Sayfalar

mimlenmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimlenmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şubat 11, 2019

"HANGİSİNİ TERCİH EDERSİN ?" MİMİ....



Bloglarda yazmaya başlamadan önce mim nedir, bilmiyordum doğrusu. Birkaç mimle sorulara yanıt verdikten sora daha iyi öğrendim. Mimler; bloglar arası iletişimi sağlıyor, bir ölçüde kişileri tanıtıyor, bazıları bilgilendirici ve düşündürücü de oluyor. Bu mim, blog arkadaşımız Selimhan Kalkan tarafından Deeptone arkadaşımıza yönlendirilmiş, ondan da bana geldi. Deeptone arkadaşımızı kırmak, reddetmek mümkün değil. İçtenlikle yapmaya çalışacağım.

*Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı,  yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi? Neden?
Kuşlar en çok sevdiğim canlılar. Bağımsızlığı, özgürlüğü simgeliyor. Balıkları dev akvaryumlarda izlemek çok güzel. Denizler altında yaşam balıklara kalsın. Martin Luther King ne güzel demiş: "Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik. Ama bir tek şeyi unuttuk, kardeşçe yaşamayı."

*Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı, yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden? 
Seneca "Kitapsız yaşamak, kör, sağır, dilsiz yaşamaktır." diyordu. Kitap, mutluluk benim için. Evcil hayvanlara da kıyamam. Ama bir kütüphanede kitap kokuları arasında yaşama fikri bile harika.

*Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı, yoksa büyük ayaklar mı? Neden?
"İkisi de normal. Hatta belki biraz küçük sayılabilir. Ama hiç şikayetçi olmadım. "Gulliver Devler Ülkesinde" yaşasaydım belki fikrim değişirdi."

*Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden?
"Çay, en güzel ikram bence. Rengi gözlerinize, tadı midenize, sıcaklığı ellerinize iyi gelir. Bir simitle arkadaşlık ederlerse tadına doyum olmaz."

*Hangisini tercih edersin? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi? Neden? 
"İnsan her yere konuk olabilir. Her evde imkanlar dahilinde yemek pişer. Yemek ayırt etmem. Her şey öylesine pahalı ki, köfte yapacak kıyma alınamayabilir. Fasulye eskiden milli yemekti. Atatürk her gün yermiş; "Yoksul halkımı göz ardı edemem." diyerek. Sanırım yemek tercihim güne, duruma, çevreme göre değişir. İki grubu da çok severim."

*Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? 
"Neden sınırsız...? Bir yemek şampiyonasında bile sınırsız yemek yiyenleri görünce huzursuz oluyorum. Döner ilk tercihim olurdu ama tüm sakatatları da, temizliğine inandığım bir yerde severek yerim. Bumbar dolmasını çok severim. Yemek ayırt etmemeyi çocuklara da öğretmek gerek."

*Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? (Ölüm  tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun.) Neden? 
"İkisini de bilmek istemem. Ölümü beklemek, yaşamdan umudu kesmek değil midir? Hayat öylesine sürprizlerle dolu ki, 1 saat sonra ya da 1 gün sonra ne olacağımız belli değil."

*Hangisini tercih edersin? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? Neden ?
"Filmlerini bile sevemediğim bir gelecek ürkütüyor beni. Üstün teknoloji, uzay çağı, robotların devreye girmesi, kaybolan değerler, duygudan çok mantığın devreye girmesi... Ben uzay çağının insanı değilim sanırım. Romantik çağın, maddeden çok insanın değerli olduğu dönemlerin insanıyım. Her çağda duygularım ağır basmıştır. Geçmişin savaşlı, karışık dönemlerinde  yaşamak istemezdim tabii. Duygusal anlamda nostalji her zaman özleniyor."

*Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak biletini mi? Neden?
"Yurt dışı gezilerim oldu ama İtalya ve Avusturya'yı görmedim. Bu iki ülkeyi görmek isterdim. Sanat eserleri, mimari yapıları , doğal güzellikleri dikkatimi çekiyor. "

*Hangisini tercih edersin? Daha çok dinlemeyi mi, daha çok konuşmayı mı? Neden?
"Yerine göre, duruma göre ikisi de gerekli diye düşünüyorum. Bir ortamda önce yeterince dinleyip, sonra çok uzun ve bıktırıcı olmadan konuşmak mantıklı gelir bana. Konuşmuş olmak için konuşmayı, çok yanlış bulurum. Yeri gelince bildiğimi aktarmaktan mutluluk duyarım."

