Ne çok Narin varmış meğer ülkemizde;
Çok uzaklarda değil,
Yanı başımızda.
Tanımadığımız, bilmediğimiz
Farkında olmadığımız,
Yüzünü görmediğimiz,
Sesini bile duymadığımız
Hassas, narin, alıngan, kırılgan...
Narinler, Kaderler, Yeterler, Songüller;
Yaşarken değil,
Ancak öldükten sonra haberdar olduklarımız...
Adları değişseydi
Yaşamları da değişir miydi acep?
Oyuncakları, kitapları olur muydu?
Okullu olup önlük giyerler miydi ?
Genç kız olup sevdalanırlar mıydı ?
Hatta belki gelinlik giyip
Telli-duvaklı gelin bile olabilirlerdi...
Olamadılar...
Minicik fidanlardı;
İnce, narin, korunmasız.
Bir dala tutunamadılar
Bir fırtına, bir kasırga aldı götürdü çoğunu
Kıydı çocukluklarına.
Kim kıydı, nasıl, ne zaman kıydı... ?
Gören gözleri, duyan kulakları, sezen yürekleri olmasaydı
Daha uzun yaşarlar mıydı acaba...?
Yüzyıllar ötesinden gelen bir toplum
Umutsuz, umarsız yaşayabilir mi yıllarca ?
Adaletin şaşmaz terazisi, gün gelir de bir gün
Masum çocuklar için de dengelenir mi...?
Makbule ABALI - Eğitimci
14. 09.2024- Urla

