, kır çiçekleri toplar, yaratıcılığımızı kullanarak oluşturduğumuz minik hediyeleri zarfa koyar, annemize verirdik. Bazen zorlanırdık ama annemin yüzündeki aydınlanmayı görmek için emeklerimize, çabalarımıza değerdi.

Bir anneannem, bir babaannem hiç olmadı. Şimdi torunlarının elinden tutmuş yürüyen tonton insanlara imrenmem belki de o yüzdendir. Bazen bir puset, bazen bir bisiklet eşlik eder bu yürüyüşe. Büyükler de çocukların temposuyla ağır ağır yürürler. Sesleri en yumuşak tonda, yüzlerinde bir gülümseme ile minik ellerle yılların buruşturduğu eller el ele bir maraton sürer gider...

Bazen hiç tanışmadığımız halde, bir bankta dinlenirken konuşuruz bu güzel insanlarla. Bazen yolda bir "Günaydın" bir "Merhaba" ile başlar konuşma, sürer gider. Onlar da mutludurlar birilerine iç dökmekten ya da karşılıklı konuşmaktan. İnsan insanı arar daima. Toplumda güven azalmışsa bile küçük bir tanışma aralığından sonra içinizden gelen güvenle cesaretleniyorsunuz. 

Annem de, babam da annelerini hiç tanımamışlar. Annem henüz bebekken, doğduktan çok kısa bir zaman sonra annesini kaybetmiş. Babam da "Çok çok küçükken" derdi. İkisinde de annelerinin fotoğrafı yok. Annemi babası ve büyük ablası büyütmüş. Çocukluk işte; belki o yüzden küçükken annemin teyzeme olan sevgisini, ilgisini çok kıskanırdık. Ve sonra Onun ölüm haberiyle duyduğu büyük üzüntü, yıkım adeta. Gençliğimize rastlamıştı. Gece çalan her telefon o yüzden ürkütür beni...

Aralık Ayı sanki ölümlerin yaşandığı ay gibi gelir bana. Oysa ayların ne suçu var? Annemi bir 8 Aralık günü kaybettik.Ama O kendinden 10 yıl önce bir 12 Aralık günü kızının ölümüne tanıklık etti. Bir güzel insanı, benim için unutulmaz bir kardeşi erken yaşta kaybettik o gün. Çok iyi yetişmiş kızı ve oğlu hayatı en iyi şekilde devam ettiriyorlar.


Asıl olan anıları yaşatmak değil midir? Anılara sahip çıkmak, yaşamı yaşanabilir kılmak. Yitirdiklerimizi saygıyla, sevgiyle anmak. Mezarlığa her gidişimde çocuk mezarları da dikkatimi çeker.Çok erken yaşta hayata veda etmişlerdir.Bazen 5 günlük, bazen birkaç aylık, ya da birkaç yaşında.

Annemin mezar taşında çok sevdiği, bir zamanlar ezbere söylediği "Uçun Kuşlar" şiirinin ilk dizesi yazar.
"Uçun kuşlar uçun doğduğum yere"
Devamını mırıldanırım:
"Şimdi dağlarında mor sümbül vardır,
Ormanlar koynunda bir serin dere,
Dikenler içinde sarı gül vardır."


Anneliği özveriyle sürdürmüş ve sürdürmekte olan tüm değerli annelerin, biyolojik anne olmasa da çocukları bir anne gibi seven tüm kadınlarımızın, sevgiyi, şefkati, merhameti gerçek değerler olarak kabul eden tüm insanlarımızın ANNELER GÜNÜ kutlu olsun.