Dün bir kargo geldi. Kargolar ne çok şey taşır; Bazen gönül dolusu sevgi, bazen kucak dolusu anılar, sararmış fotoğraflar, eski mektuplar ya da ev eşyaları, gıda maddeleri.
Kargoyu heyecanla açarken keskin bir koku yayılıyor çevreye. Ama kötü bir koku değil bu. Tanıdık bir koku. Eski kitap kokusu, eski dergi kokusu. İçime çekiyorum o kokuyu...
Beni ta uzaklara, geçmiş yıllara taşıyor. Bir film karesi gibi; Fonda geçmiş yıllar, Çemberlitaş, Beyazıt çevresinin sesleri, araba gürültüleri, satıcı sesleri. Büyülü ortamıyla Kapalı Çarşı.
Yıllar öncesi üniversite yıllarım. Çemberlitaş Yükseköğrenim Kız Öğrenci Yurdu'nda kalırken okulda ders olmadığı zamanlarda Sahaflar'a küçük yolculuklar. İstanbul Üniversitesi'nin çok yakınında çınar altında bir kahve. Gençler çalışıyorlar, çay kahve içiyorlar.
Sahaflar'da eski kitap, dergi satan dükkanlar yan yana sıralanmış. Eski kitaplardan seçimler yaptığım o günler, o koku burnumda tütüyor adeta. Kitaplara bakarken dakikaların nasıl geçtiğinin farkına varmazdık.
Eski kitaplar da eski insanlar gibi. Yılların ardından eskiyor, yıpranıyor ama sağlam kökler, kalıcı bilgiler değer kaybına uğramıyor. Hatta çoğu zaman aranılır oluyor, belki değeri artıyor.
Kız kardeşim Emel, Ankara'daki evini Antalya'ya taşırken hepimiz için birer anı paketi hazırlamış. Benim için de eski yılların sanat-edebiyat dergilerinden "Varlık " ile bir kargo hazırlamış. Benim için ne değerli bir hediye. Yazılar, şiirler, sanat çalışmaları. Dopdolu içeriğiyle evimizi nasıl da şenlendirdi, aydınlattı.
Bazı kargolar yılların ötesinden nadide bir paket gibi. Üstünde "kırılabilir" yazmıyor, ederi belli değil ama öyle anlamlı, öyle değerli ki. Paketi özenle açıyorum, onları yeni yuvalarına yerleştiriyorum. Yaşam küçük sürprizlerle daha da anlam yükleniyor.
Teşekkürler Emelciğim...
Ablan Makbule Abalı
Eylül-2022