*Mimin hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ederim. Düşünme fırsatı verdiler.

Mimi yönlendireceğimiz 10 arkadaş adı istendi. Bir süredir blogda bulunamadım. Hangi arkadaşımın zamanı uygun bilemiyorum. Gönlümden geçen çok kişi var. Sanırım durumu uygun olan arkadaşlarım seve seve yapacaklardır. Teşekkürler.

İzler ve Yansımalar, Maviye iz süren, Handan, Derya, Momentos, Rabia Sertel, Recep Altın, Ece Evren, Cem Kazan, Sebuş'un işler güçler, Merih'in atmosferinde, Cafe Tigris (12 arkadaşımı yazdım. Belki zamanı olmayan olabilir.)

Makbule Abalı-Eğitimci
11Şubat 2019 Mersin





Ağustos 10, 2016

Blogger Life 2 MİM (BİR BAŞKA DÜNYA )



Blog dünyasında yer almadan önce mimlemek,mimlenmek sözcüklerini bilirdim Ama doğrusu "mim" nedir, bilmiyordum. Artık öğrendim. Farklı zamanlarda bu 3.mimim.Sevgili Sade ve sevgili Acemi Demirci mimlemişler. Hiç kırar mıyım? İkisi de çok sevdiğim iki blogger arkadaşım. 
Bilmem doğru mu düşünüyorum, ben mimlemeyi çocukluk oyunlarındaki sobelenmeye benzetiyorum. Çocuklukla ilgili her şey bana içten ve sıcak geliyor.
Soru ve cevaplarla kapıları biraz aralamaya ne dersiniz?



1-Blogger denilince aklınıza gelen üç şey nedir?

Blogger deyince aklıma çok şey geliyor. Ama bunu 
sınırlı tutarsak; okumak, yazmak, paylaşmak diye düşünüyorum. Okumak-yazmak bir tutku.Okumayı sevmeyen bir insan belki blogger olabilir ama susuz, ışıksız bir bitki gibi cılız ve güçsüz olur. Okumak, bloggerın bilgi dağarcığını besliyor, ufkunu genişletiyor.

Yazmak: Blog kalıcı bir unsur. "Söz uçar yazı kalır" deyişi anlamlıdır. Bir iz bırakacaksak doğru izler kalmalı. Yazdıklarımız tutarlı olmalı, yazım yanlışlarına dikkat edilmeli, olabildiğince günceli yakalamaya çalışmalı.Fikirler orijinal olmalı izinsiz kopyaya başvurmamalı.

Ve bence en önemli öğe paylaşmak. Hepimiz bloglarla bilgilerimizi tazeliyoruz. Düşüncelerimizi, fikirlerimizi, umut ve beklentilerimizi  paylaşıyoruz.Benim blog arkadaşlarından öğrendiğim çok şey oldu. Kendimi yeniledim, bilmediğim konuları araştırma ihtiyacını duydum. Kitap tanıtımlarında belleğimi kontrol ettim, eski ben'i yeniden test ettim.

2-Her temadan (Kişisel, gezi, kozmetik, kitap vs.) yazılarını en çok beğendiğiniz, okumaktan bıkmadığınız bloglardan örnek verin desem.

"En" sözcüğü bana tek'i düşündürüyor. En çok sevdiğim deyince yanlış cevaplamak istemiyorum. Ama çok sevdiğim, özlemle, merakla yayınlarını beklediğim, okurken büyük keyif aldığım, yeni şeyler öğrendiğim, genç olmasına rağmen olgunluğuna hayran olduğum ya da planlı, araştırmacı kişiliğine saygı duyduğum, içtenliğini, dostluğunu gönülden benimsediğim çok blog var. İyi ki varlar. İyi ki izliyorum. Belki daha bilmediğim, ulaşamadığım nice güzel blog var.Blog adı saymak... Ne kadar zor. O arada unutulan adsız kahramanlar olacaktır mutlaka.

