Sayfalar

Yaşamaya dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşamaya dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eylül 19, 2020

YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi mesela,
yani yaşamanın dışında ve ötesinde
hiçbir şey beklemeden
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken ,
hem de en güzel, en gerçek şeyin 
yaşamak olduğunu bildiğin halde.


Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile , mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
...........
Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak.


Nazım Hikmet RAN

İNSAN için özveriyle çalışan tüm sağlık personelimize, doktorlarımıza, eczacılarımıza, eğitimcilerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kaybettiklerimizi  rahmetle anıyoruz. M.A









Haziran 03, 2019

YAŞAMAYA DAİR...


Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani,
 yaşamanın dışında ve ötesinde 
hiçbir şey beklemeden
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin ,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.

Diyelim kiağır ameliyatlık hastayız,
yani beyaz masadan 
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de
 biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bıleceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz 
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
Yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına
demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak ...

Nazım HİKMET


Ocak 15, 2018

YAŞAMAYA DAİR- Nazım HİKMET RAN





Bugün dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet Ran'ın 116. doğum yıldönümü. 15 Ocak 1902 yılında doğmuş, 1963 yılında 61 yaşında vefat etmiş.Saygıyla anıyoruz.
"Yaşamaya Dair " adlı şiiri en sevdiğim şiirlerinden.
Her okuyuşta ayrı bir tad alıyor insan.İçinde bir yaşam felsefesi barındırıyor.

YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela, 
yani, yaşamanın dışında
ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak
yaşamayı ciddiye alacaksın
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, 
sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz  gömleğinle  bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin
 insanlar için,
hem de hiç kimse
seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin 
yaşamak olduğunu bildiğin halde 
yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde
ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından...

Nazım Hikmet RAN




Mayıs 26, 2016

BİR ŞİİR GİBİ...



Mayıs Ayının da sonuna geldik. Ömürden bir bahar daha geçti. En sevdiğim aylardır Nisan ve Mayıs. Bitince üzülürüm sanki.  Her mevsim kendine özgü yaşanmışlıkları barındırıyor içinde. Günler bazen güneşli, bazen fırtınalı ya da parçalı bulutlu. İnsanın iç dünyası gibi...

Ama biliyoruz ki her gün yeni bir güneş doğuyor, her gün yeniden farklı bir gün başlıyor. Ve her gün karanlığın ardından yeniden aydınlanıyor dünya... İyi ki şiir dünyası var, iyi ki şairler var, dünyanın değişimine yardımcı olan. Zaman zaman şiirin o sihirli dünyasına girmek lazım. Şiirsel bir havayı solumak insanı rahatlatıyor. Şiirle daha sakin, daha rahat düşünüyor insanoğlu...

BEBEKLERİN ULUSU YOK

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu

Bebekler çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi

Babalar çıkarmayın onları akıldan
Analar koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Bebekler, çiçeği insanlığımızın 
Ve geleceğimizin biricik umudu...

                                         Ataol BEHRAMOĞLU


YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez.
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda 
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı
yetmişinde bile mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara filan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

                                      Nazım Hikmet RAN