3- Yeni blog yazmaya başlayan arkadaşlara verebileceğin öneriler nelerdir?

Yolun başında insan çok mutlu başlayabiliyor. Ama sonra bilinmeyen teknik konular can sıkabiliyor.
Ben de hala bazı konularda kendimi eksik hissediyorum.
Teknik konularda  kendilerini geliştirmelerini önerirdim. Bloğa zaman ayırmak gerekiyor. Periyodik olarak belli zaman aralıklarıyla yazılabilir. 
Blogda yazmaya başladıktan bir süre sonra iki yıl kadar ara verdim.

İlk zamanlar sadece yazdım, yorum yazmayı çok önemsemedim. Hataydı. Yorum karşılıklı etkileşimi sağlıyor. Ama bir kelimelik, bir cümlelik yorumlar yazamıyorum. İçimden geldiği gibi yazıyorum. Biliyorum yorum görmek, okumak bir ihtiyaç. Bazen arkadaşların üst üste yayınlarında o hıza yetişememekten ötürü yorumda geciktiğim zamanlar oluyor, üzülüyorum. Bence bloglarda üye sayısının  çok kabarık olması değil, üyelerin kişilikleri daha önemli.

Bazen çeşitli nedenlerle yorum yapamadığımda karşı taraftan da yorum gelmediğini görmek beni incitiyor doğrusu. Nedenini bilmeden "kısasa kısas" hikayesi gibi. İyi niyet ve içtenlik benim için çok önemli. Yeter ki nedenler bilinebilsin, empati kurulabilsin. Belki bir davranış özelliği, belki bir karakter yansıması; Blog arkadaşlarıma hemen "sen" diye veya adıyla hitap edemiyorum. Biraz zamana ihtiyaç duyuyorum Bunun farklı algılanmaması gerekir diye düşünüyorum Hepimizin iç dünyası farklı. 
İğneyi önce kendime batırarak blogger arkadaşlarıma küçük hatırlatmalar yapmaya çalıştım.

4- Hangi ülkede yaşamak isterdin? Yada en çok gitmek istediğin mekanları yazabilir misin?

Huzur ve güven içinde sevdiklerimle birlikte olacağım her yer benim için "yaşanacak" yerdir. Saygı ve sevginin yok olmadığı, insanın insana eziyet etmediği her yerde yaşanabilir. 
Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Memleket İsterim" adlı şiirinde kendimi bulurum adeta;

"Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun.
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun,
Olursa bir şikayet ölümden olsun."
                     Cahit Sıtkı Tarancı

Aslında sade bir yaşam içinde huzur ve güven arıyorum. Kapadokya Bölgesi bir masal ülkesi gibi gelmişti bana. Marmaris, dağları ve deniziyle Annabel Lee'nin uzak bir deniz ülkesi gibiydi. ülkemiz her yönüyle öylesine güzel ki. Çukurova'yı, Karadeniz'i de çok seviyorum. 
Dünyada belki Hollanda'nın köyleri... Yaşanacak yerin adı önemli değil, insanca bir yaşam önemli. Belli bir yaştan sonra sessizliğin sesini özlüyor insan. Mutluluk küçük ayrıntılarda gizli. Küçük şeylerden ötürü kırılmak daha çok incitiyor insanı.

Söylemek istediğim ne çok şey varmış. Artık sonlandırmak lazım."Su küçüğün, söz büyüğün" dermiş eskiler. Ama dünya değişti, zaman bir başka zaman . Gençler daha çok söz sahibi olmalı.
Face-book, instagram, twitter gibi başka bir yerde hesabım yok. Sadece blogda olmak beni daha mutlu ediyor. Bloglarda daha içten bir etkileşim var diye düşünüyorum.Bir hastalıkta, kazada, ölümde, iyi günde-kötü günde blogger dayanışması çok güzel. 

Mim'i doldurması, bu küçük oyuna katılması için aklımdan geçen çok blogger arkadaşım var. Ama kararı kendileri versinler istiyorum. Lütfen üstteki küçük resmi de eklemeyi unutmasınlar.
Yayla bahçesinden gülleri tüm blogger arkadaşlara
sevgi ve selamlarımla iletiyorum... 

Makbule ABALI